santral 7

kendimi bildim bileli yataklar benim için uyuduğum değil, uyuyakaldığım yerler olagelmiştir. gece düşüncelerinin şerrinden youtube'a sığınır, göz kapaklarım direncini yitirene kadar en saçma videoyu kimin çektiği konusunda kendimle tartışırım.

yeme içme ayarımı bulana kadar ramazan terk eyler bu diyarları. son birkaç gün hızımı bulurum da bayram faslına açılan börekler, iri köfteler alay eder benim azmimle. sahurda uykuya geçmeden iki kez kalkıp atacağım sular karnımı şişirip nefesimi daraltır. yine öyle bir fecr vakti, telefonu uzanırken izlememden mütevellit bulanan gözlerimle üçten geriye saydığım bir videonun arasına sızdı reklamıyla bu kanal. insanoğlunun küresel boyutta ortak müştereği olan altı saniyenin ardından "atla"yışımı beklerken beliren simanın tanıdık bir yüz olduğunu fark ettim.

büyük amcalarım ve babam tahsil için memleketten göçtüklerinde nurcuların dershanesinde bulmuşlar kendilerini. siyaset ayağı da var tabi... 70'leren 80'lere klasikleşmiş bir vaka olan islamcıların demokratikleşmesi koca bir nesli yuttuğu gibi bizimkileri çeker girdabın derin karanlığına. ellerinde cemaatleşebildikleri, din hakkında konuşabildikleri, istedikleri kitapları özgürce okuyabildikleri bir vakıf kalır. işte bu vakfın müdavimlerinden olan amcam babamı ikna eder ve liseye geçtiğimde beni de dershaneye verirler. oradan tanırım bu yaşlanmış adamı. münir abi karadenizli, genlerine son derece sadık, vakarlı ve nekbet bir ömrün münzevisiydi onu tanıdığımda. yazları katıldığım kur'an kurslarından ve haftalık risale derslerinden aşina olduğum vakfın bir evladı olmuştum artık. münir abiye emanettik, çok şey öğretti bize. imanın tahkikisini, cem olmanın verdiği gücü, samimi muhabbetleri... bir gün sömestr tatilinde vakfa misafir gelen ve ilk defa kar gördüğü için çığlıklar atan izmirli çocuklarla vakfın mutfağında sigara içtiğimizi öğrenince bizi haşlayacak sanırken "kapıyı kapatın da yukarı koku gelmesin" deyip kızması gerektiği için kızmayarak dönüp gitmişti.

işte biz ne zaman bu ortamlardan uzaklaştık, aklımızın ucundan geçmeyecek hatalarla sınandık. tekrar kendimizi bulana kadar çok ağır bedeller ödedik. elhamdülillah, rabbim ne eylerse güzel eyler. öyle terbiye olmamız gerekiyormuş, ancak öyle iflah olurmuşuz demek ki... şimdi bu karadenizli iman ehlinin elinden geçmiş bir adam bir başka vakıfta başka gençlerle kalplere dokunmaya çabalıyor.

hasılı; kim derdi zikri bırakıp videoyla geçirdiğim dakikaları yargılarken, ciğerlerimi dağlayan günahlarımın ve geçmişimin düşüncelerle beni ele geçirmesinden saklanırken hiç ummadığım bir anda bu güzel adamla yeniden karşılaşacağımı. Allah kabul etsin, bu ümmete nice mücahitler nasip etsin, işinde muvaffak kılsın inşallah.

kanalına abone olmayı unutmayın!


devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar