recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

202.
recep tayyip erdoğan sevilse de sevilmese de bir başarı öyküsüdür.

recep tayyip erdoğan'ı recep tayyip erdoğan yapan, aslında bu günkü ulusalcı, atatürkçü, milliyetçi kesimdir.
böyle düşmanlar olunca kim olsa aynını olurdu aslında.

recep tayyip erdoğan refah partisi zamanında erbakan'ın sağ koluydu. refah partisi'nde il, ilçe başkanlıkları filan yapardı. hiç bir zaman gözü yükseklerde olmayan, erbakan'ın sadık mı sadık adamıydı. (yükseklerde gözü olsa da erbakan'dan sonraki en yüksek makamda olabilirdi ancak)

türkiye'de o dönemler işler pek iyi gitmiyordu. başarısız bir koalisyon hükümet ivardı ve necmettin erbakan fena halde muhalefet ediyordu. televizyonlarda açık oturum programlarında koalisyon ortaklarını rezil ediyordu. halkta da sempati uyandırmıştı. aslında halk sempati duymaktan ziyade; bu zamana kadar herkesi denedik bir boka yaramadılar. bu sefer de refah partisini deneyelim bakalım demişti.

recep tayyip erdoğan da o aralar milletvekili olmaya uğraşıyordu. ancak milletvekili olmasını önünü necmettin erbakan kapatmıştı yanlış hatırlamıyorsam. milletvekili adayı olamayınca da istanbul büyükşehir belediye başkanı adayı omuştu.

istanbul o zamanlar nurettin sözen'e emanetti. ortalığı bok götürüyordu. çöpler toplanmıyordu. sular akmıyordu. trafik desen ayrı bir çile. yani istanbul yaşanmaz ve yaşatmaz bir hale gelmişti.

işte o ara tayyip erdoğan fena propaganda yaptı. suları akıtacağını söyledi, çöpleri toplatacağını, istanbul'u yaşanır ve yaşatılır bir şehir yapacağını söyledi.

söyledi ve de kazandı.

en recep tayyip erdoğan muhalifi de hakkını verecektir ki tayyip erdoğan istanbul büyükşehir belediyesini kazandı ve de dediklerini de yaptı. çöp dağlarından kurtulduk, Allah'ın hikmetidir ki yağmurlar da yağmaya başladı ve sularımız da akmaya başladı. kavşaklar yapılmaya başladı.

istanbul rahat bir nefes aldı ve bir daha tayyip erdoğan kimi aday gösterdiyse istanbulda o kazandı. burada chp'li sözen'den canın yanan istanbul halkının kemal kılıçdaroğlu'na neden itibar etmediğini de görüyoruz aslında. zira nurettin sözen'in de bir çok güzel vaadi olmuştu başkan seçilirken.

tayyip erdoğan istanbul belediye başkanı olduktan sonra ulusalcı, chp'li kemalist kesim şaşırmışlar tabi. ne yapıyor lan bu demişler. halka hizmet ediyor lan bu hayret bir şey. demeye başlamışlar.

böyle ayak takımına hizmet eden bir belediye başkanı istemiyoruz indirelim bunu aşağı demişler. böyle saçma şey mi olur yahu nerede görülmüş bir belediye'nin çöpleri topladğı, suları akıttığı, yollar yaptığı, kavşaklar yaptığı demişler ve tayyip erdoan'ın ipini çekmeye karar vermişler.

tayyip erdoğan tam da bu dalaverelerin döndüğü esnada siirt'e gitmiş. siirt'te bir şiir okumuş. bunlar da demişler ki; ahan da tayyip'i indirecek bir şey bulduk. sevinmiş garibanlar. ve derhal dava açmışlar. dava da sonuçlanmış ve tayyip erdoğan aslında o zaman bitmiş gerçekten de.

hapis cezası verilmiş ve siyasetten de yasaklanmış. artık muhtar bile olamayacakmış.

gerçekten de öyleydi. eğer daha fazla üzerine gidilmeseydi muhtar bile olamayacak pozisyona gelmişti.

şimdi burada tayyip erdoğan'ı biraz kenara bırakıp necmettin erbakan'a dönmek gerekiyor.

erbakan'a o günlerde yapılan mücahit erbakan, başbakan erbakan sloganları tutmuş, halkın da önceki siyasilerden bıkmazı üzerine erbakan'a bir teveccüh buyurmuştu ya. işte o erbakan başbakan olmuş nihayetinde.

erbakan başbakan olunca yanlış işler yapmış. mesela abd ve israil'e posta koymuş. sonra başbakanlığa tarikat şeyhlerini getirip yemek vermiş.
bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere aydın doğan'ın kuyruğuna fena halde basmış.

eh abd'den de emri alan bazı kesimler, abd karşıtı erbakan hükümetini indirmeye karar vermişler.

28 şubat'ta erbakan'a çok acayip kararlar imzalattırmaya çalışmışlar. o günlerde de milletin parasıyla alınan tanklar bakım için sincan'a çıkmış. bakım için!
sonuç itibariyle allem etmişler kallem etmişler ve 28 şubat postmodern tabir eidilen darbe olmuş ve erbakan hükümeti de alaşağı edilmiş.

bu 28 şubat denen darbe de öyle böyle bir darbe olmamış aslında. özellikle o zamanın medyası tarafından fena halde ateşlenmiş. karargahtan emir alan gazeteciler bu emirleri manşete sorgusuz sualsiz çekmişler.

işte tam bu süreçte birileri düğmeye basmışlar ve refah partisi'ni kapattırmaya karar vermişler. fazla uzatmayayım refah partisi kapatılmış ancak tayyip erdoğan hala necmettin erbakan'ın sadık adamlarından bir tanesi.

erbakan siyasi sahneden silinmiş. muhtar bile olamayacak vaziyete gelmiş. perde gerisine çekilmiş artık.

elemanları da fazilet partisi adından bir parti kurmuş. refah partisi'nin devamı olarak. tayyip erdoğan da fazilet partisine geçmiş. tabi siyasi yasaklı olarak. dışarıdan doğru.

bu arada da seçim olmuş. seçimde de dsp- mhp- anap hükümeti kurulmuş.

işte bu hükümet memleketimizi batırma yolunca büyük adımlar atmışlar. cumhuriyet tarihinin en büyük krizi bu dönemde yaşanmış, 20 tane bankadan 50 milyar dolar bu dönemde hortumlanmış, ekonomi batmış, türk lirası maytap geçilecek hale gelmiş, imf'den para gelmezse devlet memur maaşlarını ödeyemecek durumlara düşmüş,
intihar eden işadamları haberleri üçüncü sayfaları süslemiş, yani boktan bir dönem yaşamışız.

bu arada irtica ile mücadeleden de taviz verilmemiş. mesela; 12 yaşından küçük çocukların kur'an kursuna gitmemesi mevzusu bu dönemde sağlanmış, imam hatip ve ilahiyat fakültelerinde de başörtüsü yasağı bu dönemde uygulanmaya başlanmış.

irtica ile mücadeleye tam gaz devam edilirken memleketimizin de içine sıçmışlar.

bu arada ne olur ne olmaz diyerekten fazilet partisi'ni de kapatalım demişler aradan. demekle de kalmamışlar kapatmışlar da aynı zamanda.

bu esnada tayyip erdoğan propaganda yapıyor tabi. beraber yürüdük biz bu yollarda diyor millete. bu şarkı burada bitmez diyor. siyaset yapsa belki yıpranırdı ama siyasi yasaklıyken bu söylemler daha da güçlendirdi. özellikle de istanbul'a yaptığı hizmetleri bilenler ayrı bir sempati beslediler adama.

tayyip erdoğan baktı ki fazilet partisi de kapandı. o da abdullah gül kardeşi ile birlikte bir siyasi parti kurdu. başına da abdullah gül'ü geçirdi ve partinin amblemini de ampulden yaptı.

türkiye cumhuriyet'inin en becereksiz hükümeti de ülkeyi soktuğu ekonomik krizden çıkamayınca çareyi seçimde bulmuş.

tayyip için de bu seçim biçilmiş kaftan olmuş.

ancak siyasi yasaklı olduğu için kendisi perde gerisinde kalmış. abdullah gül kardeşi girmiş seçime. ve tayyip hayranları için beklenen, tayyip'i bitiemek isteyen kesimler için beklenmeyen son! tayyip'in ampülü tek başına iktidar.

tayyip erdoğan'ı bitiemek için ellerinden geleni ardına koymayan zihniyete karşı tayyip 100 de 35 oyla nanik yaptı.

sonra deniz baykal tayyip için; nasıl olsa beceremez, biz yasa yapalım ve tayyip erdoğan'ı başbakan yapalım dedi (he rne kadar demedim diye açıklama yapsa da bütün göstergeler dediğini göstermekte) deniz baykal'ın da desteği ile tayyip erdoğan'ın siyasi yasağı kalktı ve siirt'te fadıl akgündüz'ün dokunulmazlığı kalkmasından mütevelli tekrarlanan seçime girdi ve seçimde de seçilerek türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı oldu.


neyse tayyip başbakan olmuş ve bu sefer onu indirmek isteyen kesimler dualar eymeye başlamışlar, Allah'ım ne olur bir ekonomik kriz çıksın da tayyip düşsün demişler.
genç subaylar rahatsız diye askeri kışkırtmışlar..

sonra kendisine bir jest yaparak başbakanlığı veren abdullah gül kardeşini cumhurbaşkanı yapmak istemş.

bu sefer malum kesim azıtmış. yapamazsın demişler. bizim istemediğimizi yapamazsın demişler.
367'yi çıkarmışlar, askeri kışkırtmışlar.

özellikle askeri kışkırtana kadar oyları 100 de 35'lerde seyreden tayyip erdoğan, askere karşı dik durunca oyları yüzde 47'ye çıkmış.

tabi burada darbe günlükleri, danıştay cinayeti, cumhuriyet'e atılan mke yapjmı bombaları yazmadım.

şimdi de adamı bitirme planları yaptıkları orralıklarda dolaşıyor. bakalım bir dahaki seçimde yüzde kaç artıracak oylarını.
devamını gör...
203.
"beni niye horluyorsunuz ki" formatında konuşmalardan senelerdir bıkmamış kişidir. bu memlekette süleyman demirel'e çoban sülü, ecevit'e çişini tutamayan adam, özal'a çankaya'nın şişmanı denilmiştir. daha birçok politikacıya bu laflar edilmiş olmasına rağmen hiçbiri bu söylenen laflara eziklik duygusu içerisinde yaklaşmamış özgüveni sağlam bir şekilde gülüp geçmiştir. fakat tayyip erdoğan ise bu tip şeyleri kendisine bir hakaret olarak algılamış veya toplumun öyle algılaması ve kendine bu sebeple destek olması için elinden geleni yapmıştır. bu adam 2-3 ayda bir olmak üzere bir türlü kendine veya partisine hakaret veya ezilmişlik sebebi buluyor. bu ezilmişlik edebiyatı da senelerdir bitmedi. kendini birilerinin temsilcisi ilan edip ezilmişlik edebiyatı yapmaktan geri durmamasından gerçekten gına geldi. bu sebeple de artık inandırıcılığı da kalmadı.
devamını gör...
204.
bülent arınç'ın davos'tan sonra bütün hakkını helal ettiği dava arkadaşı. avrupa parlamentosunda 'filistin halkının seçtiği hamas'a herkes saygı duyacak!' diye gürleyen birine oylarımız da, hakkımız da helal olsun.
devamını gör...
206.
*"ben bir bölen olmayacağım" deyip neredeyse tamamını peşinden sürükleyerek bölmekten beter eden bölen.
**"köprüyü geçene kadar ayıya dayı demezsek birşey yapamayız" teranesiyle yola çıktıktan sonra, köprünün ortasında ayının tasallutuna uğrayan kişi.
***"teskereyi (ırak) geçirmezsek memurun maaşını nasıl vereceğiz" diyen müslüman başbakan!
****lafa gelince esip gürleyen(one minute) ama gazzeyi bombalayan ucaklara konya'da eiğtim müsadesi veren yaman çelişki.
*****say say bitmez..
devamını gör...
207.
yarın sabah ilk açıklaması "sizi bilmem naptığımın çini" diyerek yerden yere vuracan o bacaksızları ve israil e yapamadığı herşeyi çin üzerinde uygulayıp deşarj olacak başbakan. * *
devamını gör...
209.
ayasofya camii'nin tavanında ve duvarlarındaki o rezil putlar ve çirkin resimler harçla, sıvayla kapanmadıkça fatih sultan mehmed han'ın lanetlediği güruhla beraber olacak zat.
bu veballe ahirete gitmeyi ben olsam göze alamazdım. ne düşünüyor acaba?
devamını gör...
210.
askerlerimizin başına amerikan askerleri çuval geçirdikten sonra bir gazetecinin "amerika'ya nota verecek misiniz?" şeklindeki sorusuna "ne notası müzik notası mı?" şeklinde karşı soruyla cevap vermiş ve benim gibi milyonlarca insanı dumura uğratmış kişidir. keza davos olayından sonra "bakkal dükkanı" muhabbeti de yine dün gibi aklımızdadır, hafızalaramızdadır.
devamını gör...
211.
tüm siyasi partiler'in bir sonraki seçimde politkadan silineceğini iddia ettiği zat. bir rumen atasözünde olduğu gibi acaba "köpekler istedi diye atlar ölmez" durumundan habersizler midir?



--- alıntı ---

MEHMEDIM SEVININ BAŞLAR YÜKSEKTE
ÖLSEKTE SEVININ EVE DÖNSEKTE
SANMA BU TEKERLEK KALİR TÜMSEKTE
YARİN ELBET BIZIM ELBET BIZIMDIR
GÜN DOGMUŞ GÜN BATMİŞ EBET BIZIMDIR

--- alıntı ---

(bkz: bu şarkı burada bitmez)



devamını gör...
212.
ülkenin son 10 yılına damgasını vuran müthiş siyasetçi ve çok başarılı bir başbakan. eskiden kalma nice siyasetçiyi unutulmuşluğa gömdü. baykal, şimdilik direniyor.
devamını gör...
213.
senelerce düşündüm ve karar verdim. bu adam ya çok büyük vatan haini, ya da çok büyük kahraman. ama kesin olan bir şey varsa kesinlikle bu ikisinin arası değil.
millet olarak paranoyaklığın sınırlarını zorladığımız şu günlerde kendisi ile ilgili yapılabilecek tanım : gerçek olamayacak kadar iyi'dir.
devamını gör...
214.
kendisine yapılan eleştirileri hemen saldırarak, çamura yatarak atlatmaya ve karşısındakini sindirmeye çalışan pislik bir kasımpaşalı olduğuna yönelik eleştiriler olsa da bu tip eleştirilere kesinlikle inanmadığım sevgili, saygıdeğer başbakanım. çok fazla saygıdeğerdir kendileri.
devamını gör...
219.
arkadaş arasında yapıldığında normal olan bir yorum, bir başbakanın ağzından çıktığında çok ama çok yıkıcı bir hale gelebilir. bunu bilmeyen bir başbakandır, tayyip erdoğan.
kendisinin söylediği her söz milyonlarca insana ulaşıyor. önemseniyor. yorumlanıyor, dinleniyor, gündemi belirliyor. bu kızcağızın babası büyük acılar içinde bir mücadele veriyor. daha katil zanlısının nerede olduğu bile belli değilken, devletin bu acizliği gözümüzün önündeyken çıkıp da tarifsiz acı çeken bir adamcağıza "kızına sahip çıkmazsan davulcuya zurnacıya gider" demek ona bir hançer daha saplamaktır, tek kelimeyle ayıptır. münevverin babası ve biz; hepimiz, devletin karşımızda değil, arkamızda olmasını bekleriz. kulağımızı çekmesini değil, bize sahip çıkmasını bekleriz.
elbette çoluk çocuğumuzu gözümüzden sakınacağız. ama daha hırsızı yakalayamamışken ev sahibine neden pencereni açık bıraktın diye çatmak olmaz, hele bir başbakan asla yapmamalı bunu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar