savunma mekanizmaları

insanın zorlu durumlarda psikolojisini dengede (homeostasis) tutmak için kullandığı mekanizmalardır. kabul edilen 13 savunma mekanizması vardır. günlük hayatımızda farkında olmadan kullandığımız bu mekanizmaların aslında birer savunma mekanizması olduğunu öğrenince oldukça şaşırmıştım:

bastırma: bilinçteki bir durumun bilinçdışına itilmesidir.

yadsıma(inkar): psikolojik sarsıntıya neden olacak bir durumu inkar ederek homeostasis durumuna geçmeye çalışılmasıdır. mesela ölüm haberi geldi, ilk söylenildiğinde ağlamaya başlamayız. ilk başta inkar ederiz, şaka mı bu vs. deriz. bu mekanizmanın kullanılamadığı durumlarda bayılma tehlikesi, sinir krizi tehlikesi vardır.

yansıtma: bazı durumlarda yadsımak yeterli olmaz. bu durumun başkalarında da olduğunu söyleyerek içimizi rahatlatırız. yansıtma oluyor o işte.

yer(yön) değiştirme: psikolojik sarsıntıya neden olacak bir durum karşısında içimizde oluşan dürtülerin daha az sorun çıkaracak bir yere veya yöne yöneltilmesidir. mesela telefon sürekli donuyor, sinirden ne yapacağımızı şaşırıyoruz ve telefon kılıfını duvara fırlatıyoruz.

akla uydurma(neden/bahane bulma): (bkz: yalnız insanlar zekidir) (bkz: yalnız olmayı seviyorum) tarzı saçma sapan bir savunma mekanizmasıdır. "he canım he" diye tepki veririm genelde bu durumlarda. ama işe yaradığını belirtmek isterim. kendimizi kandırsak da oldukça etkilidir ve mutlu eder kısmen.

karşıt tepki oluşturma: tam anlayamadığım bir savunma mekanizmasıdır ama yine de tanım yazayım. kendi içindeki bilinçdışı yasak dürtü ve eğilimlerin tam karşıtı tepkiler ve eğilimler göstermektir. (bkz: anlayanlar anlamayanlara anlatsın)

saplanma: gelişim dönemlerinden birine saplanıp kalma ve o dönemin özelliklerini bırakamama olarak tanımlanabilir. oral döneme saplanmış bir bireyin tırnak yemesi gibi.

gerileme: zorlayıcı yaşantılar karşısında daha önceki gelişim dönemlerine gerilemektir. kardeşi doğduktan sonra ona yöneltilen ilgi karşısında anksiyete başlayan 5 yaşındaki bir çocuğun, karnı acıktığında bağırarak ağlaması, altını ıslatması gibi.

çarpıtma: bir durumu gerçekte olduğundan farklı, kendini rahatsız etmeyecek şekilde algılama ve ona göre değerlendirme yapmadır. (bkz: bu lig için fazla şerefliyiz)

düş kurma: bunu hepimiz yaparız. vay be bu da bir savunma mekanizmasıymış. meselam bir kız bize yüz vermiyor, biz de çok çirkiniz. kendimizi yakışıklı hayal ederek kızın bizden hoşlanmasını falan düşünmek, kurgulamak.

ödünleme(telafi etme): küçükken yaptığım şey. 5. sınıfta baktım herkesin bi yeteneği var. bense zayıf, kısa boylu beceriksizin tekiyim. bari derslerim iyi olsun dedim ve o alanda kendimi geliştirdim. telafi yapmışım demek ki.

özdeşim: özenmek yani. ergenlerin justin bieber gibi obey yazılı envanterler kullanması, burak yılmazın ronaldo gibi gol sevinci göstermesi buna örnek olarak gösterilebilir.

yüceltme: kötü ya da toplum tarafından pek sevilmeyen özelliklerimizi toplumun seveceği şekilde kullanmamız. var olan saldırganlık güdülerini iyi bir boksör olma yolunda kullanan insanlar bu mekanizmayı kullanır.
devamını gör...
insanın kendini koruduğu mekanizmalar diyebiliriz biz buna. freud'dan falan girmeye niyetim yok.

evvela susmak,etrafta neler olup bitiyor anlamaya çalışmak. insanın çöküntü durumlarında yapamadığı şeydir anlamak. çünkü görme ve düşünme arasındaki bağ şu dönemde çok zayıflamaya başlıyor ve dikkat etme özelliğini yitiriyor insan. o sebeple ilk başta etrafı izlemek olup bitenleri anlamlandırmak en önemli şey galiba.

sonrasında devreye farklı mekanizmalar girmeye başlıyor. kişinin dünya algısına göre şekilleniyor bunlar genellikle. kimine dua,kimine kabullenme,kimine yollar.
devamını gör...
birbirine çok zıt görünse de, kanaatimce en temel iki savunma mekanizmamız, endişe ve kendimizi rahatlatabilme mekanizmalarımızdır.

insanda paranoya ruh hali, evrimsel biyolojik olarak normal ruh halidir. yüz binlerce yıl mağralarda, ağaç dallarında yaşayan atalarımız, vahşi hayvanlar için kolay bir hedefti. bugün paranoya diye adlandırılan bir hayat tetikliğinde yaşamak zorundalardı. fakat bu ruh halini sağlıklı bir endişe güdüsüne dönüştürüp, gerekli silahları yaparak, sonrasında besin zincirinin tepesine oturmayı bildik.

bugün de, rahatlık ve endişeyi bir arada yaşam içinde ve kendi içimizde kurmayı başaramazsak zorlukların üstesinden gelme şansımız yoktur.
ruhumuzda gerekli rahatlamayı sağlamadan, endişelerimizin esas can alıcı noktalarını da gerekli ölçüde göremeyiz.

paranoya her ne kadar normal bir ruh hali olsa da, kaos asla normal bir yaşama hali değildir. kaos yaşam hallerinden biridir.
insanoğlu, kaosu bir afyon gibi ciğerlerine çekmekten vaz geçmelidir.
elde bulunan imkan ölçülerini sağlıklı bir taktiksellikle kullanarak içinden çıkılmayacak kaos yoktur.
hani derler ya "bir tek ölüme çare yok" fakat ölüm acısına bile çare vardır.

yeter ki, bir savunma mekanızması olarak, enseyi karartmayın. kuyruğu da dik tutun.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar