şemsiye

rüzgarlı havalarda kendisini kontrol etmenin epeyce güç olduğu eşya. ayrıca başkasının gözüne batmasın diye de stres kaynağı olan gereksiz mi gereksiz eşya.
devamını gör...
genellikle sağda solda, takside, amfide, orada burada unutulan eşya. yanında taşıdığında çoğu zaman işe yaramayan; gerektiği zaman da olmadığı görülen bundan dolayı yıllar evvel çoğu kişinin hayatından çıkmış lüzumsuz eşya.
devamını gör...
bir sunay akın şiiri


tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla

anımsar mısın bilmem
yağmurun bardaktan
boşanırcasına yağdığı o günü
hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
dudaklarımla hesaplamıştım
yüz ölçümünü

nicedir sokağa çıkarmıyorum
şemsiyeyi
korkuyorum çünkü
kapısı açık kafesinden
uçan bir kanarya gibi
beni ikinci kez terk etmenden

yanıt alamayacağımı bilsem bile
yanına gidip
sorarım hergün şemsiyeye
altında elele
nasıl görünürdük diye
devamını gör...
şemsiyen zenginliğe alet edilmiş hikayesi vardır.

19. y.y.'dan önceki bir kaç yüz yılını ezilerek ve kullanılarak geçiren avrupalılar, burjuvazinin gelişmesi ve sanayi devriminin dev adımlarından sonra iyice medenileştiler. artık fabrikalarda sadece işçiler değil, şefler, müdürler ve büyük yöneticiler de çalışıyorlardı. önceki yüz yıllarda babadan geçen asilliğe sahip olamayan büyük bürokratlar nasıl küçük asilatfedilip daha rahat bir yaşam sürüyorlar ise bu dönem de kendi sahte para babalarını bu tip yöneticileri var ederek sağladı.

yorkshire'in pewlett mahalesininin sun horizont sokağındaki gençleri, tesadüf bu ya şehrin en mühim iş yerlerinde yönetici olmuşlardı. biri hariç; william c. carter.

carter kankaları son model çift silindirli fordlara binerken bisiklete talim ediyordu ve bu çok kanına dokunuyordu.

bir noel gecesi dedesi ona çin'de bir tanıdığının honkong'un en büyük lüks ve gazyağı dükkanından nasıl bir adet gaz yağı lambasını satın alarak dükkan sahibine bir kağıt parçası imzalatarak bunun avrupadaki patentini almış olduğunu anlattı. ne zengin olmuştu eski arkadaşı ve nasıl da artık onu tanımıyordu.

işte, dedi carter ve şehir kütüphanesine koştu. kütüphane önünde satılan bir bağdat kartpostalını satın aldı. koşa koşa eve dönüp resimdeki şemsiyeyi çizmeye başladı. ilk prototipini ürettiği şemsiyeyi müdür bir arkadaşına göstererek ondan aldığı borç parayla bağdat'a gidip kağıt imzalatacak bir tüccar bulması hiç de zor olmadı. döner dönmez ingilterenin dört bir yanında dükkanlar açmaya başladı. ve resmi olarak şemsiyenin patentini aldı.

artık paraya para demiyor, yağan banknotların altında şemsiye ile dolaşıyordu. sene 1885 idi. halbuki şemsiye 4000 bin yıl önce çin, mısır, yunanistan'ın yanı sıra asya ve uzakdoğunun hemen her yerinde kullanılıyordu. sadece avrupalıların haberi yoktu. ve bu cahillik carter'a bir servet kazandırdı.
devamını gör...
eski zamanlarda hanımlarımız şemsten muhafaza amaçlı kullanırlarmış. halen sıcak ülkelerde bu amaçla kullanılmaktadır. yalnız ülkemizde artık yağmurdan muhafaza amaçlı kullanılmaktadır.
devamını gör...
en sevdiğin, en özlediğin biriyle yağmurda yürürken en sevilesi birşeydir. kişi şemsiyeyi tutar, sen koluna girersin. öbür elleri cebe atarsın. bıkbık konuşaraktan kıskıs gülerekten bazenleri de susaraktan yağmurda saatlerce yürürsün. şeker misin de eriyicen mağhmut? diyenlere sinüzitim var lan dersin.

normalde taşıması çok gıcık olduğundan kullanılmasa yeridir ama ve lakin ki saatlerce yağmurda yürümeler mevzu bahisse şemsiye dadından yenmez a dostlar.
devamını gör...
yağmurdan korunmaya yararmış. insan neden yağmurdan korunmak ister ki hâlâ anlamış değilim. bence bütün şemsiyeler imha edilmeli, tüm insanlık ıslanmalı. zaten şemsiye tehlikeli de birşey; yollarda yürürken ona buna çarpar o dev gibi yuvarlak nesne.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar