salmak

serbest hâle getirmek, kapalılık veya hürriyetinden mahrumiyetine son vermek, bırakmak. [gç.li f.]
çocuğu, inanış ve sevgi aşısı yapmadan hayata salanlar dünyamızın ilk ve en gaddar zâlimleridir-topçu

başıboş bırakmak, çözmek (hayvan).

göndermek, yollamak, sevketmek, ulaştırmak:
dört bir yana haberciler salındı.

içine atmak, bırakmak koymak.

atmak, fırlatmak:
birkaç taş saldı.

uçurmak, uzaklaştırmak.
kırlangıç yuvasından/yeni yavrular saldı-b.süha

uzaklaştırmak, defetmek.

atılmak, hamle etmek, saldırmak, hücum etmek:
bir saattir düşmana kılıç salıyor.

akın etmek, ılgar etmek.

atı kendi hâline bırakıp dörtnala koşturmak.

atmak, geri bırakmak.

uzatmak, bırakmak:
bıyık salmak.

acele olarak göndermek.

sürmek:
dal kol salmak.

saldırtmak:
köpeği komşusunun üzerine saldı.

saldırmak:
köpek sağa-sola salıp duruyor.

sarkıtmak:
beşinci kattan ipi saldı.

gemi, demir üzerine dört tarafa dönmek.

akıtmak:
suyu tarlaya saldılar.

yaymak, dışlaştırmak, dışa vurmak.
âvazeyi bu âleme dâvud gibi sal-bâkî

sarmak.
kollarım boynuna saldığım zaman-kuloğlu

musallat etmek, duçar etmek.
bak şu kalbimin işine/saldı sevdayı başıma-gevherî

koyvermek, akıtmak.
gece gündüz ağla salma yaşını-geda muslu
*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar