sitare

sevgilinin kulağına okunması gereken şiirlerden.

kendisine

"ve kimbilir kaç zamandan beridir kalbimi ögütlüyorum,
durup durup issiz yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol
daha çok isimiz var diyorum.."

demek, söylemek istenen çok şeyi anlatmaktır.
devamını gör...
sitare


' çesmek be zen sitare
ez men mekon kenare'

nerden çiktin karsima böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüslerinden
kirpiklerin yüregime batiyor
telasli bir kalabaligin ortasinda
ayaküstü konusuyoruz
nedim'in nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utaniyorum sitare!
dün oturup hesab ettim
sen dogdugun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymisim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durdugumuz bir mercan tesbih
geceler ıçinde uyudugumuz birer siyah buluttu
her aksam dokuzda yat borusu çalardi
yat borusu bastan asagi hüzün çalardi
bir derin uykuya atardim kendimi
siyah benli bir kiz düslerime kaçardi
bende onu alir anamin düslerine kaçardim

bu azgin kalabalikta seni tam duyamiyorum
gözlerin mi daha sicak gülüyor
yoksa dudaklarin mi anlayamiyorum

seninle konusurken sitare
aklima yildizlar dökülüyor
bir çaresiz zühre oluyorsun babil caddelerinde
ates gözlü kahinler kosuyorlar arkandan
binlerce mesalenin ısigi kimildiyor saçlarinda
gökyüzü salkim salkim
ziggurutlar tiklim tiklim
dönüp dolasip dudaklarina takiliyor aklim
ah benim bu akildan siyrilmis aklim
kimi gün boslukta konacak yer bulamayan
kimi gün ınatçi yosunlar gibi
kepez diplerine yapisan aklim
gözlerine baktigim zaman sitare
bütün çöllere ay doguyor
yoldas ediyorum kendime
ımr'ül kays'i antere'yi a'sa'yi
en kuytu vahalari dolasiyorum
hangi vahaya gitsem çadirlar sökülmüs sitare
çadirla su arasinda bir cilga var
o cilgada narin ayak ızlerin var
durgun suya düsüp kalmis gözlerin var

bu azgin kalabalikta seni tam duyamiyorum
gözlerin mi daha sicak gülüyor
yoksa dudaklarin mi anlayamiyorum

bazen sapsari bir benizle geliyorsun
yorgun çizgileri alninda uykusuzlugun
biliyorum ıçinde bir sizi var
biçak agzi gibi ınce bir sizi var
bu sizidir ıste seni verimsiz kilan
züheyr'in suad'i gibi keremsiz kilan
kuzeyden güneye
güneyden kuzeye
hey! gidip geliyorum bu çöllerde
kureys'in heybetli ve ınatçi develeri
hiç aldirmadan benim esmer sevdama
gevis getiriyorlar ufuklara bakarak
ben kaçip yesrib'e siginiyorum
yesrib bahane bir kitaba siginiyorum
dagda, ovada, badiyede okudugum hep 'elif'
elif diyorum sitare sineme elif çekiyorum
'ah minel aski ve halatihi...'
çok eski bir gerçektir bu biliyorum

bu azgin kalabalikta seni tam duyamiyorum
gözlerin mi daha sicak gülüyor
yoksa dudaklarin mi anlayamiyorum

sinsi bir yagmur altinda beraber yürüyoruz
ve ıkimizde ıslaniyoruz
ben ne yagmurlar gördüm sitare
ben kaç kere ıliklerime kadar ıslandim
bilmiyorum sen kaç yasindaydin
ben, gögü hep kursun bir kubbe gibi agir
o sehirde sirilsiklam gezerdim
bölük bölük ınsanlar bosanirdi tapinaklardan
tapinaklar ınsanlari safra gibi atardi
sonra hepsi bir yere toplanip bana bakarlardi
birgün bu sehrin kirli yagmurlari alip götürdü beni
gidip bir uygur çadirinda gögü dinledim
kara bulutlar kükrerken bir kasgar sabahinda
oturup aprunçur tigin ıle seni konustuk
bakislarimi sunuyorum tereddütsüz aliyorsun
gizli bir tebessümle çagiriyorum geliyorsun
kasi karam, gözü karam, saçi karam
umay gibi yumusak huylum
nerden çiktin karsima böyle
sesin ılik bir bahar günesi gibi
ıgil ıgil akiyor ıçime
asyanin bozkirlarinda ordular düsüyor pesime
yigilip kalmisim bu anadolu topragina sitare
adamakilli yorulmusum
ellerin böyle olmamaliydi
ellerine aciyorum
ve kimbilir kaç zamandan beridir kalbimi ögütlüyorum,
durup durup ıssiz yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol
daha çok ısimiz var diyorum

bu azgin kalabalikta seni tam duyamiyorum
gözlerin mi daha sicak gülüyor
yoksa dudaklarin mi anlayamiyorum

bir dilaver cebeci şiiridir.
devamını gör...
--- alıntı ---
Sen Bilmezsin Sitare
Burada Gündüzler Çekip Durdugumuz Bir Mercan Tesbih
Geceler Içinde Uyudugumuz Birer Siyah Buluttu
--- alıntı ---

sevilenlerin bir türlü anlamadığı, anlamazlıktan geldiği şiir. sen bilmezsin sitare...
devamını gör...
bir dilaver cebeci eseri

sitare

“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kanare”

Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum

bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlayamıyorum
devamını gör...
kuzguncuk da nefis bir cafe.
beğendisi istanbul da yediklerimin en iyilerinden.
suflesi müthiş.
yemekle beraber getrdikleri çeşit çeşit ekmekler, sadece öğün olabilecek cinsten.
çalışanları güleryüzlü kibar.
küçük, sıcak harika müzikler çalan bir yer.
http://www.cafesitare.com
devamını gör...
...

ben ne yağmurlar gördüm sitare
ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
o şehirde sırılsıklam gezerdim
bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
tapınaklar insanları safra gibi atardı
sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
gidip bir uygur çadırında göğü dinledim
kara bulutlar kükrerken bir kaşkar sabahında
oturup aprunçur tigin ile seni konuştuk
bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
kaşı karam, gözü karam, saçı karam
umay gibi yumuşak huylum
nerden çıktın karşıma böyle
sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
yığılıp kalmışım bu anadolu toprağına sitare
...

*
devamını gör...
rasim ozdenoren' in 'gul yetistiren adam' kitabindaki karakterlerden biri.

ilk orada duymustum bu ismi. hala da ne demek oldugunu bilmem.

bir de kayra var. hala alisamadim onun insan ismi oldugu fikrine.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar