ruh hastası

toplum dilinde sorunlu insanlara verilen isimdir. bilimse yönden doğruluğu bilinmez ama sokak diliyle cidden vardır böyle tipler.

gün geçmiyor ki karşılaşmayayım. sana bir şekilde kafasını takıyor ve seni hedef haline getiriyor. amacı yok, amacı ve davası olmadığı için bir anda o dava boşluğuna seni yerleştiriyor ve bir kin besliyor. tabi arada bir deniyor bulaşmak için ama anlayışlı bir insan olduğum için bunlarla münakaşaya girmiyorum. bazısı yazılarında laf felanda sokuyor arada rastlıyorum tesadüfen lakin bilmeleri gerekir ki, bizim kimseyle münakaşa edecek, kavgaya tutuşacak ve birilerini sorun haline getirecek zamanımız yoktur. öyle karakteri sağlam 3-5 kendim gibi adamı okurum gerisine bakmam bile.

hey yarabbim. acı bu kullarına ve bana da acı. onlara akıl bana ise sabır ver.
devamını gör...
amirlerimiz tarafından hakaret olarak kabul edilen söz. birisi hakkında tükürük yalayıcısı derseniz hakaret falan olmaz ama şizofren derseniz hakarete giriyormuş.
devamını gör...
şatila’da cesetlerin üzerinden atlamadan yürümek mümkün değildi; her bir karesinde başka bir zorlukla karşılaşılan acı dolu bir kızmabirader oyunu oynuyor gibiydi insan. oyunun sonunda ise şatila ve sabra topraklarının üzerinden grayderler geçiyor ve ortaya dümdüz bir mezarlık çıkıyordu. birden filistinli kadını gördüm, bir mucize gibi karşıma çıkmıştı. saçları gri olduğuna göre yaşlı olmalıydı. sırtüstü yatıyordu; molozların, tuğlaların, erimiş demir parçalarının üzerine öylece atılmış gibiydi. bileklerini birbirine bağlayan, ip ve kumaştan yapılmış, örgü şeklinde, garip bağı görünce şaşırdım; sanki çarmıha geriyorlarmış gibi önce kollarını yukarıya kaldırmışlar, sonra bileklerini bağlamışlardı. siyah ve şiş yüzü gökyüzüne bakıyordu; sineklerden kapkara olmuş ağzındaki dişler beyaz görünüyordu. mimiksiz yüzünü buruşturmuş gibiydi, ama gülümsüyormuş gibi de görünüyordu, kesintisiz ve sessiz bir çığlık dudaklarından dökülüyormuş gibi bir hali de vardı. siyah yün çoraplar vardı bacaklarında; pembe ve gri çiçekli elbisesini ya yukarı doğru çekmişlerdi ya da elbise çok kısaydı. şişmiş, siyah baldırlarında mor ve eflatun yanakları ile uyum içinde mor lekeler vardı. bunlar yara izleri miydi, yoksa güneşin altında çürümenin bedendeki doğal tahribatı mıydı?


tek başına - şatila'da dört saat / jean genet
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar