sedat anar

#özgürler 

ankara karanfil sokağın müziğini yapan ve santur sevdiren abimiz. masala diye bi grupları vardı. dağılmışlar. santurdan başka enstrümanlarda çalıyor. def, erbane, bağlama saz üüüüü. ilk santur albümü de ona ait. tasavvufa ve aşka düşkün belli. duruşuyla konuşmasıyla güven veriyor. ince ruhlu bi abimiz. santur eğitimini iranda almış. trt türk'de santur belgeselinde görmüştüm de ne sevinmiştim. mustafa tatçı, leyla ipekçi, sadık yalsızuçanlar yol arkadaşları. en son moskavadaydılar. ülke ülke gezip tasavvuftan, edebiyattan bahsediyorlar. fonda santur. dinleyin efem. şurdan başlayabilirsiniz.
devamını gör...
mevsimsiz – dergi röportajı.
önce klasik bir giriş yapıp biraz seni sizi tanıyalım, sedat anar kimdir, neler yapar, müziğe ilgisi nereden gelir?

ben kendimi tanıtırken hep şöyle söylüyorum: fırat’ın diğer tarafında, yani mezopotamya’da şanlıurfa/halfeti’de doğmuş, bu bölgenin meşhur hikâye anlatıcılarından birisi olan dengbej ibrahim’in torunuyum. müziğe ortaokulda başladım diyebilirim. öncesinde iki yıl ağlayıp, babamdan bana bir bağlama almasını istemiştim. babam çok inatçı biridir. iki yılın ardından bana bir cura getirtti. elbette ben ilkokul dördüncü sınıftayken köyümüze atanan öğretmenin müzikle gayet ilgili birisi olması, piyano, gitar ve bağlama çalması müziğe ilgi duyma nedenlerimden birisidir. benim için çok büyük bir şanstı bu. yani urfa’nın dünyadan bihaber bir yerinde piyano, gitar ve bağlamayla tanışmış oldum öğretmenim sayesinde. liseden sonra ankara’ya geldim. tabii o zamanlarda kendimce bağlama çalıyordum arkadaşlarla… sonuçta, bir tarafın suriye sınırına yakın, arapça şarkılar öğreniyorsun; bir tarafım türkmenlere yakın bir sürü türkçe şarkılar; bir tarafım alevilere yakın, bir tarafta kürtler var. yani kısaca bir kültür çemberinin içindesiniz ve bir sürü dilden şarkı söylemeye başlıyorsunuz. zaten dedem bu söylenile gelen şarkıların hikâyesini anlattıkça bana her şey daha net, açık olmaya, berraklaşmaya başladı…
ankara’ya geldikten sonra hacettepe üniversitesi, tarih bölümü’nü kazandım. iranlı bir arkadaşımın aracılığıyla santurla tanıştım. santuru tanıdıktan sonra diğer bütün enstrümanları çalmayı bıraktım ve sadece santura yöneldim. iran’a eğitim almaya gittim ve hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum…

devamını gör...
santuru türkiyede en iyi icra eden bunun yanında erbani bağlama kopuz gibi
müzik aletlerinin de hakkını veren değerli bir müzisyendir.

kendisi özel keşif listemde olup, herkesle paylaşmıyorum. fakat su yağmurlu hafif melankolik havada sizlere hediyem olsun dedim.


devamını gör...
ankarayda karşılaşılabilecek bir ankara ünlüsü.
yıllar yıllar önce karanfilde dinlemiş sonra tanımıştım santuru.
tasavvufa ilgisi olacağına ihtimal vermezdim, ne kadar inkar etsem de pislik bir önyargı küpüyüm galiba
(bkz: sadık yalsızuçanlar)'la bir programda görünce bir de baktım ki yunus'un izinden gidiyormuş,
özetle helal olsun abi.
devamını gör...
ankara'yı güzel kılan birkaç insandan biriyken istanbul'a taşınmasına hem sitem edip hem sevindiğimiz santur ustası abimiz. * artık karanfilde karşılaşamayacak olmamız bir yana geçtiğimiz sene tika'nın katkısıyla niyazi mısri şiirlerini bestelediği bir albüm çıkardı kendisi: çağırıram dost. bıkmak, usanmak bilmeksizin dinliyoruz...

devamını gör...
sokakname-bir sokak müzisyeninin kaleminden adlı kitabı taze çıktı. santuru konuşturan ellerin kalemi de yamanmış doğrusu. ama santur olmasaydı sedatı kim tanıyacaktı ki. neyse kitabın arka sayfası sokakta topladığımız paralarla yaşamaya çalışıyorduk ama sokak müziği bizim için paradan fazlasını ifade ediyordu. yaşadığımız tüm sıkıntı ve olumsuzluklar bir yana, sokakta müzik yaparken aldığımız keyfi ve hissettiğimiz güzel duyguları yazıya dökebilmem mümkün değil. sokak müzisyenliği çaresizlik değildir, bir duruştur. sokakta insanlarla iletişim kurmanızı engelleyen hiçbir şey yoktur. sokak, insanlarla hemhal olmayı öğretir. (…) yaşamadığımız hayatın sanatı olmaz...”


sedat anar’ın urfa-halfeti’de çobanlık yaparken cura çalarak başlayan müzisyenlik macerası üniversite öğrencisi olarak geldiği ankara’da karnını doyurabilmek için sokaklarda darbuka, gitar, cura çalarak, sonra santura geçerek devam ediyor… santurun peşinde iran’a gidip üstatlarından öğrenerek yol alıyor… “resmî” konserlere, festivallere albümlere varıyor. bugün sedat anar, ülkenin saygın, usta müzisyenlerinden biri. ama o, en az konserler kadar, dost meclislerinde, meşklerde ve yine sokakta çalmakta buluyor zevki. çünkü “sanatın eliti yoktur,” diyor: “sanat, her şeyiyle dünyayı daha iyi bir yer kılma çabasıdır.”


santur mızrabına adeta silah muamelesi yapan zabıtalar… önlerine dökülen bozukluklar… santur, gitar, bendirle âşık veysel türküleri seslendirirken başlarına dikilip “ölürüm türkiyem” çalmalarını isteyen bıçkın bir engelli… türlü çeşit insanlar… sokak ve müzik kadar canlı ve sürprizli, sıcacık bir sokak ve müzik hikâyesi.
devamını gör...
madem bu başlığı açtınız en sevdiklerimden bir tanesi sizler için geliyor sözlük ahalisi:



edit: siz sedat anar'ı belki de çok daha popüler olan eserleriyle tanıyor olabilirsiniz ama ben öyle değilim.
yine kendime bir pay çıkarma çabası içine girdim. gülücük.
devamını gör...
ileride şiirlerim bestelenecek olursa, sedat anar bestelesin isterim. santuru ve sesi ile şiirlerime dize olsun, o çalsın ve söylesin biz dinleyelim; dinlenelim.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar