sözlük yazarlarının gerçek yazar olamama nedenleri

sözlük yazarları tutarsızdır. düşüncelerinde netlik yoktur. bilgi aktarımı yapmaları bu yüzden en iyi iştir. bir sözlükte (herhangi bir) yazan sözlük yazarı anlık tepkimeler verir. konuya, sahip olduğu bakış açısından değil, bilgi birikiminden ve o gün ne düşündüğünden yola çıkarak yaklaşır. olaylara bakışı yüzeysel ve temelli değildir. kısa cümleler, özet aktarımlar kolayına gelir. bu yüzden bir entry'si öyleyken diğer entry'si böylekene geçer. daha çok günlük tutmayı seven ama günlüğünü okutacak kimseyi bulamayanlar sözlük yazarı olur. reel hayatta yazar olan bir sözlük yazarı, sözlüğe daha çok bilgi girer. yani yorumlamaları daha azdır.(tecrübe edinilmiş reel yazarlar)

sözlük yazarı reel hayatta yazarlık yapamaz çünkü kendini bir konuya uzmanlaşak kadar entegre etmemiştir. sözlük yazarı vasattır. bildiği 3-5 farklı kelimeleri yüzlerce tanıma yayabilir. hiç bir olayla ilgili salt bilgi düzeyinde değildir. günlük mevzularda uzmandır. kim kiminle ne yapmış neden yapmış bunların hepsi hakkında allamedir. ama iş kaynaklı düşüncelerine gelince fostur.

mamafih bir de tüm bu sıradanlığını anlamayıp, yazdıklarını ansiklopedik bilgilerle eş tutma sanrılarına girip, yazdığı sözlüğü ya da sözlükleri hayatının tam ortasına oturtur. acınasıdır çünkü uçurulunca hayat biter onun için.

velhasıl bu kişi kendini iyi bir yazar olarak paranormal seviyelerde uçurabilir. ama gerçekler acıdır. sözlük yazarlığı gerçek yazarlık değildir ve sözlük yazarından reel yazar çıkmaz.
devamını gör...
sıkıya gelememeleridir. en azından şahsım adına öyle. disiplin gerekiyor. takip gerekiyor. belli bir zamanı zorunlu olarak ayırmak gerekiyor. durum böyle olunca, gerçek bir köşede yazmak cidden sıkıntılı oluyor. ha tadından da yenmez bir keyfi var o ayrı.
devamını gör...
olamama mı ?...

ya varsa aramızda gerçek yazarlar...

ki var ben biliyorum...

hani belki kitabını imzalatmak için sırada beklediğiniz adam sizi yalın halinizle görmek istiyorsa...

hani bilseniz kim olduğunu aman efendimlerle konuşacağınız kişiyi tanımadan burada çok rahat vede fütursuzca eleştirebilirsiniz ve bu yazar için vaz geçilmez bir nimettir...

hayatın yalın hali...

insanların ego ları...

bir yazarın en büyük merakıdır zaten...
devamını gör...
kendi adıma konuşmam gerekirse şurada yaptığım tek cümlelik tanımların hepsini toplasam bi makale kadar edemeyeceği için.*
devamını gör...
ben sizin uşağınız mıyım da o kadar arketipten, edebi eserden, sanattan, edebiyat tarihinden, dillerin gelişiminden, abecelerin benzerliklerinden, dil felsefesinden, halk adetlerinden, yemekten, spordan bahsedeyim.

ameleyim ben amele. bunlardan bahsetmem en başta yanlış. sonracığıma canım istemiyor. eğleniyoruz ne güzel.

zaten benden güzel yazar olmaz. benim üslubum pistir. cogito kaldıramaz.

gidem de kebap sölüyem haceli !
devamını gör...
tam da dün düşündüğüm konudur.
kendimce iki neden buldum:
1- gerçekten bizi yazmaya sevk edecek bir meselenin olmayışı ve/veya yazılmaya değer bir endişe taşımamamız.
2- bam telimize/zülf-ü yare dokunup da kalem oynatılacak meselelerde de ilk durağımızın boş bir a4 kağıdı değil, sözlükler olması.(sözlük olmayanın da sosyal medya oluyor ki aynı meselenin laciverdi hükmünde)
bu sayede o an ki iştiyak klavyenin her bastığımız tuşu ile birlikte bir adım daha uzaklaşıyor bizden, bir müddet sonra görünmeyen ama hala sevilen (eski) yâr hükmüne dönüşüyor.
sanıyorum sözlük girileri aç karnına yediğimiz abur-cuburlara benziyor, karnımızı doyurmuyor amma açlığımızı yatıştırıyor.
diye düşünmekteyim.
devamını gör...
zaman darlığı.

oturup sayfalar dolusu uzun bir öykü yazmam için zamanımın olması gerek. üstelik günlük hayat meşgalelerinden de kurtulmalıyım ki yazabileyim. diyelim ki azmedip geceleri yazmaya başladım. uykusuzluk nereye kadar?

yani bahane çok.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar