seçimler ve zihni değişim

seçmesini bilmek lazım, zira seçmeyi bilmeyenin şikâyet etmeye hakkı yoktur!

insan mantıkdüşünüp karar vererek mi oy kullanır?

her zaman değil. psikologlar tercihlerimizin sandığımız kadar kendi kontrolümüzde olmadığını söylüyor.
siyasilerin televizyon tartışmaları sırasında seçmenler adayları dinlerken başka faktörlerin de devreye girdiğini artık çoğumuz biliyor. örneğin abd’de 2008’deki başkanlık seçimlerinde birçok seçmenin kararında başkan adaylarının (barrack obama ile john mccain) etnik kökeni etkili olmuştu.

bir toplumun fikri nasıl değişir?

bundan on sene önce sahip olduğumuz fikirlerimiz nasıl değişti?
ne oldu da biz “avrupa birliği”, “özelleştirme”, “idam cezası”, “müttefik-dost-düşman” gibi önemli konularda fikir değiştirdik?

fikirlerimiz, seçimlerimiz, tercihlerimiz nasıl değişti sahi?

acaba farkına vardık mı yaşadığımız bu değişimin nasıl gerçekleştiğinin?

yoksa zihni “değişim” süreci yaşarken, sadece yalanlara inandırılan, kandırılan kimseler mi olduk?

yoksa çoğu siyasi seçimde “etki” aracı olarak kullanaılan, “tiksinme, korku, negatif düşünme” gibi dürtüsel etkilerin altında mı kaldık?

“dürtüsel etki, işte!” deyip küçümsemeyelim. zihnimizin bu etkilerden kurtulması bazen o kadar zor olur ki; size “korku” etkisiyle seçim yaptırmak isteyenler sık sık “terörün” veya “ülkemizin beka” tehlikesini haykırır dururlar. ve siz gider, “korkunuzla” seçiminizi yaparsınız. hatta bazen bir siyasi liderin “çirkin yüzlü” fotoğrafı ikide bir gösterilir, sizde ondan “tiksinme” dürtüsü oluşur ve siz “daha yakışıklı” olana “itelenmiş” olursunuz.

ayıklamadan, gerçek düşüncenizi bulmadan yaptırılan seçimlerdir bunlar.

gizli önyargılarımızı tetikleyen faktörlerdir bunlar.


oy kullannırken, tercihlerimizde “gizli ön yargılardan” kurtulmamız, bunların “farkında” olmamız ve “dürtülerle” değil “düşünerek” gerçek seçimler yapmamız gerekir ki; bilge olabilelim.
devamını gör...
her seçimde “aldanmamızın”, “aldatılmamızın” sebeplerinden birisi liderler ise birisi de kendimiziz…

“…mümin ısırıldığı delikten bir daha ısırılmaz!” diye tanım yapan nebi(as) de zihnin bilgeliğine işaret etmiştir.


kandırılmamak ve aldanmamak için sorgulayınız:


liderler ve dolayısıyla partiler, yaptıkları “açıklama” ve “anlatım şekilleri” ile bizi neye, nasıl davet ediyorlar?

-bizlerin aklını ve mantığını kör edip sadece “duygular-içgüdüler” mi kullanılıyor?
-yoksa bize “bilgece seçme” imkânı verip akıl ve mantığımızı mı harekete geçiriyorlar?
-ve bunlar bu işi yaparken “ortak ruh iklimimizin ve ortak bağlamlarımızın kaldıraçlarını” nereden seçiyorlar?
-farklılıklarımızı birbirimize “kışkırtıyorlar” mı, “öldürüyorlar” mı, “zenginleştiriyorlar” mı?
-şu dünyada bir birey olarak benim 1 oyumun “toplumda bilgelik tohumu” olmasına engel olan “kendimden” başka nedir?(kendimizin “doğru-ciddi düşünüp ayıklamasına” kim engel olabilir?)

hangi davet, hangi çağrı bilgelik işaretleri taşımaktadır?
bilgece sorgulamak adına araştırınız:
kimler, hangi parti veya kuruluşlar aşağıdaki 4 maddeye dikkat ederek davetlerini, çağrılarını haykırmaktadırlar?
muhatap olduğumuz şey bir teklif mi bir dayatmadır mı?

1- biz seçmenlere, mevcut iktidar partisinin niçin değişmesi gerektiğine veya kendilerini seçmemize dair “mantık” izahı yapıldı mı?
liderler bizlere “değişimin” neden gerekli olduğunu (mantığını) ve “yeni zihniyetle”, yani “seçmemizi istedikleri öneri ile” toplumun nasıl ilerleyeceğini anlatması gerekir.

2- biz seçmenlere mevcut iktidar partisinin niçin değişmesi gerektiğine dair “duygu-ruh iklimi” YAŞATILDI MI? “aynı frekans” YAKALANMAYA ÇALIŞILDI MI? “ilham” verildi mi?
çoğumuz bize sunulan mantığı anlasak da kendi inançlarımıza sarılmayı tercih ederiz. mevcut zihin kalıplarımız yeni düşünceyi kabul etmemizi engeller. bu nedenle liderlerin, mantığın yanı sıra insanların duygularına, ruhlarına hitap edecek bir dili de kullanmaları gerekir. liderler topluma ilham verdikleri ölçüde destek bulurlar.

3- parti liderleri, biz seçmenlere “farklılıklarımızı” gözeterek, “farklılığımıza hitap etme” çabası içinde oldu mu?
insanların hepsi aynı anlatım yoluyla anlayamayabilir. herkesin anlama, irdeleme, özümseme şekli farklıdır. liderlerin kendi vizyonlarını kitlelere aktarabilmek için farklı anlatım yollarını denemeleri gerekir.

4- parti liderleri, biz seçmenlerin kendi vizyonlarını anlamamız için "ortak sevinç veya acı olayları” birer kaldıraç gibi kullanabildiler mi?
insanların inançlarının değişmesinde bazen başlarına gelen büyük olaylar da etkili olur. bunlar ortak sevinçlerimiz ya da deprem, ekonomik krizler gibi felaketler de olabilir. gerçek hayatın beklenmedik sevinçleri ya da felaketleri de zihniyetleri değiştirir. özelimizde olduğu gibi toplum içinde de düşüncelerimiz hayatın gerçek koşulları tarafından şekillenir. liderler, bu “gerçek hayat olaylarını” kendi vizyonlarını anlatmak için bir kaldıraç olarak kullanmalıdırlar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar