simeranya

peyami safa'nın yalnızız adlı romanındaki başkarakter samim'in ideal, ütopik dünyası. mükemmellikler alemi.

samim'in kişiler üzerindeki ruhi tahlilleri hakikaten muhteşem. ayrıca kitap, safa'nın en olgun romanlarından kabul ediliyor.

kitapta materyalist cephe karşısında spritüalist bir yaklaşım sergilediği görülmektedir.
devamını gör...
(bkz: yalnızız) romanında geçen ütopik ada. orada her şey kemalat halinde: eğitim, insanlık, huzur, barış, esenlik, mana, maneviyat... Romanın baş karakteri samim'in gizlice tuttuğu günlükte yer alırdı simerenya. samim'in ütopyası idi.

bir zamanlar sohbet odalarında ne çok simerenya rumuzlu kız vardı! hepsi iyi kötü atlara binip gelin oldu herhal.
sahi ya, ben de bazen samim oluyordum. ata binip gittim sonra, eldorado'ya. ama meğer eldorado 'dan gitmişim.

eldorado ve simerenya kardeş şehirdiler.
devamını gör...
en güzel ütopya şehirlerindendir. sakinlerinden biri olsam bir duvara "burası simeranya ferman gerek!!!" yazardım. maksat anarşiklik olsun. seni sevmiştim samim. yasıq.
devamını gör...
peyami safa'nın "yalnızız" adlı eserindeki samim karakterinin üzerinden anlattığı ütopik dünyası. keşke diyor insan, memleketi yönetenler eğitimde, sağlıkta, ekonomide, üretimde şu simeranya'yı örnek alsa.

mesela eğitimin işleyişi şöyledir orada:

"simeranya'da her seviyeye göre okuma salonları, laboratuvarlar, atölyeler, müzik tiyatro, sinema ve spor evleri vardır. her yaşta insanlar bunlara devam ederler. her merak ettikleri mevzuu kendileri etüt eder ve öğrenirler. çocuklar ve gençler için araştırma metotlarını gösteren kılavuz öğretmenler vardır. bunların vazifeleri öğretmek değil, öğrenmenin yolunu öğretmektir. çünkü simeranya pedagojisi, insanın bütün hayatında öğrendiği şeyleri ancak kendi istediği zaman ve kendi araştırmaları neticesinde öğrendiğini bilir. eski dünyada, yani simeranya'da göre bugünkü dünyamızdaki okullarda, çocuklara ve gençlere öğretilen şeylerin, muayyen istidat ve ihtiyaçları karşılamadıkça, hayatta hiçbir işe yaramadığı anlaşılmış ve klasik mektepten eser kalmamıştır: sınıf, kürsü, ders programı, nutuk söyler gibi ders veren öğretmen ve profesör yoktur. diploma yoktur. "

devamında şu var:

" bence, bütün mesele, insanın umumi kültürünü ve meslek bilgilerini ihtiyaçlarına ve istidadına göre hazırlamasının yolunu kendisine göstermek ve vasıtalarını vermektir. müfredat programlarının ezici yükü altında bunalan şimdiki mekteplerde her çocuğun ayrı ihtiyaç ve istidadı hesaba katılamaz. talebe derse çalışmaktan ve imtihana hazırlanmaktan şahsi araştırmalara da vakit ve enerji bulamıyor. halis kültürü de, meslek bilgisini de bu şahsi araştırmalar verir."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.