semud kavmi

kur'an-ı kerim'de adı geçen ve kendilerine uyarıcı olarak salih (a.s)'ın gönderildiğŸi, hicaz ile suriye arasında vadil-kura'da yaşŸamışŸ eski bir arap kabilesi. kur'an-ı kerim'de bu kabilenin ismi yirmi altı yerde geçmekte olup, ayrıca salih (a.s)'dan bahseden ã¢yetler de onun kavmi olan "o (allah), yapılan duayı işŸiticidir" semud ile ilgilidir. bu kavmin kur'an-ı kerim'de zikredilişŸinin sebebi, peygamberlerini yalanlayıp inkã¢rlarına devam etmelerinden dolayı helã¢k edilişŸlerinin bir ibret vasıtası kılınmışŸ olmasıdır. semud kavminin başŸına gelenler kur'an-ı kerim'de ondan önceki ad kavminin başŸına gelenlerle birlikte zikredilmektedir. semud kavmi, semud b. casır b. irem b. sam b. nuh'un neslidir (taberã®, tarih, beyrut (t.y), ı, 226). arap kaynaklı olmayan tarihi belgelerde de semud kavminden bahsedilmektedir. m.㖠715 tarihli sargon kitabesinde semud kavmi, asuriler'in hakimiyet altına aldıkları, şžarkã® ve merkezã® arabistan kavimleri arasında zikredilmektedir. aristo, batlamyus ve plinus, semud kavmini (thamudaei) belirten isimden bahsetmişŸlerdir. plinus'un semud kavminin oturduğŸu yer olarak zikrettiğŸi domatha ve hegra'nın, islã¢mi kaynaklarda bu kavmin oturduğŸu yer olarak kaydedilen hicr ile aynı yer olduğŸu kabul edilebilir (h. n. brau, i.a, semud mad.).

hadis-i şžeriflerde, rasã»lüllah (s.a.s)'in h. 9. yılda tebük seferine giderken semud kavminin yaşŸadığŸı hicr'e uğŸradığŸı ve bu yerin salih (a.s)'ın kavminin yaşŸadığŸı yer olduğŸunu söylediğŸi nakledilmektedir (buhã¢rã®, enbiya, 17; ahmed b. hanbel, ı, 66, 73).

semud kavmi, ad kavminden sonra Allah teã¢lã¢'ya isyan edip küfre sapmışŸ ve kendilerine tapındıkları putlar edinmişŸlerdi. onları uyarmak ve ortağŸı bulunmayan tek rab olan Allah teã¢lã¢'ya ibã¢det etmeye yöneltmek için salih (a.s)'ı görevlendirdi. salih (a.s)'a kavminin mustazaflarından az bir topluluk iman etmişŸti. dünyevã® makam ve zenginliklerinden dolayı kendilerinin diğŸer insanlardan üstün olduklarını zanneden semud kavminin ileri gelenleri (mele') *, hor gördükleri (mustazaf) * kimselere, . . siz gerçekten salih'in rabbı tarafından gönderilmişŸ olduğŸuna inanıyor musunuz? dediler. onlar da; "doğŸrusu biz, onunla gönderilene iman ediyoruz" dediler. " büyüklük taslayanlar, "biz, doğŸrusu sizin iman ettiğŸinizi inkã¢r edenleriz"dediler" (el-a'raf, 7/75-76).

salih (a.s), semud kavmini islã¢ma davet etmeye devam etti. salih (a.s)'ın onları imana davet edip uyarma ve korkutmaya ısrarla devam etmesi üzerine, ona şŸöyle dediler: "ey salih; bayramımızı kutlayacağŸımız zaman sen de bizimle gel (semud kavminin putlarını alıp şŸehir dışŸına çıkarak kutladıkları bir bayramları vardı). bize bir ã¢yet (davanı ispatlayacak bir şŸey) göster. sen ilã¢hına duada bulun; biz de ilã¢hlarımıza duada bulunalım. eğŸer senin ilã¢hın duana icabet ederse sana uyarız. yok bizim ilã¢hlarımız bize icabet ederse bize tabi olursun". bu isteklerini kabul eden salih (a.s) bayramda onlarla birlikte gitti. putperestler, putlarından istekte bulundular. ancak bir karşŸılık bulamadılar. bunun üzerine kavmin reisi, salih (a.s)'a;

"ey salih; bize şŸu kayadan bir deve çıkar. eğŸer bunu yaparsan seni doğŸrulayacağŸız" dediler. salih (a.s), onlardan, Allah teã¢l㢠kendileri için böyle bir deveyi bu kayadan çıkartırsa iman edeceklerine dair söz vermelerini ve yemin etmelerini istedi. onlar, bu konuda yemin edip söz verdikten sonra, salih (a.s), namaza durdu ve Allah'a dua etti. bunun üzerine kaya yarıldı ve içinden onlara istediğŸi gibi gebe, karnı aç bir deve çıktı. bu olay üzerine, onlar daha önce vermişŸ oldukları sözden cayarak iman etmediler (ibnul-esã®r, el-kã¢mil fi't-tarih, beyrut 1979, ı, 89-90). salih (a.s) onlara; " ... ey kavmim; Allah'a ibadet edin. sizin için o'ndan başŸka ilah yoktur. size rabbinizden apaçık bir mucize gelmişŸtir. işŸte, Allah'ın şŸu dişŸi devesi size bir mucizedir. bırakın onu Allah'ın arzında otlasın. ona bir kötülük yapmayın. sonra can yakıcı bir azaba uğŸrarsınız. hatırlayın; Allah sizi ad kavminden sonra halifeler yaptı. ve sizi yeryüzüne yerleşŸtirdi. orada, ovalarda köşŸkler yapıyor, dağŸları yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini hatırlayın. yeryüzünde bozguncular olarak fesad çıkarmayın" (el-a'rã¢f, 7/73-74).

Allah teã¢lã¢, hayvanların sulandığŸı kuyunun suyunun mucize deve ile diğŸerleri arasında nöbetleşŸe kullanılacağŸını bildirmişŸti: "onlara, suyun aralarında taksim olunduğŸunu haber ver. her biri su nöbetinde hazır bulunsun (el-kamer, 54/28). salih (a.s) kavmine; "işŸte şŸu devedir. su içme hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir" dedi (eşŸ-şžuara, 26/155). deve onların arasında bir süre kaldı. bu süre içerisinde, bir gün kuyunun suyunu deve içiyor, bir gün de onlar kuyunun suyundan istifade ediyorlardı. semud kavmi devenin su içtiğŸi günlerde onun sütünü sağŸıyor ve kaplarını dolduruyorlardı (ibn kesã®r, tefsã®rul-kur'anil-azã®m, istanbul 1984, ııı, 437).

semud kavminin salih (a.s)'ın davetine duydukları düşŸmanlık ve kinleri artınca, deveyi öldürmeyi planladılar. Allah teã¢l㢠bu durumu salih (a.s)'a bildirdi. salih (a.s), gördükleri mucizeye rağŸmen iman etmekten kaçınan kavmine eğŸer böyle bir işŸ yaparlarsa helã¢k edilecekleri uyarısında bulundu. ancak onlar, onun bütün uyarılarına kulak tıkayarak deveyi kestiler: fakat o'nu yalanladılar. ve derken deveyi kestiler. bunun üzerine rableri günahları yüzünden onları kırıp geçirerek yerle bir etti" (eşŸ-şžems, 91/14).

Allah teã¢lã¢, semud kavmini, görmüşŸ oldukları mucizeye rağŸmen iman etmemelerinden dolayı hemen cezalandırmamışŸ ve onlara mühlet vermişŸti. ancak salih (a.s) onlara; eğŸer kendi isteklerinden dolayı mucize olarak Allah tarafından gönderilen deveye bir zarar vermeye kalkarlarsa affedilmeyecekleri ve korkunç bir şŸekilde helã¢k edileceklerini onlara bildirmişŸti. inkã¢rlarında direten ve deveyi öldürerek azıtan semud kavmi için kurtuluşŸ yolu kalmamışŸtı. salih (a.s), yaptıklarını görünce ağŸlamışŸ ve onlara;

"yurdunuzda üç gün daha kalın..." (hud, 11/65) diyerek gelecek azabı haber vermişŸti. deveyi kestikleri günün akşŸamı dokuz kişŸilik bir grup (en-neml, 27/48) salih (a.s)'ı öldürmeye karar verdiler. onlar şŸöyle diyorlardı: "eğŸer söylediğŸi doğŸru ise biz ondan önce davranalım. yok yalancılardan ise onu da devesinin yanına gönderelim". Allah teã¢l㢠bu olayı şŸu şŸekilde haber vermektedir: "aralarında Allah'a yemin ederek, şžöyle konuşŸtular; "salih'i ve ailesini bir gece baskınıyla öldürelim, sonra da akrabasına "yakınlarınızın öldürülmesinden haberimiz yok; şžüphesiz bizler, doğŸru kimseleriz" diyelim ". onlar bir tuzak kurdular. biz de onlar farkına varmadan, tuzaklarını alt üst ediverdik. tuzaklarının akıbeti nasıl oldu bir bak. biz onları da kavimlerini de toptan helã¢k ettik. işŸte zulümleri yüzünden, harap olmuşŸ, bomboşŸ evleri, şŸüphesiz ki bunda, bilen bir kavim için, büyük bir ibret vardır. iman edip, Allah'dan korkanları kurtardık" (en-neml, 27/49-83).

semud kavminin salih (a.s)'a isyan edip mucize istemeleri ve sonrasında gelişŸen olaylar ve helã¢k edilişŸleri hakkında rivã¢yetler için (bkz. taberi, camiul-beyan, mısır 1968, vııı, 224 vd.; ibn kesir, a.g.e., ııı, 434 vd.; ibnu'l-esir, a.g.e., ı, 89 vd.).

ã–mer tellioğžlu
devamını gör...
kur'an-ı kerim'de adı geçen ve kendilerine uyarıcı olarak salih (a.s)'ın gönderildiği, hicaz ile suriye arasında vadil-kura'da yaşamış eski bir arap kabilesi. kur'an-ı kerim'de bu kabilenin ismi yirmi altı yerde geçmekte olup, ayrıca salih (a.s)'dan bahseden âyetler de onun kavmi olan "o (allah), yapılan duayı işiticidir" semud ile ilgilidir. bu kavmin kur'an-ı kerim'de zikredilişinin sebebi, peygamberlerini yalanlayıp inkârlarına devam etmelerinden dolayı helâk edilişlerinin bir ibret vasıtası kılınmış olmasıdır. semud kavminin başına gelenler kur'an-ı kerim'de ondan önceki ad kavminin başına gelenlerle birlikte zikredilmektedir. semud kavmi, semud b. casır b. irem b. sam b. nuh'un neslidir (taberã®, tarih, beyrut (t.y), ı, 226). arap kaynaklı olmayan tarihi belgelerde de semud kavminden bahsedilmektedir. m.ö 715 tarihli sargon kitabesinde semud kavmi, asuriler'in hakimiyet altına aldıkları, åžarkã® ve merkezã® arabistan kavimleri arasında zikredilmektedir. aristo, batlamyus ve plinus, semud kavmini (thamudaei) belirten isimden bahsetmişlerdir. plinus'un semud kavminin oturduğu yer olarak zikrettiği domatha ve hegra'nın, islâmi kaynaklarda bu kavmin oturduğu yer olarak kaydedilen hicr ile aynı yer olduğu kabul edilebilir (h. n. brau, i.a, semud mad.).

hadis-i åžeriflerde, rasã»lüllah (s.a.s)'in h. 9. yılda tebük seferine giderken semud kavminin yaşadığı hicr'e uğradığı ve bu yerin salih (a.s)'ın kavminin yaşadığı yer olduğunu söylediği nakledilmektedir (buhârã®, enbiya, 17; ahmed b. hanbel, ı, 66, 73).

semud kavmi, ad kavminden sonra Allah teâlâ'ya isyan edip küfre sapmış ve kendilerine tapındıkları putlar edinmişlerdi. onları uyarmak ve ortağı bulunmayan tek rab olan Allah teâlâ'ya ibâdet etmeye yöneltmek için salih (a.s)'ı görevlendirdi. salih (a.s)'a kavminin mustazaflarından az bir topluluk iman etmişti. dünyevã® makam ve zenginliklerinden dolayı kendilerinin diğer insanlardan üstün olduklarını zanneden semud kavminin ileri gelenleri (mele') *, hor gördükleri (mustazaf) * kimselere, . . siz gerçekten salih'in rabbı tarafından gönderilmiş olduğuna inanıyor musunuz? dediler. onlar da; "doğrusu biz, onunla gönderilene iman ediyoruz" dediler. " büyüklük taslayanlar, "biz, doğrusu sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz"dediler" (el-a'raf, 7/75-76).

salih (a.s), semud kavmini islâma davet etmeye devam etti. salih (a.s)'ın onları imana davet edip uyarma ve korkutmaya ısrarla devam etmesi üzerine, ona şöyle dediler: "ey salih; bayramımızı kutlayacağımız zaman sen de bizimle gel (semud kavminin putlarını alıp şehir dışına çıkarak kutladıkları bir bayramları vardı). bize bir âyet (davanı ispatlayacak bir şey) göster. sen ilâhına duada bulun; biz de ilâhlarımıza duada bulunalım. eğer senin ilâhın duana icabet ederse sana uyarız. yok bizim ilâhlarımız bize icabet ederse bize tabi olursun". bu isteklerini kabul eden salih (a.s) bayramda onlarla birlikte gitti. putperestler, putlarından istekte bulundular. ancak bir karşılık bulamadılar. bunun üzerine kavmin reisi, salih (a.s)'a;

"ey salih; bize şu kayadan bir deve çıkar. eğer bunu yaparsan seni doğrulayacağız" dediler. salih (a.s), onlardan, Allah teâlâ kendileri için böyle bir deveyi bu kayadan çıkartırsa iman edeceklerine dair söz vermelerini ve yemin etmelerini istedi. onlar, bu konuda yemin edip söz verdikten sonra, salih (a.s), namaza durdu ve Allah'a dua etti. bunun üzerine kaya yarıldı ve içinden onlara istediği gibi gebe, karnı aç bir deve çıktı. bu olay üzerine, onlar daha önce vermiş oldukları sözden cayarak iman etmediler (ibnul-esã®r, el-kâmil fi't-tarih, beyrut 1979, ı, 89-90). salih (a.s) onlara; " ... ey kavmim; Allah'a ibadet edin. sizin için o'ndan başka ilah yoktur. size rabbinizden apaçık bir mucize gelmiştir. işte, Allah'ın şu dişi devesi size bir mucizedir. bırakın onu Allah'ın arzında otlasın. ona bir kötülük yapmayın. sonra can yakıcı bir azaba uğrarsınız. hatırlayın; Allah sizi ad kavminden sonra halifeler yaptı. ve sizi yeryüzüne yerleştirdi. orada, ovalarda köşkler yapıyor, dağları yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini hatırlayın. yeryüzünde bozguncular olarak fesad çıkarmayın" (el-a'râf, 7/73-74).

Allah teâlâ, hayvanların sulandığı kuyunun suyunun mucize deve ile diğerleri arasında nöbetleşe kullanılacağını bildirmişti: "onlara, suyun aralarında taksim olunduğunu haber ver. her biri su nöbetinde hazır bulunsun (el-kamer, 54/28). salih (a.s) kavmine; "işte şu devedir. su içme hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir" dedi (eş-åžuara, 26/155). deve onların arasında bir süre kaldı. bu süre içerisinde, bir gün kuyunun suyunu deve içiyor, bir gün de onlar kuyunun suyundan istifade ediyorlardı. semud kavmi devenin su içtiği günlerde onun sütünü sağıyor ve kaplarını dolduruyorlardı (ibn kesã®r, tefsã®rul-kur'anil-azã®m, istanbul 1984, ııı, 437).

semud kavminin salih (a.s)'ın davetine duydukları düşmanlık ve kinleri artınca, deveyi öldürmeyi planladılar. Allah teâlâ bu durumu salih (a.s)'a bildirdi. salih (a.s), gördükleri mucizeye rağmen iman etmekten kaçınan kavmine eğer böyle bir iş yaparlarsa helâk edilecekleri uyarısında bulundu. ancak onlar, onun bütün uyarılarına kulak tıkayarak deveyi kestiler: fakat o'nu yalanladılar. ve derken deveyi kestiler. bunun üzerine rableri günahları yüzünden onları kırıp geçirerek yerle bir etti" (eş-åžems, 91/14).

Allah teâlâ, semud kavmini, görmüş oldukları mucizeye rağmen iman etmemelerinden dolayı hemen cezalandırmamış ve onlara mühlet vermişti. ancak salih (a.s) onlara; eğer kendi isteklerinden dolayı mucize olarak Allah tarafından gönderilen deveye bir zarar vermeye kalkarlarsa affedilmeyecekleri ve korkunç bir şekilde helâk edileceklerini onlara bildirmişti. inkârlarında direten ve deveyi öldürerek azıtan semud kavmi için kurtuluş yolu kalmamıştı. salih (a.s), yaptıklarını görünce ağlamış ve onlara;

"yurdunuzda üç gün daha kalın..." (hud, 11/65) diyerek gelecek azabı haber vermişti. deveyi kestikleri günün akşamı dokuz kişilik bir grup (en-neml, 27/48) salih (a.s)'ı öldürmeye karar verdiler. onlar şöyle diyorlardı: "eğer söylediği doğru ise biz ondan önce davranalım. yok yalancılardan ise onu da devesinin yanına gönderelim". Allah teâlâ bu olayı şu şekilde haber vermektedir: "aralarında Allah'a yemin ederek, åžöyle konuştular; "salih'i ve ailesini bir gece baskınıyla öldürelim, sonra da akrabasına "yakınlarınızın öldürülmesinden haberimiz yok; åžüphesiz bizler, doğru kimseleriz" diyelim ". onlar bir tuzak kurdular. biz de onlar farkına varmadan, tuzaklarını alt üst ediverdik. tuzaklarının akıbeti nasıl oldu bir bak. biz onları da kavimlerini de toptan helâk ettik. işte zulümleri yüzünden, harap olmuş, bomboş evleri, şüphesiz ki bunda, bilen bir kavim için, büyük bir ibret vardır. iman edip, Allah'dan korkanları kurtardık" (en-neml, 27/49-83).

semud kavminin salih (a.s)'a isyan edip mucize istemeleri ve sonrasında gelişen olaylar ve helâk edilişleri hakkında rivâyetler için (bkz. taberi, camiul-beyan, mısır 1968, vııı, 224 vd.; ibn kesir, a.g.e., ııı, 434 vd.; ibnu'l-esir, a.g.e., ı, 89 vd.).

ömer tellioäžlu
devamını gör...
semã»d medeniyeti
muharrem yıldız

“Ad Kavminden sonra sizi hükümdarlar yaptığını ve yeryüzünde yerleştirdiğini düşünün. Arzın ovalarında köşkler ve saraylar bina eder, dağları oyup evler yaparsınız. Allah’ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın”

“Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı (sanıyorsunuz)? Bahçelerde, çeşme başlarında? Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında? (Üstelik de) dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz!”

Bu ayetlerden anlaşıldığına göre Semûd kavmi, “Vadi’ul Kurâ” havalisini medeniyetin beşiği durumuna getirmişti ve her taraf, san’at şaheserleri ile dolu idi.

Semûd halkının dağ ve kayaları oyma san’atı, Hindistan da “Elora” ve “Ajanta” mağaralarında ve dünyanın diğer başka yerlerinde görülen oyma san’atının bir benzeriydi. Bugün “Medayin-i Salih” de hala ayakta duran muazzam yapılar, Semudluların san’atta ne kadar ileri gitmiş olduklarının birer delilidir. Istahri; taştan yapılmış bu evleri gördüğünü söyleyerek, şunları anlatıyor:

“ Semûd kavminin bu evleri, bizim evlerimiz, gibi tam teşkilatlı ve dağlar gibi yüksektir. Uzaktan bakıldığında bu meskenler, birbirine bitişik sanılır. Fakat biraz yaklaşınca bunlardan her birinin ayrı birer kâşane olduğu görülür. Etrafı dolaşılabilirse de yukarısına kadar çıkmakta çok güçlük çekilir.”
El-Hicr, Semud’un başkenti idi Bu şehrin kalıntıları, Medine’nin kuzeybatısında ‘Şehr’ul-Ula’dan birkaç kilometre uzaklıkta bulunmaktadır Medine’den Tebük’e hem kara yolu, hem tren yolu ile yapılan yolculuk sırasında bu şehrin kalıntılarına rastlanmaktadır. Yol bu vadiye uğrarsa da, Hz. Peygamber (sav) in tavsiyesi üzerine hiçbir Müslüman burada konaklamaz.

VIII. Asırda İbn-i Batuta hacca giderken buraya uğramıştı. Onun yazdıklarına göre: “Buralarda, kırmızı renkli dağlarda Semud kavmi tarafından oyularak yapılan binaların kalıntıları vardır. Bu binaların rengi ve süsü öylesine tazedir ki, bugün yapılmış gibi görünürler. Bu harabelerde hala bazı insan iskeletlerine rastlanılmaktadır,”

Buna benzer bir müşahedesini de Evliya Çelebi Seyahatname’sinde şöyle anlatır:
“70-80 kafadar arkadaş ile Hz. Salih’in şehrini temaşa eyledik. Bu dağları öyle mağara mağara, yar yar edip peynir gibi kesmişler, kayalara pencereler, kapılar açmışlar ve oymalar yapmışlar ki, köşkler, divanhaneler ve yeraltı odalarının her birine bin- iki bin adam sığar. Bu şehrin kapıları üzerinde birer ikişer “İbranî’ ve “Süryanî” yazısı ile tarihler vardır.

“Bu kapıların üzerinde korkunç kuş veya dev suretleri yapılmış. Hakir, bu mağaraların içlerine girdim. Nice iskeletler, başları Adana kabağı kadar, kolları yedişer –sekizer zira’.. Bazıları çürümüş, ikişer üçer incik kemikleri var. Bazı harap olmamış evler, Hz. Salih’e iman edenlerin evleri olsa gerektir…

Nasıl ki Ad kavminin medeniyetinin önde gelen hususiyetleri yüksek sütunlu binalar yapmak idi ise Semud medeniyetinin -eski kavimler arasında meşhur olan- hususiyeti de, kayalardan evler oymaları idi. Bu sebepledir ki Fecr suresinde Ad kavminden “Sütunlar sahibi” olarak bahsedilirken, Semud’ dan da ‘Vadide kayalar oyanlar’ diye söz edilmektedir. Bunlar, hiç ihtiyaç olmadığı halde, sırf servet, güç ve mimari hüner gösterisinde bulunmak için ovalarda da köşkler yaparlardı. “Vadiü’l-Kura’da bulunan Semud’un bütün evleri taşlara oyulmuş mağaralardı.
Bunların etrafında ibret verici kayalar vardır. “Böyle kayaları hiçbir diyarda görmedim.
diyor, Evliya Çelebi seyahatnamesinde…Ve şöyle devam ediyor sözlerine “Çünkü bu kayaların kimi servi gibi, bazıları ejderha, bazıları arslan veya gemi gibi, altları oyuk, hücre hücre, bazısı fil hortumu gibi birbirlerine uzanmıştır. Zemini ince kumdur Bu kumlar içinde deniz mahluklarının (yengeç pavurya, kerevit, ıstakoz, midye ve istiridye vb) kabukları vardır. Bundan anlaşılır ki, vaktiyle bu yerler deniz imiş. Hakir, Yunan tarihlerinde gördüm.

İskender-i Zulkarneyn, Septe Boğazını açmazdan evvel, Mekke ve Medine çölleri deniz imiş. Akla yakındır. İşte, evvelce Kâbe çölleri deniz iken kuruyup, yalnız Süveyş deryası kalmıştır. (Allah herşeye kadirdir.)

Semud’un ihtiyacı olmadığı halde bu derece lüks bir hayat sürmeleri, yoldan çıkmış insanların özelliğidir. İçlerindeki yoksullar, barınacak bir yer bulamazken servet sahipleri güzel köşkler edinmekle kalmaz, bunların üstünde debdebe ve gösteriş için, anıtlar dikerlerdi. Medayin-i Salih de bulunan bu muhteşem anıt ve kalıntılar, aynı zamanda Semudluların mühendislik sahasında ulaştıkları üstün seviyeyi de göstermektedir. Bu hususiyetleri, Kur’an da Hz. Salih’in dilinden şöyle tasvir ediliyor:
“Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı (sanıyorsunuz) Bahçelerde, çeşme başlarında ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında Bir de ince san’atla dağlardan hayrete değer evler yontuyorsunuz!?” Şu halde ey kavmim, Allah’tan korkunuz ve bana itaat ediniz”.

Dünyanın bu lezzet ve metaı, Semud halkını o halde getirdi ki artık bu hayatın ötesini, baktıkları halde göremediler. Onunla rahat ve huzur bulduklarını zannettiler. Ahiret yurdunu unuttular ve onun için çalışmaya vakit bile bulamadılar, Onların dünya hayatına ne derece önem verdiklerini onun ötesine pek aldırış etmediklerini ve bıraktıkları eserleri gören bir kimse onların maddeci bir cemiyet olup manevi değer ifade eden hiç bir şeye iman
etmediklerini hemen anlar. Semud kavminin bu maddi refahı, onları aynı zamanda putperest bir toplum haline de getirmiş ve şirk ve küfür bataklığına itmişti.

Hz. Salih (a.s.) kavmini, Allah’dan başkasına ibadet etmemeğe çağırmış ama kavim, şirk ve küfürde alabildiğine inatlaşmıştı. Allah(cc), Hz.Salih’i “Semud’a Allah’a kulluk etsinler diye göndermişti. Salih bir de baktı ki, birbirleri ile çekişen iki bölük oluverdiler. Bunun üzerine Hz Salih (a.s.): ‘Ey Kavmim! İyilikten önce neden kötülüğü tercih ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dilemelisiniz, belki esirgenirsiniz” demişti.

Allah (cc) Ad kavminden sonra, onların evlatları ve torunları olan Semud kavmini Kur’an’ın ifadesi ile “Hükümdarlar” yapmış ve yeryüzünde yerleştirmişti. Fakat maddi refah, zenginlik rahatlık ve bolluk Ad kavmini nasıl bozdu ise, Semud halkını da menfi yönde etkilemekten geri kalmadı. Yani bir yandan hayat seviyeleri yükselirken, bir yandan da ahlak seviyesi ve insanlık seviyesi alçaldıkça alçaldı. Bir taraftan şehirlerde göz kamaştırıcı binalar ve saraylar inşa ediliyor, dağlarda ve mağaralarda kayalara şekiller veriliyor, san’at eserleri ortaya çıkarılıyor fakat diğer taraftan ise, toplumda şirk ve putperestlik yerleşiyor, milletin en şerirleri iktidar koltuklarında ahkâm kesiyor, elit tabaka da gurur ve kibir kompleksleriyle böbürleniyordu. Hz. Salih’in daveti ancak fakir ve mustaz’af insanların bir bölümünü etkileyebiliyordu. Elit tabaka ise, bu daveti hakaretle reddediyordu.”

Semud kavminin bu mimari sanat harikalarını yapmaktaki gayesi ne idi? Kur’an, Semud’un bütün bunları kendisini büyük gösterme ve görme hevesi ile yaptığını açıklamaktadır. Yani sırf gösteriş merakı, servet ve ihtişam ile kuvvet ve iktidarın bir icabı olarak, bu eserleri meydana getirmişlerdi. Bunların arkasında ulvi bir gaye, ebedi bir gerçek yoktu. Umumi menfaat diye bir şey de kalmamıştı. Kısacası, yozlaşmış ve kokuşmuş bir millet ne yaparsa, Semud kavmi de aynı şeyi yapmıştı.
Semud medeniyetine ait tarihi eser ve harabelerden bazıları iyi korunmuştur. Mevdüdi, bunları 1959 yılında bizzat gördüğünü söylemekte ve gördüklerini şöyle anlatmaktadır:
‘Medayin-i Salih veya el-Hicr olarak bilinen yerde bulunan bu tarihi kalıntılar, Medine ile Tebuk arasında el Ûla’ ya birkaç kilometre kuzeydedir. “El-Ûla” güzel bir vadi olup, etrafında yemyeşil bağ, bahçe, dere ve pınarlar vardır. Fakat, ‘el-Hicr’, hazin ve virane bir manzara arzetmektedir.
Burada ne su var, ne bağ, ne de bahçe!.. Nüfusu da yok denecek kadar az. Bir kuyu var ki, Hz. Salih’in devesinin oradan su içtiği bildiriliyor. Osmanlı devrine ait metruk bir askeri karakolun içinde bulunan bu kuyu halen kurumuş vaziyettedir. El Ûla’ya vardığımızda, çatlamış, yıkılmış ve kısmen çökmüş dağ ve tepelerle karşılaştık. Bunların, Kur’an-ı Kerim’de zikrolunan büyük bir zelzele sonucu bu hale geldiği hemen anlaşılıyor. Benzeri dağları, doğuda el-Ula’dan Hayber’e kadar uzanan bölgede de gördük. Bundan, Allah’ın gadabı ve azabı olarak meydana gelen zelzelenin yaklaşık 500 km uzunlukta ve 200 km
genişlikte bir alanı tesiri altına aldığı anlaşılıyor. El-Hicr’de gördüğümüz Semud kavmine ait binaların kalıntılarının benzerlerini Akabe körfezinin kıyısında, Medyen’de ve Ürdün’de “Petra” mevkiinde gördük. Bilhassa Petra’da Semud ve Nebti yapıları yan yana bulunuyor. Ve bunların aralarındaki mimari farkı hemen belli oluyor. Herkes bu yapıların çeşitli devrelerde ve çeşitli kavimler tarafından yapıldığına kanaat getiriyor.”


Bir İngiliz oryantalist, Kur’an-ı Kerim’in ifadelerini yalanlamak için, ‘el-Hicr’deki binaların Semud kavmine değil, Nebtiler’e ait olduğunu iddia ediyor. Fakat bu milletlerin mimari tarz ve an’anesi o kadar değişiktir ki, ancak kör bir kişi bunların tek bir millete ait olduğunu iddia edebilir. Tahminimiz odur ki, dağlar ve kayaları oyarak bina yapma san’atını Nebtiler, Semud kavminden öğrendiler. Ve binlerce yıl sonra İsa’nın (as.) doğumundan önce 200-100. yılları arasında bunu zirveye ulaştırdılar.

KAYNAKLAR
1) El-A’raf: 74.
2) Eş-Şuara: 146-149.
3) Kamil Miras, Tecrid-i Sarih, C. IX, s.137.
4) Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı, C. I, s. 419.
5) Mevdudi, a.g.e. C. I, s. 420.
6) Kamil Miras, Tecrid-i Sarih, C.IX, s.137
7) Mevdudi, a.g.e., C. I, s. 420.
(X) Selçuk Üniv. Sos. Bilim. Enst. ‘Dinler tarihi’ Doktora Öğrenimi
8) Mevdudi, a.g.e.. C. I, s.420
9) Evliya Çelebi, Seyahatname, C. IX, s. 222
10) Mevdudi, Tefhim’ül-Kur’an, C. IV, s. 45,
11) Evliya Çelebi, a.g.e., C. IX, s.221
12) Mevdudi, a.g.e., C. IV. s.45.
13) Mevdudi, a.g.e., C. II, s. 53.
14) Eş-Şuara: 146-149.
15) Şemseddin Sami Kamus’ul-A’lam, C. III, s.1743.
16) En-Neml: 45-46.
17) El-A’raf: 74.
18) mevdudi, tarih boyunca tevhid mücadelesi ve hz. peygamberin hayatı, c. ı, s. 420.
19) mevdudi, a.g.e., c. ı, s. 420,
20) mevdudi, a.g.e., c. ı, s. 424.
21) mevdudi, a.g.e., c. ı, s. 424.


(sızıntı dergisi)
devamını gör...
salih peygamber'in kavmidir.dişi deve ile imtihan edildiler.

böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve rablerinin emrine karşı çıkıp (salih'e de şöyle) dediler: "ey salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vadettiğin şeyi getir, bakalım." (araf suresi, 77)


kamer 23. semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
24kamer 24. "aramızdan bir beşere mi uyacağız? o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler.
25kamer 25. "vahiy, aramızda ona mı verildi? hayır o, yalancı ve şımarığın biridir" (dediler.)
26kamer 26. yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.

o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. haberiniz olsun; semud (halkı) gerçekten rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. haberiniz olsun; semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi.) (hud suresi, 67-68)
devamını gör...
salih aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği ve iman etmedikleri için büyük bir sayha (korkunç gürültü) ile helak olan kavim.

kur'an-ı kerim'de mealen buyruldu ki:

biz semud'a (nesebde) kardeşleri salih'i resul (peygamber) olarak gönderdik. (hud suresi: 61)

hud aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği ad kavmi, asi olup, şiddetli rüzgarla helak edilince, iman ettikleri için bu azabdan kurtulan mü'minler kendilerine yeni yurtlar bulmak için çeşitli bölgelere dağıldılar. bu büyük felaketten kurtulanlardan birisi de nuh'un aleyhisselam oğlu sam'ın neslinden gelen semud idi. semud ve beraberindekiler, şam ile hicaz arasında bulunan hicr mevkiinde yerleştiler. daha sonra semud'un torunları bu beldeden ayrılıp, ad kavminin helak edildiği yerlere göç ettiler. buraları imar ettiler. burada çoğalansemud'un torunları önce bir kabile, sonra da büyük bir kavim (topluluk) oldular. dedeleri semud'a nisbetle semud kavmi denildiği rivayet edilmektedir. kur'an-ı kerim'de "eshab-ül-hicr" diye zikredilen bu kavim, ad kavminin devamı olması ve onun yerini alması sebebiyle ad-ı sani (ikinci ad) diye de anılır. (sa'lebi, kisai)

semud kavmi, ad kavmi gibi taşları yontup, dağları oyarak kayalara, tepelere saraylar yapıp, ovalara köşkler kurup, bağlar, bahçeler meydana getirdiler. Allahü teala ad kavmi gibi bunlara da bol nimetler ve çok uzun ömür verdi. meskenlerinde her türlü nimetler içinde yüzüp, üç yüz sene ile bin sene arasında ömür sürdüler. önceleri bu nimetlere şükrederlerken, sonraları unutup terkederek, zevk ve sefaya düştüler. üstelik kabile reisleri başta olmak üzere zulüm ve haksızlığa dayalı çeteler kurup, karışıklıklar çıkardılar. insanları ifsat ettiler, bozdular ve putlara tapmaya başladılar. peygamberleri olan salih aleyhisselama inanmadılar.

salih aleyhisselam, kendisine inanan 4000 kişi ile birlikte o beldeyi terk etti. semudluların yüzleri kana boyanmış gibi kırmızı oldu.daha sonra simsiyah oldu. Allahü teala, cebrail aleyhisselama, semudluları bir sayha (korkunç gürültü) ile helak etmesini emir buyurdu. bir sabah vakti azab sayhası semud kavmini yakalayıverdi. sayhanın şiddetinden hepsinin ödleri patlıyarak helak oldular. helak edilişleri, dillere destan oldu. (nişancızade, kisai, sa'lebi)

*
devamını gör...
kuran-ı kerim'de hicr, neml, hud, araf, şuara, zariyat surelerinde kıssası çeşitli yönleriyle anlatılan kavim. semud kavminin yaşadığı yurdun adı hicr dir. ve hicr suresi adını buradan alır. kuranda hicr ashabı olarak da geçer. ad kavminden sonra geldiği için ikinci ad kavmi de denir. hz salih ikiyüz küsür sene yaşamış ve bu kavme tebliğde bulunmuştur. kuranda anlatılan meşhur deve semudlulara mucize olarak gönderilmiş, kibirlerinden deveyi bile öldürmüşlerdir. akıbetleri yıldırım, sayha yani şiddetli bir sesle olmuş, bütün inanmayanlar oldukları yerde can vermiş, hz salih ve ona inananlar kurtulmuştur.
devamını gör...
taş oyma ve heykel yapımında çok ilerleyen bu kavme istedikleri mucize de taştan çıkmıştır daha iyi ibret almaları için ancak uyuyor taklidi yaptıklarından mıdır nedir gaflette kalmak için direnmişler. diğer kavimlerde olduğu gibi hz. salih(as)'i vahiy gelmeden önce onu dürüst ve güvenilirliği hasebiyle sevip sayıyor hatta reisleri yapmak istiyorlar ancak ne zaman ki vahiy iniyor ve tebliğ başlıyor işin rengi değişiyor. zira bugün olduğu gibi dün de kafirler dinin içtimai boyutundan rahatsız.
devamını gör...
hz peygamber onların helak olan kavimler içinde en zorbaları olduğunu belirtir. kayadan çıkan mucizevi deveyi keserek öldürmüşler, hz salih'in evine baskın yaparak bütün ailesini öldürmeyi planlamışlardır. rivayetlerde bu kavmin insanlarının çok güçlü ve kuvvetli oldukları söylenir. bu zorba kavim korkunç bir sesle helak oldu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar