recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

2801.
bu günkü konuşmasında "biz hem asker oğlunu bekleyen annelerinin hem de dağda oğlunun geri gelmesini bekleyen annelerin göz yaşlarını dindirmek istiyoruz" taktir ettiğim bir yaklaşımdır.

başbakan teröre bulaşmış gençleri vatandaşı olarak görerek kuşatıcı bir yaklaşım geliştirmiştir. umarım uludere meselesinde de öldürülenlerin de kendi vatandaşı olduğunu düşünerek yargının işini hızlandıracak talimatlar verir.

köpeklerine yabancı dilde isim verenlere türkçe ya da kürtçe bir isim verin demiştir. kuşatıcı bir yaklaşım. ben bu dilin göstermelik olmayacağını umuyorum.
devamını gör...
2803.
geçen sene bu zamanlar bastıra bastıra oy verdiğim partinin genel başkanı.

evet, tayyip erdoğan, basiretsiz liderlerin içinden sıyrılıp basiretini sergilemiş bir başbakan. 27 nisan muhtırasına verdiği sert tepkiyi hatırlıyoruz. eee, bunları bir kenara koyuyoruz, son bir senede yaptıkları, olan şeylere verdiği tepkiler, gündem değiştirme çabaları, basiretsizlik, vb. bunlara bakıyorum. sanki bambaşka biri gelmiş gibi yahu. yok, ameliyat oldu değişti de diyemem. korkarım partisi birileri tarafından ele geçirildi. ya da bir yerlerde kasedi saklanıyor. durum o kadar ciddi ahali. başbakana bi haller oldu.
devamını gör...
2804.
her siyasetçi gibi mesleki yorgunluk ile malül...

en iyimser yorumla "baba yoruldun artık dinlenme vakti...". epeydir gitmesi için her türlü yolu deneyenler, manevralar, tezgahlar, ali cengiz oyunları... türlü türlü denemeler ama olmadı. halbuki kendi haline bırakılsaydı süreç, zaten olması gereken olacaktı. taraflar ipi gerdikçe yanlışlar artmakta hatalı ve kusurlu kararlar çoğalmaktadır. bu bizi de etkiliyor elbette. yerli-yersiz öyle konular gündem oluyor ki. hele ki şu kürtaj meselesi. hani moda tabirle "mesele gerçekliğinden koparılmış bir şekilde" tartışılmakta. nicedir tartışmalar "gavur metodu" ile yapılıyor. itici ve bizden olmayan bir şekilde.

"devlet baba" yorgun, evet. yüzyılların yorgunluğu hakim devlette. ve elbette hükümette. hükümetler mesailerine nasıl başlarlarsa başlasınlar eğer bir şekilde iktidarları devam ediyorsa o yılların birikimi gelip tepelerine biniyor. tüm zaaflarla malül bir hale geliyorlar.

bu topraklar üzerinden kimler geldi kimler geçti. (devlet/millet) ne ilkiz ne de son olacağız. medeniyetlerin beşiğinde aşık atmak kolay mı? sana mı kaldı dünyayı dize getirmek? hırçınlık ile bağırıp-çağrmak ile bir yere kadar. ondan sonrası çıkmaz sokak. halbu ki ölçülü olunabilseydi çıkmaz sokaklar başka sokaklara çıkabilecekti. şimdi yumuşak bir geçiş vaktidir. yavaş, kırmadan-dökmeden ve makul bir şekilde. şimdi derken hemen şimdi değil elbette. çok uzak olmayan şimdide. belki yarın, belki yarından da yakın.
devamını gör...
2805.
son uludere olayında belki de politika yaşamındaki en büyük afallamayı yaşamış,herşeyi eline yüzüne bulaştırmıştır temizlemesi zor olacak kolay gelsin şimdiden kendisine.
devamını gör...
2806.
kürtaj açıklaması konusunda hata yapmış liderdir.
bir siyasi lidere bir vakanın sebeplerine değinmeden sonuçları üzerinden prim yapma çabası yakışmıyor.
sen devlet eliyle kerhane işlet.tecavüze göstermelik bir ceza koy. zinayı serbest hale getir sonra da vay efendim kürtaj cinayettir. iyi tamam da ya bu cinayetin müsebbibleri?
devamını gör...
2808.
kürtajın cinayet olduğunu ilan edip, evlilikdışı ilişkinin zina olmayıp suç sayılmamasının hangi akla sığdırdığını merak ettiğim sevdiğimiz siyasetçimiz..

yani şimdi evlilikdışı ilişki olsun(yani banane kim ne yaparsa yapsın), herkes hoşuna gittiğiyle gezsin tozsun 'bir de bebek' pozisyonuna gelince o çocuk da varsın yaşasın diyor anladığım kadarıyla.. yani üç çocuğu öyle tamamlayamayan böyle mi tamamlasın dedi bilemedim ben şimdi.. (töbe estağfirullah)

ahlaksız film senaryoları alsın başını gitsin, özgürlük adına milletin ne kadar değeri varsa ayaklar altına alınsın medya yoluyla, kimin eniştesi, kim kimin kocası, kim kimin karısı belli olmasın... sonra kürtaj cinayet olsun (yani elbette öyle de)

bu işin sonu nereye varıyor sayın erdoğan diye sormak istediğimdir...*
devamını gör...
2810.
hasan cemal'in hakkında zaloğlu rüstem benzetmesi yaptığı başbakandır.
--- alıntı ---
Tayyip Erdoğan, maşallah, Zaloğlu Rüstem gibi. Elinde koca bir pala, ya Allah bismillah deyu, durmadan her yana sallıyor kelle almak için...
İyi ki son haftalarda denizlerdeydim. Yoksa arada benim kelle de kazaya gidebilirdi.
Sayın Başbakan;
Ne bu şiddet, bu celal?..
Dilin kemiği yoktur ama bu kadarı da olmaz. Eskilerin bir sözü vardır, “Ağız torba değil ki büzesin” derler.
Son haftalardaki çıkışlarınız ve yaşanan bazı olaylar bana bu sözü hatırlattı.
Kürtaj, sezaryen...
Uludere...
“Her kürtaj bir Uludere’dir.”
Tek din...
Dindar nesil...
Ölüsevici...
İdris Naim Şahin...
O tüyler ürpertici gazeteciler ve tasma açıklaması.
Despot aydınlar...
BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için KCK fezlekesi.
Fazıl Say davası.
Ağzınızdan neredeyse hiç düşmeyen hainlik söylemi.
BDP’ye dönük kalleşlik sözü.
Uludere konusundaki “Özür açıklanmaz, dilenir” başlıklı yazısı üzerine işinden olan Yeni Şafak’ın Washington temsilcisi, değerli meslektaşım Ali Akel...
Arena stadyumundaki siyasal gösterinin büründüğü otoriter liderlik halleri...
Kürt sorunu konusunda derinlik ve inandırıcılıktan yoksun olan son Diyarbakır konuşması...
--- alıntı ---
http://siyaset.milliyet.com...
devamını gör...
2811.
--- alıntı ---
...
Ne var ki, geçen haziranda yapılan son genel seçimlerden, "Ustalık" dönemine girdiğinin ilanından sonra AKP iktidarı adım adım tanınmaz bir kimliğe büründü. Başbakan Erdoğan'ın söylemi kabaca şu hal aldı: "Milli irade, millet benim... Halk çıkarını bilmez, ben bilirim. İhaleleri kimin alacağına, medyanın neyi yazacağına ben karar veririm... Futbolu, sanatı, tiyatroyu, dini, kürtajı, sezaryeni en iyi ben bilirim... Halkın yarısının oyunu alan hükümeti eleştirmek Türkiye'nin kalkınmasını istememek, yabancıların oyununa gelmek demektir, ihanettir..."

Bu söylemle demokratikleşme yönünde beklenen reformlar tamamen durdu. "İnkâr bitti, asimilasyon da bitti. Kürt sorunu yoktur, PKK sorunu vardır..." denmeye başladı. PKK şiddetini konuşarak sonlandırma yerine, "asgarileştirmek"ten dem vurulur oldu. Eleştirel yazı yazan gazeteciler Erdoğan'ın "dükkân sahipleri" eliyle işlerinden çıkarılmaya başladı. MHP ağzıyla konuşan İçişleri Bakanı, Uludere'deki bombalamanın kurbanlarını, suçlu ilan etti. Erdoğan'ın bir tür başkanlık sistemi getirmeyen yeni bir anayasayı isteyip istemediği sorusu, demokratik anayasa yapılıp yapılmayacağını kuşkulu hale getirdi.

Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarında gözlenen bu tersine dönüş, bu otoriterleşme eğilimi nereden kaynaklanıyor olabilir? Bu bağlamda çeşitli teoriler ileri sürülüyor:

1- Erdoğan asker sivil bürokrasiye hakim olduğu, iktidarını yerleştirdiği için artık "Devlet benim... Beni eleştiren de Türkiye'nin düşmanıdır..." diyor.
2- Mutlaka cumhurbaşkanı/başkan seçilmek istiyor. Bunun için milliyetçi-muhafazakâr işbirliği stratejisiyle MHP oylarını kazanmak istiyor.
3- Demokratlığı bıraktı, muhafazakârlığa sarıldı; RP İslamcılığına dönüyor.
4- Şişirilmiş özgüven, tek-adamlıkta ısrar, çevresindeki şakşakçılar başını döndürdü.
5- Beden ve zihin sağlığı yerinde değil.

Peki, bu gidiş AKP'yi nereye götürür? Bence Erdoğan eleştirilerden ders alıp kendisine ve çevresine çekidüzen vermezse, bu gidiş AKP'yi er veya geç iktidardan düşürür. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi dahi tehlikeye girer.
...
(şahin alpay)
--- alıntı ---
devamını gör...
2812.
--- alıntı ---
...
Uludere ve kürtaj gibi konuların oluşturduğu fay hattı, İslami kesimde ciddi yarılmaları tetiklemeye devam edecek gibi görünüyor. Örneğin Uludere eleştirisinden sonra işine son verilen Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Akel’e yapılanlara İslami kesimin kadınları tepki göstermeyi sürdürüyorlar.
Elif Çakır, Hilal Kaplan, Özlem Albayrak, Nihal Bengisu Karaca, Hidayet Şefkati Tuksal ve Ayşe Böhürler’e Cihan Aktaş da katıldı ve Ali Akel’e arka çıktı.
Uludere konusunda İslami kesimdeki gelişmeleri aktaran Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Taraf’ta Neşe Düzel’e şunları söylüyor: “Dindar insanların ortamında oturun, Başbakan’ın tutumundan çok rahatsız olduklarını görürsünüz. Bu tavrın kabul edilemez olduğunu herkes söyler... Başbakan ve hükümet sürekli zikzak çiziyor. Uludere konusunda kutsal devlet anlayışı ve milliyetçilik öne çıkıyor. Bunun İslami açıdan savunulabilir bir yanı yok.”

Uludere’de sert bildiri
Başbakan, Uludere için ne söylerse söylesin, İslami kesimin birçok aydınının durumu içine sindiremediğini görüyoruz. ‘Buluşan Kadınlar’ grubu da bir imza kampanyası başlattı. Aralarında Leyla İpekçi, Hidayet Şefkati Tuksal, Yıldız Ramazanoğlu, Fatma Bostan Ünal, Nihal Bengisu Karaca’nın da bulunduğu grup, “Soruşturmanın açık ve adil bir şekilde yürütülmesini, otuz dört parçalanmış canın hesabının ertelenmeden şimdi verilmesini talep ediyoruz” diyor.


Entelektüelleri kaybetmek

Karaca, Habertürk’teki yazılarında Başbakan’ın kürtaj konusundaki tutumunu eleştirdi, Uludere’de yaşananlara ilişkin hükümeti uyardı ve bu sürecin AK Parti’yi entelektüellerden, düşünce dünyasından kopardığına dikkat çekti:
“Uludere hatasını sezaryen ve kürtaj tartışmasına seğirterek aşmaya çalışmak bir hataydı. Tartışmayı agresif bir dille sürdürmenin sonu batağa saplanmaktı, nitekim öyle oldu.

Ben olanı değil olacakları söyleyeyim: Bu gidişle ve diğer yapıp etmeleriyle hükümet, yakın bir tarihte fikirlerini dolaşıma sokacak entelektüel, yazar, akademisyen bulamayacak. Ve benden söylemesi, şimdiden öyle olmaya başladı...”
Karaca’nın sözleri, ‘yarılma’nın ulaşmakta olduğu derinliği yansıtan nitelikte.

İslami kesimin özellikle kadın yazarları, bütün bu konularda daha açık sözlü, tutarlı, kişilikli, derinlikli, geniş ufuklu, sağlam ve tepkisel bir tavır göstermeyi sürdürüyorlar.

(oral çalışlar)
--- alıntı ---
devamını gör...
2816.
son zamanlarındaki tavırlarına ve tutumlarına getirilen yorumlardan hareket edersek, eksik ya da yanlış türkiye üzerine tezleri olanlar kendisinden muzdarip hale gelmiş ve sadece şakşakçı, ihaleci, yağmacı tayfanın teveccühü ile başbaşa kalmaya başlamış kişi...

fakettiyseniz cemaat bile alttan alta bir eleştiri getiriyor ki ben bunu yapınca beni yerden yere vuruyordu bu sağcı hacı abiler... nerden nereye?
devamını gör...
2818.
zekeriya öz'ün görevden alınması, abdullah gül'ün yolunun kesilmesi, şike yasası, mitçiler için kanun, cmk 250 ile demokrasinin önünün kesilmesi gibi tuhaf icraatlara imza atan başbakandır. tüm bunları yapmasının tek sebebi olarak da "başkanlık" hevesi dışında makul bir sebep ortaya konulamıyor. başkanlık hevesi ise koltuk hırsından başka bir şey değil.

(bkz: hırs sebebi hasarettir)
devamını gör...
2819.
açıktan açığa, cemaat denen ahtapotun ülkeye dolanmış kollarını bir bir kesen başbakandır.

bu arkadaşların sözcüsü konumundaki kimseler, bu işten şikayet etmeye başladılar bile. zira, o kadar alışmışlardı ki, kamuyu küffar, kamu malını da savaş ganimeti gibi yağmalamaya.
devamını gör...
2820.
şu sıralar kendine dualarımı artırdığım kişi.
feraset ve basiret diliyorum, adalet diliyorum kiii veremeyeceği hesapların altına girmesin.
ve bu kadaaar bidon kafalının, göbeğini kaşıyanın; bilmem kaaaç yıllar sonraki umutlarını boşa çıkarmasın.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar