sosyoloji mi felsefe mi sorunsalı

aslında aralarında pek de sorun yoktur. ancak açık öğretim fakültesine hoby olarak kayıt yaptırmak istenen ben; ikisi arasında kalmış bulunmaktayım.
hangisi daha faideli olur ilerleyen zamanlar da? ya da bu bölümlerde okuyan var mıdır? bir ara özelden ulaşsın kardeşler*
devamını gör...
felsefe pek bir sol, her yer sol, herkes sol, islamcılar bile sol zaten bu aralar, (bkz: tek yol sosyalizm) bu biraz sıkıcı olabilir (bkz: yeter la). sosyolojiyle toplumca/toplumlarca yaşadığımız tuhaf şeyler daha bir anlam kazanabilir. günlük hayatta lafı açılırsa olaylara nispeten sağlam yaklaşımlar sergilenir, ego şişer filan. felsefe ise çok daha soyuttur, o soyut şeylerle uğraşırken toplumca yaşadıklarımız umursamaz hale gelinebilir. o "deli"lik haliyle başka bir çeşit coolluk elde edilebilir. zaten solculuk hep para ediyor, felsefe de eder. (hava babında tabi (bkz: havası var))
"ikisinden de çıkınca işsizsin zaten, bari sevdiğini oku abi" diye yanıtladığım sorunsaldır deyip tanımı garanti altına alayım arada.
zamanında sosyoloji okumak isteyip felsefe okumaya başlayınca felsefeye düşündüğümden daha fazla ısındığımı da ekleyeyim. şu an yeter okul bitsin modunda olmasam felsefeyle ilgili epey olumlu şey eklerdim buraya. aklıma gelenleri yazayım yine de bir faydalanan olur. felsefe okuyunca bir süre sonra sorgulamaktan sıkılabiliyorsun. hiç bir şeyin bir cevabı yok, din değil ki zaten bu, işin kötüsü dinde bile herkes bir şey diyor ve "yeter artık kesin cevaplar istiyorum" diye düşünmeye başlıyorsun. (bkz: sıradan bir hayat istiyorum)
bunun dışında.. dur arada bir daha atayım nefretimi yeter la başlatmayın solunuza da solculuğunuza da...
hımm felsefeyi hangi okulda okuduğunuz da önemli, bizimkiler pek bir analitik takılıyorlar ve bu fazlasıyla itiyor mesela.
şimdilik bu kadar. ciddi ciddi düşünenlere konuyla dolaylı yoldan alakalı şu linkleri vermeden edemeyeceğim:
açıköğretimde felsefe/sosyoloji/ilahiyat okumak üzerine: http://www.cogitosozluk.net...
bu bayağı dolaylı olacak ama:http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
biri kavramlarla kafayı bulur; bir diğeri toplumu o kavramlar ile anlamaya koyulur.
ikisi de 17 yaşında ünv. hazırlanmaya başlayan biri için kel alakadır. yani o yaştaki birinin gerçek anlamda sosyolojinin ne olduğuna ve meslek olarak seçildiğinde nasıl bir yapılacağı ne için uğraşılacağı ile gilgili öyle çok da bir bilgisi olduğunu düşünemiyorum.

aynı şey felsefe için de geçerli duygularının ve hormonlarının güdümünde yaşadığın hayatın en bunalım çağında bir öğrenci nasıl olur da felsefe seçer anlayamıyorum. zaten o yaşta "kimse seni anlamıyordur" ve sen çıkıp ben bu hayatın sırrını çözecem diye felsefe yazıyorsun...
tuhaf...


ama nasıl olduğunu bilememekle birlikte ünv. hazırlanırken ilk tercihimi odtüsosyoloji yazmış biriyim. neden yazdım derseniz... odtü diye yazdım. yoksa bir fikrim yoktu. ha sonuç mu? her bölümden 10'ar fire ile 9 eylül iktisat'a kanaat getirdik.

lan keşke tekrar girseymişim ha.. yazık oldu...
devamını gör...
cemil meriç saint simon için ilk sosyolog ilk sosyalist demişti.
saint simon fransız filozofu.
sosyoloji felsefenin çocuğu belki.
platonun devlet nazariyesi modern sosyolojiye açılan pencere.

devamını gör...
sosyal bilimlerde muhakkak karşılaşılan bir yol ayrımıdır. toplumu, ülkeyi, siyaseti, düzeni vs anlamak isterseniz sosyoloji hemen göz kırpar. bu haliyle oldukça somuttur; edinilen bilgilerin bir karşılığı vardır; yaşama dairdir; kişiyi topluma ve dünyaya bağlar. üstelik belli bir birikimden sonra rahatlıkla bir yerlerde yazabilirsiniz de; yalnızca biraz zeki olmalısınız. zaten gazetelerin köşe yazarlarının bir çoğunun sosyoloji tedrisatından geçtiği görülür. vakıa, sosyoloji ile mahallenizi de yazabilirsiniz; küresel ölçekteki dönüşümleri de. bu, tamamen kişinin kapasitesine ve birikimine bağlı.

felsefeye gelince... aslında tüm sosyal bilimlerinin anası ve atası olarak felsefe, aynı zamanda onların temelidir de. yani sosyal bilimlerin hangi alanıyla uğraşırsanız uğraşın, daha derine inmek istediğinizde felsefe ile karşılaşmanız kaçınılmazdır. çünkü felsefe, "tamam dusty, sen de varsın" demek değil, var olagelen her şeyin sorgusudur. esası 'soru sorma'dır; ve verilen cevaplar sizi tatmin etmediği müddetçe felsefe ile uğraşmaya başlamışsınız demektir. yıllar önce ismet özel, bir mülakatında başını örten kızların felsefe bilmesi gerektiğini söylemişti. o sırada biraz düşünmüştüm neden bunu söylediği hakkında; fakat bir zaman yol aldıktan sonra bunun kat'i derecede doğru olduğunu da görmüş oldum. kısacası felsefe'nin iştigali her şeye ilişkindir, fakat sosyal medyada iyi sallamak dışında dünyaya yönelik bir çıkar bildirmez.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar