sofrada herkesin tabağının ayrı olması

sünnetten ayrılmaktır. ne yazık ki kendi evinde bile aynı tabaktan yiyen çok az aile var. insanoğlu tabaklarını ayırmakla da bencilliğini ilan ediyor.
devamını gör...
modern insanların tabakları gibi beğenileri de ayrışmıştır. kimisi bol köpüklü az şekerli orta sıcaklıkta büyükçe bir kutuya konuşmuş ve 5 dakika kadar nemsiz bir ortamda bekletilmiş frapuccino sever kimisi de ajdar sever.

o yüzden tekrar bu adeti getirmek zordur.

yemeğin bereketini artıracağına eminim ama.
devamını gör...
bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan bir eylemmiş gibi bahsediliyor olması ne garip. bir çok insan portör olup hastalıklı belirtisi göstermeyebilir. ama bulaştırır. sırf sünnet diye balıklama atlamamak lazım bazı şeylere. önce bir portör muayenesine falan gidilmeli ailece. yani bu kadar istekliyse ev halkı yapılmalı o vakit.
devamını gör...
hayatı algılayış biçimimize dair en can alıcı nüanslardan biridir.aynı tabaktan yemek yemenin neredeyse iğrenç geldiği modern insanlar arasında aynı çorbaya kaşık sallama heveslisi bir avuç güzel insan hala var.bundan bir yıl önce karşılaştım onunla,bir şeyler anlatıyor etrafındakiler pür dikkat onu dinliyordu.ben kimseye nerelisin diye sormam,ne önemi var ki diyordu.bir sandalye çekip anlattıklarından nasiplenmek için yanına oturdum.nasılsın faslından sonra:
"aç mısın,sana da kaşık söyleyeyim mi? dedi"
ilk defa gördüğü birine bunu soruyor,aynı tabaktan yemeye davet ediyordu.basit bir soru cümlesiydi bu belki ama kardeş olma halinin zirvesiydi.ben sorunun şaşkınlığını yaşarken o çoktan başka şeylerden bahsetmeye başlıyor,hayatımda duyduğum en güzel ikram cümlesini kazandırıyordu bana.gönül tahtımda cahit zarifoğlu'yla karşılıklı oturuyor şimdi.böyle bir zarafeti bir o kara gözlü şair,bir de böyle bir sorunun sahibi gösterebilirdi ancak.
devamını gör...
cabir (ra)'dan:
(allah resulü (sav) buyurdular ki:)
"allah'ın en sevdiği yemek, üzerinde ellerin çoğaldığı yemektir."
büyük hadis külliyatı - cem'u'l fevaid - rûdani - 2. cilt, sayfa 239, sayı 5554
devamını gör...
arap ırkına mahsus, coğrafi, sosyal ve kültürel ve dahi ekonnomik her şey sünnet statüsünde demektir bu, peki, tamam.

ama facebookta bir paylaşımda, başına her bir sahabe adı konup, (r.a) ile saygıda kusur edilmeyip, sonuna da kaynaktır diye bilmem kaçıncı cilt, bilmem kaçıncı sayfa olduğu iddia edilen her cümleyi fikrimize delil ederken biraz dikkat edelim.

kanmayın bunlara lütfen, internet bilgi çöplüğüdür de aynı zamanda, varsa orjinal metin gösterin, mesela şunu "allah'ın en sevdiği yemek, üzerinde ellerin çoğaldığı yemektir."i içine daha çok parmak sokulan, bir tepsiden bir çok kişinin elle yediği bir yemeği çıkarıyor isek, ''her ne ki haddi aşar o zıddına inkilab eder.'' kaidesine tastamam bir örnek olmuşuzdur.

Allahualem.
devamını gör...
arap ırkına mahsus her şey sünnet statüsünde demek değildir. bu bağ nasıl kurulmuş, anlamak güç. hadiste Allah'ın elçisi (sav) Allah hakkında bize bir bilgi vermektedir. hadiste yerellik ya da kavmiyet vurgusu yapan hiç bir içerik yoktur. arap adetlerini sünnet diye yutturmak diye bir şey varsa şu da vardır: (bkz: sünnetleri arap adeti sanmak).

bahsi geçen hadis metni facebook'tan alınmamıştır, fakirin facebook hesabı yoktur. kaynaktır diye bilmem kaçıncı cilt, bilmem kaçıncı sayfa, bilmem kaçıncı sayı bilgileri fakir tarafından kitaptan bakarak yazılmıştır. inanmıyorsanız google'dan aratın bakalım kopyasını bulabilecek misiniz. insanları bir şeyle itham ederken dikkatli olmakta fayda vardır.

iz yayıncılık rudânî'nin hadislerini üç cilt halinde bastı. üstelik nt mağazalarında sadece 20 tl. belki kitapyurdu'ndan da aynı fiyata temin edilebiliyordur.

naçizane kanaatimce mesele teslimiyet meselesidir. yani bir şey söyleniyor ama biz bir takım modern alışkanlıklarımız yüzünden söyleneni kabullenemiyoruz. içimizdeki bütünlüğü sağlamak adına şu metotlara başvurabiliriz: 1- güvenilirliğini sorgulamak 2- anlamını sorgulamak 3- bağlamını sorgulamak

bir şekilde içimizdeki arzu ile söylenen arasındaki çelişkiyi aşmayı başarırsak rahatımızdan olmayız. ama aşamazsak kendimizi değiştirmemiz gerekir.

ismet özel'in kırk hadis kitabı modern insanlar tarafından okunmalıdır.
devamını gör...
ilgili hadiste ayni tabaktan yemek yeyin diye bir ifade gecmiyor. benim o hadisten anladigim yemegin paylasilmasinin hayirli oldugudur ki cok mantikli ve guzel bir davranis. ayni tabaktan yemek yemenin, hele hele tanimadigin insanlarla ayni tabaktan yemek yemenin saglik acisindan olusturacagi riskleri ve islamin insanin sagligini koruma yukumlulugunu insana verdigini dusundugumuzde zaten islami olarak da ayri tabaklardan yemenin daha mantikli oldugunu gormus oluruz.
devamını gör...
caizdir!

sofradaki tabak ile sünneti ilişkilendirmek yeni bişey değil de bununla bencillik arasında kurulan bağı yeni sayabiliriz.

sofrada aynı tabaktan yiyenler ile ayrı tabaktan yiyenler arasında sevap yönünden nasıl bir fark vardır. sevap niyetiyle yapılan her güzel iş için elbette sevap yazılabilir.

diğer yandan cabir (ra)'dan: "allah'ın en sevdiği yemek, üzerinde ellerin çoğaldığı yemektir." şeklinde rivayet edilen hadis hususunda ne diyebiliriz ki? sahih hadisleri ancak kabul ederiz ve uygularız. fakat bu rivayet edilen hadisle ilgili olarak sahihse amenna dedikten sonra, burada kastedilen acaba tabaktaki el/parmak mı? bu rivayetten kişi başına düşen gelirden, hanelerin gelir düzeyine kadar açılımlar yapabiliriz. yani islamın 'sosyal adalet' anlayışı bir toplum içinde dönen paranın sadace azınlık olan bellir bir grup arasında dönmesinin önüne geçerek bunu tabana yaymak yani onun üzerindeki elleri çoğaltmak! geliri adil bir şekilde dağıtmak, topluma yaymak. elbette burada mülk meselesine sağlam bir gönderme var. kısaca ekmek davası. biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. değil mi?

öyle ya, ortada büyük bir tabak düşünün ki her el/parmak oraya uzanamıyor. sadece bellir bir grup rahat bir şekilde uzanıyor, çok az bir kısım da utana sıkıla uzanıyor. büyük çoğunluğu da artıklarla idare ediyor. halk arasındaki deyimle pastadan pay alamıyor! Allah elbette o büyük tabağa uzanan ellerin çoğalmasını ister. kim istemez!

devamını gör...
olsa nolur olmasa nolur. namaz kılmayıp, hurma yiyerek sevap kazanma derdine düşmek gibi bir şey. bu ayrıntıları herkes içinde halletmeli, ümmetin derdi bu mu yani?
devamını gör...
herkesin dünyasının ayrıldığının kanıtıdır...

bir lokmayı bölüşmek demek ekmeği bölmek değildir aynı tastaki çorbaya kaşık sallamaktır...

önce tabaklarımız ayrıldı sonra dünyalarımız...

hal böyle olunca sorsan kime ''kimse onu anlamıyordur''...

o nun dünyası farklıdır falan filan...

tabak deyip geçmeyin toplumda bazı şeyleri nasıl bölüşeceğimizi ilk sofradan öğrenirdik...

hem müslümanın artığı müslümana şifa değil midir ?...
devamını gör...
hastalıkların artması ile beraber daha da çok uygulanan eylem. ama yaşı benim yaşıma yakın olup da aydı tastan ayran içinler de var. şimdi biz pis çocuklarmıydık.
devamını gör...
eskiden öyle miydi. ortadan yenirdi. daha az tabak daha az yemek tabağımdakini bitereceğim derdi yok. tokluğun çatlama sınırlarına taşmıyorsun falan. hem de bereket.
devamını gör...
köylerde uygulanmayan ve bayramda seyranda köye giden şehirlilerin de terkettiği şehirli adeti. köydeki sofrada herkes ortadan yer yemeğini. ama çabuk bitme tehlikesi vardır yemeğin o yüzden her zaman hızlı ve uyanık olmak lazım gelir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar