sanat filmi

estetiği ön plana çıkaran filmler için uydurulmuş saçma bir tabir.
edebiyat şiiri ya da müzik şarkısı demek gibi bir şey.
durum içerikli ve durağan filmler özellikle bu kategoriye sokuluyor.
devamını gör...
sinemanın daha burjuvazi eğlencesi olduğu yıllar.. büyülü fenere bozukluklar atılıp fantastik dünyalara yolculuklara çıkılmasından çeyrek, lumiere biraderlerin görüntüleri bugünki anlamda dizgelemesi ile sinema formatına ulaşmalarından ise daha bir kaç yıl geçmiş.. birileri , fransadan birileri , bu işin-sinema- sadece büyük salonlarda, orkestralar eşliğinde, küçük burjuvaları eğlendirmekten ibaret olmadığını çakmaya başlar.. şimdi bizim kömünistlerin toplandığı gibi izbe mekanlarda buluşup;
-bacanak, bu böyle olmayacak!
-ne ulan yok tren gelişiymiş , işçilerin çıkışıymış ..
-yav böyle potansiyele sahip bir dalın üç beş zibidinin elinde harap olması çok kötü!..

şeklinde diyaloglar sonunda gelişen beyin fırtınaları ve eylemlerle sinemayı esnaflaşmış üreticilerin elinden alıyor.. film d'art adını verip kulüp tarzı yerlerde hemfikir oldukları insanlarla sinemaya sanatsal özellikler eklemeye çalışıyorlar.. iyi de yapıyorlar.. yoksa özelde fransız genelde dünya sineması bugünki seviyeye kolay kolay gelemezdi..

sanat filmi başka yerde saçmaymış, yokmuş.. var efendim hikayeyi kıçımdan uydurmadım..

lafım anlayana görene , görene , köre ne ? ( nihat doğan dan aforizmalar)..
devamını gör...
önce gerizekalı bi' tema seçilir.

örneğin; tema şudur: insanların birbirlerine olan yakınlığı, desteği.

bu öylesine eleştirilir ki hedef kitle zaten depresif yandaş bulamamış animallar olduğu için çok tutar. sonra her yerde görürsünüz zeki demirkubuz hayranlarını. *

ha zeki demirkubuz demişken: kader filmi güzeldir.
devamını gör...
--- alıntı ---
sanat filmi nedir sorunsalı

recep ivedik filminin sanat filmi olmadığı gerçeği ile bir derece tavazzuh eden sorunsal.

şaka bir yana resmi bir kategori olmamakla birlikte, ticari kaygılardan arınarak "anlam" üzere dönen filmlerdir.

mesela berlin üzerindeki gökyüzü minimum diyalog maksimum anlam içerir. izleyiciye hayatı sorgulatan, renklerin, kokunun, tadın ne demek olduğunu bir kez daha "şükür" ile hatırlatan muhteşem bir filmdir. öte yandan bu filmler çekildikleri dönem ve mekan itibari ile birer tarihi belgedirler.

bana göre inception ve matrix'de birer sanat filmidir. 12 angry man'de öyle. hatta birçok şaban filmi gibi türk sinemasında da eskimez eserler mevcuttur.

bu nasıl bir şey biliyor musun, sinema sektörü henüz gelişirken sanatçıların sinemayı keşfedip sinema üzerinden sanat yapmalarıyla ortaya çıkmış, ama sonraları sanat mı para mı halk mı vs vs tartışmalarını içine almış bir durum.

sana, insanlığa yapımcısına bir şey kattı mı bu eser? önemli olan o.

--- alıntı ---
devamını gör...
saçma sapan bir senaryo,
bol trenli sahneler,
elinden sigarayı düşürmeyen tipler,
konunun bir türlü ilerlememesi,
karanlık ışıksız sahneler,
felsefe yaptığını sanan salaklar,
sürekli camdan dışarı bakmalar,
birbiri ile kitap cümleleri ile konuşanlar,
gibi gibi,
şeyler görürsen hah işte o sanat filmidir.

devamını gör...
genellikle fransız filmleridir. iki saat karşılıklı bakışmayı izletirler adama. rüzgarda kopup uçan bir yaprağı varacağı yere kadar gösterirler. bankta oturup kitap okuyan bir adama fonda duygusal bir müzikle 200 metre öteden zoom yaparak yaklaşırlar. bu yaklaşma 10 dakika sürer. bayılırsınız, daral gelir, "yeter artık sadede gel kurban olduğum" dersiniz ancak yapacağınız tek şey filmi kapatmaktır. evet efendim kapatın.
devamını gör...
- hafiften karanlık , loş ışıklı, seslendirme kullanılmayan ve seslerin doğal, alçak sesle çıktığı ve bu büyüyü bozmamak için yüksek sesli konuşan birine dahi rastlanmadığı, uzaktan gelen ışığın (araba farı, madenci bareti ışığı vs.) kameraya yaklaşmasının on dakikayı bulduğu. bazen ekran donuyormuş gibi kıpırtısız sahneler.genelde yalnız, bunalımlı ve depresif iki adam ve bir kadının bulunduğu izleyeni sıkan ,uykusunu getiren ama olaydan çok durumu anlattığı için şahsımın tercih ettiği filmlerdir. eskiden ömer kavur ve yavuz özkan temsilcisiyken,şimdilerde nuri bilge ceylan ve zeki demirkubuz bu filmlerin temsilcisidirler.
devamını gör...
modern kent yaşamında doğadan, toplumsal ilişkilerden kopmuş ve mekanikleşmiş insanlara sadece bunları hatırlatan görseller ve diyalogları koyduğunuzda da sanat filmi olur. esasında bu tür filmlerin olma sebebi budur, insana insan olduğunu ve hayatı hatırlatma.

ne var ki bu da, modern hayatın bir cilvesi olarak, sinema salonlarının karanlığına müptela yarasavari bir yaşam süren bir türün ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. onların sinema müptelalıkları bana çağdaş mistizm olarak görünür. öyle konuşurlar ve yazarlar ki, dergahtaki dervişler bile tinsel yada ruhsal sarhoşlukta bu kadar dibi bulamamışlardır. tabi bunların da ermişleri, mürşidleri, ayinleri ve törenleri vardır.
devamını gör...
karakter sigara paketini cebinden çıkarır, içinden bir tane sigara alır, yakar, efkarla çeker, dumanını savurur, sonra bir duman daha bir duman daha ve duman daha... bu sahnede 3 dakika geçer. sonra ne mi olur? başka sahneye geçer. peki bize bu adamın sigarasını niye izlettin dangalak? sanatını sevsinler senin.
devamını gör...
karakterin ekmek yeyip çorba içtiği sahneyi 30 dakikada işleyip geri kalan kısımda da bir yere gidip aynı yere dakikalarca bakarak geçen esasen fakir ülkelerin filmi olup paramız yok biz de bunu sanat kılıfında yapıyoruz idare edin lan işte nin süslü ismidir. hollywood un zart zurt sanat filmi yaptığını göremezsiniz, varsa yoksa iran dayar sanat filmine. herhalde aktörler de verdiğiniz paraya göre anca bu kadar konuşurum diyor ki filmin zaten 4 den 3 ü sessiz sinema gibi geçiyor.
oldum olası sevmediğim, duvara fışkırtilan ketcaba akla hayale gelmeyecek manasız anlamlar yükleyip bilmem kaç milyon dolar ödeyip alan elemanların kafa yapısına benzeyen filmler. tek farkı adamlar duvara attırılmış ketcaba 100 milyon yuro bayılırken sanat filmi çekenlerin bütçesi renault broadway almaya yetecek kadar oluyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar