sefiller

dostoyevski'nin en sevdiği kitapmış kendi adıma ilkokuldayken çok çok özetini okuduğum bu kitap benim karakterimi de büyük ölçüde belirleyen bir kitaptır daha sonra okduğumda bunu anladım ve beni ilk ağlatan kitaptır. dostoyevski de aynı şekilde ağlatır.
devamını gör...
hristiyan propagandasının açıkça yapıldığı kitaptır. rahipler cicili bicili mükemmel ötesi insanlar olarak lanse edilmiştir. çocukken okumuştum bu kitabı hatırlıyorum da, baya sevmiş ve özenmiştim.. ne iyi insanlar ama!
devamını gör...
hugo'nun hristiyanlık propagandası yapmak gibi bir amacı falan yoktur; bilindiği gibi kendisi romantizm akımından etkilenmiştir ve bu akımın en temel niteliklerinden biri kahraman üzerinden olay aktarımıdır. hugo'nun sefiller'de yaptığı da budur zaten; diğer romantik roman örnekleri kadar baskın olmasa da kahramanları üzerinden anlatır derdini; jean valjan, fantine, cosette, psikopos ve diğerleri üzerinden...
devamını gör...
yaklaşık 400 sayfalık bir çevirisini bir günde okumuştum. sonra bordo siyah yayınları'ndan çıkmış 6 ciltlik versiyonunu gördüm ve içimi dayanılmaz bir alıp tekrar okuma arzusu kapladı. ama işte böyle çeviri farklılıklarını görünce insanın morali bozuluyor, kitabı gerçekten okumamış gibi hissediyor. orijinaline en en yakın çevirisini öğrendiğimde koşup tekrar alıcam.
devamını gör...
500-600 sayfalık çevirisini ağlayarak okumuştum zamanında. sonra çoluk çocuğun elinde 150-200 sayfalık halini görmüş ve gururlanmıştım, "heh he ben tamamını okudum ki" diye. öğrendim ki benimki de özetmiş, tamamı 1000 sayfadan fazlaymış. okudum diye gururlanmayın efendim, hep daha fazlasını bulmak mümkün.
devamını gör...
girişinde piskoposun hayatıyla ilgili ayrıntılardan sıkılıp da kitabı bırakanların daha sonra okumadıkları için pişman olacakları victor hugo eseri. iki kere mi okudum üç kere mi bilmiyorum. hala da zaman zaman rastgele açar okurum. bunlar da kitaptan alıntılarım.
--! spoiler !--

• " ölümün ne güçlü bir sırtı var! ne kadar rahatlıkla ona muhteşem bir unvanlar yükü taşıtıyorlar,mezarı bile övünmek için bir düşünce gösteriyorlar."
• "hiçbir şeyi çabucak,bunu meydana getiren durumları,olayları,hesaba katmadan mahkum etmemek gerekir.'suçun geçtiği yolları görelim bir kere'"
• "kadınların,çocukların,hizmetçilerin,zayıfların,yoksulların,cahillerin günahları,aslında kocaların,babaların,efendilerin,güçlülerin,zenginlerin aydınların günahıdır."
• "toplum eğitimi parasız vermediği için suçludur;
yarattığı geceden sorumludur.bir ruh gölgelerle doludur,böylece orada günah işlenir.suçlu günahı işleyen değil gölgeyi yaratandır."
• "ölüm ancak Allah'a aittir.ne hakla insanlar bu bilinmez şeye dokunabiliyorlar?"
• "mihrapların en güzeli ,teselli bulup,tanrı'ya dua eden bir zavallının ruhudur."
• "ey ki sen varsın!din adamı sana ulu tanrı diyor,tevrat yorumcuları yaradan diyor,efeslilere gelen yazı özgürlük diyor,jean işık diye adlandırıyor,krallar yüce varlık diyor,israiloğulları koruyucu diyor,kainat tanrı diyor,insan Allah diyor;ama hz. süleyman mağfiret diyor;işte adlarının en güzeli!"
• "evinizde barınmak isteyen kimseye adını sormayın.hele adı kendisini rahatsız eden kimsenin sığınağa ihtiyacı vardır."
• "nisi dominus costodiert domum,in vanum vigilant qui custodiunt eam:bir evi tanrı korumazsa, onu koruyanlar boş yere uykusuz kalırlar(latince)"
• "sonsuzluğu inkar dosdoğru hiçbir şeye inanmamaya götürür.her şey sonunda bir ruh kavramına dayanır.hiç bir şeye inanmayanla tartışılamaz.çünkü böyle biri karşısındakinin varlığından şüphe eder,kendi varlığından da pek emin değildir.onun görüş noktasından,kendisi de kendisi için ancak 'düşüncesinin bir kavramı' olabilir.yalnız ,bütün inkar ettiklerini,bir tek 'düşünce' kelimesini söylemekle toptan kabul ettiğinin farkında değildir.kısacası,her şeyi bir tek kelimeye:'hayır'a bağlayan bir felsefeyle düşünceye hiçbir yol açık değildir.hayır'a, bir tek karşılık vardır:evet.hiç bir şeye inanmamanın alanı dardır.gerçekte 'hiçlik' diye bir şey yoktur.sıfır yoktur.her şey bir şeydir.hiçbir şey hiç değildir.
• insan ekmekten çok bir şey kabul etmekle yaşar."
• "hiçbir şeye inanmayanın vay haline!"
• "...mezarın daima hatırlanması yaşayanlar için uygun düşer."
• "insanları görmemek onlarda her türlü mükemmeliyetin bulunduğunu tahmin etmeye yeter."
• "yüksek sesle okumak okuduğuna kendini inandırmaktır."
• "bir salonda her yeriniz çamurlu olabilir ama ,ayakkabıların ayna gibi parlaması gerek. oralarda sizi itibarla karşılamak için lekesiz bir tek şey isterler:vicdan mı ? hayır.çizmeler."
• "her gün yanlarından ,rahat rahat,korkmadan ,hiçbir şeyden şüphelenmeden geçilir;hatta öyle bir an gelir ki böyle bir şeyin varlığı bile unutulur.insan gider,gelir,hayal eder,konuşur,güler.birden bire bakar ki yakalanmış.bitti.çark sizi tutar;bakış sizi yakalamıştır.nerenizden,nasıl olursa olsun sizi yakalamıştır...sürüklenen düşüncenizin herhangi bir yerinden ya da kapıldığınız bir dalgınlıktan.mahvoldunuz.ona bütünüyle kapılacaksınız.esrarlı güçler zinciri sizi kıskıvrak bağlar.boş yere çırpınırsınız.artık hiçbir insan yardımı sizi kurtaramaz.bir çark düzeninden bir başkasına,acıdan acıya,işkenceden işkenceye düşeceksiniz...siz de aklınız,servetiniz,geleceğiniz,ruhunuz da ;kötü insanın,ya da asil bir kalbin esiri olduğunuza göre ,bu korkunç makineden ya utançla çirkinleşmiş,ya da ihtirasla güzelleşmiş olarak çıkarsınız."
• "düşünce zekanın çalışmasıdır,hayal zevkin işidir. hayali düşüncenin yerine koymak zehiri besinle karıştırmak demektir."
• "hiçbir şey küçük değildir."
• "alemlerin yaratılmasına kum tanelerinin düşmelerinin yol açmadığını nereden biliyoruz?sonsuz büyükle sonsuz küçüğün karşılıklı gelgitini,kişinin uçurumlarındaki nedenlerin yankılarını,yaradılışın çığlarını kim biliyor ki?bir peynir kurdunun önemi vardır;küçük büyüktür,büyük küçüktür.karşılıklı ihtiyaç içinde her şey dengelidir;akıl için korkunç keşif.yaratıklarla eşya arasında mucize ilişkileri vardır;bu tükenmez birlikte,güneşten gülbitine kadar ,kimse kimseyi hor göremez;birbirlerine ihtiyaçları vardır."
• "bir genç kızın ruhuna biçim vermek için dünyanın bütün rahibeleri bir tek ananın yerini tutamaz."
• "cosette güzel olduğunu bildiğinden beri bunu bilmemenin verdiği zarafeti kaybetti;ince bir zarafettir bu,çünkü sadelikle süslenen güzellik anlatılamaz bir şeydir;hiçbir şey,bir cennetin anahtarını farkında olmadan elinde tutarak yürüyen göz kamaştırıcı bir safiyet kadar fevkalade olamaz.ama masum zarafetinden kaybettiğini düşünceli,ağırbaşlı cazibesiyle kazandı."
• "...kış daima ,kederlerimizden bir şeyler alıp götürür."
• "kim olursak olalım,hepimizin soluk almasını sağlayan varlıklar vardır.onlardan yoksun olunca,havasız kalırız,boğuluruz.o zaman insan ölür.aşk yokluğundan ölmek,korkunç bir şeydir bu.ruhun havasızlıktan boğulması!"
• "önünüzden geçen kadının yürürken ışık saçtığı gün mahvoldunuz,aşıksınız demektir.artık yapacak tek bir şeyiniz vardır,onu öylesine düşünün ki o da sizi düşünmeye zorlansın."
• "birbirinden ayrı düşen aşıklar özlemi,aslında gerçek yönleri bulunan binbir hayali şeyle oyalarlar.birbirlerini görmelerine engel olurlar,birbirlerine mektup yazamazlar;haberleşmek için bir yığın esrarlı çareler bulurlar.birbirlerine kuşların cıvıltısını ,çiçeklerin güzel kokusunu ,çocukların gülüşünü,güneşin ışığını,rüzgarın iç çekişlerini ,yıldızların pırıltılarını,bütün evreni yollarlar.niçin olmasın?tanrı'nın bütün eserleri aşka hizmet etmek için yaradılmıştır.aşk bütün tabiatı buyruklarıyla dolduracak kadar güçlüdür.
ey bahar,sen ona yazdığım bir mektupsun."
• "ruhunun adresini bilememek ne acı bir şey !"
• "aşkın çocuklukları vardır,öteki ihtirasların küçüklükleri vardır.yazıklar olsun insanı küçülten ihtiraslara!var olsun onu çocuklaştıran ihtiraslar!"
• "çok garip bir şey bu,biliyor musunuz?karanlık gece içindeyim.giderken gökyüzünü alıp götüren biri var."
• "sevdiğiniz için acı çeken sizler,daha çok seviniz.aşktan ölmek ondan hayat bulmaktır."
• "sevilmek ne yüce şey!ondan daha da yüce olan sevmektir!ihtiras duya duya kalp kahramanlaşır.o artık ancak saf olan şeylerden meydana gelmiştir; o artık yalnız yüksek ,büyük olan şeylere dayanır.bir buzulda bir devedikeni yetişemeyeceği gibi orada da yakışık almayan ,uygun olmayan bir düşünce filizlenemez.adi ihtirasların,heyecanların erişemeyeceği,bu dünyanın bulutlarının,gölgelerinin çılgınlıkların,yalanların,kinlerin,boş gururların,sefaletlerin üstüne ulaşan yüksek,sakin ruh gökyüzünün maviliklerinde yaşar,dağların doruğu depremleri duymadığı gibi,böyle bir ruh da hayatın derin, gizli sarsıntılarını duymaz."
• "bir çocuğun sefaleti bir anneyi ilgilendirir,bir delikanlının sefaleti bir genç kızı ilgilendirir,yaşlı bir adamın sefaleti kimseyi ilgilendirmez."
• "-sen piçsin,piç!
-o da benim umurumda değil!"
• "eski elbiseler eski dostlar gibidir."
• "büyük tehlikenin güzel olan yanı şudur ki yabancıların kardeşliğini ortaya çıkarır.”
• “meşalelerin ışığı korkakların zekasına benzer;titrediği için iyi aydınlatamaz.”
• “,,,,kalbimiz öyle heyecanlıdır,insan hayatı öyle bir bilmecedir ki siyasi bir cinayette bile,kurtarıcı bir cinayette bile ,-öyle bir cinayet varsa-bir insanı vurmuş olmanın vicdan azabı insanlığa hizmet etmenin sevincinden fazladır."
• "yoksul küçükler genel parklara giremezler;oysa, düşünmek gerekirdi ki,çocuk olarak onların da çiçeklerde hakkı vardır."
• "insan pastasını yemek istemeyebilir ama,bu onu başkasına vermek için bir sebep değildir."
• "bol bir ışık büyük bir sevincin zorunlu süsüdür.sisi, karanlığı mutlular asla kabul etmezler.
• "-mutlu olduğum için mi darıldınız bana?
çoğu zaman saflık farkında olmadan çok derin,çok etkileyici olur.cosette için pek sade olan soru jean valjean için çok derindi.cosette tırmalamak istemişti;parçalıyordu."
• "mutlu olmak korkunç bir şeydir! nasıl da onunla yetinilir!nasıl da onun yeter olduğu sanılır!nasıl da hayatın yalancı amacı olan mutluluğu elde edince gerçek amaç olan ödev unutuluverir!"
• "işler hoşa gitmiyor diye tanrı'ya karşı haksızlık etmek gerekmez."
• "ölmek bir şey değil;yaşamamak korkunç bir şeydir."
-love at les miserables-
• "...kızın kendisine baktığını tahmin ediyordu; bu da onu sendeletiyordu,ayakları dolanıyordu..."
• "...deli gibi yürümeye başladı..."
• "...çılgınlar gibi eğlendi..."
• "...işçi kızın paça bağına bakmamakta inat etti.courfeyrac :'bu kadını seve seve koleksiyonuma katabilirim' dediği zaman onu adeta iğrendirdi."
( birini sevmeye başladığımız zaman biz de böyle olmaz mıyız? 'başkasını gözü görmemek's.e)
• "ağzı birine karşılık verirken gözler başkasıyla konuşur."
• "ateş hastayı,aşk da aşığı besler."
• "...arıyordu..."
• "...bulamıyordu..."
• "çalışma onu bıktırıyordu,gezinti yoruyordu,yalnızlık canını sıkıyordu;eskiden şekillerle,aydınlıklarla,seslerle ,öğütlerle,umutlarla,ufuklarla öğrenimlerle dolu olan geniş tabiat şimdi önünde bomboştu.ona ,herşey kaybolmuş gibi geliyordu.hep düşünüyordu,çünkü elinden başka şey gelmiyordu;yalnız ,artık düşüncelerinden de hoşlanmıyordu.onların,durmadan, alçak sesle kendisine yaptıkları bütün tekliflere o içinden :"neye yarar ki?" diye karşılık veriyordu."

• "kendi kendini azarlıyordu...'sadece onu görmekle bile ne kadar mutluydum!bana bakıyordu, bu bile muazzam bir şey değil miydi?beni sever görünüyordu.bu yetmez miydi? neyi elde etmek istiyordum?bundan sonra hiçbir şey kalmadı.saçmalık ettim.benim kabahatim..."

• "sevmiş olan kimse bu bir harflik,tek hecelik kelimedeki parıltılı anlamı bilir:o..."
• "sevdiğimiz kişinin babası bizim için hiçbir zaman yabancı değildir."
• "şimdi iki insanın bakıştıkları için birbirlerini sevdiklerini söylemeye insan pek cesaret edemiyor."
• "cosette'in duyduğu ilk şey belirsiz,sonsuz bir hüzündü.ona öyle geldi ki bugünden ertesi güne ruhu kararmıştı.artık kendi ruhunu tanımaz oldu.genç kızların soğukluktan ,neşeden meydana gelen ruh beyazlığı kara benzer.bunun güneşi de aşktır;aşkı görünce erir."
• "aşkın en şahane belirtisi bazen çekilmez bir hal alan acımadır."
• "aşkın bir yerlere götürmesini istemek insanların garip bir iddiasıdır."
• "korkusuzca ölmek cüreti insanları daima duygulandırır."
• "uyuyor.kader ona ne cilveler etti!
yaşıyordu.melekten yoksun ,sönüp gitti.
pek sade geçti olay,bir gül solar gibi,
akşam olunca ufukta gün solar gibi..."

birkaç tane paylaşacaktım ama kendimi tutamadım. hepsi çok güzel çünkü.

--! spoiler !--
devamını gör...
--- alıntı ---

the king’s speech (zoraki kral) filmiyle 2010 yılının en iyi yönetmen oscar’ını kucaklayan tom hooper’ın les miserables’i… victor hugo’nun “sefiller” adlı ünlü romanından uyarlanan filmde hugh jackman, russell crowe, amanda seyfried, anne hathaway, helena bonham carter, eddie redmayne, aaron tveit ve sacha baron cohen gibi dev bir kadro bulunuyor.

seti, 19. yüzyıl fransa’sı temel alınarak hazırlanan les misérables’in, yıkılan hayalleri, karşılıksız aşkı, tutkuyu, fedakarlığı ve arınılan günahları anlatan büyüleyici bir hikayesi var. bu, insan ruhunun varlığına dair ebedi bir vasiyet. jackman, eski bir mahkum olan ve şartlı tahliyesinden sonra acımasız polis memuru javert (crowe) tarafından on yıllardır kovalanan kitabın baş karakteri jean valjean’ı oynuyor.

--- alıntı ---

http://www.cogitosozluk.net...


devamını gör...
2012 yapımı müzikal dram dalında film.

film baştan sona müzikal olmasına rağmen hugh jackman'ın muhteşem performansıyla kendine hayran bırakıyor. jan valjan rolünü mükemmel canlandıran jackman oscar almazsa üzüleceğim.
devamını gör...
--- sevgili sözlük bozması film yorumu ---

filme gitmeden önce bilmeniz gereken tek şey filmin müzikal olduğu gerçeği.ben ve saz arkadaşlarım( ki bu 0.75/3 dolu olan salonun yarısından çoğu oluyor ) bu gerçeği bilmeden başladık tam 3 saat entellektüel birikimimize yardımcı olalım derken beynimizden olduk.başlanıgıç olarak film afişinde cinsellik ibaresini görebilirsiniz biz 'la romanın neresinde var ki böyle bir şey' diye düşünürken amerikan utanma duygusunun şaha kalkmış olduğunu,ıssız adamı görseler daşlarlardı herhalde dedik.giriş sahnesinde ki şarkı hoşmuuuuuuş derken tüm filmin şarkıdan ibaret olduğu gerçeğiyle yüzleşmemiz 4 dakika aldı.

romana sadık kalınan nadir filmlerden iken,helena bonham carter ı gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim.fransa'da devrim arayışlarında iken söyledikleri marş da bize ceddin deden neslin baban nidaları arttıracak cinsten idi.

gelin görün ki salonda sanki sürekli biri çıkıp sana nerden rastladım oldum derbeder diye bağıracak biri hazır bulunuyordu ya da biz işkillendik.arkamızdakilerin Allah'ım sabır ver diye bağırmalarıyla tüm salonun gülmeye başlaması ağlanacak hale gülmek deyiminin 3 boyutlu gösterimiydi.

--- sevgili sözlük bozması film yorumu ---
devamını gör...
ilkokul yıllarımızda, okuma parçası olarak türkçe kitaplarımızda yer alırdı. öğretmen yarın bu parçayı "işleyeceğiz" derdi, bilmediğimiz kelimeleri sözlükten bakar deftere yazardık. hey gidi..

o değilde bu koskoca kitabı nasıl bir sayfada anlatabilmişler hayret. hoş hiçbir şey hatırlamıyorum ama!
devamını gör...
tek solukta okunabilecek eserlerden ancak özet olanı tabiki. cilt cilt kim okuyacak? açıkçası üniversite birinci sınıfta okudum jean valjean ismi dışında aklımda başka hiçbir şey kalmadı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar