şafak türküsü

ahmet kaya'nın bir bölümünü seslendirdiğŸi, sözleri nevzat çelik'e ait olan muhteşŸem eser..

şžAFAK TÜRKÜSÜ

1
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşŸmüşŸ
Koparma anne
AğŸlama

Kaç zamandır yüzüm tıraşŸlı
Gözlerim şŸafak bekledim
Uzarken ellerim
KulağŸım kirişŸte
Ölümü özledim anne
YaşŸamak isterken delice

2
Bugün görüşŸ günü
Günlerden salı
Islak
Sarı bir yağŸmur
Ülkemin neresine bakarsa ay
Orada yitik bir anne ağŸlıyor
Sen aralıyorsun yağŸmuru
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
Sonra bir umut koşŸuyorsun
YüreğŸin avcunda
ısırırken
çırpıntı gözlerini
(ah verebilseydim keşŸke
yüreğŸi avcunda koşŸan
herbir anneye
tepeden tırnağŸa oğŸula
ve kıza kesmişŸ
bir ülkeyi armağŸan
koşŸma anne
birdenbire batacak olan
düşŸ denizinde yarattığŸın umut sandalıdır
oysa benim için gece
ışŸık hızıyla koşŸan
kısa ve soğŸuk bir zamandır
bu yüzden boğŸuk seslerle geldiler bir şŸafak
uykusuz
yorgun
ve korkak

3
sanırım baytardı
yüreğŸimin depreminde rihter ölçeğŸi çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşŸver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşŸesinde el ayak izlerimi
ciğŸerlerimde yırtılan bir çığŸlıkla hazır beklediğŸim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğŸim
korkak kahraman gecelerimi
düşŸlerimle sınırsız
diretmişŸliğŸimle genç
şŸaşŸkınlığŸımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağŸımda tomurcuk

pir sultan'ı düşŸün anne
şŸeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşŸün anne
hala kanaması nedendir faşŸizmin göğŸsünde
utangaçlığŸı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşŸün anne
her mayıs şŸafağŸında uzun
uzun döverken darağŸaçlarını
ve o şŸafaktan doğŸma
onbir yaşŸını çiğŸneyip yürüyen çocukları
insanları düşŸün anne
düşŸün ki yüreğŸin sallansın
düşŸün ki o an
güneşŸli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

4
sıcak omuzlar değŸerken omzuma
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu
bayraklar ve türkülerle
kopunca memelerinden o mükemmel yaşŸama

kurşŸunlar sıktılar alnıma
açık alanlarda ağŸır
kartalların konup kalktığŸı
yalçın kayalardan biriydim
ölüp dirildim yeniden
güneşŸli güneşŸsiz akşŸamlarda

mutlu yarınlar adına
özgürlük adına ekmek adına
üstüne vardım kuyruğŸu kanlı itlerin
dirilip dönmesin diye hiroşŸimalar
tahtadan atların boynuna çıplak
ölümlerle yatmasın diye çocuklar
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar
kardeşŸlik adına
havadaki kuşŸ denizdeki balık adına
yürüdüm yıllar boyu

dönüp bakmadım arkama
ıraktı gözlerim çok ırak
izim kalır mı bilmem yürüdüğŸüm yolda
kalsa da silinir gider
yalnızca bir ağŸıt gibi çakılır
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığŸım yer

5
tören adımlarıyla ölmek
ne garip şŸey anne
kanlı karanlık bir oyunda başŸ oyuncuyum
bütün gözler üstümde

sürüyor gecenin karnında şŸafağŸa bakan oyun
masa üstünde üşŸüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağŸıt kalem
sandalye
geride flu
yağŸlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değŸişŸmez dekoru mudur
idam mahkumunun

6
kırılacak cammışŸım gibi davranıyorlar
yüzlerinde zoraki çatılmışŸ bir hüzün
oysa birazdan boynumu kıracaklar
pul pul dökülecek yaz siyasi eylül'ün

ben ölümü asıl az ötede titreyen
çingenenin kara killi ellerinde gördüm
anladım ki küllenen sigaradır
soğŸuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

yani benim güzel annem
alacaşŸafağŸında ülkemin
yıldız uçurmak varken
oturup yıldızlar içinde
kendi buruk kanımı içtim

7
ne garip duygu şŸu ölmek
öptüğŸüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağŸacına

8
geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağŸıt kalem
bağŸışŸla beni güzel annem
oğŸul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değŸsin istemedim
gözleri değŸsin istemedim
ağŸlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşŸıyacaktın koynunda

usul adımlarla yürüdüm ömrümü
karşŸımda kurum kurum-laşŸan darağŸacı
(tarlakuşŸu korkmaz ki korkuluktan
ökse de olsa dört bir yanı)
birdenbire acıdı boynum
gelecekler var birbiri ardınca genç
yakışŸıklı

ne olur işŸçi kadınım
az yumuşŸak dik
şŸu kefenin yakasını

9
yaşŸamak ağŸrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşŸamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başŸlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğŸun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşŸamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işŸte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeşŸ kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şŸey anne
bayram kartlarının tutsaklığŸından aşŸırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşŸer gibi
vurulmak isterdim bir kıza

10
künyemi okudular
suçumuz malum

gecenin kıyısında durmuşŸum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşŸum
koşŸun çocuklar çocuklar koşŸun
sabah üstüme
üstüme geliyor
yanlışŸ mı duydum yoksa
erkenci bir horoz mu ötüyor
keskin bir acı bilenmişŸ
gitgide yaklaşŸıyor sonum

iri sözlerim yoktu söyleyecek
usulca baktım yüzlerine
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne
avlunun ortasında çatık bir kaşŸ gibi duran
darağŸacı
bir zaman rüzgarda
saçını tarayan telli kavak değŸil mi
boynumdaki kemendi bir öğŸle sonu bükerken o kız
sarı sıcak sevdasını düşŸünmedi mi
söyle anne
o çingene
bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağŸımızdan
bağŸıra çağŸıra geçen bohçacı kadını
sevmedi mi çılgınca

11
kurulmuşŸ tuzaklar yok artık yolumda
işŸkenceler zindanlar hücreler
savunmak yok mutlu tok bir yaşŸamı
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren
mideme karşŸı
kısacası
bir çiçeğŸi düşŸünürken ürpermek yok
gülmek umut etmek özlemek
ya da mektup beklemek
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şŸey anne
artık duvarları kanatırcasına tırnağŸımla
şŸaşŸkın umutlu şŸiirler yazamayacağŸım
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağŸım
baba olamayacağŸım örneğŸin
toprak olmak ne garip şŸey anne
ceplerimde el yerine balyoz taşŸırken
korkunç bir merakla beklerken kurtuluşŸ haberlerini
ve yüreğŸimin ırmakları taşŸtı
taşŸacakken
ölmek ne garip şŸey anne

uçurumlar ki sende büyür
dağŸdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmışŸ kanatlarını kozalak derim
gül yanaklı çocuğŸa benzer
yine de
oğŸlunu yitirmek kimbilir
ne garip şŸey anne

12
beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşŸmüşŸ
koparma anne
ağŸlama
kırıldıysa düşŸ evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağŸrılışŸıyım
kızların yanaklarında çukurlaşŸan
biten başŸlayan aşŸkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışŸan
her kadın toprağŸı tırnaklayarak doğŸurur beni
özlem benim kavga benim aşŸk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığŸında kapını
umarım kurtuluşŸ haberleriyle dönmüşŸ olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişŸlerse şŸen şŸakrak
öylece kalkar uykudan şŸalterler
dişŸleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işŸçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığŸında kapını
adı başŸka sesi başŸka nice yaşŸıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başŸlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne

nevzat çelik

http://siir.gen.tr/siir/n/n...

devamını gör...
ahmet kaya'nın bir bölümünü seslendirdiği, sözleri nevzat çelik'e ait olan muhteşem eser..

ŞAFAK TÜRKÜSÜ

1
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama

Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice

2
Bugün görüş günü
Günlerden salı
Islak
Sarı bir yağmur
Ülkemin neresine bakarsa ay
Orada yitik bir anne ağlıyor
Sen aralıyorsun yağmuru
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
Sonra bir umut koşuyorsun
Yüreğin avcunda
ısırırken
çırpıntı gözlerini
(ah verebilseydim keşke
yüreği avcunda koşan
herbir anneye
tepeden tırnağa oğula
ve kıza kesmiş
bir ülkeyi armağan
koşma anne
birdenbire batacak olan
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır
oysa benim için gece
ışık hızıyla koşan
kısa ve soğuk bir zamandır
bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak
uykusuz
yorgun
ve korkak

3
sanırım baytardı
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
korkak kahraman gecelerimi
düşlerimle sınırsız
diretmişliğimle genç
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağımda tomurcuk

pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

4
sıcak omuzlar değerken omzuma
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu
bayraklar ve türkülerle
kopunca memelerinden o mükemmel yaşama

kurşunlar sıktılar alnıma
açık alanlarda ağır
kartalların konup kalktığı
yalçın kayalardan biriydim
ölüp dirildim yeniden
güneşli güneşsiz akşamlarda

mutlu yarınlar adına
özgürlük adına ekmek adına
üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin
dirilip dönmesin diye hiroşimalar
tahtadan atların boynuna çıplak
ölümlerle yatmasın diye çocuklar
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar
kardeşlik adına
havadaki kuş denizdeki balık adına
yürüdüm yıllar boyu

dönüp bakmadım arkama
ıraktı gözlerim çok ırak
izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda
kalsa da silinir gider
yalnızca bir ağıt gibi çakılır
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer

5
tören adımlarıyla ölmek
ne garip şey anne
kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum
bütün gözler üstümde

sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

6
kırılacak cammışım gibi davranıyorlar
yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün
oysa birazdan boynumu kıracaklar
pul pul dökülecek yaz siyasi eylül'ün

ben ölümü asıl az ötede titreyen
çingenenin kara killi ellerinde gördüm
anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

yani benim güzel annem
alacaşafağında ülkemin
yıldız uçurmak varken
oturup yıldızlar içinde
kendi buruk kanımı içtim

7
ne garip duygu şu ölmek
öptüğüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağacına

8
geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
bağışla beni güzel annem
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değsin istemedim
gözleri değsin istemedim
ağlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

usul adımlarla yürüdüm ömrümü
karşımda kurum kurum-laşan darağacı
(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan
ökse de olsa dört bir yanı)
birdenbire acıdı boynum
gelecekler var birbiri ardınca genç
yakışıklı

ne olur işçi kadınım
az yumuşak dik
şu kefenin yakasını

9
yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şey anne
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşer gibi
vurulmak isterdim bir kıza

10
künyemi okudular
suçumuz malum

gecenin kıyısında durmuşum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşum
koşun çocuklar çocuklar koşun
sabah üstüme
üstüme geliyor
yanlış mı duydum yoksa
erkenci bir horoz mu ötüyor
keskin bir acı bilenmiş
gitgide yaklaşıyor sonum

iri sözlerim yoktu söyleyecek
usulca baktım yüzlerine
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran
darağacı
bir zaman rüzgarda
saçını tarayan telli kavak değil mi
boynumdaki kemendi bir öğle sonu bükerken o kız
sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi
söyle anne
o çingene
bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan
bağıra çağıra geçen bohçacı kadını
sevmedi mi çılgınca

11
kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda
işkenceler zindanlar hücreler
savunmak yok mutlu tok bir yaşamı
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren
mideme karşı
kısacası
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
gülmek umut etmek özlemek
ya da mektup beklemek
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şey anne
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne
ceplerimde el yerine balyoz taşırken
korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini
ve yüreğimin ırmakları taştı
taşacakken
ölmek ne garip şey anne

uçurumlar ki sende büyür
dağdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim
gül yanaklı çocuğa benzer
yine de
oğlunu yitirmek kimbilir
ne garip şey anne

12
beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılışıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne

nevzat çelik

http://siir.gen.tr/siir/n/n...

devamını gör...
bu topraklarda ve belki kimbilir başka topraklardada .mapustakini mahpus kapısın da bekleyeni yüreğinden vuran ,sızım sızım sızlatan.bir özlem ,bir kavga bir , isyan şiiridir şafağın türküsü.
devamını gör...
"bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını "

dizeleriyle insanın içine çizik atıp geçen şarkı-şiir karışımıdır...
devamını gör...
"gecenin kıyısında durmuşum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşum
koşun çocuklar çocuklar koşun
sabah üstüme
üstüme geliyor..."

dizeleriyle şu gece vakti aklıma düşen, hüzün ve bir o kadar umut dolu bir şiirdir.
devamını gör...
şairinin tayyip erdoğan'ın izin istemeden referandum sürecinde kullandığı için yasal hakkını kullanacağını ifade ettiği klasik protest türkü...müziği muhteşemdir.

edit:yılmaz odabaşı şair nevzat çelik'i bu konuda ikna edeceğini ifade etmiş.
devamını gör...

....
"bağışla beni güzel annem
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değsin istemedim; gözleri, değsin istemedim
ağlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim."....

bir şiirin ne kadar güzel yazılabileceğinin güzel bir örneğidir. şiiri güzelleştiren ahmet kaya yı da unutmamak lazımdır tabi.
okudukça insanın bir daha okuması gelen; dinledikçe bir daha dinlenilmek istenen şiirdir/şarkıdır.
devamını gör...
bıkkınlığın aslında mutluluk olabileceğini ve harflerin, ahmet kaya'nın ağzından, yava$ça kollarınıza, kollarınızdan da tüm vücudunuza yayılacağını...

bunları, her $eyi, bu türkünün son dizesi söylendikten sonra ağlayınca dü$ünüyor ve anlıyorsunuz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar