sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2002.
neden hiç mutlu olamıyorum. ya da şöyle söyleyeyim; neden birazcık mutlu olunca tırsıp, bu mutluluğu kendi ellerimle yıkmaya çalışıyorum. neden?
devamını gör...
2003.
57 yaşında ki kadın ingilizce hocasının sınıftaki bazı kişileri dersten atarak yok yazması ve bu süre içinde nöbetçi öğrenciyi ayakta bekletmesi sonrada defteri vermeden göndermesi en sonunda da beni dersten atması. eğer nöbetçi sadece 19 saniye daha erken gelseydi belkide ben yok yazılmayacaktım ve hocanın kürsüde zıplamasını izleyip gülücektim ama herşey o nöbetçinin yüzünden.
devamını gör...
2008.
dikkat: bu tanım başlığın istediği türden bir içten geçenler tanımı değildir.

mekanların enerjileri olurmuş içlerinde yaşayan insanların enerjilerinden oluşan.
bence başlıkların da bir enerjisi var. mesela bu başlık insanı yorgun düşürüyor, içimden bir şey geçecekse kesinlikle karamsarlık olmalı o dedirtiyor. yani ben öyle hissediyorum.

kimi başlıklar var. okudukça yüzüm gülüyor çünkü kimler yazmışsa apayrı şeyler yazmışlar, bambaşka insanlar var bu başlıkta mesajı veriyorlar, ne kadar çok insan var hepsi de birbirinden çok farklı hayretiyle nedense mutlu ediyorlar insanı.

hani yolda yürürken filmlerdeki gibi sanki etrafınızdaki her zerreyi teninizde hissedersiniz, yolun ortasında duraksayıp etrafınıza bakınmaya başlarsınız. insanlar hareket ederken birden hepsinin atom yığınları olduğunu, etrafınızın atomlarla sarılı olduğunu hissedersiniz, ne kadar çok uyaran olduğunu fark edersiniz o an ve aslında fark ettiğinizin bunlar olmadığını fark etmeden bu derin hissiyatın basit bir tezahürü olarak yahu ne kadar farklı insan var, hepsi ayrı bir alem dersiniz.* bazı başlıklar, dedirtir bunu cidden.

fakat bu başlık tam tersini düşündürüyor. bakıp bakıp diyorum ki
ben de dahil

herkes birbirinin aynı!



bir de not: kimi başlıklar okumak için tıklanır kimileri yazmak. bu başlık bana göre yazmak için tıklanır. yani bunları çok az kişi okuyor o da mahlas seçerek. acaba diyorum yukarda zırvalamış olsam yakalanma ihtimalim kaçta kaç olurdu?*
devamını gör...
2009.
insan, umudumu yitirdim dediğinde bile umut taşır içinde. ana rahmine yeni düşen bir bebek misali zamanla büyür içinde.ben de ise bir kısırlık söz konusu.tüp umutlar taktıyorum belki bir gün tutar diye.


aşk nefrete en yakın duygu iken ondan korkmamak imkansız. korkmak ise ahmaklık. ahmaklık ise tam anlamı ile aşka giden kişi ve yol üzerinde.büyük bir kısırdöngü içersinde sersemce ayakta kalma çabalarım...


tertemiz bir gece, muhteşem bir ay ve parlak yıldızların olduğu bir gecede, seranat yapılmıyor istanbul mahallelerinde.balkona her çıktığımda sisli bir gece,sönük yıldızlar.aynı gökyüzüne bakıp,aynı bulutu büyük bir şapkaya benzetmek.kesinlikle olmayacak bir dua.

ve kader dediğimiz hep istem dışı yaşadıklarımızda aklımıza gelen bir kurbandan başka bir şey değil.

evet ben shakespeare değilim, sam shepard hiç değilim.ama benim de afilli cümlelerim bir gün biri için tarihe karışacak.

iyi bir gece geçirmek dileği ile...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar