şakayık


--- alıntı ---
Şakayıkgiller (Paeoniacaea) familyasının Paeonia cinsini oluşturan otuz üç kadar çok yıllık bitki türünün ortak adı. Asya'da, Kuzey Amerika'da ve Avrupa'da yetişen türlerinin çoğu otsudur. Alımlı çiçeklerinden ötürü süs bitkisi olarak yetiştirilen şakayığın bazı türlerinden Avrupa'nın güney kesimleriyle Asya'da şifalı bitki ve yiyecek olarak yararlanılır.

Süs şakayıkları otsu ve ağaçsı olmak üzere iki gruba ayrılır. Beyaz, pembe ya da parlak kırmızı renkteki çiçeklerinin katmerli ya da yalınkat çeşitleri vardır. Kokulu Çin şakayığı (P. lactiflora) ile Avrupa'ya özgü adi şakayıktan (P. officinalis) yapılan melezleme çalışmaları sayesinde birçok bahçe çeşidi geliştirilmiştir.

Ağaçsı şakayıklarsa Çin'de yabani olarak yetişen P. suffructicosa'dan türetilmiştir. Öteki gruptakiler gibi, büyüme mevsimi sonunda ölmeyen, uzun ömürlü, çalımsı gövdeleri vardır.
--- alıntı ---

*

devamını gör...
rivayete göre fuzuli, hocasının kızına âşık olunca aşkını dizelere nakşetmek için bir murabba yazar. bu şiirin her dörtlüğü sonunda nakarat gibi tekrar edilen dizede üstad, "gözüm cânım efendim sevdiğim devletlü sultanım" buyurmaktadır. sevdiği kadına karşı altı adet hitabı ard arda sıralayan ve hepsinde de onu yücelten bu anlayış, doğrusu içinde yaşadığımız çağın söylemleri arasında pek taraftar bulamaz.
bir şarkı hatırlıyorum; sevgilisine sitem etmek isterken bile ona yalvarırcasına seslenen âşıkın hikayesini anlatan bir şarkı: 'sana ben canımın canı efendim / kırıldım küstüm incindim gücendim'

bugünün şarkı sözleri yahut pop listelerine bakılınca meleklere yaraşır bir hitap olarak kalan yukarıdaki dizelerin dünyasını anlamak gerçekten zordur. çünkü toplumun üzerinden o kadim zarafet, o fıtrã® nezaket çekilip gitmiş, yerini kadın erkek eşitliğinin gittikçe haşinleşen modasına dayalı sen-ben kavgası ve itiş-kakış konulu şarkılar almıştır. eskilerin şiirlere de yansıyan (yahut artık şiirlerde kalan) ve kadının baş tacı edildiği o ulvi anlayışlarını temellendirmek için şimdi de bir hadã®s-i şerif okuyalım: "inneme'n-nisâ' şakâyıku'r-ricâl." buyuruyor ki efendiler efendisi: "şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır." buradaki şakayık kelimesi efendiler efendisi'nin ağzından bir veciz ifade olarak söze dökülmüş olup tevriye, iham-ı tenasüp, cinas gibi edebiyat sanatlarına örnek olabilecek bir ziynet konumunda durur. kelimenin arapça anlamlandırılmasına göre öncelikle kadının, erkeğin "kürek kemiği"nden bir parçası olduğu, ardından erkeğin "öteki yarısı (elmanın iki yarımı gibi birbirini tamamlayan değerler bütünü; şakk'ı)" olarak düşünüldüğü ve nihayet "şakayık (yaban lalesi, gelincik)" çiçeği olarak mânâ ifade ettiği görülür. ilk anlam dinã® terminoloji içinde hz. adem'in kürek kemiğinden yaratıldığı ifadelendirilen havva içindir. ikinci anlama göre, kadın erkeğin öteki yarısıdır ki modern bilim de zaten bunu ifade etmektedir. kadın olmadan erkeğin, erkek olmadan kadının eksik kalacağı, anatomik, fizyolojik ve psikolojik olarak erkek ile kadının bütünleşerek beşeriyetlerini tamamlayabilecekleri, aksi takdirde bünyede arızalar oluşmasının kaçınılmazlığı, bu bağlamda evlilik müessesesinin önemi, aile kurumunun yaşatılması vb. söylemler hep bu şakayık (öteki yarı) düsturu üzerine temellendirilebilir. şakayık kelimesinin bize edebiyat açısından ihtişamını gösteren anlamı ise türkçe'de bildiğimiz "gelincik çiçeği"ni karşılamasıdır.

gelincik, hemen her coğrafyada kendiliğinden yetişebilen, otuz kadar türü bulunmakla birlikte hemen hepsi kırmızı renkli yaprak açan bir çiçektir. yol kenarlarında, ekin tarlalarında, ören yerlerinin dışında ("sen kırların çiçeğisin şakayık" şarkısını hatırlayınız) hudâyã®-nâbit kabilinden sık rastlanan gelinciğin özelliği çok narin, nahif ve zarif bir çiçek oluşudur. dalından kopardığınız andan itibaren birkaç dakika içinde parlaklığını, canlılığını ve güzelliğini yitirir. kırmızı yapraklarından (ki genellikle dört simetrik yapraktır) birini koparırsanız diğer üçü kendini bırakır, salar ve sarkar. elinizle yapraklarından birine fiske vurun, derhal zedelenir ve solmaya yüz tutar. en küçük şiddet, hoyrat muamele ve sarsıntıda bile yara alıp zedelenen bu çiçeğin kadına benzetilmesi ve özellikle erkeği tamamlayan "eş" olarak nitelendirilmesi bizce çok manidardır. bu ifadenin mefhã»m-ı muhalifinden anlaşılan odur ki erkekler kadınlarının bir gelincik çiçeği kadar narin olduğunu bilmeli, ona göre davranmalı, gelinciğin hoyrat tavırlara, şiddete, haksızlığa maruz kalmak bir yana el üstünde tutulması gerektiğine, kırmızı renginin asaleti ve güzelliği içinde renginin soldurulmaması gerektiğini bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar. ve edebiyat açısından bir adım daha ileri giderek söylemek gerekirse, gelinciği münhasıran aşk içkisiyle dolu bir kadeh olarak düşünüp onu elde tutarken bu anlayışla hareket etmenin zaruretini akıldan çıkarmamak gerekir. ta ki erkeklerin başı o badenin sarhoşluğuyla hoş olsun.

şakayık kelimesinin arapça'da da türkçe'deki "gelincik" gibi bir anlamı var mı bilmiyorum ama gelincik (gelin-cik = taze gelin, küçük gelin)" kelimesi de yukarıdaki hadisin ruhuna uygun düşmektedir. buradan yola çıkarak ben bu kelimenin, bir erkeğe yaşı ve evlilik süresi ne olursa olsun eşini bir gelin-cik (taze gelin) gibi görmesi, ona uygun muamele etmesi ve onu öyle koruyup kollayıp değerlendirmesi gerektiğini ima ve hatta ikaz eden bir mana taşıdığını zannediyorum.

yukarıdaki hadisin orijinal ibaresini, ezberlenmesi kolay olduğu için yazdık. ta ki efendimiz'in sözü kulağımızda her daim çınlasın ve tavırlarımızı ona göre düzenleyelim: inneme'n-nisâ' şakâyıku'r-ricâl : şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.

iskender pala 21 ekim 2004 zaman gazetesi..
http://www.zaman.com.tr/yaz...
devamını gör...
bahçe çiçeğidir. balkonda saksıda ya da pencere camında dışarıda bakılmalıdır. çok narin bir ilkbahar çiçeğidir. nemli toprak sever. güneşi direkt görmemelidir. ama öbür yandan da aydınlık bir yerde büyümelidir. ama, bir açıversin ve eşsiz güzelliğini size göstersin, her şeyi unutturur.
devamını gör...
kokusu güle benzeyen zarif çiçek türü. favorim beyaz olan ama mor şakayığın göz dolduran güzelliği de yadsınamaz bir gerçek. resmen baharın gelişini kutlar gibi kendi güzelliğini sıcakların gelmesiyle dünyaya gösteriyor.

devamını gör...
çeşitli renkleri olan soğanlı bir bitki. nisan mayıs ve haziran aylarında çiçek açar ve yavaş büyür. çiçeklerinin katmer katmer oluşu ve renkleri ile tek başına sanat eseridir.

muhteşem değil de ne?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar