recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

2821.
kendisini kayıtsız şartsız destekleyen,yandaş medyanın yandaş köşe yazarlarıyla yayına çıkmış başbakan.körler sağırlar birbirini ağırlar olmuş.canlı yayını izlemedim ama katılan gazetecilere baktımda nasıl sorular geldiğini tahmin etmek zor değil.insan bi tane de muhalif gazeteci çıkarır.
devamını gör...
2822.
hazırladığı yeni cmk ile savcıları pasifize ederek yasama ve yürütmeden sonra yargıyı da dize getirmeyi ve milli şef olmayı amaçlayan liderdir.
(bkz: güçler birliği)

--- alıntı ---
Hatırlanacağı gibi MİT Kanunu'nun 26. maddesinde yapılan değişiklikle özel yetkiye bir istisna daha getirilmiş, MİT mensuplarının terör saikiyle dahi olsa soruşturulabilmeleri başbakan iznine bağlanmıştır.

Bu özel yetkiyi delen 3. istisna olmuştur.

Hal böyleyken soruşturma izni şartını, generaller ve üst düzey bürokratlar için de öngörmek, zaten yaralı CMK. 250'nin iğdiş edilmesi, esasen sonlandırılması demektir.

Cuntalar özellikle general kademesinde kurgulanan yapılardır.

Ama cuntadan sorgulamak istediğiniz her general için soruşturma izni istemek zorunda kalmak, süratle yürütmeniz ve delil toplamanız gereken böyle bir soruşturmayı yapamamak demektir.

Bu halde CMK. 250 var görünür, hakikatteyse yoktur.

Düşünebiliyor musunuz, bu kadar çok sayıda general ve üst düzey bürokratın soruşturulduğu davalarda aşama aşama her dalga için soruşturma izni istenildiğini?

Böyle bir soruşturmanın baştan ölü doğacağını söylemek kehanet değildir.
(gültekin avcı)
--- alıntı ---


sahi savcılar suça bulaştıklarını tespit ettikleri mitçiler için 4 ay önce izin istemişlerdi. başbakan o izni neden sürüncemede bırakıyor?

bundan sonra demek hukuk bu şekilde işleyecek ve dokunulanlar sadece gariban vatandaş olacak.
devamını gör...
2823.
--- alıntı ---
Ustanın çıraklık dönemi
...
Aşağı yönde en ufak bir oy oynaması ihtimali bile müstakbel sıkışmanın belirtisi olarak değerlendirilebilir, hele ekonomide de biraz sallanılması halinde asker üzerindeki prestijin bir anda buharlaşması mümkün hale gelebilirdi. Böyle bir durumun medyada yeni bir muhalefet dalgası yaratması, Başbakan'ın buna tepki olarak daha da celallenmesi ve adım adım hükümetin bir tuzağa doğru çekilmesi hiç de şaşırtıcı olmazdı...

Dolayısıyla yüzde ellilerin hemen üzerinde gezinen rakipsiz bir hükümet, gözlerini kendisini yeniden ellinin altına düşürebilecek olan marjinal yüzde beşe dikti. Bu gruptaki oyların kaynağı MHP tabanı gibi gözüküyordu. Çünkü Kürt meselesinde ilerleme kaydedemeyen bir hükümetin laik kesimin demokratlarından ilave oy alması gerçekçi değildi. Çare, PKK ile mücadeleyi yükseltirken, Kürt kimliğini tanıyan bir söylemin sürdürülmesi ve çözümün MHP'yi de kuşatacak veya onu zora sokacak bir biçimde anayasa üzerinden aranmasıydı. Böylece Kürt kimliğine verilebilecek 'tavizleri' hükümet vermiş olmayacak, öte yandan hem devlet politikasını sürdürmüş ve devleti sahiplenmiş olmanın, hem de sonraki süreçte 'çözümü sağlayan parti' olmanın nimetlerinden yararlanabilecekti.

Eğer başarılabilseydi gerçekten de 'ustaca' diye adlandırılabilecek bir taktiksel çizgi ortaya çıkabilirdi. Ama ustalık kendinle ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmayı, zayıf yönlerini görmeyi gerektirir. Hükümet ise bunları en azından kamuoyundan saklamayı fazlasıyla önemsediği ve kendisini olduğundan daha güçlü göstermeye çalıştığı ölçüde, daha da kırılgan hale geldi.

Uludere katliamı bu kırılganlığın bedelinin siyaset alanında 'tahsil' edilmesidir. Bütünüyle bir fiyasko olarak yaşandı ve hükümet bu olayın altında kaldı. Tümüyle hata olması mümkün olmayan, kasıt olmadıkça hata üretilmesini açıklayamayan bir durum, hükümet tarafından üstü örtülerek kapatılmak istendi. Üstelik gerçek anlamda özür dilenmemesi bir yana, sıkışmanın yarattığı sinirlilik hali Kürtleri dışlayıcı bir dile kayılmasıyla sonuçlandı. Hele Başbakan'ın Uludere'de bombalanarak parçalananlarla kürtajla alınan fetuslar arasında paralellik kurması, bir sağduyu iflasından başka türlü yorumlanamaz.

Bu tablonun İslamî duyarlılığı olan geniş kitleyi rahatsız etmemesi düşünülemezdi. Nitekim bu kesimin aydınları kamuoyuna yönelik bir imza kampanyası başlattılar. Burada imza sayısı önemli değil... Çünkü İslamî kesim kendisine ait gördüğü hükümeti zora sokmak istemeyecektir, ama zihinlerdeki ve yüreklerdeki kırılmanın maliyeti çok yüksek olabilir.

Hükümet kendisini usta sandı ama ustalığı beceremedi.
...
(etyen mahçupyan)
--- alıntı ---
devamını gör...
2824.
eskiden misket oynarken uğurlu misketi taşa sürtüp eskimsi efekt verirdik. işte aynı bu adam o. elimize oturmamaya başladığı zaman gözden çıkarıp ortaya dikeceğiz.
devamını gör...
2827.
son zamanlardaki performansından dolayı partisinden eleştiri alan liderdir. başbakan recep tayyip erdoğan'ın “cinayettir” diyerek gündeme taşıdığı kürtaj konusuna parti içinden önemli bir eleştiri geldi. partinin kurucu üyelerinden fatma bostan ünsalkürtaj meselesinin Uludere'yle ilgili gündemi değiştirmek için ortaya atıldığını, yasağın olası olumsuz sonuçlarını dikkate almak gerektiğini iddia ederek “Ben yasanın değiştirilmesine taraftar değilim” dedi.

--- alıntı ---
Uludere'yle ilgili gündemi değiştirmek üzere yapılmış bir şey. 12 yıldır partinin içindeyim, hiçbir şekilde bunu tartışmamıştık, ne programda ne seçim beyannamelerinde var. Madem, bu kadar önemli bir konu, çünkü “cinayet” daha önemli bir şey olamaz- mutlaka dikkate almış olmamız gerekirdi, ama alınmamışâ€ dedi.

Ünsal Başbakan'ın sözlerinin Uludereliler içinse bir kez daha bombalanmak anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi: “Her kürtaj Uludere'dir diyerek Uludere'yi çok hafifsemiş, hafifsediğin zaman da Uluderelileri bir kere daha bombalamış oluyorsun. Çünkü (kürtaj) yasal olarak bile serbest olan bir şey. Bu şekilde gündemi saptırmak yerine Uludere'yle ilgili olarak, ne olduysa, bunu açık yürekli bir şekilde hem anlatmak, suçluları cezalandırmak ve doğru dürüst özür bize düşmeliydi. Gerçek cinayetleri hafifseyip, cinayet olup olmadığı, dini açıdan, hukuki açıdan tartışmalı bir konuyu da çok büyütmüş oluyorsunuz. Bu tabii ki değer aşınmasını da getiriyor.”
--- alıntı ---
devamını gör...
2828.
başkan olmak istemesinden tek makul bir nedeni var bence. sütten ağzı yanmış yoğurdu üfleyerek yiyor. demirel cumhurbaşkanlığı sonrası dyp, özal cumhurbaşkanlığı sonrası anap'ın akıbetini bilen biri olarak hem kendisinin hem de partisinin istikbalini garanti etmek istiyor. başka bir mantıklı açıklaması yok kanımca.
devamını gör...
2831.
hayal kırıklığıdır. bir zamanlar bizden, içimizden biriydi şimdilerde müflis tüccar. biz ankaralı despot şefi değil, kasımpaşalı halkın çocuğunu sevmiştik.
devamını gör...
2832.
cmk 250. maddede değişiklik yapılmasını buyuran hünkar. evet, kendimi kemalist gibi hissediyorum ama artık hünkar olmuştur kendisi. peki neden değiştiriyor 250. maddeyi, daha doğrusu ak parti ve gülen'i bitirme planı da dahil bir çok darbe girişimini sorgulayan mahkemeleri neden kapatmaya çalışıyor? sır küpünü nasıl koruduğunu hatırlayalım. demek ki tayyip efendinin sırları çok para ediyor.
devamını gör...
2836.
menfaatlar çatışmadan ve dolayısıyla esaslı bir şekilde sınanmadan sevgi hakkında konuşmanın hayli erken olduğunu göstermiştir ya da buna hasbelkader sebep olmuştur. sanırım mesele sevmek için bir neden bulabilmekte düğümleniyor. gizlemek faydasız, ben hala bulabiliyorum bu nedeni..
devamını gör...
2837.
recep tayyip erdoğan'ı sevenler ve güvenenler kadar recep tayyip erdoğan'ın kendisini sevenlerine güvenmemesinin dışavurumu politikalar geliştirmesi hikayesindeki en temel etkenin kasımda yapılacak usa başkanlık seçimlerinin etkili oldugunu soylemekten kaçınmayalım. amerika'da ki seçimlerin en temel tartışma konularından biri obama'nın erdoğan'a yonelik sağladığı limitsiz destek politikasının amerika iç kamuoyunda gazetelerin tonunu giderek artırdıgı obama eleştirileri arasında yer alıyor.. son gunlerde turkiye ve erdoğan aleyhtarlığı mansetler susluyor gazeteleri.. erdoğan'ın bu atmosferden urktugu ya da endişeye kapıldığı anlaşılıyor.. yarın olası bir cumhuriyetçi parti zaferi sonrası amerika ile ilişkilerin ve erdoğan'ın dışardaki imajı ve meşruluğu sorun yaratıyor.. erdoğan'ın eski türkiye denilen dinamiklerle uzlasmacı politikalar geliştirmeye başlamasını bu donelerle okumak gerekiyor.. yakın gelecekte olması muhtemel seçenekler arasında dışarda meşruiyetini ve karizmasını kaybetmiş bir erdoğan'ın içte kendini yemek için gününü ve saatini bekleyen kişilerle uzlası arayısına girmesi kendisi açısından çıkar sağlayabilir ama demokrasi yanlıları yahut kendisine güvenen dindar kesimi ne ile avutacak sorusu mechuldur.. ama yine de olası bir obama zaferi secenegini de gozardı etmeyen cıkıslar yapıyor.. ''biz kefenimizle dolaşıyoruz..'' son olarak uzatmamak için kısa ve öz: şimdiki icraatleri halkı ilgilendiren politikalar değildir kendisinin geleceğini dusunen politikalardır.

gülünç olan ise: içerde ulusalcı dısarda amerikan emperyalizmini en vahsi sekilde savunan cumhuriyetçi parti ile yakın temas ve kankalık duzeyinde ilişkiler yuruten yerel solcularımızın(!) acıklı halidir. bu degirmene su taşıyan yesillerimiz de mevcut artık..

not: recep tayyip erdoğan turk halkının balık hafızalı oldugunu kendisinin de cabucak unutulacagini hesaba katıyor..
devamını gör...
2838.
özel yetkili mahkemelerle ilgili adalet bakanlığı'nda bir çalışma yürütüldüğünü ve bu mahkemelerin tamamen kaldırılmasının da söz konusu olabileceğini söyleyen lider.

sahi bu telaş nereden kaynaklanıyor. tam da 28 şubatçılar içeri alınmışken onları bu kadar korumanın maksadı ne olabilir?

iddia edildiği gibi özel yetkili savcıların başbakanı yada bakanları soruşturma gibi bir yetkileri de yokmuş.

neden tayyip erdoğan bu ketumluk neden? ayrıca kendisi dışında arınç ve bozdağ'da konuşup konu hakkında farklı şeyler söylüyorlar.

cumhuriyet tarihi boyunca günah makinası gibi çalışan mit'i savunurken öym'ler haddini aştı, yargı vesayeti falan diyor.
bu konuda eski savcı gültekin avcı şöyle demiş:

--- alıntı ---
Peki, Anayasanızda mevcut Yargıtay Başsavcısı ve Anayasa Mahkemesi'nin görevi nedir?

Bırakın siyasi bir kişiyi, bu memlekette yıllardır siyaset, siyasal partiler ve politikaları yargılanmadı mı?

Anayasa Mahkemesi, siyaset üzerinde yargısal denetimin daniskasını yapmıyor mu?

550 parlamenterin "evet" dediğine gerektiğinde Anayasa Mahkemesi'ndeki 17 kişinin "hayır" deyip işi bitirme iktidarını zaten tanımışız.

Suç olgusu bir yana Anayasa Mahkemesi'nin siyaset üzerindeki vesayetini zaten kabul etmiş durumda bu ülke.

Yani yargının siyasete müdahalesi Anayasa'yla kurumsallaştırılmış durumda.

Hal böyleyken KCK soruşturmasının siyasi bir kişiliğe değil de MİT bürokrasisine yönelmesine, oldukça gayretkeş bir yorumla "yargının siyasete müdahalesi" teşhisini koymak hukuki değil siyasidir.
--- alıntı ---


devamını gör...
2839.
keser döner sap dönmez demiştik ama sapı da kendi elleriyle döndürmekte.
tabi bu sap çok kişiye döndüğü için epey infilak yaratacağa benziyor.
devamını gör...
2840.
ateşe koşan böcekler gibi bu aralar. aklı başında değil gibi geliyor bana.

adam başbakan, sen ne anlarsın demeyin; vatandaşız bu kadar sözümüz olsun.

hadi hayırlısı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar