sevgiliye

dün yorucu bir gündü. arkadaşların yanından ayrılıp üsküdar iskelesine gittim. vapura son anda yetiştim. içeri girdim oturdum. seni gördüm vapurda. dışardaydın, arkan dönüktü. hiç beklemiyordum orda olmanı. şaşkınlığımı üstümden atmam hayli zaman aldı ve vapur hareket etti. inecek vaktim olmadı. anlaşılan çayını soğutmuştun, seni gördüğüm andan beri bir yudum bile almamıştın, büyük ihtimal ya şeker az gelmişti ya çok demliydi. sen açık ve şekerli severdin. hafif bir rüzgar vardı, ben o yüzden içerdeydim, üşümek istemezdim. ama sen dışardaydın. öyle ya sol yanını ısıtan biri vardı yanında. ellerinden tutuyordu. ellerini ısıtıyordu. içini de ısıtıyor muydu be sevgili? o yüzden mi çay içmene gerek kalmıyordu? gözlerine bakmayı ve bunları sormayı isterdim. ama karşına çıkıp keyfini kaçırmak istemedim, bilirsin ben hiç istemezdim keyifsiz olmanı. aradığın mutluluğu bulmuş muydun? merak içindeydim. öylece izledim sizi. gülmüyordun, o da gülmüyordu. güneşinizi kapatan bir gölgem vardı orda bi yerde sanki. ya da bilmiyorum aşkın o derin susuşlarından biriydi. ama o günkü gibi değildin. hatırlıyorsun değil mi o günü? eminönü'nden üsküdar'a gidiyorduk senle. yine dışardaydık, kış günüydü ama hava aynı dünkü gibiydi. ben çok gülmüştüm o gün, sen de öyle. hatta "gülmekten yanaklarım ağrıdı" demiştin. habersiz habersiz resimlerimi çekmiştin, ben de trip atmıştım sana tipsiz çıkıyorum diye. çay almamıştın o zaman. "gerek yok" demiştin. "sen yanımdasın, üşümüyorum" demiştin. unutmadın değil mi sevgili? ben dönerken de vapurla dönmek istemiştim, sen "hava soğuk" deyip razı etmiştin beni. o zaman üzülmemiştim ama dün üzüldüm, benimle gittiğin yerden onunla dönmek neyin nesiydi? gözümden bir iki damla aktı. gölgen aktı yüzümden. dışarı çıktım ben de. ama senin yanına değil tabi, sizi göremeyeceğim bi yere gittim. yanındakinden hoşlanmamıştım, onun yanındaki sense artık çok uzaktın bana.
çok değil beş ay filan olmuştu biz senle vapura bineli. şimdi o benim taklidimi yapar gibiydi. gerçek değildi sanki. ya da öyle düşünmek istedim bilmiyorum inan.
rüzgar yüzüme doğru esti. bir çay aldım. ama içimdeki buzlar erimedi. seni hala sevip sevmediğimi düşündüm. yok dedim, benim sevdiğim o değildi. o sadece bi görüntüydü. felsefe böyle zamanlarda oldukça işime yarıyordu. neyse. gelmiştik eminönüne. hiç bakmadım size, direk çıkıp gittim yoluma.
şimdi senden bir şey istiyorum sevgili. kız kulesine gitme onunla. bilirsin benim hayalimdi. nasip olmadı hiç, senle gidemedim diye de kimseyle gitmedim bi daha oraya. orda da bi gölge var bana ait. güneşini kapatacak bir gölge. gitme kız kulesine. son bi kez kırma kalbimi. yeni toparlandım zaten.
bilirsin sevgili, ben senden sonra en çok istanbul'u severdim. sen yoksun şimdi. o var bir tek. girme istanbul'la aramıza. çıkma karşıma bir daha. yapma.
çok yorgun olduğumu hissedip, derin bir iç geçirdim. yürüdüm ayaklarımın götürdüğü yere.
ve bi kez daha anlamıştım.
hayat ne garipti, vapurlar filan...


*
sorular üzerine farz olan edit: evet, bu olay zamanı, mekanı ve kişileriyle tamamen gerçektir.
hayır, artık böyle hissetmiyorum, felsefe de yapmıyorum bu konuda.
devamını gör...
seviyorum seni; besliyorum içimde.. biriktiriyorum sana; kendimi.. küllerimi bile dağıtmıyorum sığdıramıyorum sevgimi içime; durmadan seviyorum seni..
bilmezsin ki sen; ne geceler örtebiliyor yangınımı; ne de kayan yıldızlar.. kalbim sürekli seni konuşuyor; durmadan seni..
sen şimdi bunu da bilmiyorsundur;
içimde sen varsın; arkada bırakıp gittiğin parçaların var; en süslü sevgim var; sonu olmayan umutlarım var.
hadi gel de toparla arkada bıraktığın parçalarını.. ya da bir yer söyle gelip bırakayım..
neyse sevdicek; yine beynimin sol tarafından sesler geliyor.. gitmem lazım. biliyorum orada bir yerdesin sen....
devamını gör...
baba seviyorum ben..
yo yanlış anlama beni!
hafife alma hemen..
bu öyle filmlerde gördüğün sevgilerden değil
hayır baba hayır..
ilk görüşte aşk falan da değil , inanmam öyle şeylere ben bilirsin.
tanıyarak oldu bu sefer , bilerek oldu , isteyerek...

baba isteyerek seviyorum ben..
baba , seviyorum dedim ; ne düşünmesi ne kararı ne dikkati
dikkat etmeden seviyorum..
yıllardan beri bana verdiğin nasihati unuttum bi günde..
ilerisini düşünmeden yapıyorum bişeyleri
bi şeyleri garantiye almıyorum bu sefer..
evet olabilir! ne yarını şu an bile terk edebilir beni...
evet incinirim , kalbim kırılır , üzülürüm..
ama baba buna rağmen seviyorum işte anlasana!
hata yapıyorum belki kabul ediyorum
ama bu sefer hata yapmak istiyorum baba...

baba özleyerek seviyorum ben..
hatta bişey söylim mi ; onu sevmeden önce onu özlemeyi sevdim ben biliyomusun?
baba! sırf onu özlemek için telefon numarasını bile almadım ben bilmem kaç hafta..
o kadar zordu ki gündüzleri ondan haber alamamak tarif edemem..
onu özlediğim o gündüzlerde ;
ben hiçbişeyi beklemedim akşam olsun diye beklediğim kadar..

inandın demek en sonunda bana... :)
nasıl bi duygu mu?
onu düşündüğüm zamanlarda , hani tam kalbimin olduğu yer var ya
tam orda bi , bişey hissediyorum , bi gülümseme bi bişey var sanki orda..
ya da içim gülümsüyor baba..
içimin gülümsemesine getirdiğim saçma bi yorum bu belki de...:)

mutlu olmak gibi bi duygu baba..
mutluluğu tarif et deseler şu günlerde bana ,
bilmiyorum ;
herhalde resmine bakıp anlatırdım bütün gördüğüm ayrıntıları onlara...

*
devamını gör...
( #384988 ) içimden bunlar geçti biraz önce.
ve birazdan hani seninle sıklıkla gittiğimiz bir yer vardı erken saatlerde kahvaltı ettiğimizde.
hatırladın mı işte oraya gidicem gene bir çok pazar yaptığım gibi, gene iki çay söylicem.biri tabi ki açık olacak.sen açık severdin çünkü tek şeker atardın. şekerini de atıcam.etrafdakiler garip garip bakıcak bana her defasında olduğu gibi. en sevdiğin kır pidesinden söylicem.
annem arıycak,açmıycam çünkü sen varsın,utanırsın.
ben evet iym, ya sen?
devamını gör...
sessizlik

sessiz bir başlangıçtı bu...
gelen telefonda hiç ses yoktu... ama telefon kapanmamıştı da... sadece sessizdi öte yandaki kişi...
hiç konuşmuyor, sıcak sıcak nefes alıyordu... sessizdi ve beni dinliyordu... ben konuşuyordum sadece, ama o dinliyordu... ve telefon açıktı hâlâ...
ilk zamanlar bazı tuş sesleri geliyordu karşıdan, o kadar... anlamsız geliyordu bana... o saatlerce susuyordu, ben saatlerce soruyordum...
tuş sesleri giderek belirli anlamlara bürünmeye başlamıştı...
sesini duyduğum tuş, dört numaralı tuştu...
ben soruyordum, o, dört numaralı tuşla cevap veriyordu...
hiç konuşmadan karşımdaki, hep susuyordu... ama ben onun her şeyini biliyordum artık... aradan aylar geçmişti ve ben onu, susmasından, dört numaralı tuşa dokunmasından ve nefes alıp verişlerinden iyice tanımıştım...
beyaz tenli, siyah saçlı, utangaç, bir evin bir kızı, ince ve narin yapılı, düz ve siyah olan saçları iki omzunun arasına dökülüyordu... canımı alacak kadar güzel, uğruna ölecek kadar benimdi...
ama o, daima susuyordu...
ben ona aşıktım, o bana susuyordu...
ömrüm telefonun başucunda geçiyordu o zamanlar... telefondaki sessizliğe hasret yaşıyordum yokluğunda...
ölesiye susarken o, ölesiye seviyordum ben...
gezdiğim yerlerde, efkarlandığım zamanlarda, coştuğum anlarda hep yanımdaydı, hemen başucumda... sessiz ve narin yapısıyla bana gülümsüyordu... bense onu seviyordum, bıkmadan ve usanmadan...
aylar geldi geçti... ben deliye çıkmışken adım, o hep susuyordu... ömrüm boyunca sussa gam yemezdim... zira ben onu öyle sevmiştim...
tüm suskuluğuna rağmen ve benim onu öyle kabul edişime rağmen konuşmak istediğini anlattı bana...
heyecandan ne yapacağımı bilemez olmuşken ben, o yine susuyor ve benden bir cevap bekliyordu...
günlerce kendimi hazırlamaya çalıştım o vuslat anına...
günlerce bu ağır yükü kaldırıp kaldıramayacağımı düşündüm... kafayı yemek üzereydim ve şeytan gösterdi şeytanlığını ve ben onun konuşmasını kabul ettim...
tüm kalbimle ve olanca sessizliğimle onu dinlemeye hazırladım kendimi, sesini duymaya ayarladım kalbimi...

o sadece merhaba dedi, bense sadece hoşçakal diyebildim...

telefon düşmüştü elimden ve kırılıvermişti aşkım...!

şimdi ise ben susuyordum sebebini bilmeden......

devamını gör...
dün çok keyifli bir gündü..işte dışarıda gizemlerle felan takıldık..neyse daha sonra ortamlara akiyim biraz dedim. napim napim dedim..elime telefonu aldım.sonra tel listesinden rastgele tek aramamla pışt diye yanımda olacak hatunların arasından rastgele ikisini aradım..malum yarım saat içinde yanımda oldular..

sonra kızlar '' ya emre napalmm..hadi gezdir bizi yaaa'' dediler..ben de tamam kızlar sıkı tutunun..bugün ortamlara akıcaz dedim..neyse işte yanımda iki hatun vapurla karşıya geçmeye karar verdik..vapura bindik sağımda burcu solumda melis ile..işte simitlere martı atarken birden ne görüyüm..sen..

yahu sen beni mi izliyorsun allasen? başka işin yok mu yaa? her zamanki gibi o ezik tavrın..o banel giyiminle karşımda yine sen duruyordun..ya hayır bu kadarı da fazla hani..her seferinde ''offf nereye gitsem karşıma çıkıyorsun..inan seni takip etmiyorum emre'' felan ayaklarından da gınaa geldi artık..hayır tamam bana hayran olmanı anlıyorum..bu nice kızın başına gelen normal bi şey..hani ben kız olsam ben de kendime hayran olurum yani..bu çok doğal..ama sen de her hayranım gibi neden uzaktan hayranlık yapmayı denemiyorsun ya..offff...

ya orada durduğu beni izlediği yetmiyormuş gibi bir de gözyaşları döküyor..ya aslı başka işin yok mu ya..bi de ağlıyosun ya..hayır yanımdaki kızlara rezil oluyorum..çok da umrumda olmadığını biliyorsun yani..hani böyle bakıyorlar..'' ya böyle banel kızlar da mı sana aşık oluyor ya..iğrenççç..'' dedi inanır mısın melis ile burcu..beni neden böyle küçük düşürüyorsun başkaları karşısında.. off aslı ya offf..

ay hele bi de o giyimin kuşamın yok mu ya..öldürceksin sen beni ya..ya yeşil altına giydiğin o pembe blüz ne ya..yaa ne kadar rükuş olduğunun farkında mısın aslı..hayır benim hayran kitlemin de bi kalitesi olmak zorunda..bin keredir söylüyorum sana..yani izleme dedim onca süre anlamadın..'' ama emre ben sana çok aşığım'' felan dedin..anlayışla karşılamaya çalıştım..sineye çektim..ama bin keredir sana renk uyumunu anlatıyorum..bu kadar iğrenç giyinilir mi ya..

hele beni bitirdiğin an yok mu aslı..inan bana her şeyi affederim bunu affedemem..tutup beni tekrar tekrar izlemek için o eski o püskü o rezil telefonunu çıkarıp beni kameraya alman yok mu..off aslı off ya..ya 2 mgp kamera olur mu ya..ne kadar banel ne kadar çağ dışısın ya..inan bana o kamerayı görünce denizden aşağı atlamak istedim..neden bana bu iğrenç duyguları yaşatıosun..ne hakkın var ya..

ya düşdüğüm duruma bak ya..iğrenç giyimli ağlayan ve beni izleyen bi kız ya..bana aşık bi de offf..ya milenyumda aşk mı kaldı ya ..hayır en kötüsü de 2 mgp kameralı telefon ya..öldürmemi istiyor resmen kendimi ya..ne yapacağımı bilemiyorum çok kötüyüm ya..

bak aslı eğer burayı okuyorsan..lütfen artık beni izleme..denk gelme benimle..statümü düşürüyosun ya..lütfen ama bak..artık kaldıramıyorum bazı şeyleri..hayır tamam aşık olabilirsin derdimden ölebilirsin tamam ama senin gibi bir sürü kız var..bak onlar öyle yapmıyo bana ya..lütfen artık izleyiip ağlama karşımda..ha bir de o telefonu değiştir..ya istersen kredi kartımı veriyim ordan bi s2 s3 felan al..valla depresyona gircem senin yüzünden..

kib öptm..
devamını gör...
gecenin karanlığı bana öyle şeyler düşündürüyor ki anlatamam. hatalarım, pişmanlıklarım, düşüncelerim beynimde savaş veriyorlar. bir de özlemlerim var tabi. benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içinde ki sensin. evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. ama korkularımda var.hani bir şeyi çok seversin değer verirsin bütün huzurun ona bağlıdır. bir süre sonra değer verdiğin şeyi kaybettiğinde dünya başına yıkıldı sanırsın ve çok büyük bir acı duyarsın. seni kaybetmeyi düşündüğümde de aynı acıyı duyuyorum, hatta daha büyük bir acı… artık anladın mı?
he birde, şu soru işaretleriyle biten cümleler olmasa, çünkü soru işaretleri beni güldürüyor..
devamını gör...
sevgiliye..
sevilene..
her şarkıda her söz de akla gelene..
yolda yürürken "burada karşılaşmıştık" diye düşünülene..
o duraktan geçerken "aşk tesadüfleri sever" filmini hatırlatana..
her kahve yapışında "bana kırk yıl hatırlı ama farkında bile değil" diye iç geçirilene..
kısaca..;
farkında bile olmadan aşık olunan, kendini hiçbir şey zanneden ama her şey olan o kişiye..;
"iyi ki.." ile başlayan cümleler kurulur sadece..
ve şükredilir rabbe.. her anı, her saniye için..
devamını gör...
geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehminde gölgeni
gelme artık neye yarar.
(bkz: beklenen)
devamını gör...
erkeklerin kadınlar kadar ince düşünmesini beklemek aptallık, biliyorum ama bazen odunluğun da tutmuyor değil. mükemmel değiliz, o yüzden karşılıklı anlayışla aşarız zorlukları, inşallah, inanıyorum. ve varlığın varlığıma armağan olsun..

"süleymaniye’nin karşısında, tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tespih çekiyorum: seni seviyorum. seni seviyorum. seni seviyorum."*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar