sokrates'in savunması

apoloji.

sokrates bilmeden bildim sananları ve atinanın soylu ihtiyarlarını kızdırmıştır. yargılanır, yargılanırken yargılar aslında; büsbütün kudurur soylular, oy çokluğuyla idama mahkum ederler büyük adamı, ama öyle şahsiyetsizdir ki yargılayanlar, idamdan bile korkarlar, ya sev ya terket derler büyük adama. büyük adam gülerek baldıran dolu kadehi diker kafasına. ve hala yaşıyor sokrates.
devamını gör...
kendisini bir at sineği olarak tanımlayan sokrates'in yaşadığı toplumla kurduğu ilişki başlı başına sorunludur aslında. annesinin mesleğinden hareketle -ebelik-, o her insanda gördüğü potansiyeli ortaya çıkarmanın derdindedir; lakin bunu yaparken ilk olarak kişiye sandığı kadar çok şey bilmediğini, hatta hiçbir şey bilmediğinden başka bir şey bilemeyeceğini göstermesi gerekir. nitekim sokrates bilgili -sofist- ve bilge arasındaki farka vurgu yaparak, sofistlerin sandığının aksine bir bilgi sahibi olmanın mümkün olmadığını; kişinin yapabileceğinin sadece bilgelik sevgisine ulaşmak için mücadelede bulunmaktan geçtiğini düşünmüştür. ama ilginçtir sokrates tarihin garip bir cilvesi olarak kendilerine karşı amansız bir biçimde mücadele verdiği sofistler gibi suçlanmıştır; dönemin hakim eğilimi sokrates ve sofistler arasındaki farklılıkları gözden kaçırmıştır.
devamını gör...
işe yaramayan, daha doğrusu iddia makamının kapasitesinin erişemediği ve dolayısıyla anlayamadığı savunmadır.

bir de şöyle bir olay anlatılır:

--- alıntı ---

sokrates idama mahküm edilince karısı ağlayarak dedi ki
-ah sokrates haksız yere öldürülüyorsun.
o da gülerek sordu.
ne o? yoksa sen benim haklı olarak mı öldürülmemi isterdin?

--- alıntı ---
devamını gör...
orjinal ismi "απολογία σωκράτου" (apologia sokratou) 'dur. ben bir müslüman olarak bu metinden sokrates'in islam'a zihinsel olarak ne kadar yakın olduğunu okudum. ayrıca bütün hakimlerin ve dahi nebilerin -allah'ın selamı uluların üzerlerine olsun- mutlaka tecrübe ettiği doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar hakikatinin, insanların çoğunun cahil oluşunun (oluşumuzun), kötülüğün iyiliğe, batılın hakka karşı aczinin bir tezahürüdür. felsefeye giriş mahiyetinde bir metin olup herkese tavsiye edilir.
devamını gör...
adı "apologia sokratus" olan eser platon tarafından kaleme alınmıştır. kendisine yöneltilen " gençleri yoldan çıkardığı, tanrıya inanmadığı" gibi suçlamaları, dava edenlere sorular sorarak savunur. netice de savunması kabul görmemiştir. anladığım kadarıyla önyargı ve satılmış yargıçlar vardır.

şöyle başlar;

--! spoiler !--

Atinalılar! Beni suçlayanların üzerinizdeki tesirini bilemiyorum; fakat sözleri o kadar kandırıcı idi ki ben kendi hesabıma onları dinlerken az daha kim olduğumu unutuyordum. Böyle olmakla beraber, inanın ki doğru tek söz bile söylememişlerdir. Ancak, uydurdukları birçok yalanlar arasında, beni usta bir hatip diye göstererek sözlerimin belagatine* (Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.) kanmamak için sizi uyanık bulunmaya davet etmelerine çok şaştım. Ağzımı açar açmaz hiç de güzel söyleyen bir adam olmadığım meydana çıkacak, yalancılıkları elbette anlaşılacak olduğu halde, bunu söylemek için insan doğrusu çok utanmaz olmalı. Eğer onlar her doğru söyleyen adama hatip diyorlarsa, diyeceğim yok. Bunu demek istiyorlarsa ben hatip olduğumu kabul ederim; ama onların anladığından bambaşka manada. Herhalde, demin de dediğim gibi, söylediklerinde doğru bir taraf hemen hemen yoktur; ben ise size bütün hakikati söyleyeceğim. Fakat Atinalılar, ben onlar gibi baştanbaşa parlak ve gösterişli sözlerle bezenmiş hazır bir nutuk söyleyecek değilim; Tanrı korusun. Hayır, şu anda iyi kötü dilim döndüğü kadar söyleyeceğim; çünkü bütün diyeceklerimin doğru olduğuna inanıyorum. İçinizde kimse benim doğrudan başka bir şey söyleyeceğimi sanmasın. Toy delikanlılarımız gibi huzurunuzda birtakım süslü cümlelerle konuşmak, benim yaşımdaki bir adama yakışmaz. Sizden yalnız şunu dileyeceğim: kendimi savunurken öteden beri alışık olduğum gibi konuştuğumu, agorada, sarraf tezgâhlarında, o gibi yerlerde nasıl konuşursam burada da öyle konuştuğumu görürseniz şaşırmayınız, o yüzden de sözümü kesmeyiniz. Çünkü ben yetmişimi aştığım halde ilk defa olarak yargıç huzurunda bulunuyorum; bu yerin diline bütün bütüne yabancıyım. Bunun için, bir yabancının ana deli ile kendi yurdu adetlerine göre konuşmasını nasıl tabii karşılarsanız beni de tıpkı bir yabancı sayarak alışık olduğum gibi konuşmama müsaade ediniz. Bu dileğimi yersiz bulmayacağınızı umarım. Söyleyiş iyi veya kötü olmuş, bundan ne çıkar? Siz yalnız benim doğru söyleyip söylemediğime bakiniz, asıl buna önem veriniz. Zaten yargıcın asıl meziyeti (üstünlüğü) buradadır; nasıl ki hatibinki de doğruyu söylemektir.
--! spoiler !--



şöyle biter;

--! spoiler !--

Sizden dileyeceğim bir şey daha kaldı: çocuklarım büyüdükleri zaman, Atinalılar, erdemden çok zenginliğe yahut herhangi bir şeye düşkünlük gösterecek olurlarsa, ben sizinle nasıl uğraşmışsam, siz de onlarla uğraşınız, onları cezalandırınız; kendilerine, kendilerinde olmayan bir değeri verir, önem vermeleri gereken şeye önem vermez, bir hiç oldukları halde kendilerini bir şey sanırlarsa, ben sizi nasıl azarlamışsam, siz de onları öyle azarlayınız. Bunu yaparsanız, bana da, okullarıma da doğruluk etmiş olursunuz.

Artık ayrılmak zamanı geldi, yolumuza gidelim: ben ölmeye, siz yaşamaya.
Hangisi daha iyi?
Bunu Tanrı’dan başka kimse bilemez.

--! spoiler !--
devamını gör...
"kötülük; ölümden hızlı koşar." şeklinde can alıcı tespiti barındıran savunmadır.

biraz daha genişletilmiş hali, eserde şu şekilde yer alır; "yargıçlarım! yalnız şuna bütün kalbinizle inanınız; asıl mesele ölümden sakınmak değil, haksızlıktan sakınmaktır. çünkü kötülük; ölümden hızlı koşar."

bu cümleleri sokrates; idam cezası ile yargılanırken yaptığı savunmasında dile getirmiştir.
devamını gör...
άπολογία σωκράτους, apología sokrátus.

yunan filozof platon tarafından yazılmış, sokrates'in bir grup atinalı tarafından şehrin tanrılarına inanmayışı ve gençlerin ahlakını bozması gerekçesiyle suçlanışını, atina demokrasisi tarafından yargılanışını ve cezalandırılmasını konu alan diyalog. euthyphron adlı diyalogun devamı niteliğindedir. eser, euthyphron ve kriton ile birlikte bir üçleme oluşturur. euthyphron mahkemenin hemen öncesini, savunma mahkeme sürecini, kriton ise mahkeme sonrasını anlatır.
devamını gör...
bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir paradoksuyla insanların beynini uyuşturmuş insanın savunması.

bence güzel bir taktik yapmış.

hiçbir şey bilmediğini bilmek, her şeyi bilmek midir diyerek bende kılayvırt felsefesiyle kokteyl yapayım bu savunmayı.

dayı sen hayırdır yahu.

ayrıca son zamanlarda merak ediyorum.

bu felsefeciler, bu söz söylemeleri ek iş olarak mı yapıyordu, yoksa işleri bu muydu?

hani geyim of turons dizisinde küçük şeytan lakaplı tayrın lenıstır vardı ya. bir sahnede lgbti'li keltoroş lord buna soruyor ya, sen ne iş yaparsın diye. o da diyor ya ben düşünürüm. hah işte bu felsefeciler sadece düşünüyorlar mı?

lan bizde düşünüyoruz ama hiçbir sözümüz hit olmuyor arkadaş. mevzu derin bence. (bkz: :))
devamını gör...
sokrates'in tarihe geçip kahraman olduğu onu yargılayanlarınsa gönüllerde mahkum olduğu müthiş hadise. tarih böyle örneklerle doludur;zira büyük insanların kaderidir anlaşılmamak.
devamını gör...
platon uydurduğu bir piyesi ciddiye almak nedir ya...

yaşadığından bile şüphe edilen bir adamın, şişirilmesinden başka bir şey olmayan bir kitap...

hayır iddia edildiği gibi sokrates'in öyle bir savunması olmuşsa bile bunu platon'un yazması imkansız... adam sokrates idam öldürüldüğünde bile orada değilmiş...

kaldı ki platonun sokrates'i bu kadar övmesi onun ağzından konuşması... sokrates'in platon'un hayalindeki bir karakter olmaktan öteye geçirmiyor...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar