sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2661.
karalama defterine sıradan şeyler yazılıyormuş ama ben anlamlı bişey yazacağım:

aşkimm burakk senii çokk seviyorumm
<3
uzak olabiliriz ama hep ayni yerde, kalbimdesin.
devamını gör...
2662.
bayramlarda bu evlilik isteği daha mı depreşiyor nedir zor anlar geçirtiyor, bu bayram kolumdan biri tutsa hadi evlenelim dese belkide sürükleyecekti beni, niye acaba bu istek bayramı seçti oysa bayramdan bir hafta önce yanlızım diye kıvranıyordum, o halde bile duygularım bu halde değildi ilginç vesselam.
devamını gör...
2664.
ben bu basligi goruyorum yaa , elime kalem alip ekrani cizesim geliyor. 3-5 cizik atsam en tepeye kus,sag tarafa 45 derece aciyla selale cizesim geliyor. hakkini veriyorum yani sayfanin.
devamını gör...
2665.
hani olur ya genzin yanar, nefes alamıyor gibisindir,hiç bir yerlere sığamazsın,kimseleri duymak istemezsin, sadece ama sadece uyumak istersin...işte tam olarak o haldeyim..
devamını gör...
2667.
anne evinden de sözlüğe girmek ne zor olaymış ya hu. eve gelir gelmez, elde bilgisayar şifresiz wireless ağı avına çıkmak lazım bi kere. hadi buldun diyelim evin ilginç bir köşesine konuşlandın, her an bir kalk kız soğan hazırla olayının tehdidi altındasın. gündüz vakit bulamadın gece yazayım desen, gece uyanmış anne tehdidi var ki, bilgisayar başında yakalanırsan, sabah namazına kalkamamadan hafif bir giriş yapıp, asıl derdinin gece vakti internette dolaşmayı sokakta dolaşmaktan tehlikeli bulmasına kadar varabilen uzun bir nutukla sonuçlanabilir. hayır belki ben burada dünyayı kurtarıyorum, ama anlatamıyorsun ki işte... şu an bile tedirginlik içindeyim, saat de erken ama, aha vallaha geliyo!
devamını gör...
2668.
insanın ölüm duygusuna karşı hissiyatı, tahayyül etmek ile tecrübe etmek arasındaki farkı bizatihi görünür kılan yegâne şeylerden biri.
konuşmanın, yazmanın ya da zahir olan herhangi bir dünyevî fiilin yetersiz kaldığı halet-i ruhiye.

anlamak için değil, sabretmek için çalışmak ve tevekkül etmek esas olan.
çok dua edebilecek kadar takvayı nasip ve müyesser eylesin diye yaradan, "gayret bizden tevfik Allah'tan" diyerek az da olsa dua edebilmek göğe açılan ellerden ve rabb'e açılan yüreklerden geldiği kadarıyla.

devamını gör...
2669.
senden sonra keşkelerim çoğaldı..
keşke o kitabı okusaydım sana, keşke benzeyebilseydim sana, keşke ..keşke..keşke..
devamını gör...
2670.
geri sayim başladı. iki kelimeyi karşında bir araya getiremeyen ben ayları var dile dökeceğim. beni şimdiden affét çünkü yine beceremeyeceğim. her zaman... ve hiç bir zaman...
devamını gör...
2671.
bugün sekreterlerden biri hızlı hızlı odaya girdi ve arabanız gelmiş dedi esasında. ve ben onu babanız geldi anladım. :( nerde, hani dedim heyecanla... sonra kızım napıyorsun sen dedim kendime! göz yaşlarıma engel olamadım tabi bi anda. kızda kendini kötü hissetti. özür diledi filan defalarca. yok sen bişey yapmadın, ben dalmışım yanlış anladım dedim ama o da başladı ağlamaya... puff!
devamını gör...
2672.
gecenin hüzün puslu zaman diliminde, mazlum bir senfoninin tınıları çalar kulaklarımda. uzak coğrafyaların acıları, haykırışları, çaresizliği ve ötekileşmesi... yaş olarak bir büyüğüm ''mutlu olmak istiyorsan at gözlüğü kullan!'' demişti. yaş olarak büyüğüm dedim! biliyorum. böylesi bir nasihati bir büyükten beklemem! bu nasihat, sefil ve ahmak bir nasihat. yaş olarak büyük olabilir! ama gözümdeki küçüklüğü izah edilemez cinsten. insanların, acılarına ve haykırışlarına duyarsız kalmaktansa: nefessiz kalmayı tercih ederim. nefessiz kalmak, vicdansız kalmaktan evladır...
devamını gör...
2673.
acaba ne zaman başımı yastığa koyar koymaz uyuyabileceğim.. en son ne zaman derin bir uyku çektim, yatağa girer girmez uyudum onu da hatırlamıyorum. hayır düşünceler uykumu kaçırmasalar, biraz düşünüp uyumaya da razıyım ama o da olmuyor, düşünürken bir de bakmışım ki ohoo uykudan eser kalmamış.
uykuya ve geceye düşman kesildim. herkes uyanıkken ne güzel, düşünceler beni yalnız yakalayamıyor hemen kaçıveriyorum ellerinden ama gece öyle olmuyor. gecenin sessizliği mi? beynimin uğultusundan onu da dinleyemiyorum. kafamın içinde sayabildiğim kadarıyla en az 10 kişi konuşuyor: herkese güvenen lm, hiç kimseye güvenmeyen lm, her şeye şüpheyle yaklaşan lm, geçmişiyle kavgalı lm, geleceğiyle kavgalı lm, geleceğinden ümitli lm, hayal kuran lm, hayal kırıklığı yaşayan lm, eleştiren lm, özeleştiren lm; ben de onları dinliyorum. tabi onları dinlerken yoruluyorum bu yüzden sabah da çok yorgun uyanıyorum.
şimdi ben konuşuyorum diğer benler "acaba hakkımızda ne yazacak" diye bekliyor.
tek istediğim huzur, cidden.
devamını gör...
2674.
*
önce kuş cıvıltıları geldi kulağıma, sonra isli tülden süzülen gün damlaları gözüme. ölümün hafif halinden uyanıyordum, gün hayat veriyordu yeniden karanfillere verdiği gibi. anlayamıyordum gözümdeki parlaklığı başta. tahta pencerenin bayık gıcırdaması kulağımda, hafif meltemler yüzümde. açmıştım gözlerimi artık kurtulmuştum ölüm anından ama yine de hüzünlüydüm. kaçırmıştım güneşin doğuşunu, hani acaba sadece seninleyken mi yoksa hep mi güzel doğuyor diye merak ettiğim. ama biliyordum ve emindim; güneş en güzel senin gözlerinde doğuyordu. zarifoğlu'nun sorusu senle yanıt buluyordu. seninleyken bulutlar açıyordu, kuşlar özgürdü ve seninleyken mavi gök oradaydı. bir kadıköy vapuru hınca hınç doluyken sen varsan martılar mutluydu.
devamını gör...
2675.
ne vakit kalbim dünyaya meyletse perişan hale gelip bin pişman oluyor. sütten ağzı yanan bile yoğurdu üfleyerek yiyor ama ben bir türlü öğrenemiyorum elimi ayağımı dünyadan çekmeyi.
devamını gör...
2676.
içim çekti birden beni iç çekemez artık kırılgan hayallerin saçıldığı zihnin hüküm teranesi
avaresi oldu viranenin beni vurduğu gönül kerhanesine fahişeden temize çekilmiş bir cins aşk latifesi

ah bu şarkıların gözü kor olsun !
devamını gör...
2677.
yaklaşık 8 ay önce yaşadığım yeri değiştirdim, yeni yer demek hayatına yeni insanlar katmak yeni kültürlerle karşılaşmak demek, şunu anlıyorum ki farklı bölgelerin farklı kültürleri var, sizin a dediğinizi b anlayan yerlerde mevcuttur, sonra alışmaya çalışıyorsun tabi ilk anda attan inip eşeğe binmek gibi olabiliyor, bu 8 ayın öğrettiği çok şey oldu tabiki... insan ilişkileri, yanlızlığı anlamak, orta yolda tutunmak, kendi başına iş halletme, iş yeri arkadaşlarınla bir şekilde geçinmek zorunda olmak gibi bir sürü öğreti sunan olaylar, bazı huylarım değişmedi tabiki, bazıları değişmiş olabilir, ama bazı insanlara olan sevgimi yeniden hatırladım diyebilirim, 8 ay sonra şehre biraz ısınmaya başladım yoksa alışıyormuyum lan diye iç geçiriyordum, "la herhalde alışacaz buraya belki bir kaç sene kalırım diye iç geçiriyorum bazen", ama o yalnızlık duygusu... içimde olumlu olan ne varsa alıp götürüyor ve yine kaçmak istemek geliyor ardından... feci şekilde evlenmek isteme duygusu da geçmiyor değil, evdekilere bile şakadan atarlanıyorum bu konuda, çünkü yanlız hissidiyorum ve duygu gitmiyor, bir yere ait hissedemiyorum kendimi neyse neyin hayır neyin şer olduğunu rabbim bilir, biz şu an hayatın seyrine bakıp duruyoruz belki duygusal davranıp radikal kararlar almaya çalışıyoruz ama belki bunlar ergen tripleridir, yoksa bir insan 8 ay boyunca ilk fırsatta gidicem burdan ve aslında burasıda güzel bir yer duyguları arasından gidip gelir mi ?. rabbim hayreyle.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar