sağ sol çatışması

zamanında türkiyenin aydınlık görüşŸe kavuşŸmasını insanların akıl ve bilimi referans almasını istemeyen sol görüşŸlü öğŸrencilere karşŸı gerici ırkçı davranışŸlarını dışŸ güçlerin amerikanında etkisiyle deniz gezmişŸ gibi sol görüşŸlülerin amerikan askerlerini denize dökmesi sırasında kocatepe camiinden çıkan sağŸ görüşŸlü tekbir getiren din kullanılarak kandırılmışŸ kalabalığŸın amerikan askerlerini korumak için sol görüşŸlü öğŸrencilere saldırmasıyla en alevli yıllarını 70 lerde başŸlatmışŸ çatışŸma türüdür 1 mayıs 1977 taksim meydanında amerikancı gladyo tarafından taranan sol görüşŸlü ilerici öğŸrenciler işŸçiler 35 kişŸinin orada ölmesiyle bedelini ağŸır ödemişŸlerdir 80 darbesiyle gelen ve solun üzerinden silindir gibi geçen askeri müdahale sonucu ortaya konan türk islamcı politikalar neticesinde bugünkü iktidarları ve gerici zihniyetleri yaşŸatan çatışŸmadır osmanlı istanbulu feth ederken bizans meleklerin cinsiyetini tartışŸıyorken bugün biz osmanlının torunları türbanı tartışŸıyoruz buda sağŸ sol çatışŸmasının bitmesi ezici sağŸ üstünlüğŸünün sağŸlanmasının yani ülkeye uygulanan gerici ırkçı politikaların üzerimizdeki etkisidir kemal kılıçdaroğŸlu önderliğŸinde yeniden toparlanmasını bekledğŸimiz sol görüşŸün çatışŸmasız tüm insanları kucaklaması dileğŸimizi düşŸündüren bitmesi istenen çatışŸmadır sağŸ sol çatışŸması.
devamını gör...
ülkedeki sistemin asıl sahiplerinin oluşturduğu kaos ortamıdır, evet.

akp'li, akp'den islam bekler; chp'li chp' den sosyalist bir düzen bekler.

oysa ne akp islam'la alakalıdır, ne de chp sosyalist sistemle alakalıdır.

ülkemizin doğal ve suni kaynaklarının kimler tarafından sömrüldüğünü bilmeyen yok sanırım. peki, bu rejimi biz kurmuşsak, neden bizi değil de elin gavurunu doyurur?
devamını gör...
sağ diye bir ideoloji yoktur. en azından solun bir söylemi,bir eylemi,bir manifestosu,bir dünya anlayışı vardır.
sağın ideolojisi; solcu olmamaktır.solun karşısında olmaktır.tek manifestoları budur.
devamını gör...
--- alıntı ---

mefhumların kâh gülünç kâh korkunç maskelerle raksa çıktığı bir karnaval balosu, fikir hayatımız.

tanımıyoruz onları, nereden geliyorlar bilen yok. fir’avunlara benziyorlar, kalabalığa çehrelerini göstermeyen fir’avunlara. ve aydınlarımız, o meçhul heyûlâlar için ehramlara taş taşıyan birer köle.

kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. rüyaları o bayraklaştırıyor. yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar. mukaddeslerin rengine bürünen bir bukalemun kelime, semâvî kitapların şeytanı. ve en tehlikelileri, toprağımızda doğmayanlar.

sol’la sağ, bu karanlık kafilenin öncülerinden ikisi.

sol, latincede meş’um, eski almanca’da, eğri demek… cehenneme inen merdiven hep sola bükülür. sağ, kibar ve imtiyazlı; rabbin sevgili kulları sağında oturacaklar, diyor tevrat.

sol’la sağın yeni bir hüviyetle politikaya sıçrayışı, fransız ihtilali’yle yaşıt.

napolyon orduları ihtilalin ideolojisini dünyanın dört bucağına taşır; ideolojisini, yani kelimelerini.

avrupa, fransa’nın mirasını muhabbetle benimser… aynı manevi iklim, aynı içtimaî yapı. önce burjuvazinin bayrağıdır sol, sonra dördüncü sınıfın… hürriyettir, terakkidir, müsavattır. sağa türbedarlık düşer; türbedarlık, yani ezeli değerlerin bekçiliği.

hangi ezeli değerlerin? ihtilal, istibdadın tasfiyesiydi; müjdeydi, ümitti, gelecekti. sağ, daima çekingen, daima korkak, daima sevimsizdir. çekingendir, çünkü maziyi temsil eder; maziyi, yani keyfiliği, kanunsuzluğu. korkaktır, zira kanlı imtiyazların ve karanlık istismarların mirasçısıdır. sevimsizdir, hangi mezarlığı ürpermeden seyredebiliriz? avrupa’nın son iki yüzyıllık tarihi, sol’un zaferleri, sağ’ın hezimetleri tarihidir.

bize gelince… hudutlarımızdan salgın bir hastalık gibi girer sol, arazı, meçhul bir hastalık. solcu, ithamların en korkuncu olur… büyüden meş’um, bedduadan netameli bir kelime. sağ, daha nazlı, daha utangaç bir misafir. ne zaman gelmiş, bilen yok! türk adaleti, kimse tarafından benimsenmeyen bu silik ve şahsiyetsiz kelimeyi pek ciddiye almaz. ve çeyrek asır nebatî bir hayat yaşar sağ.

sol, demokrasilerin zaferinden sonra yeni bir bekâret kazanır avrupa’da, günahlarından arınır. bizde de kasideler döşenilir, nazenine. avrupa, bütün cinayetlerini sağ’a yükler. sağ, yakın tarihin “günahkâr tekesi”dir: kilisedir, cehalettir, faşizmdir. batının en gerici partileri bu menfur vasıftan kurtulmağa çalışırken, bizde mukaddesatçıların bayrağı olur. sağ: türk’ün âlicenaplığı… filhakika bu kirli ve karanlık kelimenin dünyada bizden başka şefaatçisi, bizden başka elinden tutanı kalmamıştır.

sol-sağ… çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı.
solun halk vicdanında yarattığı tedailer: casusluk, darağaçları, moskova: sağın, müphem, sevimsiz, sinsi bir iki hayal. hıristiyan avrupa’nın bu habis kelimelerinden bize ne? bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.



--- alıntı ---

--- alıntı ---


"bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır.

--- alıntı ---

cemil meriç üstad çok güzel ifade etmiş konuyu. yani bizi anlatan kelimeler değil bunlar. bu kalıba girmek zorunda değiliz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar