recep tayyip erdoğan

#siyaset  #özgürler 

862.
hâlâ referandumdan bahsetmemiş türkiye cumhuriyeti başbakanı. evet, paket süper. ama "ben", "biz", "yaptık" demekten vazgeçin. referandumu, anayasa paketini anlatın sayın başbakanım.
devamını gör...
863.
kendisini samimi bulmuyorum. (sanırım bu en doğal hakkım)

kendisi referandum sürecinde öyle işler sergilemiştir ki uzman sosyologlar bile bu duruma hayret içinde kalırlar, o derece. rte, gittiği her yerde (her ilde daha doğrusu) o yerin öne çıkan isimlerini, bölgenin karakteristik özelliklerini sıralayabiliyor. geçen gün ağrı'daydı ve şöyle bir ifade kullanmıştı tam olarak: "ağrı'ya ibrahim çeçen üniversitesi'ni kazandırdık. yollarını düzelttik." ibrahim çeçen üniversitesi, bilenler bilir. atatürk üniversitesi'nin ağrı'da bulunan fakülteleri vardı. ona bir düzenleme getirdiler. yani oraya üniversite kurulmadı. o fakülteler vardı.

örnekler çoğaltılabilir, yüzüncü yıl üniversitesi'nin bitlis (tatvan) ayağında da bulunan fakültelerinden bir üniversite, yine atatürk üniversitesi'nin bayburt ayağındaki fakülteleri üniversiteye çevirme, gazi üniversitesi'nin batı karadenizdeki fakültelerinden amip gibi üniversiteler kurmaya çalıştılar. yani, akp hükümeti üniversite kazandırdı falan diyor ya, o bakımdan söylüyorum.

bugün diyarbakır'daydı. yine diyarbakır'a özgü konulardan bahsetti erdoğan. yani rte, nereye gidiyorsa oranın bam teline dokunuyor. oranın ünlü kişilerinden konuşuyor. ve neticesinde önümüze sunulan (güya) bir kültür mozaiği hakim oluyor. erzurum'a da gelmişti geçen yıllarda. tenezzül edip gitmemiştim. yüzünü görmek istemedim sadece o kadar...

sonrasında, yıllar yılı sol ve fraksiyonlarıyla bağı olmayan tam aksine karşı cenahta yer alan rte, yıllar sonra çıkıp mektuplar okumaya başlıyor her ne hikmetse. erdal eren'i sizden önce bir çok insan sahiplenmişti. anayasa paketi sürecinde de "biz"li cümle tonlamaları hakim. "onu yaptık, şunu böyle düzenledik, şu böyle, o böyle vs vs..."

karmaşaya girmiyor, paketin pek detayına girmiyor konuşurken gittiği yerlerde. "evet" diye bir koşullan(dır)ma söz konusu her yerde, malum biliyorsunuz...
devamını gör...
864.
kendisini eleştirenlerin retorik denen şeyden zerre kadar haberi olmadığını belli eden başbakandır. bir düşünceyi savunurken kullandığın örnekler jest ve mimiklerin muhattabına hitap etmek zorundadır. yoksa düşüncesini anlatamaz. ikna edemez. referandum süreci de neticede ikna sürecidir.

diyarbakıra gidip orada "roma hukuku veya iktisadın temel prensipleri" gibi konulardan bahsetmesini bekleyemezsin.

işte dostlarım bir düşünceyi savunma biçimine retorik deniliyor. bilmeyen arkadaşlarımız için retorik'in aslında eski yunan'da ortaya çıktığını bu günkü gibi "masumiyet karinesi" yerine "suçlu kendi suçsuzluğunu ispat edene kadar suçlu kabul edilir" hükmü vardı. modern hukukta bu tam tersidir "müddei iddiasını ispatla mükelleftir"... durum böyle olunca bir anlamda avukatlık dersleri veren konuşma ustaları ortaya çıktı demagoji ve retorik gibi kavramların kökenleri eski yunan'a dayanır.

bizde ise buna hitabet deniliyor. kuzum hitabette bulunduğun konum, yaptığın iş, muhattabının seviyesi, muhattabının ilgi alanları, gibi konular mühimdir. başbakan diyarbakırda tam olarak bu kuralların tamamına uyan profesyonel bir konuşma yapmıştır.

üniversiteler meselesi de üniversitenin binadan ibaret olduğu düşüncesindeki kardeşlerimizin anlamayacağı mevzulardır. bir yeri üniversite ilan edersen oranın ödeneği artar. bilimsel yatırımı artar. bir yeri üniversite ilan etmenin maliyeti ve yükümlülükleri vardır. dar bir ufukla bakanların bunu anlamasını beklemiyoruz zaten.


bir de gelelim şu evet meselesine. anayasanın ilgili maddelerinden bahseden tek lider başbakandır. çünkü diğer liderler o maddelerin herhangi birini açıkça okumaya korkarlar. bakın chp'nin hayır brşürlerine. hiçbir değişikliği eski madde ile karşılaştırmamışlar. metni halkın önüne koymamışlar. ama akp eski anayasa metini de yeni anayasa değişiklik metini de insanların gözünün önüne açık yüreklilikle koyuyor. başbakan miting meydanında bu değişikliklerin nasıl haklar getireceğini tekrar tekrar açıklıyor ve her seferinde bir üslup olarak muhattap olduğu kitlenin dikkatlerini kendi üzerinde tutma yöntemi olarak kitleyi konuşturacak onları da olaya dahil edecek şeyler yapıyor. mesela maddenin getirdiği yenilikleri saydıktan sonra "evet mi?" diye soruyor. konuşma aralarında sık sık halka aslında cevabı belli sorular soruyor. bir yöntem olarak büyük bir alanı konuşarak ihata etmenin başka bir yolu yok gibidir.

tabi bunu bazı kardeşlerimizin hitabet bilgisinin zayıflığına, retorik ve demagoji denilen bilimsel meseleleri yüzeysel olarak bile incelememiş olmalarına bağlıyorum. bir de kendi eleştirileri çok entelektüel bir noktadaymış gibi bu başbakan "şöyle şöyle konuşan kitlelerin başbakanıdır" diye tepeden bakan bir üslup serilerler.

bir de şu solcular'ın ve ülkücülerin mektuplarını ne zaman okuması gerekiyordu? beyler iyiden iyiye şaşırdınız, adam tam vakti geldiğinde kendi söylemini güçlendirmek için tamda olması gereken zamanda bu mektupları okumuştur. ne yani "bütçe görüşmeleri" esnasında mı okuyacaktı.

- sayın başkan sayın millet vekili arkadaşlarım biliyorum konuyla bir ilgisi yok ama bazıları benim samimiyetime insansın diye mecbur 12 eylül meselesini istismar etmemek için bu mektupları bütçe görüşmesi esnasında okuyorum. zaten maksadım kimseye laf anlatmak değil topluluk önünde mektup okuma isteğim depreşti. şimdi alakalı bir yerde okuyunca bazıları benim samimiyetsiz olduğumu düşünüyor. bu yüzden ben de hiç alakasız bir yerde ülkücü ve solcu iki gencin mektuplarını okuyacağım.

ya yazarken iki dakika düşünün. muhalif olacağım diye saçmalamanın da bir anlamı yok. eleştirecekseniz yök meselesini eleştirin. başbakanın neden incirlik üssünü kapatmadığını türkiyenin neden hala nato ülkesi olduğunu filistin meselesine ses çıkaran başbakanın ırak meselesinde neden sesinin kesildiğini eleştirin. tabi bu meselelerin de referandumla uzaktan yakından ilgisi olmadığını hatırlayın.
devamını gör...
865.
bu arada bazılarının propaganda biçimini eleştirdiği başbakandır. 12 eylüle kadar kendisinin de rakiplerinin de propaganda hakkı vardır propaganda sınırlarını da yüksek seçim kurulu belirlemiştir. sana ne nasıl yaparsa yapar. dimi ama. *
devamını gör...
867.
diyarbakırı sallamış lider. terörist temsilcileri ile diğerleri kolkola aris arparis oynayadursun. sen yürü başbakanım kargalar sürüyle kartallar yalnız ve yüksek uçar.. *
devamını gör...
868.
"ben gidersem chp gelir; paranızı, dininizi, imanınızı, kültürünüzü ... " tavrından sıkıldım. biz ki halid bin velid gibi zafer üzerine zafer kazanan komutanların, halk hayrın geldiği esas yeri unutmasın diye görevden alındığı bir kültür üzere buradayız. mevzu ekonomik istikrar ise her şey para mı? mevzu din, iman, kültür ise sekiz senede gerçekten ne değişti? demokrasi sevdasında dahi seçimlerdeki baraj sistemini kaldırmayacak derecede samimiyetsiz. 2011'de her şekilde kendisi gidecek. tekrar iktidar zor. madem halkın istikbalini bu kadar önemsiyor, barajı kaldırsaydı da milli görüş tabanı oy verirken "boşa mı gidiyor" korkusu yaşamasaydı.
devamını gör...
870.
kedisi ile ilgili yapılan eleştirileri görülmez. fakat kendisinin doğruları anlatıldığı zaman bir tez konusu olursunuz. bir zaman oy kullanmayacak yaştayken oy kullanmamanız ona oy vermenizle eleştiri konusu olur.

fakat şimdi ismet özel'i başbakan aleyhine savunanlar. ismet özel'in vakti zamanında bir parti gazetesinde yazdığını unuturlar. ismet özel değişim geçirdiği zaman ulvidir yücedir.

nitekim biz ismet özel'in de bir ölçüde haklı olduğunu hakkaniyetli bir biçimde teslim ediyoruz. fakat ortada reel bir durum var ve bu durum karşısında biz olumlu bir tepki gösteriyoruz. bu teorisyenlikle ilgili bir durum değil.

kimsenin başbakanı sevmeme hakkını elinden almıyoruz. fakat ne yazıkki hiçte hakkaiyetli olmayan bir yönden eleştiriliyor. yani kıl tüy mevzular var. ırak meselesi koca bir mesele. girin o mevzuya. birlikte eleştirelim.

devamını gör...
871.
an itibariyle mersin mitinginde kükreyen başbakan.

mitingte önce habertürkte yapılan bir röportajda "tayyip erdoğan neden oy veriyorsunuz sorusuna" , teyzenin biri "çok yakışıklı adam ,uzun boyuda var" diye cevap vermiştir.

burdan o teyzeye ve onun gibi oy verenlere şunu söylemek istiyorum.

"kendine koca seçmiyorsun teyzeciğim, başbakan seçiyorsun"
devamını gör...
876.
12 eylül 2010 akşamında akparti ankara genel başkanlığı önünde coşkulu bir konuşma yapması ve halka binlerce şükranlarını sunması muhtemel türkiye cumhuriyeti başbakanıdır.

ilerde türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanı olma olasığı da gözardı edilmemelidir.
devamını gör...
877.
mersin mitinginde chp'yi kumsal partisi diye nitelendirerek yermek isterken, miting alanının sahile olan uzaklığının farkında olmadan büyük bir pot kırmıştır. başbakan sanırım mersin'in bir akdeniz kenti olduğunun farkında değil...
devamını gör...
878.
recep tayyip erdoğan, yaklaşık 8 yıldır türkiye cumhuriyeti'nin başbakanıdır.

sadece çok şanslı bir insan diyerek o’nun başarısını açıklayabilir miyiz?
herşey bu kadar basit olabilir mi?
erdoğanı günümüzde rakipsiz bir siyasi lider yapan sadece şartlar mıydı?
bir önceki siyasi jenerasyonun miadını doldurduktan sonra tarihe gömülmelerinin ardından, siyasi eğilimler kendilerini geleceğe taşıyacak lider adaylarına ihtiyaç duydular.
ve görünen o ki, bu ihtiyacı sadece milli görüş geleneği, erdoğanı yetiştirerek karşıladı.
bu ihtiyacın farkına bile varamayan partiler barajın altında kalıp kaybolmaya yüz tuttu.
bu ihtiyacın farkına varamadan barajın üstünde kalan partiler ise, erdoğan karşısında çaresiz kaldı.

erdoğan sağ bir gelenekten geliyor.
hatta sağın da sağında cemaatçi bir gelenekten geliyor.
buna rağmen, cemaatçi değerlerini büyük ölçüde bir kenera koymayı başardı.
merkez değerler ile güçlü bir lider figürünü bünyesinde birleştiren erdoğan %47’lik bir orana ulaşmayı başardı.

cumhuriyet tarihinin en güçlü hükümetlerini kuran erdoğan sekiz yıldır başbakan. türkiyenin çağdaşlaşma sürecine liderlik ediyor. rakipleri siyasi liderler ise zahiri olarak mesclis’te ona muhalefet yapıyorlar ama batıni olarak erdoğan ve arkadaşlarıyla aynı çağda yaşamıyorlar. erdoğanın türkiye’yi taşıdığı geleceğin çok gerisinde kaldılar. o yüzden erdoğana alternatif bir siyaset üretemiyorlar. çağ dışı muhalefet teknikleri uygulayarak, statükocu bürokrasi ile aynı cepede birleşiyorlar. böylece erdoğan, daha da güçlenerek yeni seçim zaferleri kazanıyor.

peki bu siyasi alternatifsizlik, çağdaşlaşma yolundaki türkiye demokrasisine yakışıyor mu? 80 kuşağının yaşadığı depolitizasyonu düşünürsek, yeni siyasi liderler yetiştirme ihtimali azalıyor.
buna karşın, günümüz dünyasındaki bireyin önemini kavramış, özgüveni yüksek, dünyayı daha iyi bilen bir kuşak yetiştiğini düşünürsek, bu da yeni liderler yetişmesi için umut verici bir durum oluşturuyor.
evrensel normları bünyesinde eritmiş, insanın merkez alan ve hukuku üstün tutan bir anlayışa sahip gençler elbellte yetişiyor. bu aydın gençler arasından liderler de çıkacaktır.
2000’lere girerken, sadece bir siyasi eğilim türkiye demokrasisine bir lider hediye edebildi.
türkiye tayyip erdoğan sonrasına hazırlanmalı. bayrağı erdoğan'ın elinden alıp, değişimi daha da hızlandırıp çağdaş türkiye’yi geleceğe taşıyabilecek liderler yetişmeli. her siyasi eğilimden aydın liderlerin yetişmesi, demokrasinin daha da güçlenmesini sağlayacaktır. güçlü bir demokrasi, refah düzeyi yüksek bir türkiye demektir.

türkiye’nin menfaatlerinde birleşip, birbirleriyle icraatta yarışacak aydın liderleri hak ediyoruz. birbirlerinin her yaptığına yanlış diyen, kavgacı, tahammülsüz, dialoğa kapalı, sevimsiz liderler istemiyoruz. yapılan doğruda birleşen ve destekleyici olan, eksik yapılanda doğrusunu söyleyen ve yardımcı olan, yanlış yapılanda da cesur ve mertçe yanlışın karşısında duran liderler istiyoruz.

artık seçmeni daha iyi kandırabilen liderlerin yarıştığı türkiye eskide kaldı. çağımızın iletişim imkanlarıyla, dünya ile daha fazla entegre olmuş bir seçmen kitlesi var. özgürlük ve demokrasinin ne demek olduğunu daha iyi bilen bu kitle, statükonun klişeleşmiş yalanlarının farkına varıyor. ve bu yalanları dillendirerek siyaset yapan partiler, sandıkta kaybetmeye mahkum oluyorlar.
devamını gör...
879.
ntv'de ruşen çakır'ın "hayırcıların hepsi darbeci midir?" sorusuna "evet darbecidir" cevabını vermesiyle şaşırtmıştır. tamam chp ve mhp zihniyetinin darbeci olduğunu biliyoruz ancak belli bir entelektüel kesim yeni bir anayasa istiyorlar ancak bu getirilen pakedi yeterince demokratik olmadığını düşündükleri için reddediyorlar, şimdi başbakana göre onlar da darbeci oluyor. bu kadar kesin çıkışlar yapmasını hoş karşılamadım doğrusu, her ne kadar kendisine karşı sempati duysam da.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar