sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2.
***hani bir adam vardı, sahaflara gitmişti kitap almak için, sonra çirkin, yaşlı kitapçı kadın o'nu azarlamıştı. acaba o saygın adam o an ne hissetmişti? kadına aslında ne demek istemişti?

***garip bir adam vardı kardeşinin oğlu, kendi oğlunu öldüren.. ve haber geldiğinde kabzasının üstünde olan ellerine dikkat kesilen. elleri titremeyen.el kaslarının gerginliğinde artış olmayan. kardeşinin oğlundan intikam almayan, çoğunlukla suskun olan, zengin ama itaatkar olan, sabrın ilk şok anında değerli olduğunu bilen.o adamı görmek isterdim ben.

***bir gün ders çıkış arkadaşlarla sık sık gittiğimiz kafede bir şarkı vardı. klibini izlediğimiz. eve gelince ben tekrar dinlemiştim o şarkıyı. kadının sesi çok kötüymüş aslında geç farkettim. yani niye bir daha dinlemiştim ki. şarkı da öyle çok manalı bir şey değildi.

böyle işte.
devamını gör...
3.
sevgili defter şuan seni bir çaylak olarak karalıyorum. çaylak ve yöneticilerden maadası da bunu göremeyecek biliyorum. henüz yazar olamadığım için de seni karalamaya hakkım var mı onu da bilemiyorum. çok çaylakım defter, şu an hiç birşey bilmiyoyum.
devamını gör...
5.
obélix nasıl ki romalı görmese sıkıntıdan ölüyör, şahsen ben de ateist görmesem rahat bulamiyorum.



işte bu da tribün makamında okunması gereken manimiz:

sabahtan beri tanım girmedik,
canımız sıkıldı bizim,
yönetimdeki babalar bize ateist yollasana
şukelanı alırsın sonra
devamını gör...
**aslında sebepsiz olur bazı şeyler..insanın eline bir vesile geçtiğinde iyi değerlendirmelidir, mükemmeliyetçi olmak yorucudur ve enaniyetin katıklısıdır. rabbimizse, güzel olanı sever, mükemmel olanı değil. bunu atlıyoruz galiba. dünyaya dünya kadar değer vermek gerekir, fazlası zulümdür.

**dostluğun güzel bir yanı da konuşmadan anlaşabilmektir. söylemeden duymak, istemeden vermek..

devamını gör...
yorgunum. adımın harfleri kadar yorgunum. uykusuzluk değil derdim. derdim anlaşılamamak hiç değil. derdim, derdimi anlatamamak değil. derdim kuşların gidişleri, baharın gelmeyişi, sevgilinin gidişi, yalnızlığım, ıssızlığım, sessizliğim değil. derdim, dünya nın dönmesi, dönerken çıkardığı ses değil. derdim zihnimde dönüp duran kelimeler değil, derdim sazımın tellerinin kopuşu değil, derdim şarkılar değil, derdim şiirler değil, derdim var olmak değil, derdim yok değil, derdim burada olmak değil, derdim burada olamamak değil, derdim burada olamaması değil, derdim burada olmaması değil...

derdim çoktur hangisine yanayım.
devamını gör...
özellikle gazeteci camiasında köşe yazarlarının birbirlerinden çok iyi arkadaşım o benim falan diye bahsedip sonra birbirlerine en hafif tabirle giydirmesinden nefret ediyorum. samimiyet yoksunu insanlar. aynı şeyi sözlük ortamında da görebilirsiniz. birbirlerinin yüzüne gülüp, hatta birbirlerinin başlıklarına övgü dolu yazılar döşeyip ardından birbirlerine döşeyen yazarcıkları.

devamını gör...
13.
tam olarak şöyle oldu;
durağa yaklaşmıştım. ayaktaki kadınlar konuşuyorlardı. bir tanesi, diğerine dedi ki;
-niye mutsuzsun kendine kıyafet aldın,hala mutsuzsun..

demek bir etekle, bir eşarpla mutlu olanlar var..vay be.
devamını gör...
14.
çok şansız olduğum için mi şansızım diyorum yoksa şansızım dediğim için şans beni bir türlü bulmuyor. buna karar veremiyorum.elimi attığım yer kuruyor. burada yazar olduğuma göre cogito sözlük düşünsün gerisini...
devamını gör...
15.
4temmuz 2007

nelere hasretim bir bilsen!

sen güzel planlardan bahesedip onların içine beni de katarken, ben bütün bunları farklı mı algıladım acaba?

gözümü kapadığımda, gece yatarken aklıma neden sen geliyosun ki? arkasından annemin su böreği!

uzun zaman oldu yemeyeli,zaten bugün o da gitti...

daha şimdiden özledim beyaz tenini, kızgın ifadesini,pimpiriklenmesini...

tekrar açtım gözlerimi;

aklımda hala senin gözlerin, bir de annemin su böreği.
devamını gör...
16.
bir başlık altına tanım olarak yazamayacağın, ne tam olarak tespit ne de ayrıntı olan yazıların yazılabileceği defterdir;

* eskiden şöyleydi diye başlayan muhabbetleri pek sevmesem de eskiden ne çok güzel şey vardı. sokak sokak gezen çingene bohçacı kadınlar mesela. korku unsuruydular. arkadaşlar arasında dönüp duran bir hikayeye göre bazıları bohçalarında çaldıkları çocukları kesip saklar evlerine taşırlardı. ne zaman evimizin önünde kadınların ortasına kurulup bohçasını açmaya başlasa içinden çocuk kafası, bacağı falan çıkacak sanırdım. o kadınların birçoğu da sütyen giymezdi ve ağızlarında muhakkak sakız olurdu. alex ferguson dan daha güzel çiğnerlerdi o sakızı hakkını vere vere.


* big babol isimli sakız vardı bi de. ağzına attığında diğer sakızlardan üç tanesini birden çiğniyormuş hissi verirdi.


* ya sırf arkadaş ortamında tutunabilmek için şans oyunlarına sarmak. sen ne güzel favori atımızdın yavuzhan.


* müzik grupları ya da şarkıcıların kliplerinde ve şarkılarındaki rutinlikleri bazen göze çok batıyor. grup 84 misal genç hevesli çocuklar ama gerek sert gerek slow parçalarında muhakkak bir " aaaah " geçiyor. ne dinmez acıları varmış . sibel can her klibinde terlemiş koltuk altını muhakkak gösterir. kenan doğulu şımarık misafir çocuğu gibi yandan yandan sırıtır odaya çekip dövesin etini çimdiresin gelir. ama yalın ahh yalın ! mahallenin zengin, terbiyeli etliye sütlüye karışmayan örnek çocuğu.


* ortaokul ya da lise döneminde "oğlum şu kız seni kesiyo lan" on gazına gelip o kıza teklif edenler bir dernek kursa fahri başkanı olmak için elimden geleni yaparım.


* eğer bir aksiyon filminde iş bitirici grup varsa muhakkak olay yerini bir minibüs içinden izler ya da dinleme hadisesine girerler. sırayla ve birbirlerinin diyaloglarını tamamlayarak konuşmalarına girmiyorum farkındaysan.


* dünyayı ticaret pazarı olarak gören zihniyet sana diyecek bir şey bulamıyorum. bir-iki ay önce bir gazetenin hafta sonu ekinde alışveriş merkezi mimarlarının kapalıçarşı'ya dair görüşlerini yazmışlar. hiçbirinden akla mantığa sığan bir proje çıkmamış. bir tanesi "dünyaca ünlü mağazaların yanyana sıralandığı eşsiz bir avm haline getirilmeli" demiş. ahmet hamdi nin beş şehirini 3x5 mt. boyutlarına getirip bu adamların üstüne atmak istiyorum. her boş arsaya tünediğiniz yetmezmiş gibi tarihin soylu güzelliklerinden çekin elinizi.


* önce o başlattı savunması her yaşta devam etsin.


* "ağabeyim karyolaya yaklaşıyordu. koyu kahverengi uzun röbdoşambır içinde, zayıf vücudiyle bir dağ manastırının dibi görünmeyen karanlık koridorunda, sessiz adımlarla sabah duasına giden rahibin hayaletine benziyordu"
peyami safa - yalnızız syf.88


* fotokopi makinasından yeni çıkmış kağıt kokusu


* bir anadolu kasabasına ya da şehrine gittiğimde hemen en kral köftelerin, menemenlerin yapıldığı baraka köfteciler sokağını bulmak isterim. dükkanlardan birisine girip oraya daha önceden gelip dükkanın içindeki karton duvara bir şeyler karalayan askerlerin, aşıkların sözlerini okumak. orada en çok tercih edilen az konuşan, olgun gülen köftecinin köftelerinden yemek.


* okulda sabahçı olmanın en kötü yanı öğlencilerin her vukuat sonrası " sabahçılar yapmıştır " savunmasıdır sanırım.


* inci küpeli kız çok hoş bir kitap. içini bilmiyorum ama kapağı falan çok hoş yani, göze güzel görünüyor. şaka bir yana okunası bir kitap.


* kardeş de sizinle oynasın denilen çocuk olmak kötüdür. daha da kötüsü hatır rica girdiğin bu enikler ortamında yaramaz tipin şakalarına maruz kalmaktır. yaramaz sana vurdukça, tükürdükçe coşar sen efendiliğini bozmazsın. annenin yanına gidip gammazlayamazsın dudağını büker sineye çekersin.


* bizde philip morris gibi bi adamın çıkmamasının nedeni sonu bitmez yancılıktır. philip yolda yürürken misal yancının " şişş filip bi kulak arkası yapsana lan " diye etrafında tünemesi. filip in evden çıkarken sigara paketini çorabına sokması..


* şu hayatta en çok calgon reklamlarındaki tamircilerin öz güvenine sahip olmak istedim ama olmuyor.



devamını gör...
17.
* aynı olay üzerine 2 farklı yaklaşım: misal, bir telefon görüşmesinde karşı taraf 'sizi biraz bekletebilir miyim?' deyip, yeniden diyaloğa dönünce:
-"beklettiğim için özür dilerim." diyebilir ya da
-"beklediğiniz için teşekkür ederim"

tercihimizin bilinçaltımıza salınmış bir olta olduğunu düşünürüm hep. üstelik ne çıkacağına dair hafiften endişeyle karışık bir korku ya da korkuyla karışık bir endişe duyarak.

* bazı büyük adamları olmadıkları birşeye olmaya zorlamak, haddinden fazla şişirmek gibi bir huyu var biz takipçilerinin. bunun en büyük misallerinden biri şair ismet özel'dir. kallavi, sağlam bir şairdir. ama takipçileri onun sadece çok büyük şair olmasıyla yetinmeyi bir türlü bilmiyorlar.

* dinin özü istikamettir. istikamet de ihlasa bakar.

* "inananlar ancak kardeştirler" demek, "inananlar ancak kardeştirler" demektir. uzun boylu tevile, tefsire girmek zihni bulanıklığın neticesidir...

* kafka, kendini ezenlerin dilinde yazmış romanlarını, bu bir. iki, adam ezildikçe, sıkıldıkça dünyasını içe doğru genişletmiş bir adamdır ki kafka'yı kafka yapan budur.

* diğer birçok şey gibi, kitap okumayı da en basite indirgemeye başladık. basit, anlaşılır, kolay okunur olacak kitap. çünkü hiç kimsenin evine kapanıp, televizyon ya da internetten başını alıp tefekkür ede ede, doya doya kitap okuma şansı yok. haliyle geriye dolmuşta, otobüste, bazen tv başında okumak kalıyor. bugün sözlük yazarları da dahil birçok kişinin popüler yazarlarını başka türlü açıklayamayız yoksa. sıkıysa dolmuşta spinoza oku...

* sözlük, yani interaktif sözlük olduğu kadardır...

devamını gör...
18.
canım sıkılıyor. dün gece laptopuma virüs girdi. format atıyorum şu an. bebeğimin fotoları da gitti içinde. acaba format atılsa da bazı bilgiler bulunabiliyor ya özel yollardan. ben de bulabilir miyim.canım sıkkın.
devamını gör...
19.
gözlerim kapanıyor. halsizim. depresif bir haldeyim. mutluluk hormonu içmem lazım. çikolata demeyin bana. şimdi nereden bulayım. bir dost kelamı yeter belki. mutlu olmaya.ufff çikolata bulmak daha kolay...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar