somut

belli bir zamanda, belli bir yerde bulunan, doğal, görülebilir, elle tutulabilir, duyular ya da imgelem ile algılanabilir, bütünlüğü içinde verilmiş olan bağımsız gerçeklik.
devamını gör...
felsefe terimleri sözlüğüne göre;
özneyi göz önünde bulunduran, özneyi belirten gerçek varlık. bu varlığa genel bir nitelik verilmesi onu soyut kılabilir: somut terimler: var olan, insan, bilge, ak soyut terimler: varoluş, insanlık, bilgelik, aklık.
devamını gör...
nesnel gerçekliğin tümünün, eşdeyişle onu oluşturan türlü yanların ve bunlar arasındaki ilişkilerin duygularla algılanabilen ya da kavranabilen, belli bir zaman ve yerdeki niteliği. *
devamını gör...

"dünya döner, evlere ekmek girer, tütün sarar kara eller
bir şair şiirini bitirince serinler
ölür biri bir yas ağırlık olurken çekmeceler dolaplar boşalır
konuşuruz, birikir sabahlara ikindilere bunca şey.
ben sana apaçık şiirler yazamam
berraklığım örtülür sana bir şiir yazmaya kalktığımda.

ben sana apaçık şiirler yazsaydım
kadıköyde değil üsküdarda sokakta bi dükkanda
üzeri masalar kitaplarla kaplı duvarlar
sokaklara bak sokaklar işte daya kafanı bu taşa:
düzelemez halde sivilim sivilin sivildir dünya aslında
kapısında “burda insan sınırı var” yazar dükkanımızın düzelemediğimiz için
düzeltmeyelim evimizden ve kendimizden;evdeki kendimizden çıkmayarak.
devrime inanalım devrimlerden cayalım devrim bir ihtimal
devrim-çarpacaklar suratıma-kafam ağır bu ne biçim inanmak
ovalarda yürüyüp koşmaya dağlara bayırlardan aşağıya dönelim
üstümüzde altaylardan endülüse şarkılar
panzehir ağıtlar üstümüzde tarihle coğrafyadan yalanlar
zehir bulaşmıştır kalbimize bunu ilk ben demedim
bizde ince hastalık kalsın,geçip gitsin çağın bitmez gıcırtısı açıklamak.

dünya döner,evlere ekmek girer,tütün sarar kara eller
bakırcılar çarşısında,yalnızlık gibi değil
kasetini takıp toplar taburelerini biri herkese yetecek kadar esmer
garibim der gariplikte rol yok garibim dünya asırlardır zindan
ümmü gülsüm,feyruz,hayedeh,orhan ve müslüm baba
alizadeh,keyvan,nusret fateh,şivan,ahmet kaya..
bir kadın kızaran narı kırana bahara ve çağlaya
-çağla yiyelim bahar gelsin evimize-
gelmeyecek olana yeleğine hırkasına sesine çarpıyor alnına
alnına: karabahtıyla kendi olmanın belası taşmıştır oradan.

dağları severim ben,güneyli çocuklarız dağlardan uzak
kahverengi turuncu şehirlerde surlar sokaklar kadınlar..
raporlar yazılır raporlar unutulur
ne varsa ağır,durgun,yalın bir duadır:unutamadığımız
zimbabwe’de harare derler yaşanmaz şehirlerin ilki
kaynakları ararlar sonra,kaynaklar bellidir iktisattan anlamam
şehirde kalanları anlarım
otuz yıl der cemil’in anası
evden uzaklaşmadım kapıdan çıkmadı aklım
bunları anlarım bir çeşit bomba olurum aklıma girdiyse
aklıma girdiyse kaynayan bir nevrozlu gibi patlamaya hazır
aklımda çiçekler birikir çünkü,üzgünüm,papatyalar tarlalar.
hep sana baktım:cenk hikayeleri kavimler göçü barbarlar
tarih yok bende ellerimde yüzümde şeftali kokusu
belki böyledir kaybolmak kova burcu olmak belki
böyledir işte tam böyle fazla gerçeğe çarpmak.
ben de konuşmak bilmem aslında,şiir açılacak gibi dursa da.
yeniden başlamak yokken sana apaçık şiirler mi yazsaydım."

büşra dilek |
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar