bir tanımdan yola çıkarak açtığım başlık. elbette her çocuk gibi bende kayboldum demiş yazar evet dedim ben de o yoldan geçtim. bize de ilginç anıları okuma fırsatı olur diye açtığım başlık.
ben 6 yaşında idim. babaannem, ablam ben pazara gitmişiz. ablamla çufçufçuluk oynuyoruz. birden baktım etrafta kimse yok. ne yapayım bende eve döndüm. ama evde kimse olmadığı için kapıcının evine gittim, oğluna o zamanlar benden on yaş büyüktü sanırım vurulmuşum bayılıyorum çocuğa. neyse işte onlara gittim oturdum babaannem gelsin diye bekliyorum. babaannem beni kaybettiğini anlayınca pazarda aramış bulamamış, zabıtalar gitmiş anons felan ettirmiş yok bulamamış. neyse demiş şu çocuğu yani ablamı eve bırakayım da sonra gelip tekrar arayım. onu eve bırakmaya gelince bende onları camda bekliyordum babaanne diye seslenmiştim. ne sevinmişti kadın. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
istanbul'da semt pazarında kardeşimle 7-8 yaşlarında kaybolmuş gibi yapmıştım. tabiki atarım yüzünden. istediğimi almayan anneanne ve dedeme atar yaptım. kardeşimi de alıp kayıplara karıştım. yusuf yusuf olurlarken çoktaaan eve gidip oturmuştum.* haha.
devamını gör...
hatirladikça içimi yakan anımdır.
ben babamla pazara gitmiştim. orada kayboldum. esnaf amcalar yanina aldi beni. kimisi sattigi kirazdan verdi bi avuç. kimi sakiz.
salya sümük ağlamıştım.
artık rambo olacagimi bile düşünmüştüm....
devamını gör...
5 yaşındaydım. abimin 23 nisan törenine gidiyorduk yürüyerek. annem burda bekle demiş. ben de ne anladıysam yürümeye devam etmişim. sonrasında kaybolduğumu anlayınca korktuğumu hatırlıyorum. epey yürüdükten sonra oldukça şiveli konuşan bir seyyar satıcı yanıma gelip "nereye gidiyorsun kayıp mı oldun" diye sordu. ben de "23 nisan'a gidiyorum" dedim. beni tezgahına oturtup törenin yapılacağı alana götürdü. baktım annem orda yanında polisler falan var. meğer o seyyar satıcı sivil polismiş. bugün tinerci falan olmadıysam bunu o adama borçluyum.
devamını gör...
kaybolma hatıram yok ama 6 yaşındayken bulduğum şeffaf bakkal poşetine 2-3 parça çamaşır koyup evi terketme anım var. evden bildiğim en uzak yere gitmiştim, bi lokantanın yanı oluyor. yarım saate yakın oturup beklemiştim beni gelip bulsunlar diye. kimse gelmedi, ben de tıpış tıpış geri döndüm poşetimle.
devamını gör...
antalya 5m migros'taki kaybolma hatırasıdır. tabii o zaman 5m aslında 5m değildi, direkt migros avm idi. herneyse.

o zamanlar tabi ufak, yaramaz ve meraklı bir yapım var. alanya'daki teyzem de ailesiyle beraber gelmiş ve hep birlikte alışveriş yapıyoruz, derken yürüyen merdivenin sonunda bir şey dikkatimi çekti, bir düğme. hem de kırmızı(o zamanki dilimde "gığmıjıı")!

ben kenara çekildim, yürüyen merdiveni kesiyorum kimler biniyor bakıyorum falan. aklım da bir yandan kırmızı düğmede, ona basmam lazım. sonra yukarıdan bebek arabalı bir kadın bindi, ben de o anda koştum bastım kırmızıya. merdiven durdu. ben "ehehehehe" diye eğlenirken bir baktım annemler arazi.

efendim, övünmek gibi olmasın, akıllı bir çocukmuşum. danışma'nın önüne gittim, kimse benimle ilgilenmedi. iki ağlar gibi yaptım geldiler baktılar, kaybolduğumu söyledim bizimkileri anons ettiler. sonra şişko teyzemin kocası koştu üstüme doğru, duramayacak diye korkmuştum bir de o zaman.
devamını gör...
kuzenim kardeşim gibidir; beraber büyüdük kendisiyle. çocukken üzerimizdeki aile baskısından kurtulmak için evden kaçmaya karar vermiştik... her adımı izne bağlı tipler olduğumuz için sadece evden kaçmanın fikri bile ikimizde garip bi heyecanlanma yaratıyordu. planın beyni oydu. "arka bahçeden çıkacağız" dedi; "sen beni takip et gırivi elimi sakın bırakma. dışarısı canavarlar ve şişman kadınlarla dolu." onun babannesi oluyor benim anannem, anannemlerdeyken planımızı uygulama soktuk. herkes muhabbete dalmışken onları gafil avlayıp özgürlüğümüzü kazanacaktık.

fakat planımız sadece evden kaçmaktan ibaretti; sonra ne yapacağımıza dair herhangi bi fikrimizin olmadığını aniden gelen ağlama krizimiz sonrası fark ettik. o yavrum, küçücük haliyle çipil çipil yeşil gözleriyle, soğuktan donmasına rağmen beni teselli etmeye çalışıyodu. etrafa bakınıp gayet yabancı olduğu semti öğrenme teşebbüsü de sonuç vermedi... "geldiğimiz yoldan geri dönelim gırivi; sen hatırlarsın nerden geldik?"

tabii ki de hatırlayamıyordum. lüzumu olan hiçbir şeyi hatırlayamam zira. ki insan çocukken attığı adımların küçüklüğünün idrakinde değil; haliyle ne kadar çok yürürse yürüsün az mesafe kaydetmiş oluyor. meğer sadece iki üç sokak değiştirmişiz. bırak uzaklaşmayı, evden kaçmayı, kaybolmayı, sokak değiştirmişiz.

bizimkiler bizi aramaya çıkıp irsi olan o hastalıklı endişeleriyle semti ayağa kaldırınca bizim de bu; "kaçış planımız" sıcacık yuvamıza geri dönmekle sonuçladı. o günden sonra ikimizi bir araya getirmeme kararı aldılar ama gizli gizli görüştük. sonra büyüyünce zaten evden kaçmaya ihtiyacımız olmadı, kaybolmadık da.

anlayamadığım şey ise şu; cepte beş kuruş para yok, kışın soğuğunda, sonunu kimsenin bilmediği tehlikeli bi yolculuğa neden çıktık biz?

şimdi ikimiz de son derece garantici tipleriz ama. bu bi değişimse, değiştik.
devamını gör...
sevdigimiz bi aile dostu vardi. ona gittik. jale teyzem diyor ki poca ekmek alsana. beni ekmege gönderdiler. kadincagizi da kocasi tembih edermis aman baskasinin cocuguna is buyurma falan. tedbir olsun diye annem falan balkondan bakiyorlar. poc poca diye seslenmisler hatta ama ben beni bir baskasi cagiriyor diye baska yone dogru alip basimi gitmisim. sonuc ben panik. bi yukaci gordum. ıceri girdim dedim ben kayboldum. Allah yer yon hafizasi vermemis *ama ezberim kuvvetli soyledim jale teyzemlerin numarayi dedim ben yufkacidayim. annem geldi beni aldi. sonra bana bi ton kizdi. seni kesselerdi sana bir sey yapsalardı vs.. o gece ben annemin soyledikleriyle korkudan uyuyamistim.. annem de öğrenince yaptığına uzulmustu..

cocugu kaybolunca onu bulunca telastan endişeden kaygidan ne olur kotu seyler anlatmayin anneler ..

edit : tanim duzenlendi.
devamını gör...
ilk okulun hemen başlarında başa gelmiş durumdur. pazara ilk defa çıkmıştım annem ile. hengameye geldik anamı kaybettim o arada. tabi kedi gibi ondan önce vardım eve sonrasında fazla ağlayıp zırlamadan *
devamını gör...
küçükken hiç kaybolmadım ama kaybolduğumu rüyamda görürdüm.rüyada bile olsa korkusu yetiyodu.ayrıca anne babalar dikkat edin yavrunuza dışarıda her türlü pislik var zira.
devamını gör...
yaş sekiz dokuz olmalı evimizin ilerisinde olimpik yüzme havuzu var, arkadaşım da yüzmeye gitti o gün, geldiğinde havuzda bir tane gümüş küpe bulmuş, aldı getirdi yanımıza biz de kendi aramızda istişare ediyoruz ne yapalım ne edelim diye, en son bir kuyumcuya satmaya karar verdik. ben ve 5 arkadaşım küpeyi alıp yürümeye başladık ilk bulduğumuz kuyumcuya satacaktık....neyse kuyumcuyu bulduk tabi para etmedi küpemiz alıp eve dönmeye karar verdik akşam ezanı okunmuş etraf karanlık tabi mal mal dolaşıyoruz etrafta kaybolduk falan en son tanıdık birini gördük onu gizlice takip edip eve varmıştık..bu da böyle bir anımdı.
devamını gör...
aslında ben kaybolmuyordum. sadece keşfe çıkıyordum ama aileme anlatamıyorum* .

ilk vakam 2-3 yaşlarındayken kırşehir'de gerçekleşmiş. babamın elini bırakıp başka sokağa sapmışım. kimse de fark etmemiş. nasıl fark etmiyorsunuz ben gibi tatlı kızı. neyse sonra lütfedip fark etmişler. çok küçük olduğum için adımlarım çok küçük, uzaklaşmadan bulmuşlar.

ikinci vakam da ise eskiden yimpaş alışveriş merkezi vardı*. Oraya gitmeyi çok severdim. Yine babamın ya da annemin elini bırakmışım. Onlar 2.kattayken ben 1.kata inmişim. Ağlamışım * . Güvenlik görevlisi adımı sormuş. Bende o zamanlar ismimi telaffuz edemiyorum. O kadar alakasız bir şey söylüyorum ki sadece ebeveynlerim anlar. Neyzen yerine semazen dediğimi düşünün öyle birşey * . semazen isminde küçük bir kız çocuğu kaybolmuştur diyerek anons yapılması üzerine bulunmuşum.

üçüncü vakam yine aynı alışveriş merkezinde. kendime gezerken * * abimin arkadaşı beni görmüş. gitmiş aileme yetiştirmiş, neyzen kendi kendine geziyor diye. sonra buldular tabi.

dördüncü vaka da yeni bir eve taşınmışız. arka sokağa gitmem yasak. gözden kaybolmamı istemiyorlar* . Ama bende arka sokağı merak ediyorum. Arka sokakta bizim evin arka balkonundan görülüyor. Arka sokağa gitmeye başladım hevesle. Sonra babam neyzeeen diye bir bağırdı. Ona bakıp elimle tüh işareti yaptım. Hala anlatır, gülerler. Geri döndüm sonra tabi * .

üniversiteye başladığım ilk gün de kaybolmuştum. ama onu anlatmam burada, bana kalsın * . 18 yaşında kaybolmayı nasıl başardığımı hala bilmiyorum.
devamını gör...
9 10 yaşları sanırım. aileyle köy tatilinden o sabah gelmişiz. geldiğimiz günün sabahı 23 nisan. o zamanlar 23 nisan okulda kutlanıyor yoklama falan alınıyor yiyorsa gitme zamanları. ben koşarak okula gittim arkadaşları buldum bayramımızı neşe içinde kutladıktan sonra top oynama gırgır şamata arkadaşların evinde takılma derken saat akşam 5 6 olmuş. ben evi unuttum haber vermeyi. evdekiler dört bir yana dağılmış beni aramış polise haber erişler 24 saat geçmeli falan demişler. sonra diğer arkadaşın evine geçince arkadaşın annesi haber rdi seninkiler her yerde seni arıyor sen nerdesin diye. ben olayı anladım ama tırım tırsak eve gidiyorum haber vermediğim için yargıtay ın önüne çıkıcam ve sonuç biraz hırpalanma olacak belli. düşü hep kaybolmamışsın hem hırpalanıyorsun o da ilginç. neyse eve vardım bi baktım evde misafir var. mahkeme işi yattı o günden öyle yırttık. sonra etki azaldı. tabi bu ailemin beni kaybettiğini sanması biraz. yoksa bilmediğimiz yer yoktu o civarda.
devamını gör...
izmit'te fuar denilen lunapark alanında kaybolmuştum.
adımı öğrenmişler sonra bir yayın kulesinden aileme anons geçmişlerdi.
çok tırmıştım.
hala tırsarım.
devamını gör...
birinci sınıfa başladığımda okula gitmemek için kendimi yırtıyorum ama nafile yine de gönderiyolar.birgün dedim ki saklanayım okula da gitmem oh ne güzel.yatağımın altında yaklaşık 20 cm lik bi boşluk vardı oraya girdim.beni evde göremeyince herkes çıldırdı tabi.annemin ağladığını duyunca dayanamadım çıktım yatak altından.kimse yatağın altına bakmayı aklına getirmemiş çünkü o zamanlar dombili olduğumdan yatağın altına sığamayacağımı düşünmüşler.dayak yemediğime de şaşırmıştım açıkçası.
devamını gör...
bu başlık çocukluğumun en korkunç ve acıklı gününü hatırlattı bana. anlatayım:
daha 7-8 yaşlarındayım. benden 5 yaş büyük abim var. babam sert, sinirli ve çok bağıran biri o zamanlar. köydeyiz ve iş güç boyumuzu aşıyor. öyle bir günde babam pazardan geldi ve abimi sordu onunla önemli bir işi var. abim de köyün çocuklarıyla top oynamaya gitmiş. gittiği yer de uzak, köyün dışında tarlaların ötesinde bir düzlük alan. babam sinirlendi bu çocuk neden hiç bir işe el atmıyor da hep geziyor, top oynuyor diye. sinirini benden çıkardı, git abini bul getir, yoksa kemiklerinizi kırarım sizin dedi. ben de korktum abimi çağırmaya gittim ama gitmek zor çünkü buğday tarlalarından geçmem gerekiyor ve buğdayların boyu boyumu aşıyor yer yer. abimi bulmam için uzun süre yürüdüm sonra buğday tarlalarının arasında kayboldum, çıkamadım. üstüne bir de yağmur yağmasın mı. sırılsıklam ekinlerin içinde bata çıka yürüyorum ama gidemiyorum. yoruldum, ağlıyorum. yolu bulamıyorum. belki bir saat öyle debelendim. nihayet eve geldim ama perişan bir halde ve gözümde ağlaya ağlaya yaş kalmamış, korkmuşum gök gürültülerinden, yağmurdan. abimi de bulamamışım. rahmetli annem beni o halde görünce hiç yapmadığı şeyi yaptı. babama söz söyleyemezken bir güzel babama çıkıştı. sen bu çocuklardan ne istiyorsun dedi. beni sardı sarmaladı. o günü hiç unutmam. ekinlerin boyumu aştığını düşüne düşüne yürüdüğümü hep hatırlarım. o gün bu gündür buğdaylar hala boyumu aşıyor zannederim. hey gidi günler...
devamını gör...
kayınço’nun hikayesini okurken ‘ulan acaba!?’ dedim de yok farklı hikaye çıktı. ben o kadar ucuz yırtamadım.
ilkokuldayız. amca kızımla okul çıkışı eski dostumuzun** evine oyun oynamaya gittik. aileye haber felan vermedik tabii, nereden aklımıza gelsin.

oyun oynuyoruz, konuşuyoruz felan arkadaşın annesi arada yokluyor ‘geç olmadı mı’ felan diye. biz de saf saf ‘yoook’ diyoruz. en son bi şekilde şutladı bizi. eve gidiyoruz, apartmanın aşağısına geldik. babamı gördük, o da bizi gördü tabii. amca kızına kızıp onu evine yolladı. kaldım ben babamla. çat! benim kafaya bi şaplak geçirdi, ben yerde. hiç sekmedim, düştüğüm yerde kaldım. gözyaşı ağır ağır akıyor. ‘ne yaptım ki ben?’ dercesine düşünceli bakıyorum meçhule doğru.
polise felan haber vermişler, herkes dağılmış arıyormuş... böyle değişik olaylar.
devamını gör...
koca yaşıma rağmen sık sık kaybolan biri olarak çocukluğuma dair bir anım şöyle var; bursa'ya yeni taşındığımızda yeşil imam hatip ortaokulu'ndaki ilk günümün dönüşü daha doğrusu dönüşemeyeşi var. servisin yol ağzında durmasıyla tamam ben evi bulurum diye oracıkta indim. evin adresinden yalnızca murat hüdavendigar mahallesi kısmını biliyorum, gerisi yok. bir de öğlenciyim eve geliş saatinde ortalık karanlık. mahalleye girdim evi arıyorum, bir sokağa daldım baktım iki yol ayrımı var. güya görsel hafızama güvenerek sol tarafı seçtim, git git ev yok. tekrar yol ağzına döneyim dedim bu kez o da ortada yok. ben böyle debelenirken uzaktan bir koşma sesi duydum dedim tamam mızrap, ayvayı yedin. hiç arkama bakmıyorum ama bir ses geldi "mızrap" diye baktım ki kardeşim * yolu bulamayacağımı tahmin edip beni almaya gelmiş. bak ben kaybolmuşum, çocuk beni kaybımdan bulmuş. rezillik ya...
devamını gör...
ben değil de kardeşim (ben değil, vallahi kardeşim)

eskiden fırından aylık fiş alır, ekmeğimizi de fişle alırdık. kardeşimin karnı acıkmış, evde de ekmek olmayınca bir tane fiş alıp fırına gitmiş. hem de çırılçıplak. annem bulamayınca sokağa fırladı hemen, sağa bak, sola bak yok. en son aşağı sokakta çırılçıplak ekmek yerken bulmuştuk.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar