ucurum kenarindaki yolda asiri hizdan viraji alamayarak ucurumdan yuvarlanirken kendisine ogretilen, bir hacetin, bir musgiliyetin olunca medet ya gavs de, gavs yardimina icap ederi hatirlayarak, gavsini yardim icin cagiran sofor. eger gavsi gercekten bu asrin gavsi ise, yesil cubbesi, gogsunun ortasindaki buyuk g harfi semboluyle ucarak gelir ve araba daha bir takla bile atmadan, muridini bu zor durumundan kurtarir. o yuzden kamil sececiginiz zaman mursid olanini secin. yoksa zor durumunuzda size gavs'tan baska kim yardim edebilir.

http://www.cogitosozluk.net...

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
o esnada gavs aklına bile gelmez, sadece Allah diye haykırır. hayat slow motion tadında ilerlemiyor, hızla akıp geçiyor.
devamını gör...
ben sırf başlık üzerinden tanım yapacağım. kişileri, cemaatleri göz önüne almadan. yere düşerken yanındakine elimden tut diyen adamdan farkı yoktur.
devamını gör...
her yaratilmisin bir kaderi vardir. insan kaderine uygun olarak baska birinden yardim istemesi ya da yardimlasmasi gayet normaldir ama boyle bir yardimlasma ile, tasavvuf tarikat ogretilerindeki gavstan yardim isteme arasinda daglar ovalar kadar fark vardir. onlara boyle bir yardimi islami acidan izah edin diyince, ledun ilmi derler. yalansa yalan diyin.
devamını gör...
kerametin ne olduğunu bilmeyen insanların hakkında atıp tuttuğu şoför. bir de günahsızlık, günahkarlık hallerinin duaya etkisini bilmeyenler var. açın bir iki ayet hadis falan okuyun. himmeti araştırın, kerameti soruşturun, ashabın yaşadıklarını tefekkür edin falan bir şeyler yapın yahu, islam'ı aklınıza uydurmaya çalışmayın!
devamını gör...
ehl-i tarik için sıradan bir şeydir. himmet-keramet vs. gibi ehli için bir anlam ifade edenler başvurur. olmayanlar Allah diye de bağırabilir. ya da ben gibi gafiller frene basıp, airbag'in açılmasını da bekleyebilirler...

devamını gör...
ben avustralya'dayim. seyhim turkiye'de. benim her yaptigimdan haberdarmis. benim gibi bir milyon muridi var, hepsini gozetiyor ve yardimina kosuyor. ayni anda 7 kitada goruluyor. Allah'in melekleri ve cinleri emrine verildigi soyleniyor. nurunun kainati kapladigindan, dunyayi parmaginda oynattigindan, dunya etrafinda bir salisede 3 milyon tur atabildiginden hastalari iyilestirdiginden, zor durumdaki muridinin yardimina kostugundan bahsediyorlar. simdi siz hangi tasavvuf tarikatine gitseniz, tum seyhlerini boyle izah ederler. cikip da biri de benim seyhim beserdir demez.

sonra seyhleri genelde zir cahildir, ledun ilmine sahip derler, desen ki dunyada muslumanlar katlediliyor, suriye hakkinda bir siyasi analiz yapamaz. cunku haberi bile yoktur ki dunyada olup bittiginden. eski yunan tanrilari gibi onu cok ustun bir noktaya koymustur muridleri. Allah'in tum sifatlarini ona vasfetmistir. desen ki madem her seye vakifsin neden muritlerine su partiye oy vermeyin, bu partiye oy verin telkininde bulunuyorsunuz. siz yoksa partilerden mi medet umuyorsunuz. sonra hastalara sifa dagitiyorsunuz da kendiniz hastalaninca hastane hastane geziyorsunuz.
devamını gör...
"doktora gittim beni tedavi etti demek" ne kadar küfürse bu da o kadar küfürdür. tevessül ve istigase konusunda ifrata kaçmak ne kadar yanlışsa o insanlara sapıklıkla veya başka bir şeyle suçlamak, alay etmek veya güya ironi yapmak o kadar yanlıştır. tahrik veya ilgi çekme amaçlı açılmış bir başlık olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
klasik tasavvufta anlatılan basit bir hikaye ile halet-i ruhiyesi anlaşılabilecek şöför. şahsım adına ben başıma heyecanlı bir iş geldiği zaman ''yetiş'' ifadesini hiç kullanmadım avazım çıktığı kadar aaaaaa harfinden medet umdum bazen allaaaaaaaaaaaaaah dediğim de olmuştur lakin bunun konu ile alakası yok.

zamanın birinde iki arkadaş yolda gidiyormuş uzun böyle günlerce sürecek bir yolculuk ikisinin de atı mı ne var belki de iki tane koyun farketmez bunlar remiz neyse bir tanesi intisaplı bir yere diğeri bir yere intisaplı değil intisapsız olan gece yatmadan önce dua ediyor:

''allahım benim bu attan başka birşeyim yok onu sana emanet ederek uyuyorum''

intisaplı olansa şöyle dua ediyor

''allahım benim bu attan başka birşeyim yok şeyhime emanet ederek uyuyorum'' (veya buna benzer birşey)

hasılı sabah uyanıyorlar intisapsız olan kardeşin atını kurtlar yemiş diğerinin atı sapasağlam durmakta tabi bunun canı sıkkın soruyor. ben Allaha emanet ettim atımı kurt kaptı sen şeyhine emanet ettin kurt dokunmadı bu nasıl iş ?

diğeri de cevap veriyor. sen alemlerin rabbi olan Allaha emanet ettin. mülk zaten onun kurt onun at onun kendi mülkünden olan atı kendi mülkünden olan kurda yedirdi. duan da böylece kabul oldu ancak ben şeyhime emanet ettim şeyhim dağdaki kurdun sahibi olmadığı için atım sağlam kaldı.

şimdi bu misali doğru okumak lazım. evvela bir ata ihtiyacımız var mı? yani dünyalığa nasıl kıymet veriyoruz? nasıl dua ediyoruz neyi bekliyoruz? yani intisaplı birisi gayet dünyalık birşey için dua ediyor ve işi görülüyor diğeri de gayet dünyalık birşey için dua ediyor onun da işi görülüyor zira mülkün ebedi sahibine emanet ediyor malı sahibine teslim ediyor diyebiliriz netice?

netice abiler şarampole yuvarlanırken yetiş ya gavs diye bağırmak sizi kurtarabilir lakin bu hayırlı mıdır? yani bu hikaye anlatılıyor diyelim adam hayatta kalıyor. hayatta kalmak iyi birşey midir? yahut hayatta kalmasından etkilenmek doğru mudur? bütün bunlar öylece durmakta. bu duruma karşı çıkan da olur tabi böyle şey diyen de dünyaya bir kıymet vererek bunları söylüyor. yani adamın yaşamasını ''iyi'' görüyorlar. elbette dua edilir elbette refleks denilen birşey vardır. yani yetiş gavs diyen de bir gün o şarampole yuvarlanacaktır ama bunun önemi ne?

yani tekrar klasik tasavvufa dönelim. klasik tasavvuf der ki ''bir tüy de havada uçar bir tüy de suda yürür'' yani? yani böyle şeylerin hiç bir ehemmiyeti yoktur. birisi dünyalık kazanım olarak gördüğü şeyleri ballandıra ballandıra anlatabilir şöyle oldu böyle oldu böyle keramet oldu bunlar imanın karşısında değersiz şeylerdir. bir diğeri de bu kazanımların hiç olmadığını yine dünyalık bir hırs ile anlatabilir birisi tutup bunun bir kazanım olup olmadığını tartışmaz. asıl mesele de burada başlar. aslında iki anlayış da birbirine bu noktada yakınlaşır. yani birisi yetiş gavs demiş ölümden kurtulmuş yani? ne olmaz öyle şey derim ne vay be keramete bak diyip hayrete garkolurum. işime bakarım ben. kuvvetli tavsiyedir nasılca haşrolacağınızı düşünün. iyi düşünün kiminle olacak? sağlam düşünün.
devamını gör...
(bkz: dört elif miktarı uzatmak)

üstad, "evet, izzet ve azamet isterler ki, esbab, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. tevhid ve ehadiyet isterler ki, esbab ellerini çeksinler, tesir-i hakikiden..." buyurur. esasen bu ikisi arasında bir denge var, çatışma ya da biz britishlerin dediği gibi bir confliction ya da ambiguity değil.

esbab, izzet ve azametin gereği olarak o dest-i kudrete bir perdedir. aynı zamanda tevhid ve ehadiyetin gereği olarak esbab, o tesir-i hakikiden bütün bütün el çektirilir. istikamet bu ikisi arasındaki dengeyi kurabilmektir. ehl-i tarikte bu denge kısmen; o da işin aslına vakıf olanlarca değil, daha çok kıyısında kenarında olanlar tarafından hep izzet ve azamet tarafına kayar.

ehl-i hakikat ise daha çok tevhid ve ehadiyet eksenli bakar. esbabı reddeder. bunların birbirine müreccah olma gibi bir durumu yok esasen. problem bu ali hakikatlerin zayıf akıllıların elinde oyuncak edilmesi ve sözlükte an itibariyle yaşanan da bu...
devamını gör...
"...iyyake nestain..." ile Allah neyi kastediyor anlamazdan gelmek.
yok doktor, yok soför vesaire...

Allah mükellef olan her kuluna dünyevi yardım ile dua arasındaki farkı kavrayacak kadar zeka vermiştir.

hele bir de işe "allah'tan istedim olmadı, şeyhten istedim oldu" diye delil getirmeye boyutu katmaya kalkmak, şirkle Allah'a meydan okumaktır.
devamını gör...
zümer suresi 3 : iyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. o'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.
devamını gör...
aynı tasavvuf anlayışında "kalp Allah'ın (c.c) evidir, kalpte Allah (c.c.) dan gayri ne varsa puttur" denir. demek istediğim bu insanlara şeyhi rap edindi derken dikkat etmelidir. daha önce dediğim gibi, tartışma ortamı oluşturmak, dikkat çekmek ve maraza çıkarmak adına açılmış başlıktır. internet denen birşey var açarsın araştırırsın, milyonlarca kaynak var bu konuların tartışıldığı. anlamsızdır.
(genelde bu tarz tartışmalar kafirun suresi okunarak iki tarafın bir birine buğuz etmesiyle son bulur.) tasavvufta ölçü toprak olmaktır ki üstünden hayvan da geçsin insan da.

(bkz: klasik dönem rind zahid tartışmaları)
devamını gör...
fenafil şeyh makamında olan ve fenafillah makamına doğru yol alan şöfördür. yukarıdaki münkirliğe örnek teşkil eden yazıları okudum ve gördüm ki; münkirliği bile ilmince yapamıyor elimize yüzümüze bulaştırıyoruz. bir insan kendince hemde Allah için, Allahın dostuna karşı gelirse ondan daha gafil ve bahtsız insan olabilir mi?

şöför yaralandı ve cep telefonuyla ilk yardımı, polisi veya kendisine yardım edecek birini ararsa bu şöför Allahla arasına doktoru, polisi veya kendisine yardım edecek insanı koymuş olur ve bu yanlış olmaz mı? olmaz diyorsanız şeyhinden yardım istemeside yanlış olmaz o zaman. kimi yazarlar diyebilir biz doktorun yardım edeceğine inanıyoruz ama şeyhin yardım edeceğine inanmıyoruz diyorsanız o sizin bahtsızlığınız derim başka bir şey demem.

hakikatta tüm oluşlar Allahtandır ama bunlar birer sebebe bağlanmıştır. Allahu telala öyle uygun bulmuştur. nasıl ki doktor maddi sebepse, şeyhte manevi sebeptir. sebep noktasında bakıldığında bunun maddisi manevisi olur mu? sebep , sebeptir. Allahu teala bir duayıda , bir maddi eylemide sebep kılabilir. karışabilir miyiz Allahın işine , karışamayız, o zaman karışmayalım. şöförün işinede karışmayalım, kendi duasına duası makbul kişileri ekleyip Allahtan onların adına yardım isteyenlerede karışmayalım. kendi kafa karışıklığımıza ispat ararken ve güyya kendimizi rahatlatma adına böyle başlıklar açmayalım. vebalini kaldıramazsınız beyler. yaptığınız doğru değil, eğriden doğru çıkarma çabasını ve kendinizi rahatlatma adına yaptığının cemaate münkirlik faaliyetlerinizi bırakın. Allah için yaptığınızı sandığınız şey ile Allahın gazabını üzerinize çekmeyin. derdi Allah olan zatlara dil uzatmayın. eğer samimiyseniz bunu bir dost tavsiyesi olarak alırsınız. değilse zaten bizim için sorun yok, siz kendi derdinize yanın.


(bkz: bütün cemaat münkirleri toplandık toplandık)

(bkz: söyle neden yıprandık yıprandık)

devamını gör...
ayyy, uyyyy, vayyyy diye bağırmaktan hatta Allahtan gafil* olarak Allah diye bağırmaktan daha uygun olacak bağırma şeklidir. günümüz tarikat mensuplarının bir kısmının henüz elde edemediği fenafil şeyh makamında olan ve fenafillah makamınada çıkması beklenen şöfördür.

*nasıl ki; inançsız birisi bir ortama girdiğinde refleks olarak selamün aleyküm diyorsa ve nasıl ki; inançsız bir insan kimi zaman hayret ifadesini " bismillahirrahmanirrahim" diyerek ifade ediyorsa veya nasıl ki; canı yandığında " Allah " diye bağırıyorsa, bu ve benzeri davranışların sadece bir refleks neticesinde gerçekleştiği, inanmadığı halde öyle söylediği ve hatta anlamını idrak etmeden söylediği çok bariz belli olur. zaten bunları söylerken inanmadığı Allahtan mı yardım istemektedir bu insan ? elbette hayır. o kişi Allahtan gafil olarak bunları söylemektedir ve zahiren öyle söylediği halde söylediğine itibar edilmez, kendide itibar edilmesini beklemez zaten.

şöföre dönecek olursak; şöför burada şeyhini Allahın yerine koymamıştır. maddi olarak bir kişinin başka bir kişiden yardım istemesinden farksızdır yaptığı. hakikatte tüm yardımlarda, yaratılan her olayda Allahtandır. şeyhinin himmetide Allahtandır. kendisinin şeyhinden himmet isteme iradeside Allahtandır. hepsi Allahtandır ama bize düşen, Allahın muradı olan maddi manevi sebeplere sarılmak, sarılırkende sebebe takılmadan herşeyin Allahtan geldiğinede iman etmektir. yine ifade etmek gerekirse şöför burada Allahtan gafil değildir, gaflette Allah diyenden daha çok Allah demektedir. mürşidi gerçek bir kamil mürşitse zaten kamil mürşitlerin emmaresi olan " bakıldıklarında Allahı hatırlatırlar " sözüne uygun olarak Allahı hatırlatan kişilerdir. şöför şeyhini andıkça Allahı hatırlar, Allahı hatırladıkçada Allahtan gafil olma durumundan çıkarak fenafillah yolunda yol alır. şöför fenafillah makamına geldiğinde zaten şeyhin görevi bitmiştir. mürşitsiz bunu sözde değil özde yapabilen yapsın, yapabiliyorsa sözümüz yok fakat bu işi bir kamil mürşide bend olarak yapmak isteyenlerede kimse karışmasın, istifade edemiyosa bile istifade edenlere mani olmasın.
devamını gör...
cok enteresan duygular yasatan kisidir.
hele videolar cok daha ilginc.

videonun birisinin icerisinde 'onlar Allah dedigi icin kurtulamadi, digeri ebul hasan dedigi icin kurtuldu', gibi bir cumle ve bu cumleye cevaben soz konusu sahsin 'evlatlarim siz isyan ettiginiz icin, gunah islediginiz icin Allah celle celaluhu sizin duaniza icabet etmez, beni araci edip ben Allah'a dua edince eder' mealinde bir cevabi barindiran fantastik video.

baska sozum yok hakim bey.
devamını gör...
aklima su olayi getirdi, burdan bir yazar anlatmis idi, su aralar bu civarda degil, neyse.

tanidigi kasap bir abi trafik kazasi gecirmis. "arabayla otobanda gidiyorum. birden aynada seyhimin yansimasini gordum. 'seyhim varken arabayi surmek bana dusmez' deyip direksiyonu biraktim, agaca tosladim. seyhim canimi bagisladi bana, beni o kurtardi."

not: su ilk videoyu izleyip izleyip kopmaktayim. nasil atti ama o asayi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar