roman yazmak

sosyal hayatı durduracak eylem. uzun geceler boyu tatmin olamayan ve ruhunu zapteden tutku şovenistinin çuvallaması. tekrar tekrar yazılan paragrafların yasını tutmak ve öcünü almaktır. karşı konulamaz isteklerin ruhunu tırmalamasıdır. başka bir yaşama olan özlemdir. özgüven eksikliğinin algılanmasıdır ve bilmeden insanlara kendin hakkında verdiğin ipuçlarıdır. ahlaksızca ahlak dersi vermektir. dürüstçe yalan söylemektir...
devamını gör...
zordur çünkü düzenli çalışma gerektirir. risklidir çünkü iyi yazabilmek için yazarın duygu ve düşünce dünyasından sır vermemesi gerekir. benim hayatım roman diyerek yazılmaz. bir yandan da yazı türleri içerisinde söyleyecek sözü olanlar için en idealidir. yazmak okumanın, kurgulamak hayal kurmanın bir üst basamağıdır, bu açıdan bakılırsa çok faydalı bir iştir.
devamını gör...
endüstriyel hızda artık bir gecede yapıp bitirilebilecek müziksiz şarkı yazma işidir. tarihi gerçeklerin anlatıldığı uzun araştırmalara dayanan romanların yeri başkadır tabii.
devamını gör...
bir hikayeye dahil olmak, müdahil olmaktır roman yazmak. yarım kalmış hikayelerini tamamlar romancı. kırık yanlarını onarır. romancı yaşadığını anlatmaz. gittiği, gördüğü yeri de anlatmaz. anılarını, gezilerini bir yana bırakır ve gidemediği, göremediği yerlere doğru kendini yolculuğa çıkarır. hayal kurabilmektir roman yazmak.
devamını gör...
zor iş olmalı. her şeyden önce heves olmalı ki; o da tek başına yetmeyecek. ciddi bir okuma birikimi, ciddi bir ön hazırlık, gözlem gücü, sabır, araştırma, inceleme, tahlil, tek tek seçeceğiniz kelimelerin okuyanı götüreceği yerlerin hesabı, karakterlerin tanımlanması, iyi bir kurgu ve elbette uzun uzun mesai. herkesin yapabileceği türden bir şey değil, büyük sorumluluk, büyük özen, büyük sabır ve marifet ister.
devamını gör...
zor bir eylem, yıllarını alıyor. kaç yıldır köşede bekleyen son dokunuşlar için vakit alan romanlar var bildiğim. yaratıcı olmak çok önemli.
devamını gör...
okudukça insan daha da farkediyor ne zor bir alan. her bir karakteri okuyucuya geçirmek örümcek ağı gibi olan hikâyeyi bir yere çıkarmak dahi birbiri arasındaki ilişkiyi koparmamak. geçirmek istediğin o hissiyatı duyguyu okuyana verebilmek.tıkanıp kalmak yada berbat etmek işten bile değil. görsel yada işitsel bir eser değil her şeyi yazı diliyle veriyorsun. ayrı bir uzmanlık ayrı bir yetenek, okuyucunun yavanligi duygusuzlugu hemen hissedebileceği de bir alan aynı zamanda.
ulvi yada insanı manevî yönden olgunlastiracak eserler olmamasına rağmen üzerindeki işçiliği beni çok şaşırtıyor.
devamını gör...
bir ara fena gaza gelip bulaştığım iş. post apokaliptik ve bilim kurgu soslu bir hayal ürünüydü benimki. 75 sayfa kadar * yazıp boşladım. eminim buradaki birçok arkadaşın da kıyıda köşede beklettiği çalışmaları vardır. zaten hep böyle değil midir? tolkien efsanesi, okuduğu sınav kağıtları arasında bunalan yazarın boş bir sınav kağıdına yazdığı bir cümle ile başlamıştı; ''topraktaki oyukta bir hobbit yaşardı.'' *
asimov mesela sonsuzluğun sonu adlı romanını * 1.5 ay gibi oldukça kısa bir süre içerisinde yazmıştı. kimisine bitirmek nasip olur da kimisi yılları kovalar yine bir sonuç elde edemez.

her şeyden evvel bunu boş vakitlerde yapılacak bir eylem olarak görmemek gerek. böyle düşünen ancak yazmaktan keyif alan, ana amacı kitap çıkartmak olmayan ya da herhangi bir maddi-manevi çıkar gözetmeyen kişiler olabilir. hobi niyetine. onun haricinde tutkularının peşinde koşan, para kazanma derdinde olan veyahut sırf tanınmak için yanıp tutuşan kişiler roman yazmaya yelteniyorsa ciddi bir yükün altına girmiş olduklarının farkında olmakla işe başlayabilirler. en basitinden roman yazmak süslü cümleler kurma sanatı değildir. iyi bir gözlem gücü, hafıza, okuma alışkanlığı ve sabır gerektirir. günlük olarak mutlaka ama mutlaka vakit ayırmak elzemdir. bir şeyler yazılmıyorsa bile zihinde kurgulanan karakterler ve olaylar hakkında beyin fırtınası yapılabilir. ama mutlaka düzenli olarak bir şekilde zaman ayrılmalıdır. kurguladığın dünyayı sürekli beslemeli veya ondan beslenmelisin.

bazı romanlar vardır kendi dünyasında tutarsızdır. dikkatli bir okuyucu bunu kısa sürede fark edebilir. bu sebeple yazar kişisi tasvir ettiği dünyaya hakim olmalıdır. ve en önemlisi olay örgüsü. tüm mesele bu abi. bunu hallettiysen zaten romanın büyük bölümü bitmiş demektir. olayları ilmik ilmik birbirine dokumalı ki tadı çıksın. tıpkı filmlerde katilin izini süren dedektifin onca olayı ve karakterlerin fotoğraflarını astığı panonun karşısında kafa yorması gibi. sonrasında kafasındaki karışıklığı çözüp rahata ermesi gibi bir sonuca varılmalı ki elle tutulur, okunabilir bir şeylerin olsun. yarım kalanı bitirebilir miyim bilmiyorum ama hayal etmesi bile güzel yeminle.
devamını gör...
roman ya da şiir yazan,ikisi olursa ne âlâ, biriyle tanıştığımda çok etkileniyorum, dizlerimin bağı çözülüyor.

hani en etkileyici kadin mesleği, erkek mesleği olur ya, benim ki bu fetiş derecesinde, yazarlık.

loş ışıklı sigara dumanına boğulmuş bir oda, bir kenarda duran daktilo,fonda miles davis.

tanıştığım kim varsa, hepsi de para kazanma,geçim telaşına düşüp, bu tutkusunu bir kenara savurdu.
yazarlık tanrı mesleği.
çok üzgünüm sözlük.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar