recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

4261.
hakkında üç kanaatim var.
1- türkiye'ye büyük hizmetler yapmıştır.
2- tez zamanda siyaseti bırakmalıdır.
3- ölüsünün bile hala yüzde kırk oyu var.
devamını gör...
4265.
kendisini sevdiğimi daha önceden söylemiştim ancak bu eleştirmeyecegim anlamına da gelmiyor tabi..

nasıl ki devlet kurumlarını teker teker ele geçirerek kul hakkı yiyen "gülen örgütü"ne zamanında göz yumduysa, şimdi de o dolaylı olarak dahil olduğu kul haklarının acısı da o koynunda beslediği yılanın eliyle çıkıyor maalesef..

demek ki neymiş? kul hakkı yemeyecek,
yiyene de göz yummayacakmışsın..

bu ders olur inşaallah..
devamını gör...
4266.
demirören'i ağlatmış, "patron" diye başlayan ardından "sayın başbakanıma" dönen ardından "ağlamakla" netice veren görüşmedir. müstahak mı dersen müstehak. azcık onur olsa yularını vermezdin.
devamını gör...
4267.
başbakan olduğunu bilmeyen biri dinlese seçime değil cemaat reisliğine seçilmek için konuştuğunu sanır.
siyasetten çok cemaat meselesi var şu sıralar gündeminde.
bakın bir deney yapsak şöyle; türkçe bilmeyen birini bb'nin mitingine götürecek konuşmalarını simultane terceme edeceksin adam ne der acaba?
devamını gör...
4269.
6 mart gündem özel programındaki tavrı bi 5 yıl sonra başbakan'a ya da mesela mehmet barlas'a izletsen, "bunlar montaj, dublaj, sondaj..." filan diyerek reddedecekleri program. sözlüğün beğendiğim yazarlarından franz fiodor kafkayevski tarafından böyle tesbit edilmiş kişilik.
devamını gör...
4270.
siyasette olduğu müddetçe oyumun tek sahibi.
başörtülerine el uzatılan kızları unutmuş değiliz...
ya da oğlunun törenini izlemeye gelen başörtülü annelerin dışarı çıkarılmalarını...
devamını gör...
4272.
#1100190">#1100190
#1100878">#1100878

entelektuel derinliği olmadığından, hisleriyle hareket etmek zorunda kalıp; aklın, hislere galip olduğu siyasi arenada hüsrana uğramış başbakan. şimdi birileri çıkıp; "aga bu nasıl hüsran ki adam girdiği her seçimde yıkıp geçti..." cevabım, nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemlidir... bu bitişi netice veren sürece dair:

- bütün siyasetini "safları sıklaştırmak" felsefesi üzerine kurdu. o kadar ki, bugün türkiye "öteki"nden geçilmiyor. diyeceksiniz ki, "zaten türkiye toplumsal birliktelik iradesi zayıf bir ülkeydi, başbakan şunun şurasında 12 yıldır iktidarda..." öyle, lakin aradaki çizgiler ilk defa bu kadar kalınlaştı, koyulaştı. her seçimde bir gerilim siyaseti, bir mağduriyet edebiyatı. ve bunu uygularkende hiçbir şekilde usul, adap kaygısı gütmedi. dün kılıçdaroğlu'na miting meydanlarından "adi, ahlaksız..." vs. ağzına ne geldiyse söyledi. hocaefendi için söyledikleri zaten malum. bu ülkede siyasetin dili belki de hiç olmadığı kadar kirlendi, kirletildi ve dibe vurdu.

bu seçimde ise durum farklı. başbakan'ın malum siyasetini uygulaması için savaşacağı bir yeldeğirmenine ihtiyacı vardı ve cemaat bugün işte o yeldeğirmeni. aslında işleyen rutin bir hukuki süreç bahane edilerek yalın kılıç daldı cemaate. işin kötüsü, her seçim öncesinde savaşının meşruiyeti için sandık tek ya da en ideal seçenekken, bu savaşında sandık kısmi bir meşruiyet sağlayabilir kendisine. asıl meşruiyet yeri hukuk, yargı. ama başbakan vur Allah vur etmeye devam ediyor. cemaati dövebilir, zaten denk değiller birbirlerine ama bu kavgadan uzun vadede galibiyet çıkaramayacağı açık.

- siyasetin dili demişken, bu ülkede ilk defa bir alim, bir cemaat lideri ilk defa bu kadar ağır bir şekilde, hem de müslümanlığından şüphemizin olmadığı bir başbakan tarafından eleştirildi, hakarete uğradı. bu saatten sonra benzer konumdaki hiçbir tarikat lideri, cemaat lideri, dini kanaat önderi, vs. için geleneksel saygı, hürmet durumu rafa kalktı. bu hakaretleri bırakın chp'yi, mhp bile yapsa yer yerinden oynardı ama bu "itibar suikasti" bizzat içimizden biri eliyle gerçekleşince durum değişti. yani yarın chp lideri ya da mhp, kalkıp süleyman hilmi tunahan hocaefendi'ye ve cemaatine ya da osman nuri topbaş hocama ve müridlerine, benzer bir durumda ağza alınmayacak şeyler söylediğinde, söyleyecek karşı bir argümanımız olmayacak.

- dış politikamız, yine zat-ı alilerinin "hilafet" sevgisi yüzünden ciddi kırılmalara, geri adımlara, mevzi kayıplarına uğradı. ilk örneği 2008'de gürcistan-rusya gerginliğinde yaşandı. gürcü askerleri biz eğittik bildiğiniz gibi. sonrada abd'nin de harlamasıyla gazı verip güney osetya'ya sefere çıkardık. o zamana kadar gücünü gösterme konusunda oldukça katı duran rusya bize ve tüm batıya temiz bir ders verdi. 8 saatte rus askerleri tiflis'teydi. dersimizi iyi almıştık. bugün ukrayna-kırım mevzusundaki bu çekingen tutumumuzu buna borçluyuz. yoğurdu üfleyerek yiyoruz.

suriye, libya ve mısır konusunda yaşadığımız ve yaşattığımız hayal kırıklığının temel nedeni ise işbu bahsettiğim hilafet mevzusudur. etrafındaki operasyonel danışman kadrosunun gazıyla böyle bir mehlika sultan'a aşık edildi ve sonuç hüsran. libya çöktü, hiçbir etkinliğimiz yok. mısır'da bizim gazımızla her işi aceleye getiren ve hata yapmak zorunda kalan mursi devrildi, ihvan tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyor ve büyükelçimiz sınırdışı.

suriye ise başlı başına bir fenomen. topa o kadar sert girdik ki, batı kendini yavaşça geri çekerken biz tam olayın ortasında kalakaldık. esed ve el kaide arasına sıkışmış kalmış durumdayız. az önceki kırım-ukrayna konusuna geri dönersek, rusya'nın arkasında olduğu bir esed'i devirmenin rusya'yı devirmek olacağını kestirememek bile başlı başına bir dış politika faciasıdır. işin kilit kısmı esasen burası. rusya-iran-suriye bir blok. dolayısıyla en zayıf halkaya bile asılsan ucu komple bu bloğa çıkar. davutoğlu tek başına bu dış politikayı idare edebilirdi ama diğer koltuğuna da bu hilafet karpuzu sıkıştırılınca adam resmen alabora oldu. tek karpuzu taşımanın bile zor olduğu bir alanda iki karpuz ütopyaydı.

elhasıl, başbakan sadece bizim değil bugün kendine ümid bağlayan filistin, mısır başta olmak üzere tüm arap aleminin de hayallerini, ümitlerini yerle bir etti. haa kendini de bitirdi o ayrı...
devamını gör...
4273.
keşke hep belediye başkanı olarak kalsaydı dediğim şahsiyet, bi dakka bi dakka onu da zaten onursal olarak yapıyor hay bin kuzgun.
kulislerde dile getirilenlere göre; kendisini ziyarete gelen ihvan heyeti "sizin yönlendirlerinize uyduk başımıza neler geldi ülkenin haline bakın" deyince konuttan kovulmuş.
devamını gör...
4274.
iddia ediyorum:"çıkıp dese ki evet yolsuzluk yaptım, para yedim" yine de inanmayan bir güruhu olacaktır.

siyaset yapıyor diyeceklerdir.
istediğiniz kadar delil getirin...teşbihte hata olmasın gözle görünen muciz gösterilse "sihir" denmesi gibi... yüzde yüz doğrulanmış kanıt koyun isbat edin... bu "sihirdir apaçık" diyerek yine destekleyecek kişiler olacaktır...

ahir zaman işte fitne-i ahir zaman...
boşuna bu zamandan istiaze etmemişler...
devamını gör...
4278.
oy verebilme özgürlüğüne sahip olduğu ilk günden beri naçizane kendisini destekleyen biri olarak kendisiyle ve sevenleriyle ilgili şöyle bir şey farkettim..

öncelikle evet, bu memlekete çok ciddi hizmetleri olmuştur.. sağlık alanında, teknoloji alanında, ulaşım alanında gerçekten başka bir siyasi gücün kolay kolay sağlayamacağı şeyler sağlamıştır bu ülkeye.. yaptığı iyilikler için Allah ondan razı olsun..

ancak kendisi ne yazık ki o sivri dili dolayısıyla bu ülkenin en kutuplaştırıcı gücü olmuştur, olmaya devam etmektedir.. dediğim gibi kendisini bu platformda ve farklı platformlarda yıllardır destekledim, savundum.. ama ne olursa olsun eleştirdim de ve eleştireceğim de..

bundan 8-9 ay önce gezi olayları döneminde akparti destekçisi ve hatta üyesi olan yurtdışında yaşayan bir arkadaşım ülkeye geldiğinde onunla kendisi hakkında konuşmuştuk, arkadaşım tayyip erdoğanın artık kontrolü kaybettiğini ve desteklenmemesi gerektiğini söylemişti..haklı bulduğum tarafları olmakla birlikte kendisinden başkasını desteklemenin o an için mümkün gözükmediğini, ne yazık ki alternatifinin olmadığını, kendisinin ehven-i şer olduğunu söylemiştim..

körü körüne bağlanmak iyi değildir, hiçbirimiz ne evliya ne de haşa peygamber değiliz, hepimizin hataları olabilir, bunun bilincinde olarak ölçülü sevmemiz, ölçülü desteklememiz lazım kişileri..

bu adam nasıl iktidara geldi? yıllarca ülkedeki maddi ve bürokratik gücü elinde bulunduran bir azınlık tarafından her türlü zulme maruz kalmış bir halk vardı ortada, ve yine kendisi de aynı azınlık tarafından zulme uğratılmış hatta mahkum edilmişti, acı ama gerçek, islam türk insanının yumuşak karnıdır, ufacık bir islam düşmanı kitle haricinde en gayri islami yaşayışlara sahip kişiler dahi "hoca"ya saygı duyar, akşama kadar içki içip karı kız muhabbeti yapan adam mahallenin imamının karşısında el pençe divan durur onun için yapabileceği ne varsa yapmaya gayret eder..işte tayyip erdoğan türk halkının saygı duyduğu mahalle imamıydı, çünkü tayyip erdoğan'ın cesurca koşuşturduğu siyaset mahallesinde bir kaç tane islamı yaşama gayretinde olan hacı amca vardı, geri kalansa ya dünyalık peşinde ya mevki makam peşinde ya da günü kurtarma peşinde olan mahallenin sakinleriydi.. işte bundan dolayı o mahallenin halkı hem genç olan hem de islami bir duruşa sahip bu şahısa imam muamelesi yaptı, ona saygı duydu, sevdi, karşısında el pençe divan durdu, kendisi için yapabileceği ne varsa yaptı..

ancak zaman içinde ortaya çıktı ki tayyip erdoğan o mahallenin imamı olamayacak kadar hoşgörüsüzdü.. evet ne yazık ki gerçek budur, eğer ki sen islami kişiliğiyle öne çıkmış, minareler süngümüz dedi diye mahkum edilmiş, ağzından Allah kelamını düşürmeyen, konuşmalarını Allah yar ve yardımcınız olsun diye bitirip insanlara "çok şükür ki bilmem ne balolarında şarap kadehlerini dizi dizi yuvarlayan yöneticilerden ağzından Allah kelamı düşmeyen bir yöneticiye geldik" cümlesini kurdurtan bir siyasi aktörsen herşeyiyle hoşgörüyü emreden islama aykırı eylemlerde bulunamaz, islama aykırı sözler söyleyemezsin..

yıllarca bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, istikrar senin neyine vesayet gibi aşağılayıcı sözlere nefretle baktık, söyleyenden nefret ettik, söyleyeni alkışlayan güruhtan tiksindik.. kimsenin birilerini sevme zorunluluğu yok, ama güç elindeyken sevmediğin insanı aşağılayıcı, ezici sözlerde, eylemlerde bulunma özgürlüğü de yok.. ölçümüz islam ise bu özgürlüğü islam vermiyor kimseye.. başbakan olmak, hem de memleketin yarısının desteğini alarak başbakan olmak her yiğidin harcı değil, ama bu tek başına recep tayyip erdoğan'ın başarısı da değil, bu yıllarca aşağılanmış , hor görülmüş bir milletin dağdaki çobanla benim oyum bir mi zihniyetine karşı uyanışıdır.. evet bu uyanış için bir lider gerekliydi, her uyanış için gereklidir, bu bir zaman atatürk olmuştur, bir zaman recep tayyip erdoğan.. ama isminin kalıcılığını belirleyecek olan bir milleti uyandırırken senden olmayanlara karşı takındığın tavırdır..

rahmetli alija izetbegovic'in meşhur sözü var, ne olursa olsun sırpların hırvatların size yaptıkları eziyetleri onlara yapmayın, onlar sizin komşularınız, onlar sizin kardeşleriniz, siz boşnaksınız onların yaptığını yaparsanız onlardan farksız olursunuz minvalinde.. işte maddi ve manevi baskının ötesinde tam bir savaş geçirmesine rağmen kendisine eziyet eden düşmana bir müslümanın yapması gereken muamele budur..

recep tayyip erdoğan'ın yaptığı gibi ona buna afedersin rum, afedersin ermeni demek, kendisine karşı gelen kişiye hem bunlar ateist, bunlar solcu, bunlar terörist damgasını basmak değil..

evet tayyip erdoğan bu ülkenin gördüğü en başarılı liderlerden biridir, ama aynı zamanda en ayrıştırıcı liderlerden de biridir..

atatürk'le ilgili eleştiride bulunmanın imkansız olduğu dönemlerde 5-6 yaşlarında okulda atatürk siroz'dan öldü bilgisini alınca sınıf arkadaşlarına "siroz içki içenlerde olur, atatürk içkiciydi ondan öldü" dediğim için o ufacık halimle çikolatalarla şekerlemelerle kandırılmaya çalışılıp sorgu geçirdim, okuldan atılma noktasına geldim 5,5-6 yaşında bir çocuk olarak.. haliyle atatürk'ü de onu delicesine sevenleri de hiç sevmedim..

işte şuan tayyip erdoğan aynı atatürk'ün konumunda ve onu sevenler de atatürkçülerden farksız.. kuzey kore lideri öldü diye koro halinde ağlayan kore halkına bakıp günlerce güldük, aynısı bizde de var ahanda atatürk ve sevenleri dedik, ama ben tayyip erdoğanın götünün kılıyım diyenin bu dalga geçtiklerimizden ne farkı var düşünmedik, tayyip erdoğan Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış bi lider dediler, tayyip erdoğan'ı peygamber ilan ettiler ne farkımız kaldı atatürkçülerden atatürkten demedik.. vakti zamanında atatürk bu ülke müslümanlarına batılılaşma adına ne yaptıysa yıllardır tayyip erdoğan aynısını karşı tarafa yapıyor..

nasıl ki atatürk'ü zerre kadar sevmesem de bu ülke için iyi şeyler yapmış, ama kötülükleri de çok diyorsam, tayyip erdoğan için de aynısını söylüyorum..

tayyip erdoğan da elbet bir gün toprak olacak, sevenleri için farkeden bir şey olmayacak, onlar yine körü körüne sevecek ama ondan nefret edenler tayyip erdoğan ve onu delicesine sevenlerden delicesine nefret edecek ve bundan da sorumlu olan sadece ve sadece tayyip erdoğan'ın bizzat kendisi olacak..

tayyip erdoğan sayesinde başörtülü okuyabiliyoruz argümanı o kadar iğrenç ki.. evet, Allah razı olsun buna vesile oldu, ama buna vesile oldu diye yaptığı hatalar yekten göz ardı edilemez, edilmemeli..

bizim ülke müslümanları kendine çeki düzen vermeli, müslümanın sahip olması gereken hoşgörüye sahip olabilmeli ve kendisinden olmayana yapılan zulme karşı çıkmalı ya da en azından kalben buğz etmeli desteklememeli..
devamını gör...
4279.
mü'min, adam gibi adam, adamın dibi, herifin hası. üslubuna hayranım. kafirleri kudurtan, kafirlere karşı takındığı hoşgörüsüz tavra hayranım. 100 yıllık intikamı alıyor. o her konuştukça içimin yağları eriyor. ağzına sağlık uzun adam.
devamını gör...
4280.
seni niye mi savunuyoruz;

çok mu merak ediyorsun.

çünkü aklımızı kiraya vermedik. gördük işittik ve şahitlik ettik.

düne kadar hocamızın telefon direkleriyle bize verdiği emirler neticesi olarak seni savunmadı ki bu gün yine hocamızın telefonla rüya ile verdiği emirler yüzünden senden nefret edelim. evet evet anladın sen onu biz seni yaptıklarını düşünüp beğendiğimiz için sevdik ve savunduk.

biz bir zümrenin parçası olarak sevmedik seni, seni sevdik çünkü sen bize ve dünyada ki bir çok mazlum halka umut ışığı olduğun için sevdik, filistinde doğan çocuğa sırf seni sevdikleri için senin adını verdikleri için sevdik. aliya izzetbegoviç ölüm döşeğinde seni yanına çağırıp bosna sizin bir parçanızdır kardeşinizdir ona sahip çıkın derken sırf seni umut olarak gördüğü için sevdik.

somali de siyah çocuklar sana hayran hayran bakarken gözlerinden akan merhamet yaşları için sevdik. mısır da mursi'nin resminin yanında sadece senin resmini koyan ihvanın sana olan sevgisine istinaden sevdik seni.

miamar da tayyip geliyor bizi kurtaracak dedikleri için seviyoruz seni. seni seviyoruz çünkü yeniden müslüman vakarını bize hatırlattığın için seviyoruz.

bugün bunları yaptığın için seni seviyoruz, seni günahsız, hatasız gördüğümüzden değil. ama birgün bize ve bu ümmete sırtını dönersen sırf bir zümre istedi diye israile amerikaya boyun eğersen eğer o gün seninle hesabımızı ahirette görmek üzere vedalaşırız. işte o gün korkman gereken gün olarak tarihe geçeceğin gün olur.

şimdi seni seviyoruz. çünkü bir zümrenin istikbali için ümmetin istikbalini yakmadın. şimdi yürü o zümrenin istikbali için değil ümmetin istikbali için yürü ki bizde arkanda yürüyelim.

ülkemde yaptıklarını saymıyorum onları görmemek ancak aptallıkla gözlerini kapatanların işidir.

seni gönderen rabbime her akşam dua ediyorum. istikamet üzere olman dileği ile.

unutmadan... Allah ve resulüne, onun vesilesiyle bize inen kitaba hoşgörüsü olmayanlara göstermediğin hoşgörü için müslümanları ezen katleden yok edenlerle bir mücadelen olduğu için. Allah c.c "yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin" ayetine uyup hoşgörünü müminler ile paylaştığın için sana teşekkür ederiz.

diye düşündüğüm insan türkiye cumhuriyeti başbakanı

not : yaşasın zalimler için cehennem
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar