sahih hadis

hadislerin toplanması ve kitaplaştırılması neredeyse islamdan 200-300 yıl sonrasına tekabül eder.

sahabelerin yalan söylenmeyeceği tezinden yola çıkılarak bütün söylenenler hadis olarak kaydedilmiştir.

ama sahabe aynı zamanda http://hz.aişe'yi hz. ali'ye karşı kışkırtan,hz.hasan ve hz. hüseyin'in öldürülmesine sebep olan,ortak olan sahabedir.

bu sebeple,konuyu çok iyi irdelemek ve hataya düşmemek lazım gelir.

bunun bilimsellikle falan alakası yoktur.
sağlamasını kur'an-ı kerim'de bulmakta güçlük çektiğimiz şeylerle karşılaşınca acaba? sorusunu sormak da hakkımızdır..
devamını gör...
senedin başından sonuna kadar sika râvilerin birbirinden rivayet ettiği şâzz ve muallel olmayan hadistir.

şöyle açıklamak gerekirse;

bir hadisin sahih olabilmesi için ilk şart râvilerin güvenilir olmasıdır ki bir râvinin sika sayılabilmesinin şartları oldukça ağırdır. (bkz: adalet ve zabt)

ikinci şartı sika bir râvinin diğer sika râvilere aykırı olarak hadis rivayet etmemesi gerekliliğidir. yani tüm güvenilir râvilerin ittifak ettiği bir hadis karşısında tek kalan bir güvenilir râvinin hadisine itibar edilmez.

üçüncü olarak ise hadiste gizli bir kusurun bulunmaması gerektiğidir ki bunu ancak hadiste derinleşen kimseler anlayabilir.

ayrıca hadis munkatı' da olmamalıdır, yani senedde bir kopukluk bulunmamalıdır.

bu sayılanlar genel olarak sahih hadisin tarifi olsa da muhaddislerin her birinin kendilerine has tarifleri vardır. örneğin bir hadis buhari'ye göre sahih iken, tirmizi'ye göre hasen olabilir.
devamını gör...
( #1563624 ) kur'an yeter tabii. kur'an Allah ve rasülünün emirleri ve nehylerine uymamıza dair bir sürü ayet var! anlamayacak mısınız hala? kur'an diyor Allah rasulunun boyle bir yetkisi olduğunu! offfff Allah'ım!
devamını gör...
kime göre sahih demiş hoca.

''buhari'yi hadisçiler katletti''



nasıl hadisçiler bunlar ? bir rivayeti değerlendirirken kuran'a başvurmayıp körü körüne inananlar. yahu bir dünya uydurma yazıldı sahih dedikleriniz içinden. onlara bir cevap verinsenize!
devamını gör...
13. (Tematik)
adil yani yalancılıktan uzak, büyük günah işlemeyen ve hadis ilmini bilen kimselerden işitilen, resulullah efendimize kadar, rivayet edenlerden hiçbiri noksan olmayan ve mütevatir yani birçok sahabinin resul-i ekremden ve başka birçok kimselerin onlardan naklettikleri hadisler ve meşhur, yani ilk zamanları bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan hadisler. (bkz: hadis)

dört mezheb imamının (imam-ı a'zam ebu hanife, imam-ı şafii, imam-ı malik ve imam-ı hanbeli'nin) her biri, kendi re'yi (görüşü) ile konuşmadığını bildirmiş ve talebelerine; "sahih hadise rastlarsanız, benim sözümü bırakın. resulullah'ın hadisine uyun!" demiştir. mezheb imamlarımız bu sözü, kendileri gibi müctehid olan derin alimlere söylemişlerdir. çünkü böyle bir işi ancak onlar anlar ve yapabilir... (mevlana halid-i bağdadi)

*
devamını gör...
aklımıza bazen uymasa da senet yönünden sağlamlığına bakılır. sağlam senet ise hadis sahihdir. eğer bir hadis sahih ise peygamberimizin bu sözleri aklıma uymuyor uymam demeyiz. amenna deriz.
devamını gör...
zan ifade eder.
imam-ı buhari'nin sahih dediğine imam-ı müslim sahih demiyorsa, burada imam-ı buhari'nin o hadisi sahih saymasının mutlak olmadığını gösterir. hadis'ler hiç bir zaman mutlak manada peygamber (sav) sözü olarak nitelendirilemez. çünkü imam buhari sözü direk hz.ebu bekir*den yada Hz.Ali*den almış değildir. aradaki zincirdeki ravilerin değerlendirmesini imam-ı tirmizi yada ebu davut farklı kriterlerle yapınca birinin sahih dediğine, diğeri hasen diyor bir başkası ise ahad, yada garip.
nihayetinde hadis dediklerimizi mutlak saymak bir çok problem doğurur. işi ehline bırakmak gerek. hadislerin mutlak olmayışını kendi nefsimize göre hareket etmek için de kullanmak ayrı bir kurnazlıktır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar