recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

2001.
kürtlere yönelik onlar zerdüşttürler başörtüyü savunamazlar diye buyurmuş.
dini zerdüştlük olan başörtüsünü savunabilir mi gerçekten. demek ki hak ve özgürlükleri savunmak için aynı renkten, aynı aidiyetten olmak lazım. tam bir üniterlik. öyle mi bu yüzden ateistler, marksistler, hiristiyanlar ve ben bunların hiç biri bu aptalca yasağa karşı çıkamaz. başbakan kendini ne güzel şekilde ele verdi.sırf bu yüzden kürtçeyi savunumaz, çünkü kürt değil. kiliseleri yıkar çünkü hiristiyan değil, kızılderili katlimına karşı çıkmaz çünkü oda değil. bu bir lapsus değil apçaık bir hakikat.
kurban olayım bilinçlatına.işte demokarsi ,özgürlük kavramlarına kimin ne kadar inandığı hangi genişlikte baktığını bu gibi sözler çok güzel ele veriyor.eski bir zerdüşt, şimdilik dinsiz imansız bir insan olarak kemale ermiş kendi adına kendi kararını verebilecek potansiyline çoktan kavuşmuş bir insanın giyimine- her anlamda- karışıp, hele ki nufusun büyük bir kısmı müslüman olan ülkede başörtüyü yasaklayan zihniyete karşı kendimi ne kadar sıksam, ne kadar terbiyeye uzansam da içine tüküreyim demekten alamıyorum. sadece başörtü için değil birçok özgürlük için. şimdi ben ne olcam başbakanım.
devamını gör...
2006.
ustalık dönemim dediği bu son dönemidir bakeceğiz, göreceğiz.
oy verdik, zaman verdik, zamanı gelince hesap da soraceğiz.
ha bizim hesap sormaya gücümüz bir yere kadar yeter diye düşünebiliriz.
lakin Allah azze ve celle ye havale etmişiz biz işimizi en başından, o en adildir. o hesap soranlardan da hesap sorandır. en büyük o' dur.

tanım :åžu an için dualarımız ve kendi çapımızda eylemlerimizle ( kesinlikle parti de falan siyaset yaparak değil ) kendisine destek olmaya çalıştığımız başbakanımızdır savunan adam.
devamını gör...
2007.
sigara, alkol, lüks taşıt ve cep telefonuna yaptırdığı ötv zammını tebrik ettiğim lider.
onun dışında doğalgaza zaten üç senedir zam yapılmıyordu. doğalgazı yellenerek üretsek bedava da verirlerdi ama dışarıdan alıyoruz kardeşler! adamların eline bakıyoruz. kaldı ki doğalgaz "hala" en ucuz ısınma şekli. zam geldi deyip kömüre dönenler daha fazla para ödüyorlar.
ekmek zammını başbakan değil fırıncılar odası yapıyor. bir kaç kapitalist fırıncı bir araya gelip ekmeği 1 liradan satmak için anlaşıyorlar. soruyorum size! bu zatın adam ettiği istanbul halk ekmek fabrikası 50 kuruştan ekmek satıp zarar etmezken fırınlar ne diye 1 liradan ekmek satıyorlar? üstelik halk ekmek sağlıklı. fırıncılar ekmeği nasıl yapıyorlar, hamuru kararken başka yerlerini de karıyorlar mı onu da bilmiyoruz.
velhasıl türkiye'nin çok zor göreceği bir başbakandır. ekmeğe, suya, doğalgaza, şuna buna aylık zam yapan liderleri de biliyoruz anam...

ha bir de fabrika kapatıp dışarıdan inek getiriyormuş. bakalım daha ne hünerleri ortaya çıkacak.
devamını gör...
2014.
hala din ile özdeşleştirerek, sanki islam alimi bir kişi gibi gösterilerek sevilmeye, övülmeye çalışılan ülkemin başbakanı.

bu ülkede maalesef böyle insanlarla beraber yaşıyoruz. o kadar aptallar ki, normal bir insanı, erişilmez bir din büyüğü gibi görme gafletine, dalaletine düşüyorlar. işin acı tarafı, bu büyük günahlarını bildikleri halde yine devam ediyorlar. peki sonra ne oluyor, normal bir insan olduğu için hata yapan bu adam yüzünden insanlar mensubu olduğu dine saldırıyorlar. şimdi bu iş mi.

sen mi büyüksün, yoksa din mi. altı üstü pek çoğumuz gibi o da ihl eğitimli normal bir vatandaş. bu kadar yüceltmeye çabalamanın amacı ne. daha da sapıtsın, kendisini dev aynasında görsün mü isteniyor.

insan sevme işini azıtınca, bunun adı tapma oluyor, şeytanın da görevi başarılmış oluyor. zaten şeytanın başarısı yanlış iş yaptırmak değil, yanlış bir işi, sanki doğruymuş gibi yaptırmaktır. Allah muhafaza. kendinize gelin, aklınızı başınıza, gözlüklerinizi de gözünüze alın. iyi göremiyorsunuz.
devamını gör...
2015.
balık hafızalı bizlerin, geçmişi çok çabuk unutarak hakaret ettiği, küfrettiği, nefret ettiği başbakan. tabi nurlu süleymanları gören bu ülke insanı rte'yi hazmetmekte zorlanıyor. bünye meselesi!
devamını gör...
2018.
her seçimde oylarını artıran lider.iyi yada kötü sev yada sevme onun döneminde türkiye çok değişti gelişti..10 sene öncesinden kat kat ilerdeyiz..
devamını gör...
2019.
abdulkadir selvi bugün onu yazmış.


--- alıntı ---
Passat marka özel aracın direksiyonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oturuyor.

Yanında ise eşi Emine Hanım var.

Başbakan'ın Mısır-Tunus ve Libya gezisinden birkaç gün önce.

Başbakan'ın, "Hadi Emine, bir fakir evini ziyaret edelim" sözü üzerine gecenin karanlığında Ankara'nın sokaklarına dalıyorlar.

Başbakan direksiyonu Siteler'e doğru kırıyor.

Siteler Ankara'nın mobilya merkezi.

İş yerleri olduğu için o saatlerde bir hayalet kenti andıran Siteler'in içinden geçip, Hüseyin Gazi'ye doğru yöneliyorlar.

Uzaktan ışığı zor fark edilen çadır ile baraka arasındaki bir yerin önünde duruyorlar.

Başbakan araçtan iniyor, barakanın kapısını çalıyor.

Yaşlı bir adam açıyor kapıyı.

Gözlerini ovuşturup, bu saatte kapısını çalanın kim olduğunu anlamaya çalıyor.

Başbakan, "Selamün Aleyküm" deyince, yaşlı adam "O sen misin?" deyip Erdoğan'ın boynuna sarılıyor.

O sırada içeriden biraz daha genç bir kadın geliyor.

Kapıdaki bu şaşkınlık anı sırasında Emine Hanım da araçtan inip, kapının önüne geliyor.

Başbakan, "Bir çayınız yok mu?"deyince yaşlı adam ile kadın hemen içeri buyur ediyorlar.

Erdoğan'ın bir gece yarısı, dışarıya sızan ışıktan bulup, kapısını çaldığı ailenin 5-6 ay önce Ankara'ya geldiği ortaya çıkıyor.

Aile Çorumlu.

Kadının kocası ölmüş, kayınpederi ve bir çocuğuyla birlikte gündelik iş yapıp, geçimlerini sağlamak için gelmişler Ankara'ya.

Bir çocukları da askerde.

Başbakan hallerini hatırlarını soruyor.

Kadın, "Bir çocuğum daha var. O da askerde, pek görüşemiyoruz" diyor.

Başbakan aileden çocuğun adresini istiyor. Annesi asker mektuplarından birini getiriyor. Başbakan hemen talimat veriyor, sınır illerimizden birinde vatani görevini yapan askerin nöbetçi komutanı bulunuyor, onun aracılığıyla çocuk telefona getiriliyor.

Çocuk, dedesi ve annesiyle konuşup, kardeşiyle hasret gideriyor.

Bu sırada çay demleyen kadın ikramda bulunuyor.

Bir seçim gezisinde Başbakanlık ekibinden dinlemiştim.

Gittikleri yer, altı ahır, üstü ev olan bir Anadolu eviymiş. Evin merdivenlerini tırmanırken, danışmanların bir kısmı ahır kokusundan burnunu tutuyormuş.

Ama Başbakan doğma büyüme o evde yaşıyorcasına rahat bir şekilde eve girmiş ve kurulan yer sofrasına bağdaş kurup oturmuş.

Hüseyin Gazi'deki baraka benzeri evde de o samimiyetle oturduğuna, ikram edilen çayı, kristal bardaktaki çay gibi yudumladığına inanıyorum.

Başbakan evin sakinlerini dinliyor. İhtiyaçlarını tespit ediyor. Yaşlı adamın böbrek rahatsızlığından kaynaklanan tedavisini not ediyor ve "Allaha ısmarladık" diyerek oradan ayrılıyor.

Sokağın köşesini dönünce ihtiyaç listesi buruşturulup arabanın camından atılmıyor.

Sabah ilk iş olarak danışmanlara veriliyor. Ve 2 gün sonra aynı baraka evin kapısı çalıyor.

Listede yer alanlar eksiksiz olarak kendilerine teslim ediliyor.

Başbakan, ailenin ihtiyaçlarının takip edilip düzenli olarak karşılanması için talimat veriyor. Recep Tayyip Erdoğan farklı bir insan.

Yalılardakileri değil, Hüseyin Gazi'dekileri düşünüyor.

Gecenin bir vaktinde eşini yanına alıp, ışığı yanan yoksul arayan biri.

O nedenle de gecenin bir yarısında, kapısı çalındığında, yaşlı adamın," O sensin değil mi?"diye aklına ilk gelebilen birisi.

Annesinin cenazesinin başında hüngür hüngür ağlarken de çok sahiciydi, arkasından Kur'an-ı Kerim okurken de samimiydi.

İsrail'e,"one minute" çekerken ne kadar yürekliyse, fosfor bombalarıyla öldürülen Gazze'li çocuklarının acısını içinde hissederken de o kadar şefkatliydi.

Ak Parti'nin 3 gün süren Kızılcahamam Kampı'nda seçim sonuçları, AK Parti ve siyasi partiler üzerine geniş kapsamlı bir sunum yapıldı.

AK Parti'nin seçim başarısının arkasında 1 numaralı faktör olarak ne çıkıyor biliyor musunuz, lider...

Yani Recep Tayyip Erdoğan.

Millet, güvendiği liderin peşine düşüyor.

Çarkçılıkla değil, halkçılıkla oluyor bu işler.

Sol ne zaman ki," Hadi Emine bir fakir evini ziyaret edelim" diyen bir lidere kavuşur, ancak o zaman iktidar olur.

Çünkü iktidarın yolu Silivri'den değil, Hüseyin Gazi'den geçiyor.

--- alıntı ---

devamını gör...
2020.
özal gibi ülkeyi olumlu yönde değiştiren ve ileriye götüren türkiye cumhuriyeti başbakanı.

bir türkiye yi 1997,2001,2003 hatta 2007 de düşünmek birde bugünü düşünmek lazım. değişim sosyal ve siyasi alanda muazzam.

nerede abdullah gül ün cumhurbaşkanlığının engellenmeye çalışıldığı,ak parti ye kapatma davası açıldığı günler nerede bugünler.

nerede egemen süper güçler karşısında kendimizi ülkece öz güvensiz hissettiğimiz günler,nerede bir bölgesel güç olma yolunda ilerlediğimiz bugünler.

nerede atalarımızın toprağı olan ortadoğu ya el gibi baktığımız günler,nerede hinterlandımıza odaklandığımız bugünler.

nerede cesur savcı ferhat sarıkaya nın meslekten men edildiği günler,nerede ergenekon un tasfiye edildiği bugünler.

elbette bu başarılı tablonun ortaya çıkmasının tek nedeni başbakanın şahsı değil kadrosu ve gönüllüler(gülen) hareketide büyük bir etken ama başbakanın liderliğinin bu tabloya çok ciddi katkısı var.

başbakan erdoğan ın türk siyasi tarihine geçeceğini bugünden öngörmek rahatlıkla mümkün.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar