serhat yabancı

aile ve evlilik danışmanı olarak kendini lanse eden son dönem yazarlarından. yayınlanmış dört adet kitabı mevcuttur ve dişe dokunan yazılara imza atmaktadır. facebook sayfasında kitaplarından alıntılara yer vermektedir, takip etmenizi öneririm. özellikle evli olan veya evliliği düşünen yazarların istifade edeceğini düşünüyorum.
devamını gör...
kitabından bir alıntı:

egosu yüksek türk erkeği;
- para kazanmaya başladıktan sonra yürüyüşü değişir.
- annesinin "aslan oğlum"telkiniyle kendini aslan zanneder.
-takım elbise giydiğinde bürokrat ya da iş adamı, spor giyince kendini avrupalı zanneder.
- aynaya bakmadan kadınlara not verir. "kadın dediğin" diye başladığı cümlenin sonunu "itaat etmeli" diye bitirir.
-tek güç aldığı yer işidir.
-duygusal sorunları çözemediği için ağlayan kadından,konuşmak isteyen,sorun anlatan kadından kaçar..
-biraz para kazanıyor diye her kadını elde edeceğini zanneder.
-işinden,parasından ve kendini övmekten başka anlatacağı bir şeyi yoktur.
-saplantılı şekilde parti veya takımını savunur.
-tatil denildiğinde aklına direkt memleketi gelir.
-evlendiğinde eşinin annesi gibi davranmasını ister. davrandığında ise "ben senin çocuğun değilim",ergen isyanı gösterir..
-biraz havaya girince "yoğunum" sözü ile tüm sorumluluklarını öteler..
-memleketine laf söyletmez,eşinin ailesine yakın olmayı da içgüveylik olarak algılar..
-ev işi yapacaksam niye evlendim"der. evliliği, "hizmet satın alımı" zanneder.
-annesi için "öyle demek istemedi"diyerek sürekli bir savunma halindedir.
-ayrılmayı ya da boşanmayı "ben kendime bakabilirim"ile bertaraf eder. çünkü evliliği yemek+çamaşır ve ütü sanır.
-en büyük ekonomik yaratıcılığı, düğün altınlarını bozup araba almaktır.
-arabanın beygirini yüksek,yakıt tüketimini düşük göstererek övünür.
-ilgi göstermeyi "kontrol altına alınma"olarak düşünür.
-evlendikten sonra göbek yaptıysa eşi sorumlu,zayıfladıysa da yine eşi sorumludur.
-"bakarız,hallederiz,olur " gibi 3 kelimeyle evliliği ömür boyu sorunsuz sürdüreceğini düşünür..
-misafiri gelmeden önce haber vermeyi ,eşinden izin almak zanneder.
-sporda,siyasette,otomobilde ve çapkınlıkta uzmandır.
-eve para getiriyorsa bütün sorumluluklarını yerine getirdiğini düşünür...
-kadını kontrol etmezse kontrolden çıkacağını düşünür.
-çevresine evdeki otoritesini gereksiz yere kanıtlamak için eşine ters davranır..
-6 ay kısa dönem yaptığı askerliği 66 yıl anlatır.
-yaparken ızdırap duyduğu askerliğini, anlatırken general rahatlığı ile gururla sunar.
-et yemeği delikanlılıktan,sebzeyi lightten sayar.
-kadınlara karşı "tıbben teşhis edilememiş bir şişkin egosu" vardır.
-asosyal bir bekarlığı olsa bile,evlilik korkusunu müthiş bir bekar hayatı varmış gibi kamufle eder.
- iletişiminin yetersiz kaldığı yerde,öfkeye başvurur.
- trafikte en iyi şöför kendisidir.
-ona gör kadınlara ehliyet verilmemelidir.

* * *

(bkz: burası karışacak vaziyet alın)
devamını gör...
(#5955001)

üstteki alıntılar kendisine aitse kadınları ve erkekleri anlamamış demektir.

bunları sokaktaki vatandaş da söylüyor zaten. ayrıca bir psikoloji veya iletişim uzmanı bu tür ifadeler yazmaz.

kitap yazmadan önce gitsin herhangi bir aile danışmanından ders alsın.
devamını gör...
ilşkide hiç bir şeyi kontrol edemezsin..
her şeyi kontrol ettiğin gibi ilişkide eşini de kontrol etmeye çalışıyorsun?
nasıl mı?
-her şeyden haberim olsun.
-benim her konuda fikrimi al.
-bana göre gereksiz ve saçma olan şeyleri yapma
-risk alma.
-sevmediğim insanlarla görüşme.
-kimsenin kontrolüne giremem
-ailen de ya kontrolüme girer ya da görüşmem.. ve daha fazlası.
oysa bunlar yapmak için hem kendini hem eşini ne kadar üzdüğünü,yorduğunun farkında mısın?
eğer eşin bunlara direniyorsa bu senin için çok iyi bir fırsat.
kontrolcülükten vazgeçmek için..
sonuçta; herşey bilsen,herşeyde fikrin alındığında ne oldu sanki?
çok mu mutlu oldun?
ilişkin harika mı oldu? kendi kişliğini ilişkinin ortasına koymaktan başka bir şey değil bu..
karşındaki kişiye güvenmeyi öğren.
onun bir yetişkin olduğunu asla unutma. senden önce de hayatını sürdürdüğünü ,ayakları üstünde durduğunu hatırla.
ona alan tanıdıkça zaten özgür yaşanacak her şey,mesela duygular. neden mi ?
çünkü kontrolcülük,önce duyguları iletişimi yıpratır,sonra da duyguları. iletişim mi?
düşünsene sırf biri öyle kendini güvende ve rahat hissediyor diye inanmadığın bir şeyi,mutsuz olmana rağmen yaptığını.
oysa gerçek duygular,sadece doğal ortamlarda yaşanır ve yaşatılır..

*
devamını gör...
--- alıntı ---

ayşe sabah işe geldiğinde masasının silinmediğini fark etti.
çalışanı arayıp masanın silinmesini istemek yerine eline aldığı kolonyalı mendil ile masasını sildi.
iki gün sonra aynı olay tekrar etti. ayşe yine talep etmek yerine masayı kendisi sildi.

temizlik elemanı bir kaç gün sonra ayşe'ye; "ayşe hanım ben unuttum masanızı yine silmeyi "dedi. ayşe ise" hiç sorun değil,ben kendim de hallediyorum" dedi.

bir süre sonra ayşe'nin masası neredeyse hiç silinmez oldu. çünkü ayşe,fedakarlığı bir kez yapmayıp sürekli hale getirdiği için artık masa silme onun görevi haline dönüşmüştü.

işte hepimiz birer ayşe olabiliyoruz. kriz dönemlerinde,yardım etmeye çalışırken,anlık çözümler üretmeye çalışırken, farkında olmadan birer ayşe ye dönüşüyoruz.
ve dönüp geriye baktığımızda ; "hayır" diyemediğimiz için,"kırılır " diye düşündüğümüz için başkasının sorumluluğunu üstlendiğimizi fark ediyoruz.

çoğu zaman da bu görevi sürdürmek için davranışımızı rasyonalize edip mantığa büründürerek sürdürürüz. " "aman bir şey olmaz 1 dakikalık iş " ya da "benim için sorun değil" gibi..
sınırlarımızı bilmek, hayır diyebilmek için işin büyük olmasına bakmamalıyız. küçüğe hayır demezsek büyük görevlere hiç diyemeyiz.

durumsal olarak yapılan şeylerin sürekliliğe dönüşmemesi için sorumlulukları yeri ve zamanında bırakmak gerekir.
fedakarlık durumsal değil de sürekli olursa fedakarlık olmaktan çıkar ve göreve dönüşür..

--- alıntı ---
devamını gör...
--- alıntı ---

kırıldıkça gelişmezsin,kırıldığın yeri çalışırsan gelişirsin.

sürekli kırılmak,insanda umutsuzluk yaratır. zamanla da " hakediyorum belki de" içselleştirmesine dönüştürür.
eğer kırılmaları önlemek istyorsan,kırıldığın noktalar için çabala.

mesela seni neyin kırdığını, kimlerin kırdığını,güvensizliğin mi, beklentinin mi,hayır diyememen mi,yalnızlığın mı...? hangi alt nedenlerin olduğunu bulmaya çalış..

sorgulamadan salt kırılarak gelişemezsin.

kırıl,
kırıl,
kırıl..
nereye kadar...

--- alıntı ---
devamını gör...
daha çok aile ve ilişki konularında faaliyet gösteren bir terapist. dört tane de kitabı varmış lakin henüz haberim olduğu için fikir beyan edemiyorum.
geçen gün şöyle bir konuşmasına denk geldim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar