sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2742.
sözlükte deli gibi ankara havaları dinleyip müthiş ankara havaları oynayan insanlar var ama bunlar bi derneği yok bu konu üstünde bi çalışmamız var. dernekleşecez inşallah uygun bir başgan buldum yakında açıklayacam.*
devamını gör...
2743.
yıllarca bazı düşüncelerle kişilik yapılarıyla mücadele ediyorsun, sonra bir bakmışsın o düşüncenin içerisindesin sende o hale bürünmüşsün, şimdi kınama durumu felan diye düşünenler olacaktır onunda payı olabilir ama başka birşey de var sanki.
devamını gör...
2744.
elimde ne kaldı diye diye beni de kendini de tükettin. sürekli kar-zarar hesabı yaptığın duygusal devinimlerimizin nabzını tutmaya devam edecek misin?

bu yetmezlik bizi sonlu bir sevdaya çıkarır. bildin mi?

düşündü. tarttı daha çok sözcüklerini, başka bir şey dedi.

uzaklaşıyorum, yakınken, çınarın gövdesine yaslanıyorum. inan bana, iyi geliyor.

geç-erken-zor-kolay-dar-geniş

her şey bir şeye tekabül ediyor. böylece tekamül oluyor.

sıtmaya tutulmuş gibi titriyor. cümleleri tam anlayamıyor. dinliyor. "dinlemek bana yakışır" diyor.

kalabalıktan arınamadığı için, üzerinde bir ağırlık hissediyor.

ona mı öyle geliyor, yoksa kuşlar yönünü mü şaşırmış? niye başka tarafa uçuyorlar? neyse.

tedirgin ruhu sarkarak geceden; pencereden sarkar gibi. gündüzleri daha kolay uyum sağlıyor. böyle kalabalığa karışmak, karanlığa bulaşmaktan daha kolaydır.

belaya uğramış bir delikanlı gibi tenhada ne yapacağını bilmiyor.
ödül mü ceza mı, sorgulamıyor. hay Allah, bak sen şu işe; bir de başı ağrıyor.
bütün yaşadıklarının güzelliğini inkar edemiyor.
bir tek bundan emin.
bir tek aşkın gücüne tutunuyor.
devamını gör...
2745.
az önce yağmur'u gördüm. büyümüş cimcime. kara kaşlı kara gözlü fettan bi' şey olur büyüyünce bu kız.

"yazın neler yaptın bakalım? " diyor bana yav. gel de sıktırma yanaklarını. seneye okula başlayacakmış.

yağmur'u ne zaman görsem baba olasım geliyor. kızımı öldürmek istemiyorum zihnimde.

erkek çocuk da istemiyorum en iyi kalmak adına.

dünya çok zor bir yer. uff bnne be slk deyip çıkıvereydim keşke.
devamını gör...
2746.
elleri, kelebekleri esen rüzgardan koruyordu. yağmur yağana dek. yağmurlar yağdı, meltemlerin adını fırtına koyduk ve sonbahar. ve kış. kelebekler?her şeyin sonuna gelmiştik. sona. ölüm koyduk kelebeklerin adını. kelebekler güzeldi, renkli, yer yer siyahlıkları da vardı elbet. kanatlarının üstünde peri masallarından kalma tozlar. kadifemsi kılıyordu kanatlarını ama onların tek derdi güneşte serpmekti onları sağa sola. ama ayrılığın vakti saatte, kendisi kapıdaydı. sona gelmiştik. sona. kelebeklerin adını ölüm koymuştuk. ve gitti.
devamını gör...
2748.
bir akrabamız gürcistan'a taşınıyor. bugün misafir ettik kendilerini. çiğ köfte ve ezme merasimi vardı.

yalnız içim çok buruk be. ulan aşk dediğin adamı iyice duygusal terminatör hâline getiriyor.

garib gidiyor be adam. çok garib. parası var malı var her şeyi var ama garip ulan.

son günlerinde bize gelmişler. aga ben ağlayacam levyeyi verin !
devamını gör...
2749.
eskiden annem sigara içmemi kabullenemiyordu. çok şükür o evreyi geçtik. şimdi arkadaşların evinden kaldıktan sonra eve gittiğimde gelme lan evime çık dün nerde kaldıysan oraya git deme evresini atlamamız kaldı. eminim onu da geçecez beraber başarabiliriz anne güveniyorum sana.
sigara içtiğimi kabullenmesi iyi oldu ama dün öksürmüştüm arabada eve giderken oğlum içiyon sigara bugün öksürdün cigerlerin hep dolu yazık yavrum ciğerlerine yazık dedi. bende fazla içmiyom ana arada sırada içiyom dedim 5 yıldır bunu diyorum la. anamda içme gadasını aldığım oğlum içme ciğerlerine yazık dedi. bi ara sokakta ne zaman sigara içen zibidi görsem gözümün önüne sen geliyon derdi. çok zor günlerdi onlar sözlük öyle böyle değil.
devamını gör...
2750.
insanlar sahip olduklarının kıymetini bilmiyor ve bu bilinçsizliği mutsuzluk sanıyorlar. hep daha fazlasını istiyorlar oysa hayattan beklentilerini düşürseler daha mutlu ve huzurlu olacaklar ama bunu kabullenemiyorlar. bu kanıya nerden mi vardım, çevremdekilerden. neredeyse hepsi mutsuz olmaktan yakınıyor, ben de onlarla aynı hayatı yaşıyorum ama mutsuzum demek başkalarına haksızlık etmekmiş gibi geliyor bana. yaşadıkları hayatı kötülemekten güzelliklerin farkına varamıyorlar. mutluluğu tek bir şeye endekslemiş herkes, kimisi yaşadığı şehre, kimisi bir sevgiliye, kimisi paraya.. bunlar önemsiz değil elbet ama mutsuz olmak için daha çok neden olmalı bence. neyse işte, şükürsüzlük başa bela.
devamını gör...
2753.
şu anda hotel ..... .... nın karşısındayım. yarım saat kadar bir süredir burada oturuyorum. arabalar duruyor; insanlar geçiyor. insanlar duruyor, arabalar geçiyor. her şey robotlaşmış. bu durumdan yakınıyor muyum? hayır. sadece var olan bir gerçeği söylüyorum. bunu eleştirmiyorum yani. kimse beni görmüyor. yanımdan yüzlerce kişi geçti ama hiçbiri gelip de bana bir şey demedi. ve ben bundan gerçekten çok mutluluk duyuyorum.

--- hakan bıçakçı ---

kalabalıkla beslenen baş döndürücü bir kaosun merkezinde yaşamayı seviyordu arif. kalabalığı sevmiyordu yine de. aynı sokağa her çıktığında etrafta farklı insanlar, yabancı yüzler olmasını tercih ediyordu. kendisini tanımayan, bir yerden gözü ısırmayan, ne iş yaptığını bilmeyen insanların arasında olmak onu ferahlatıyordu. bütün sakinlerinin adını bildiği, gülümseyerek kendisini süzdüğü, yardımına koştuğu; bakkalıyla, kasabıyla, manavıyla ayrı ayrı selamlaştığı bir sokakta olduğunu düşündüğü zaman boğulacak gibi oluyordu. herkesin birbirini avucunun içi gibi bildiği "sıcacık" bir mahalle ortamı, müthiş bir korku filmi setiydi onun için. tanıştığı herkesin kendisi üzerinde bir tür denetim kurduğunu hissederdi arif. samimiyetle birlikte artan bir denetim... kalabalıksa denetimsizlikti. denetimsizliği seviyordu. kalabalığı sevmiyordu yine de. kalabalık enerjisini emiyordu. içinde çok insan olan her yer onu dışlıyordu.

--- apartman boşluğu ---
devamını gör...
2754.
insan ömründe bir kere aşk'ı çat pat kağıda döküyor. hüznün ezgisiyle ritmik bir yazı çıkıyor ortaya. evet, ben de yazdım, oradan biliyorum. bol bol devrik cümle serpiştirdim içine. buram buram yağmur kokulu meltemler estirdim. sonra ürperdim, bir eski hırka giydim üstüme. hangi mevsimde olursam olayım, herkes gibi sonbaharı yazdım bende o dönem.

nereden nereye.

bugün inleye inleye kütüphanemi "update ve upgrade" ederken, ilkokuldaki en yakın arkadaşımı görmüşüm gibi gözüm bir yerlerden ısırdı o sayfaları. buruk bir gülümsemeyle okudum. ne bileyim.. üşümedim. o toprak kokusunu duyamadım. televizyon izler gibiydim.

anılar, hisler unutulursa... ne söz kalır ne yazı anlayacağınız. ve bu insanoğluna verilen en büyük nimet.
devamını gör...
2755.
kadınların kendilerini layık gördükleri bazı şeylerden nefret ediyorum.

örnek vermek gerekirse; hiç bir halt yapmadan kendilerine çok şey yapılmasını beklemek. nefret ediyorum bu bencillikten.
şu yaşıma kadar kimseyi geri çevirmedim hayatta; yolcuya yardım ettim, muhtaca ihtiyacını temin ettim elimden geldiğince.
iyi bir insanım demiyorum; sözlük yazarlarını toplasan bir kefeye koysan benim günahlarımı bir kefeye koysan benimkiler ağır basar.
ama ben muhtacı muhtaç koymadım ortada. nefret ediyorum bu bencillikten. insan kisvesine bürünmüş kurt gibi olmak. emek vermeden emek sahibi olma dileği. ardından kadınlıktan bahsetmek. o üretken olması gereken cinsin bencil bir varlık olmasından nefret ediyorum arkadaş nefret !

ve her şey bitince gelen feryatları midemi bulandırıyor. feryatların hepsi ben diye başlıyor. he sen gülüm.

kadınlığın hakkını verenler tenzih edilmiştir. zaten onlarla bir sorunum yok. ne sorunum olacak onlarla?
devamını gör...
2756.
yer kadir has kütüphanesi...

kadir has kütüphanesinin kapısı eşek ölüsü gibi. açması zor tutması zor bir kapı. bildiğin sur kapısı la. ilim var olm içerde. çalışma odalarında sevişenleri saymazsak. hehe.
vereceğimiz seminer için 3-4 arkadaş kütüphaneye yol aldık. grubumuzda kıl olduğum bir hatun var. ne zaman bir şey olsa "ben gadınım yeaaa" diye ortaya atlıyor. lan neyse burada bir şey diyecektim.

tam arkamdan geliyor bu da. kapıyı açtım; ağır lan kapı ama tutmadım, bıraktım. kapı buna çarptı tabi. oh dedim içimden.
sen ne yaptığını sanıyorsun ya insan bi kapıyı tutar, dedi.

döndüm geri. iki kolunu tuttum. "bunlar ne lan ?" dedim.

"napıyosun yeaa?" dedi.

"la oğlum bunlar ne işe yarıyor ?" dedim.

ağlayacaktı, cevap vermedi. kolunu bırakıp içeri girdim. zaten sinirliyim. kimse ses çıkartmadı; seminer için çalışmaları tamamlayıp çıkıp gittik ordan.

sonuç; hatun aşık oldu bana. ama baba affetmez ! karşılık vermedim tabi. sen kimsin la ? neyse.

devamını gör...
2757.
yorgunum sözlük çok yorgunum deli gibi gezdim bugün ayaklarımın altı acıyo.ama sonu güzel oldu inşallah*.neyse yatıyom ben ya oyy oyy..
devamını gör...
2758.
öyle neye güldün, gördüğün sensin
eğer kınadınsa, daha betersin
etvârı nasılsa öyledir kişi
nefsine ariflik seyirden başlar.
devamını gör...
2759.
dışarda kar yağıyor olsa,üşüsem.sonra eve geldiğimde sıcacık bir çay ve simit beni bekliyor olsa.kalorifere yaslanarak uyuyakalsam.
bir de ertesi gün okul olmasa keşke.
devamını gör...
2760.
yarın okul başlıyor ben hala sakallıyım kesmiyecem müslümanım olm ben diyecem. yatay geçişten bir yığın insan gelmiş . ilk derste eğitim psikolojisi . öl daha iyi . inşalla emine hoca ölmüştür. yoksa bir senemiz daha heba olacak.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar