geçen aylarda istanbul'dan sultanbeyli'ye
2 buçuk saatte kitap fuarına gittim.

yoldan bozma bir çadırın içine epey stand sığdırmışlar.
fakat ilginç olan şu ki yüzlerce insan da standları boş bırakmıyor.
satışlar iyiymiş.

geçenlerde de tüyap'a gittim.
milletin okuma aşkının zirve noktası olmalıydı ki
1 saat boyunca 0 stand gezerek perperişan sersefil oldum.

neyse yeter ki millet okusun.

bu arada akp döneminde gerçekleşmiştir!
devamını gör...
çok kültürlü olayım, çok çok kitap alayım en kısa zamanda okuyayım, bu hafta hiç okumadım ama vizelerden sonra iyi asılır dönem sonuna kadar okurum hepsini, almışken şunu da alayım, bu alanda hiç okuma yapmadım bir iki kitap alsam iyi olur, şu yaşıma kadar 3 tane okudum ama ayda beş bilemedin dört kitap okusam bir senede şu kadar eder alayım başlarım hemen.

bir çoğumuzun evi bu boş laflarla para harcadığımız kitaplarla dolu. kitap okuma gerekliliği idrak edilmiş olabilir fakat okuma oranının arttığını zannetmiyorum. gerçekte artan şey kitap fetişizmidir muhtemelen.
devamını gör...
edebi değeri sıfırın altında olan kitaplar okunarak geliştirilen göstermelik ve manasız okuma aşkıdır. piyasa kitabı diye adlandırılan ve salt para kazanmak için yazılan sözde eserlerin satışı arttı sadece. okuyanların da tek amacı sosyal medyada paylaşıp, entel görünmek. ya da karşı cinse kültürlü gibi görünmek. ama kulturlenmek rastgele yollarla değil ancak belli bir amaç doğrultusunda gerçekleşebilir. yani saçma apan kitaplar yerine insana fayda sağlayacak eserler seçilmelidir.
devamını gör...
konda'nın yapmış olduğu bir çalışmaya göre 2008 yılında yüzde 30 olan kitap okuma oranı bu yıl yüzde 42 ye ulaşmış.
lisans ve lisansüstü eğitimde yaşanan nicel artışın sonucu diye düşünüyorum.
devamını gör...
kitap okunuyor, artış var tamam da benim anlamadığım okunan kitap nereye gidiyor?

çevreme bakıyorum, sabırsız, hoşgörüsüz, nezaketsiz, gösteriş budalası insanlarla dolu.

kuzum siz ne okuyorsunuz Allah aşkına? nasıl bir kitapmış ki bunlar geri dönüşü olmamış.
devamını gör...
okumanın gelişmesi ile yazının gelişmemesi arasında bir tenakuz var galiba. normal şartlarda okuyan kişiler gelişir, fikir sahibi olur, düşünür... bu düşüncelerini de başkalarına aktarmak isterler. bu sözlü olduğu kadar yazılı da olmakta. ancak yazılanlar "twit"i geçmiyor. bazen bazı yazarların çıkartıkları işler ile bulundukları ortam ve zamanı anlamakta zorlanıyorum. 400-500 sayfalık kitapları teknolojinin olmadığı zamanlarda yazmış peyami safa'lar, oğuz ataylar, reşat nuri'ler. onlara "her şeye rağmen yazdıran şey eğer toplumun maruz kaldığı ızrıraplar ise "şu an yazamayışımızın sebebi rahatlığımızdır" diyebilir miyiz?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar