sakinleşmek

bazen dünyanın en zor şeyi.

şimdi şöyle oluyor; sesin çıkmıyor. kimse sakin olmadığını anlamıyor ama mesela bütün gece gözünü bir an kapatıp dalamıyorsun. düşüncelerin düğümleniyor boğazında, sessiz ağlamana engel olamıyorsun. işe geliyorsun çeşitli tablolar, çeşitli şarkılar, çeşitli evraklar dönüp duruyor ve sen bir an bile durmadan klavyenin üzerine şıpır şıpır ağlamaya devam ediyorsun. susuzluktan ölüyorsun, ama iftar olduğunda su içip sakinleşemiyorsun. iftar olduğunda susuzluktan ölmeye devam ediyorsun. hayat olağan akışında devam ediyor ama sen boğazında giderek büyüyen bir yumrukla sürekli ağlıyorsun. kimseye bağırmıyorsun belki, filmlerdeki gibi masaları devirmiyorsun, ayaklarını yere vurarak, kendi saçını başını çekerek kriz yaratmıyorsun ama kalbinin hızını da sabitleyemiyorsun. iç çekişini kontrol edemiyorsun, zaten ağlamamayı hiç başaramıyorsun. demiş miydim? susuzluktan ölüyorsun. ama bir türlü duramıyorsun. durduğun yerde dururken herkese göre sessizce, bir türlü duramıyorsun. hiçbir şarkı iyi gelmiyor, hiçbir düşünce sulh getirmiyor, hiçbir dua feraha çıkarmıyor...

sakinleşmek bazen, hele tüm dünyaya göre sakinken, imkansız oluyor.

yaşamın amacı hiç kimseye zarar vermemek, toz bile kaldırmadan yürüyüp, yok olup gitmek olamaz anne. yanlışın var. anne yaşamın amacı elin alemin keyfini kaçırmamak olamaz. anne! benim kim olduğumu tanımlarken hiçbir cümlenin içinde bana dair bir şey yok, yanlış olmalı bu. anne! ben niye varım sorusunun cevabını hep başkaları ile ilgili, burada bir yanlışlık var anne.

ona rahatsızlık vermemek, berikinin konforunu arttırmak, ötekine iyi sözler söylemek, diğerine kucak açmak, şuna susmak, ona sabretmek, ötekini alttan almak, diğerini idare etmek, berikinin yarasını sarmak, onların derdine deva olmak, şunların çare bulmasına yardımcı olmak, bunların işlerini görmek, şunlara el uzatmak, ötekilere yol göstermek, şunları kollamak, diğerlerini korumak, buna iyi niyet göstermek, ona hoşgörülü olmak, ötekinin hatalarını örtmek, berikileri görmezden gelmek, şunların sorumluluklarını yüklenmek, onların görevlerini sırtına almak, şuradakiler yerine sabretmek, buradakiler için özen göstermek, oradakilerin yapamadıklarını tamamlamak, berikilerin yarım bıraktıklarını tamamlamak, şunun canını sıkmamak, bunun keyfini kaçırmamak, onu sinirlendirmemek, bunları üzmemek, şunlara tatmin edici koşulları sağlamak, onları yutmak, şunlara katlanmak, bunlara dayanmak... benim yaşamımın tanımı bu olamaz anne. yanlışın var. yanlışın var anne!
devamını gör...
sinirlendiğimde yapmakta zorlandığım durum.

düzeltilemeyen durumlar/davranışlar...süregelen her ne ise onu gördükçe/duydukça ya da bildikçe maksimum sinir seviyesinde kalırım.

erişilesi zor olan..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar