sevgisizlik

elif dedim türküsünü açarak yazmaya başladığım başlık.
iliklerime kadar hissettiğim ve yaşadığım duygu durum bozukluğu.
sevgisizlikten kastım sevgili bulmak veya flört etmek değil, zaten bu iki kavramla barışık değilim. sevgisizlik benimle özdeşmiş, bende uzlaşmaktan başka çare bulamadım. hissikablelvuku (henüz gerçekleşmeden önce olacakları hissetmek) kelime anlamına da içgüdüsel biçimde yer vermeye başladım. artık hissediyorum sevilmediğimi, üzücü olansa sevgi dolu bir insan olmama rağmen bunu hissediyorum. ilk önce sadece hissettiğimi düşünüp evham yapmamam gerektiğine inandırmıştım kendimi, ama insanların bana olan yaklaşımı haksızlığı görmezden gelmesi anlattıklarımı inatla yanlış anlaması hissettiğimle kalmadığım gerçeğini ortaya çıkardı.

liseli ergen değilim, sevgisizlikten anladığı sadece sevgili bulma amacı olan sıradan insanlar gibi de tanımlamıyorum sevgisizliği, aşk derdinde değilim, insanların bana sınırsız ilgi göstermesini ve karşılıksız sevmesini beklemiyorum da. insanların ekseriyeti beni sert, cana yakın, güzel konuşan, sempatik (burada ihtilaf var) olarak tanımlıyor. sevgisizlikten konu açılınca bana hiçbir sorun olmadığını, benim yanlış düşündüğümü söylüyorlar. tavsiyede bulunuyorlar halbuki ben hepsini biliyorum.

sevgisizlik tanımımı felsefe ile karıştırmak istemem, aksi taktirde bu tanım dolup taşacaktır. ben sadece anlayış bekliyordum insanlardan, ve bunu beklerken boşa beklediğimi de biliyordum. insanların yerine göre bana saygı gösterdiğinin farkındayım, yapım gereği mesafeli olduklarının bilincindeyim, şahsımı basite almaları mümkün değil. amma ve lakin sevgisizlik bakımından yerine oturmayan taşlar var.

bugüne kadar hep yanlış anlaşıldım, pek tabii suçu diğer insanların üzerine de atmayıp hatalarımı telafi ettim yanlışlarımı düzeltip yerine doğru olanı koydum. ölçülü olmak ne gerektiriyorsa birebir uyguladım esasen değişiklik oldu diyemem, netice itibariyle aynı tas aynı hamam. kalp kırmayan ama farklı ithamlar içeren cümleler kurdular, iyilik yapmak istediğimde kötülük algıladılar, destek olmak istediğimde köstek olma dediler, düşüncelerimi beyan ettiğimde tekfirci, harici (henüz söylemlerinde vuku bulmadı), terörist, ne biliyorsun da konuşuyorsun dediler, el uzattığımda adeta ''istemem, aşağısı uçurum ama elini tutmaktansa düşmeyi tercih ederim'' der gibi geri çevirdiler, ilgilendiğimde ''aşırı ilgilisin, neden bu kadar ilgileniyorsun ki?'' diye sitem ettiler, ''kardeşim, nasılsın iyi misin?'' mesajı attığımda hissikablelvuku yerini buluyordu, mesajı isteksiz cevapladıklarını da hissediyordum.

her ne olursa olsun iyi insan olmaktan yanayım, iyiliği seçtim ve tercih ettim.
sayın yazarlar; ''sevgisizlik'' insanın ruhunun, gönlünün, yüreğinin, kalbinin tam ortasına oturuyor. asla kalkmak bilmiyor, acısı da elem verici azap oluyor. burada ki tanımım sevgisizlikle kafayı bozmak veya sevgi arayışında olmakla alakası yok, beni anlayacağınızı biliyorum. yazılacak daha çok şey var, fazla uzun yazdım okuyacak olan güzel insanlar kusura bakmasın lütfen. yazdıklarımı birkaç alıntı ile özetlemek istiyorum;

--- alıntı ---

sabahattin ali: ''aram bozuk olsa bile birinin bana ihtiyacı olsa hiç düşünmeden giderim ama görüyorum ki saygının sevginin hatta şefkatin bile iyileştiremeyeceği insanlar var...''

dostoyevski: ''insana olan saygımı kaybetmemek için insanlardan uzak duruyorum.''

--- alıntı ---
devamını gör...
neredeyse hayatın her alanının tek belirleyicisi... bütün pisliklerin anası; kinin, nefretin, aşağılamanın, zevk almamanın, zevksizliğin, görgüsüzlüğün, doyumsuzluğun, cimriliğin, yozluğun, yobazlığın, hoş görüsüzlüğün, gaddarlığın, cehaletin, ayrımcılığın, ötekileştirmeciliğin ortak paydası... bir baş belası...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.