son zamanlarda yaldızlı gümüş işlemelere daha grift dokunuşlar bırakan yazarlar. sizlere anlatayım hikayelerini ve bir dokunuş oldu ipek mendillerin arkasından.

gündüzün ışımasıyla başlar yolculukları, hayatından bir parça olan önce bir alarm çalar iç acıtan. hala kapalıyız levhalı gözlerin dükkanı açmamak için direnirken, tek ayağın dün gece nereye bıraktığından emin olamadığın terliklerini bulmak için bir kaç karavana atıştan sonra emin olur doğru yer için.. bir elveda busesi koyasın gelir, senle tüm uykularda sessiz dostluk kuran yatağına lakin vakit kalkma vaktidir ve sen gibi tek gözlülerle yolculuk yapmak için son 20 dakika hezeyanına hazırlanan kalem efendileri..

omuz ata ata yürüdükleri koridorlardan mutfağı bulup, sen yüz yıkarken kaynayacak olan su hazır ola geçmiştir bile. okkalısından atılan iki kaşık zift aromalı kahve ile beyninde uyanmam azizim diyen hücrelerde artık senledir ve evden fırlatılmaya son 10 dakika. kıyafetler zaten 3 dakika içinde giyilmek için vardır aynada yapılan son sokakta yürüyebilir raporunun alınmasının ardından huzur yuvası terk edilinir. kimi ayak okula gider, kimi ayaklar işe - bazıları kursa, bazısı bakacağı ninesine anasına babasına hedef bellidir lakin o yataktan hala uzaklaşılmamıştır.. beyninde şeytana uyma üstad artık çok geç derken ; sen gibi mutsuz ve huysuz uyandırılmış tramwayın gıcırdayan raylarında yolculuğun başlamıştır bile tek celsede.

gün geçer koşturmaca içerisinde.. kimi zaman kızgınlıkların, heyecanların , anlattıkların , elinin ayağının birbirine dolanması - bazen sığınılacak bir kaya olman baba yiğitliğinle yahut gözlerin içine bakılan abla olman herşeyindir. sen kokan seni sen yapan farklılaştıran adın anıldığında gözler önüne serilen ve mizacının haritası onlarda gizlidir. kimselerin bilmediği köşelerde tek kişilik oyunlarında sadece kendi alkış seslerinle tamamladığın hayat sahnesi.. yaşam mücadelen bir denizde yol almak için çırpınıp akıntı içerisinde geri savrulup her gün o yolda gitmek için duruşun bunu adı dirençtir işte - direnende dirence inat insandır işte! yazardır dedik ya!

yorgun argın gelir artık evine.. cebinde konuşmalardan kalan bir kaç hatıra , yüzünde kimi zaman ne zaman gelip kalıcı olduğunu anlayamadığı çizgiler ve elbette kalbi kadar yorgun elleri. bir odada sesler yankılanırken diğer odadan medet umduğun birkaç söz. ve sessizliktesindir şimdi.. hafif bir ışıkta sabaha doğru uyuyacağını bildiği - karanlıkta gözü kapalı hikayeler kurduğu, umutlar beslediği insanlar gömdüğü ve kimi zamanda akıttığı göz yaşlarının yegane koruyucusu karanlık geceler işte.. insan siluetinde bir bedeni olsa gövdesine yaslanıp dostum diyeceği sırlarını açacağı karanlık dostu. geceler insan gibidir çok ses verir, çok ses işitir lakin karanlığın kıymetini bir tek geceler bilir sözlüğe iç dökmek efendiliktir!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar