sivas katliamı

bir takvime bakarak bile delirebilir insan. takvimler bize ölülerin adını fısıldıyor. lan oglım, takvimlere ve haritalara korkmadan bakacağımız bir zamanımız olacak mı bir gün?
devamını gör...
ilginçtir kimselerin dönemin valisine, garnizon komutanına ve il emniyet müdürüne bulaşmadan direk halkı ve sivas'ı suçladığı lanet olay. görüntüler üzerinden konuşup ahkam kesen, bilmeden, görmeden fikir sahibi olan o kadar çok ki.

o gün garnizon komutanının emriyle 1 tabur asker olayların göbeğine getirilmiş ama tiyatro izler gibi olan biteni izlemişlerdir. şu gün oldu iddia ediyorum ve sözümün arkasındayım da o gün orada ne yaptığını bilen provokatörler dışında halk sazanlama olaya girmiştir. iddia o ki o gün yine orada alman ajanları ve pkklı huur çocuklarının olduğu söylenir.

gönül isterdi ki o günler hiç yaşanmasın ama alevi- sünni çatışmasının ilk adımı olarak sivas seçilmişti. Allahtan iç içe yaşan ve hala yaşamaya devam eden sivaslı alevi-sünni o günden hiç bahsetmez ve konuşmakta istemez. sağ olsun 2 temmuz 93 senesini hep diri tutmaya çalışan diğer illerin belediye başkanları ve halkıdır.

o gün daha babasında vitamin olanların 2 temmuz günü yaşananlar hakkında salak saçma konuştuklarını gördükçe ayır üzülüyorum lan. neyse Allah bu ülkeye bir daha öyle olayları yaşatmaz. ha unutmadan. buradan sivas hakkında ahkam kesenlerin, başbağlar katliamı hakkında sağır ve dilsiz oluşlarına da diyecek söz yok hani.
devamını gör...
ajan provokatörlerin milletimizi bölmek ve birbirine düşman etmek için tertiplediği proje katliam.

neyse ki toplumun geniş kısmında bu katliama asla onaylama olmamıştır.

alevi ve sünnilerin aklını başına almasına ve hiçbir zaman unutmamasına neden olur umarım bu olay. bizi birbirimize düşürmek için her şeyi yapacaklar, insanların ölmesi umurunda değil bu hainlerin.
devamını gör...
otelin önüne toplanıp içeride insanlar yanarak/boğularak ölürken topluca tekbir getiren, slogan atan binlerce insanı da oraya vali-komutan-müdür-bakan filan silah zoruyla toplamıştı zaten..

eğri oturup doğru konuşalım, halkımızı provoke etmek için içindeki kinden, nefretten, tahammülsüzlükten fazlasına ihtiyaç yoktu o dönem..

görevlilerin ihmali yahut ihaneti oradaki onbinleri (içlerinde akrabalarım da var) "demokratik protesto hakkını kullanan masum vatandaş" yapmaz.
devamını gör...
bu katliamın ismi madımak olayı falan değildir, sivas madımak otel katliamıdır. hrant, tahir, uğur mumcu ve niceleri de ölmedi, öldürüldü. ülkemizin en aydınlık 34 insanı, hepsinin ismini yaşam yaşam bildiğim aydınları öldürüldü 2 temmuz 93'de madımak'da. ben halkım, o güzel insanlar hala odun odun ciğerimde yanıyor benim. ben karalar içindeki bir halkın çocuğuyum, aşağılık, iki yüzlü bir siyasetçi değilim ki bu güzel insanlarımızı sadece tek bir günde anıyım. bilin ki o 34 insan da her gün özlenmeye değecek insanlardı.

güneşin ak yüzüne bir duman çöktü
bir türkü çığlıkla ateşe düştü
kuytu bir köşede bir çiçek küstü
döktü yaprağını boynunu büktü

şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
bilmez misin ki türküler yanmaz
günü gelir sanma hesap sorulmaz
dayanır kapına pir sultan ölmez
şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz

pir sultanlar ölür ölür dirilir!!!

devamını gör...
kin tohumlarını kimler atmıştı.
selman ruşdi'nin şeytan ayetleri kitabını çevirmek, insanların kutsallarına küfretmekti. hem de alenen. benim anneme genelev çalışanı diyene ilimize hoş geldin mi diyecektik. tabii ki de protesto hakkını kullanacaktık. bu toplanmış grup üzerinden derin güçler kendileri için bir olay kotarmak için çabaladılar.

peygamberin ailesine ( ehl-i beytine ) hakaret eden aziz nesin'e hangi fikir ve ifade özgürlüğü kapmasında sahip çıkmıştı alevi vatandaşlar onu anlayamadım. bizleri ehl-i beyt düşmanı diye yaftalayıp yezid soyu diyenler, ehl-i beyti genelev işletmesine benzeteni baş tacı ediyorlardı.

olay tasvip edilecek bir durum değildir. müslümanlar ifade özgürlüğünü yanlış kullanan bir yazara karşı protesto hakkını kullanmış, bu kalabalıktan bir takım derin güçler de karanlık planlarını icra etmişlerdir.
devamını gör...
yahudiler böyledir. önce sebebi üretir, sonra sebebin sonucunda ağır bir reaksiyon gösterilince de bu sefer suçlu diğer taraf olur. bu olay da aynısı...
devamını gör...
yapılan katliam. yapanlar belki provoke edilmiş şuursuz topluluklar. fakat katledilenlerin arkasından sırf katledildiler diye çok iyi güzel insanlardı güzelllemeleri yapmak da ayrı bir şuursuzluk.
tarih boyunca alevisi, sünnisi yan yana (iç içe değil) yaşamış bir millet ne oldu, nasıl oldu da birbirini yakacak kıvama geldi? bence hesabı sorulması gereken şey bu. üzerine gidilmesi gereken de bu. yoksa bu sünniler çok cahil çok katliamcı yaygarası yapmak sadece başka katliamlara davetiye çıkarmak, aynı provokasyonu tekrar ettirmektir.

gerçi milletin de artık din,sünnilik falan gibi dertleri kalmadı. varsa yoksa ekonomi, döviz, bakkal poşeti.. thanks to arkası karanlık parti.
devamını gör...
o katliamı burada kendi yönlerine çevirip legalleştirenlere hayretle bakıyorum. bunu yapan insanlar gün gelir aynısını tekrarlayabilir.
korkunç bir durum. Allah bizi onlardan korusun.
devamını gör...
katliam tabii ki, özellikle de o dönemin tipik ortalama orta anadolu kasaba sunnisi gayet de cahil cühela, gazla çalışan adamlar, "bak şu herif Allah'a küfretti" dersin gider vurur, o kafadalar zaten. kısacası dünyanın provoke edilmesi en kolay güruhlarından biri.

de sırf adamlar öldürüldü diye arkalarından süper muhteşem insanlarmış gibi güzelleme yapılması saçma sapan bir politik doğruculuk örneği.

aydın dediğiniz adam toplumsal gerçekliğe hakimdir. kendi "outcast" grubunda yaşayıp koca toplumu tek bir azınığın perspektifiyle değerlendirmez. ne aydınından bahsediyorsunuz ? ortalama sunnisi ne kadar cahilse ortalama alevisi de bir o kadar toplumsal gerçeklikten uzak bu toplumun, yalansa yalan diyin !

politik doğruculuktan nefret ediyorum. insanların kendini kandırmasından, kendine yalan söylemesinden de bir o kadar nefret ediyorum.
devamını gör...
“yaşamak bu yangın yerinde
her gün yeniden ölerek
zalimin elinde tutsak
cahile kurban olarak
yalanla kirli havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu kez
yalnızlığını bilerek
korkağı, döneği, suskunu
görüp de öfkeyle dolarak
toplanıyor ölü arkadaşlar
her biri bir yerden gelerek
kiminin boynunda ilmeği
kimi kanını silerek
kucaklıyor beni metin altıok
aldırma diyor gülerek
yaşamak görevdir bu yangın yerinde
yaşamak insan kalarak”

madımak otelinde yakılan o insanları saygıyla aniyorum. ınsan yakmak, insan yakmak, insan yakmak..
devamını gör...
bugün sivas katliamı'nın 26 yıl dönümü. diri diri yakılan canlar için söyleyecek çok şey var.

örneğin derman iskender över bu şiirini onlara ithaf etmiş.

sonra geldin bir şeydin
tanrı da tanrı misafiri bu dünyada
diyenlerin arasına girdim; hafif ıslak bir ağız vardı avuçlarımda
dört tarafı cüce zürafalarla çevrili bir ormandaydım
en iyisi ben seni seveyim dedim kestirmeden
o patikadan, o biraz engebeli yoldan, çıkayım seni seveyim dedim
kim bilir, üçümüz beşimiz bir araya gelir indiririz mahlukatı
sen de unutursun eski arkadaşlarını beni seversin
benim mürekkebim leke yapar ellerine
gece yarısı şarap içeceğine birileriyle
beni okursun onlara sahilde saat ikide, dertliyken,
delirmiş kadınlar gibi bağıra bağıra gemiler geçer ansızın
sersem sepet kabarır deniz, su sıçratır, aşk sıçrat1r
diye.

sonra geldin bir şeydin

ağlıyordun, kucağında yandıkları iyi oldu bu şairlerin diye diye
şiir yazdığını sanan bir celladın kitabı
celladın sırtını sıvazlayan bir tıfıl zakkum
zakkumun dibinde ise tırtıllar, böcekler ona alkış tutan ..
ama ben geldim aşkım, sen daha zehir zemberek bir tohumsun
açacaksın, zıplayacaksın aha gökyüzü şuracıkta
tutup indireceksin göğü
'oteller kenti'ni otellerin yağmalandığı bir memlekete dönüştürenlerle
hayatını bir otelde kalınanın mahcubiyetine sığdıranlar arasında
kalacaksın incecik bir gevşeyişle.

ben ölümüme iki dakika kala Allah'a inanmayacağım
böyle bir lüksüm yok, böyle bir kimlikle gelmedim yeryüzüne;
seninle aynı gezegeni paylaşmak evrenin en güzel şeyi, amma,
onlarla paylaştığım oksijenden nefret ediyorum
ateşi, ah o otel ateşini körükleyen pis kokulu her nefeslerinde.

sonra ben geldim sen hep bir şeydin, bunları dedim tek tek,

kelime kelime,
ağlıyordun, gözyaşların yere düşmeden önce
ben düştüm yere,
oraya.
hayatın kefenini diken sahte şairlerin
parmaklarımla kazdığım

mezarına şerefine.

küçük iskender
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar