sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2582.
bugün abim geldi. çok yorgunum deyip yattı. annem tam konuşacağım, sus abin uyuyo dedi. abim de normalde öğrenci evinde kalıyo, sesler o biçimdir neyse. önce kızdım, sonra trip attım, sonra surat astım, zaten burcum boğa, kıskandım ha. sen kalk düşük puanla şehir dışında oku, sonra uzaksın diye kıymetli ol, yok canım!

ek: yanlış anlama olmasın deyu, tabi ki insanların kıymetini skorlarıyla ölçmüyoruz. ama uzakta olmasının nedeni puanı ya ondan dedim...
devamını gör...
2586.
- şu yaşıma kadar yaptığım bir bankacılık işleminde ortada dönen para bir kerecik olsun o para sayma makinası ile sayılmadı. ta ki bugüne kadar. bugün ilk defa bir banka görevlisi benden aldığı parayı eliyle saymak yerine -çok gelmiş olacak ki- para sayma makinesine koydu, makineyle saydı. insan kendini önemli biri zannediyor. yahu madem bu iş için adamlar makine yapmış, ne diye elini parmağını karıştırıyorsun. koy makineye, biz de mutlu olalım...

- ramazan başladığından beri bir cumartesi-pazar şöyle derin uyku uyuyup, hafif tembellikle oruç tutamadım. nasip geçtiğimiz pazar gününeymiş. sahurdan sonra, dedim artık 12 hatta bire kadar yatar, sonra namazıydı, kur'anıydı felan derken rahat akşam ederiz. ama olmadı... sabah 8:30'da uyandım, gözler vel-fecr okuyor. ne kadar direndiysem olmadı, uyuyamadım. aldım elime kur'anı, ver Allah'ım ver... kanepeye sırtımı vermiştim öylece uyuyakalmışım. mushaf'ı da yastık yapıp belime koymuşum Allah affetsin. daha doğrusu kuruyup kalmışım... uyandığımda saat 2 olmuştu.

- dün yine baktım böyle boş boş oturmakla vakit geçmiyor, elime ne zaman kur'anı alsam uyku çöküyor üzerime; dedim bari biraz melmeket meselelerine kafa yorayım, melmeketi kurtarayım. şöyle elimi şakağıma dayayıp, dirsekler masanın üstünde azıcık düşündüm. derken yine uyuyakalmışım. ikindi ezanıyla uyandım, farzına camiye zor yetiştim.

- camiden döndükten sonra da o tefekküre devam ettim ama bu sefer uyumadan. ve federatif sistemi şöyle bir kafamda canlandırdım. esasen süper fikir. milli birlik ve beraberliğimize bundan daha büyük katkıyı koyacak ikinci bir sistem düşünemiyorum. sakin olun anlatıyorum... şöyle ki, ülkeyi eyaletlere bölecez. aynen somun ekmeği dilimler gibi. şimdi türkiye haritasını şöyle bir gözünüzün önüne getirin. kalemimizle rize-trabzon sınırının kesiştiği yerden başlayıp dikine bir çizgi çekiyoruz güneye doğru. çizginin güney ucu, mardin-urfa sınırına felan denk gelir. ikinci çizgiyi samsun'da yeşilırmak nehrinin denize döküldüğü yerden aşağı doğru, yani hatayın berisine doğru çekiyoruz. ben bu mantıkla ülkeyi 5 eyalete böldüm. bence kafi. ama arzu ederseniz bunu 4 ya da 6 da yapabilirsiniz. kalem de harita da sizin elinizde.

- bu yukarıdaki eyalet sisteminin özelliği şu: lazı, türkü, kürdü, arabı, acemi, kazakı, çerkezi, iti-kopuğu hepsi bir arada. mecburlar beraber yaşayacaklar. alan da dar olduğundan illaki bir yerleri değecek, sürtecek vs. ya alışacaklar; müsamaha, hoşgörü gösterecekler ya da öldürecekler birbirlerini. öldürme işi olmaz. öldür öldür nereye kadar...? mecbur anlaşacaklar.

- misal ile eyalet. rize, artvin, ardahan'dan başla gel aşağı doğru. kars, muş, bingöl, batman, bitlis, ağrı, siirt, şırnak, van, diyarbakır'ın bir kısmı vs. her millet var. eyaletin başkenti erzurum.

- bu arada, güllaç'ın üzerinde nar olmazsa oluyor. yok fıstığıydı, ceviziydi felan boş... nar olacak.

***
devamını gör...
2587.
az önce trt haber in dünya turu adındaki haber programını izledim. biri venezuella'da suda yaşayabilen çekirge keşfetmiş, nasa küriyus muriyus adlı bir keşif aracını aya mı marsa mı ne göndermiş, sanırım marstı,, sonra elin japonu turislere rehberlik edecek bir robot yapmış, hem de dört bil biliyor, gerçi benim de ingilizcem var ama henüz intermediate*, kısacası adamlar aşmış abi, biz onların keşfettiklerinin ne işe yaradığını öğrenene kadar ohoooh onlar yeni keşifler yapar yakalayamayız biz onları.

her neyse sözlük çok pis gaza geldim, hemen araştırmalara başlıycam, ama insan bilgisini doğru kullanabilmek için sosyal zekasını geliştirmeli, o yüzden önce kitap mı okusam biraz,, neyse ben en iyisi filmi çekilmiş kitapların başını okuyup filmini izleyim böylelikle zaman kazanırım,, ha ne diyordum çok pis gaza geldim,, ama korkmayın geçer hemen,, ayrıca bakma öyle burda kahve muhabbeti yapmıyoruz.

add it:*
devamını gör...
2590.
karmakarışıklardayım.. karmakarışıklaşmaktayım.. karalamak içinse önüme sen geldin.. yoksa az sonra pek bir hit almayan blogumu açacaktım da karalayacaktım.. büyük ihtimalle kimse okumayacaktı benden başka.. hazır burada da pek fazla kişinin okuduğunu sanmıyorum.. bir tek modlar okuyor.. onlar da küfür var mı yok mu diye bakmak için.. sanki küfürlü entry yazmayınca iyi insan küfürlü yazınca terbiyesi ahlaksız olacağım.. belli mi olur.. belki bir daha bir modla yada adminle bir araya gelirsem ağzıma biber sürerler küfür ettiğim için.. anam mısın babam mısın be sözlük ? neysimsin? peki o benim neyim? insan ondanıyla hiç öyle olur mu? yasak romantizmler yaşamaktan bıktım be sözlük.. yaşım geldi 22yi buldu.. tabii dışardan bakıp da gören en az 25 diyormuş.. demek ki içimi dışıma olduğu gibi yansıtıyorum.. şeffafım yani.. içimdeki çocuk bir günah gibi hep suçlu değil zira içimde çocuk falan yok.. en az 50sinde bir adam var.. ben de ha bire bastırmaya çalışıyorum onu.. eğleniyorum.. gülüyorum.. etrafımda gülüp eğlenen insanları görüyorum.. şen şakrak.. çocuk gibiler.. ve hiç mi hiç yaşlanmıyorlar.. yaşlanmamalarını ona bağlıyorum.. ama din de diyor ki çokça gülmek yüzün nurunu azaltır.. amin.. ne diyelim.. Allah herkese içi karartmayan yüzü nurlandıran gülücükler ihsan etsin.. peki ben sırf bu yaşlanma korkusuyla mı karmakarışıklaşmaktayım.. zaten ben kendimi bilmiyor muyum? ölene kadar şiir okumak istiyorum.. göğsüne yaslanarak.. yada gözlerimin içine beni anlamaya çalışırken ki zamanlarda baktığı gibi baktığını görerek.. gözlerini göreyim be sözlük.. çok mu şey istiyorum.. tamam.. kalbim atıyor yanında hızlıca.. kabarıyor gönlüm.. yerinde duramıyor.. bununla doğru orantılı olarak kan basıncı nedeniyle başka yerlerim de kabarıyor.. ama vallahi dokunmam bile.. sadece şiir okuyayım ona.. o da beni takdir etsin.. "ben seni çok sevdim ya" desin.. "ben de seni" diyeyim.. "aslında insanlara hemen kanım ısınmaz böyle" desin.. "bana ısınsın" diyeyim.. sonra el ele tutuşalım.. o rose olsun ben jack.. geminin içinde koşturalım.. bir gecede başlasın aşkımız.. ama bir ömür sürsün.. ölelim beraber.. yada sadece ben öleyim.. "tabii lan.. aşk dedikleri buymuş işte" diyeyim.. sonra öpsün ben.. ölümü öpsün.. ölümü öp bir daha göğsünde uyut beni.. sabah gel yine o en tatlı halinle.. uzan yanıma.. başımı başına dayayarak uyanayım.. her gün öyle uyansam da yaşlanmam gerçi.. yaşlanıyorum sözlük.. içimdeki ihtiyar bir hacı kadar sakallı.. ve senin hala ellerin yok sözlük.. modların var.. sadece küfür var mı yok mu diye bu yazıyı okuyan modların.. gerçi iyi adamlar.. ben olsaydım okumazdım.. ctrl+f ile taratırdım belli başlı kelimeleri.. gerçi onu yapmadıkları ne malum? belki de öyle yapıyorlardır.. bunu evde denemeyin kesin öyle yapıyordur.. cidden.. gidip soralım kendisine.. nereye gidecem ki? gidiyorum işte.. urfama dönüyorum.. istanbuldan.. ondanımdan ayrılıyorum.. o kadar mesele yaşadık, onca debdebe atlattık.. metrobüste kavga ettik metroda ölmedik kadıköy boğasının önünde poz verdik.. istiklaldeki tramway'a tutunduk ( en azından tutunanları izledik) tüneldeki yazıya kraköyde başlayıp yukarıda devam ettik vapurdan aşağıya sarkıp boğazdaki deniz analarına tükürdük, ölmedik işte velhasıl.. ölmedik de o bir gecede öldürdü bizi be sözlük.. of.. karşıki dağlar ev dolu.. yıkılmaz yani.. ben urfama döneyim.. teperime anlatayım istanbul'umu.. istanbul da beni her daim ona fısıldasın.. amin..
devamını gör...
2591.
önemli olan karar vermek ya da almak değil önemli olan o kararların arkasında durabilmektir. diyenlerin önünde saygıyla eğiliyorum şimdi.
hadi bir de nasıl kararların arkasında durulacağını diyin bana.
nasıl? nasıl? arkadan gelen bir farid farjad şarkısı eşliğinde kim durabilir bir kararın arkasında onu diyin bana.
devamını gör...
2595.
( #533846 )

ortaokuldayken bir kıza aşıktım.. adı belkıs'tı.. çok severdim kendisini.. kendisi de beni severmiş.. ama ona "seni seviyorum" dediğimde inanmamıştı.. "yok canım "at" beni sevemez, büyük ihtimalle "at" benim kendisini sevdiğimi bilince bundan faydalanıp benimle oynamak istiyor" diye düşünmüş.. bahsettiğim olay orta okul son sınıfla lise 1 arası dönemde falan geçti..

belkıs benim ilk aşkımdı.. hani en çocuksusundan, en masumundan.. hiç ulaşılamamış olması da cabası.. kız evlendi gitti.. Allah mutlu mesut etsin kendisini.. peki benim başıma ne geldi?

şimdi tam 7 yıl sonra aynı duyguları, belkıs'a karşı yaşadığım duyguların aynısını bir başkasına yaşıyorum.. o çocukluk zamanındaki gibi masum.. o çocukluk dönemindeki gibi işsiz güçsüz gibi.. geleceği düşünmeden.. geçmişe takılmadan.. ama bir o kadar da geleceğini de geçmişini de içinde yaşayarak, zaman zaman geleceğine de geçmişine de küfürler savurarak.. fakat çocuklarda odaklanma problemi olduğu için aşık olamazlarmış.. belki.. hem bahsettiğim dönemde her ne kadar ergenliğe artık adım atmış olduğum için pek çocuk da sayılmam ya, neyse.. biz yine de o zaman odak problemimimiz olduğunu söyleyelim.. çünkü ben şimdiki yoğunluğu hiç bir zaman yaşamadım.. hiç bir zaman böyle yemeden içmeden kesilecek kadar sadece ve sadece birini düşünmedim.. ben hiç bu kadar aşık olmadım.. ben hiç bir aşkı bu kadar yaşamadım.. ben hiç bir kadını bu kadar az yaşamadım..

dediğim gibi aşklarımdan en çok ilkini hatırlatıyor.. ama onunla kıyaslanamaz.. bugün aradı ya hani.. açıkladı ya neden son bir elveda diyemeyeceğini.. o an "lan iyi ki gelemiyorsun.. ben sana nasıl elveda derim?" diyemedim.. diyemezdim ki elveda.. insan hiç ayrılmak istemediği birine nasıl elveda desin.. nasıl "son bir kez" sarılsın? nasıl "son bir kez" koklasın.. nasıl "son"u sonsuzluk kelimesinin içinden başka bir yerde kullansın.. nasıl kullanmaya razı olsun? son bir kez olmasa da sarılmak, koklamak, gözlerine bakmak isterdim.. elveda da demezdim.. ama bütün orduları dağıtılmış bütün tersanelerine girilmiş iradem orada devreye giremedi.. "nasıl olur da gelemezsin? ben geleyim o zaman! " diyemedim.. diyemezdim ki.. yemek yemek için iradesi bulunmayan birisi kralın kızına aşık olmuşsa nasıl prenses'e "e ben gelirim o zaman saraya yeaa" desin ki? prensesin imajına nasıl kıysın ki? belki de kıyardı lan.. belki de prensese aşık olamayacak olan benim.. saraya girip kızı kaçırmayı göze alamayan fakir delikanlının haddine mi lan prensese aşık olmak! eğer ki aşık oluyorsan hakkını verirsin! ama ya bu kral.. öyle bir kralsa.. böyle biri.. bildiğin bir beko avva'mız eksik.. yoksa mem-u zin'i oynayan oyuncular gibiyiz sadece.. umarım destan olmam.. mutlu olurum.. amin.
devamını gör...
2597.
hüzün, keder, acı hoş geliyor bazen. insan bu yüzden zor olana talip oluyor. işte bu yüzden sokaklara düşüyor.

yani,yakışıyor adama yakışıklı bir sevda..
devamını gör...
2598.
beyaz sayfası kalmamış kara sayfalardan oluşan defter.

hani diyorum ki bana yeni bir defter alsan. kapağında resmin olsa. ilk sayfasında adım. son sayfasında adım.

orta sayfaları ben doldururum. öyle de seviyorum yazmayı.

kara kalem kullanmam ama. kırmızı yazacağım. mor da yazabilirim. ismini mesela mor yazarım.

var mısın ? defter alır mısın bana ?
devamını gör...
2599.
duygusallığımı kaybettiğimden beri insanları röntgen filmi gibi kemiklerine kadar görüyorum. keşke salağa yatarken sahici olsam. sonra gerçekten saf olsam yalanlara kansam. en azından ufak bi salak tebessüm olurdu. ciddi cool karizmatik ruh halleri sıkmaya ve üşütmeye başladı.
devamını gör...
2600.
ristanbul cok sıcak bugün havasi tek kelimeyle boğuyor. nefes alınmiyor.
sanki nem iki eli yakamda bir hükümlü.
klima altında uyuyakalmak ise aptallik hukmunde.
~gun mu demisim ? gun ve gece nin farki kalmadi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar