şaşırmak

şžaşŸırmak bu alemde insan evladına bahşŸedilmişŸ en kayda değŸer güzelliklerden birisidir. canlılık emaresidir, ruhun hayatta olduğŸunun göstergesidir. hatta, yaşŸama bağŸlılığŸın ve insanlardan umudu kesmemişŸ olmanın kocaman gözleridir.

ve lakin, artık bu memlekette çok zordur bir şŸeylere şŸaşŸırmak.

(efendim sözün burasında iki soluklanıp, özel mevzuları işŸin içine karışŸtırmadığŸımı belirtmek isterim. zaten onlar da olmasaydı külliyen zombilere dönüşŸeceğŸimizi düşŸünüyorum.)

aslında "bu memlekette" diye canım yurduma haksızlık etmek istemem. misal, bendeniz artık arap ellerinden buralara ulaşŸan fetvalara da pek şŸaşŸırmıyorum. bakın bu "pek" pekişŸtirmesini de, her şŸeye rağŸmen yaşŸama nasıl dört elle sarıldığŸımı belirtmek için kullandım, dikkate alınız lütfen. yoksa pekala "valla hiç şŸaşŸırmadım anacım" da diyebilirdim. mevzu malumunuzdur, kız çocuklarının evlenme yaşŸıyla ilgiliydi. yani bu muhteremler zaten ergen kızları koyunlarına (pardon, nikahlarına) almakta hiçbir beis görmedikleri için, sıra bir türlü doyamayan dehşŸetşŸehvetlerini daha küçük çocuklarla yemlemeye gelmişŸ demek ki.

halbuse, cennetlik olmak için uygun bir hayat sürseler, emri hak vaki olduğŸunda cennette istediklerine kavuşŸacaklar. ne diyor kutsal kitaplarında: "göğŸüsleri tomurcuk gibi kabarmışŸ..." (nebe.33) cennette ödül diye tarif edilen kız çocuklarının, fani alemde de helalindir, diye fetva konusu edilmesinin nesi şŸaşŸırtıcı aybalam? hayır o değŸil, sonra yurdum insanları 14 yaşŸında koskoca kadınlara yakınlık gösteren fetva mağŸduru zevatı cık cık diye kınıyor.

şžaşŸırmak bir lüks olmuşŸtur artık. kıskanılası bir özellik olmuşŸtur, ben misal, recep tayyip beyefendinin bazı kelamlarına şŸaşŸıran vatan evlatlarını çok kıskanıyorum.

hemen örnek vereyim: geçen aylarda bir gün beyefendi "bu memlekette asıl içki içmeyene baskı var!" deyu buyurmuşŸlardı. baktım şŸöyle bir çevreme, duyan şŸaşŸırmışŸ, duyan alaa Allah olur mu hiç öyle şŸey canım? demişŸ. hatta bir başŸbakanın nasıl olup da vatandaşŸlar arasında ayrım yapabildiğŸine, onları birbirine "öteki" yapacak kaşŸıma tozları ektiğŸine hayret etmişŸler. ne güzel, ne yaşŸam dolu bir tepkidir bu! ã–lesiye kıskanıyorum. demek çevremdeki insanların umudu var hala daha. şžaşŸırabiliyorlar, ne güzel, ne hoşŸ.

ne başŸka örneğŸe hacet var, ne de başŸka söze. demem o ki, işŸte bu şŸaşŸkınlık duyanlardır benim hayat kaynağŸım. ben de onlara şŸaşŸırıyorum. ziyadesiyle canlıyım.
devamını gör...
åžaşırmak bu alemde insan evladına bahşedilmiş en kayda değer güzelliklerden birisidir. canlılık emaresidir, ruhun hayatta olduğunun göstergesidir. hatta, yaşama bağlılığın ve insanlardan umudu kesmemiş olmanın kocaman gözleridir.

ve lakin, artık bu memlekette çok zordur bir şeylere şaşırmak.

(efendim sözün burasında iki soluklanıp, özel mevzuları işin içine karıştırmadığımı belirtmek isterim. zaten onlar da olmasaydı külliyen zombilere dönüşeceğimizi düşünüyorum.)

aslında "bu memlekette" diye canım yurduma haksızlık etmek istemem. misal, bendeniz artık arap ellerinden buralara ulaşan fetvalara da pek şaşırmıyorum. bakın bu "pek" pekiştirmesini de, her şeye rağmen yaşama nasıl dört elle sarıldığımı belirtmek için kullandım, dikkate alınız lütfen. yoksa pekala "valla hiç şaşırmadım anacım" da diyebilirdim. mevzu malumunuzdur, kız çocuklarının evlenme yaşıyla ilgiliydi. yani bu muhteremler zaten ergen kızları koyunlarına (pardon, nikahlarına) almakta hiçbir beis görmedikleri için, sıra bir türlü doyamayan dehşetşehvetlerini daha küçük çocuklarla yemlemeye gelmiş demek ki.

halbuse, cennetlik olmak için uygun bir hayat sürseler, emri hak vaki olduğunda cennette istediklerine kavuşacaklar. ne diyor kutsal kitaplarında: "göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış..." (nebe.33) cennette ödül diye tarif edilen kız çocuklarının, fani alemde de helalindir, diye fetva konusu edilmesinin nesi şaşırtıcı aybalam? hayır o değil, sonra yurdum insanları 14 yaşında koskoca kadınlara yakınlık gösteren fetva mağduru zevatı cık cık diye kınıyor.

åžaşırmak bir lüks olmuştur artık. kıskanılası bir özellik olmuştur, ben misal, recep tayyip beyefendinin bazı kelamlarına şaşıran vatan evlatlarını çok kıskanıyorum.

hemen örnek vereyim: geçen aylarda bir gün beyefendi "bu memlekette asıl içki içmeyene baskı var!" deyu buyurmuşlardı. baktım şöyle bir çevreme, duyan şaşırmış, duyan alaa Allah olur mu hiç öyle şey canım? demiş. hatta bir başbakanın nasıl olup da vatandaşlar arasında ayrım yapabildiğine, onları birbirine "öteki" yapacak kaşıma tozları ektiğine hayret etmişler. ne güzel, ne yaşam dolu bir tepkidir bu! ölesiye kıskanıyorum. demek çevremdeki insanların umudu var hala daha. åžaşırabiliyorlar, ne güzel, ne hoş.

ne başka örneğe hacet var, ne de başka söze. demem o ki, işte bu şaşkınlık duyanlardır benim hayat kaynağım. ben de onlara şaşırıyorum. ziyadesiyle canlıyım.
devamını gör...
şimdi bana bir haller olan durumdur.

öyle sözlüğün ene butonundan ve mesaj butonundan fazla kurcalamam normalde;
sözlüğün enlerine baktığımda 9303 nüfusun olduğunu gördüm.
bi dakka yaw! 30.000 falan değilmiydi ihl?

acil cevap lüften...

(bkz: biz kaç kişiyiz)
devamını gör...
12.
uzun zamandır açmıyordum cogitoyu, iş yerinde de açılmıyodu zaten..

aklıma esti nerden estiyse, bi deneyeyim dedim,baktım açıldı..tam olarak bende oluşan duygu seli..

açılmışken de iki kelam edeyim dedim..
devamını gör...
"bu işte bir şey var anlamadım
körpe kadınlar basık odalarda mı, dursun
hoyrat gemiciler uzun seferlerde
darağacında bir adam mı dediniz, dursun
yeraltında gizli sandık mı, dursun
bahçeler dursun, kızlar dursun
anlattıklarım, anlatamadıklarım, anlatamıyacaklarım
senin yakanda bir el mi var dediniz, dursun
dursun,
ben şimdi gelirim."

turgut uyar - tel cambazının kendi başına söylediği şiirdir'den bir bölüm
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar