sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2822.
büyüdüm eşşek kadar adam oldum, hala olumsuz laflar hala olumsuz yıldım yılacağım belkide, belkide başka bir çıkış noktası var, başkası takmıyor ben zaten geçmişten yediğim onca olumsuz sözcüğü hala sırtımda taşıyorum ayrı bir yük biniyor huzursuzluk vs. vs.
devamını gör...
2823.
ukala,kendini beğenmiş,dünyanın kendisi etrafında döndüğünü zanneden,herkes emrine amade zanneden ama bi o kadar da iyi insanmış gibi davranan insan!lardan nefret ediyorum.
devamını gör...
2827.
dünyada saçma kişilikli kimseler de mevcut muhakkak, bu 1. arada gelirler, bildikleri kelimeleri sıralarlar, sıkıntılarını atıp giderler. bu da sıfır. *
devamını gör...
2828.
sigarayı bırakalı 2 gün oldu.

az önce pederden 1 çöp sigara istedim.

sigara sehpada duruyor. ben de ona bakıyorum.

içip içmemek konusunda kararsızım. sigara içmemek güzel bir şey. sigara içmek kötü bir şey biliyorum. öğrendim 2 günde. ama sigara bana bakıyor. söyleyin bakmasın.
devamını gör...
2829.
sigarayı ağzıma aldım yalnız yakmadım.

ne pis illet bir şeymiş.

sigara içmeyenler bu zıkkıma sakın başlamayın. heves etmeyin. sigara içmeyenlerin dünyası daha güzel.

sigara stresini almaz, stres yaratır bünyenizde yoksunluğunda.

bulaşmayın bu zıkıma.

biriniz de ateş versin.
devamını gör...
2832.
bayramda köye gidecem maalesef. dedemi anneannemi severim sözlük ama olmuyor bayramda köyde olmak. dedem sürekli iş çıkarıyor. adam normalde yurt dışında yaşıyor geldiğinde de köyde duruyor. 2 sene önceki bayramda 4 römork zibil çekmiştim. geçen sene patates sökmüştüm. bakalım bu bayram ne bekliyor beni.
devamını gör...
2833.
'' o çok mutluydu, umutlu, heyecanlı ve mütemadiyen huzur dolu. sonra o bir gün çok mutsuz oldu ertesi günde ve bir sonraki günde bir öncekinin hissiyle açtı gözlerini sabaha. akabinde buna alıştı. geride hislerde yoktu. yaşanmışlıklarda kalanlar zihninde yer edemeyecek kadar ağırdı.''
devamını gör...
2835.
kendine ayrılmış bir kaç vakitte;

hava yeterince sıcak, çocuklar için top oynamaya müsait bir durum bu. böyle anlarda hep çocukluğum aklıma gelir. acaba benim sesim de pencerelerden bu şekilde duyulur muydu ?
başka insanlar da benim sesimden haz alırlar mıydı ? boyuma bakmadan küfür eder miydim ben de ?
- kaleye geç lan?
- yok oğlum ben geçmem !
ara ara bölünüyor böylece oyun. hayat gibi.
ara ara kopuyorsun hayattan. artık sen hayatın içinde değil, hayat senin içinde seyre başlıyor. kendine ayrılıyorsun. binlerce kendine...

"muhabbet diyarının insanı nereye gitsin ?
dostun adı var ama kendisi yok !"

karşıda bir kadın camları siliyor. hem de hiç korkmadan. ben hiç cam silmedim. dışarıya açılan penceremi hep başkaları berrak hâle getirdi. bir gözüm olmuş neredeyse odamın penceresini silen babamın hatun kişisi.
o kadar yaşı ilerlemesine rağmen babamın bile bir yoldaşı var. hehe ne saçma ! karısı lan o ! benim de anam oluyor kendisi. 30 yıla yaklaşmış yoldaşlıkları. ben de 30'uma yaklaştım ama henüz bir yoldaşa yakınlaşmış değilim.

babama söylesem durumu; sabaha kadar uyumuyorsun, sonra böyle konuşup duruyorsun, diyecek.
anam, sigaraya bağlayacak durumu...

enstrüman tellerinin çıkardığı sesleri göğsümün ortasında hissedebiliyorum. ne garip ! bir başka sese tepki veriyor vücudum. onu anlamlandırıyor.

orada bağışıklık sistemini düzenleyen bir organ mevcutmuş sanırım. göğsün tam ortasında. orayı titreştiriyor teller... daha güçlü titreşimler hissettiğim de olmuştu orada. şimdikinden daha kallaviydi onlar. ama bu kadar uzun sürmemişti hiç.
ben büyüdüğümü düşünüyordum. anlamlandırdığımı her şeyi. her şeyin ne olduğunu bildiğimi sanıyordum. her şeyde bir giz var. hâlâ... durmadan çoğalan saklı bir his. eşyalar da konuşur mu ? ya duvarlar ! insanın üstüne üstüne gelip de bir kaç kelam etmemesi çok saçma !
birbirimizden ayrılalım diye icat ettik sanırım duvarları. ama yine ters tepmiş insanoğlunun yaptığı her şey gibi !

"yazılmış öyküleri unutmalı !
kırık bir kuş yolculuğu anlatır.
geçmiş ölüler tarlasından kendi yarasıyla.
o günden beri
bir fotoğrafın yası tutulur !"

kime sorsam farklı cevaplar veriyor:
seni yarına hazırlayan şey nedir ? yarını getiren ne ?

sadece bu anda yaşamak zor. yarında yaşayabilmenin garantisi bile yok ! geçmiş ise adı üzerinde geçip gitmiş. insanoğlu bazen iyi sözler üretmiş, bunu görebiliyorum.
yine de benden öncekilerin kelimelerine sığınmak zorundayım. başka çarem yok. sadece bir köprüyüz bir nesilden bir nesile. değişerek, farklılaşarak gelen. çıplak doğup çıplak giden...

öncekiler gibi ölesiye sevip vakti gelince ölen... aşkı hep aynı yaşayan, fakat "nerede o eski aşklar" deyip inleyen !
devamını gör...
2836.
Allah çok şükür ya rabbim. elim ayağım tutuyor. deri montum var, deli fişek bıyıklarım var. daha ne isterim yav ?

hiç ilahi dinlemem bir de. onun yerine angaralı namık dinlerim.
devamını gör...
2838.
üniversite gençliğinin bazen çok apolitik olduğunu düşünüyorum. geçen karşımda biri- güya- milli görüşçü, öbürüyse entellektüel olan iki dindar arkadaşla oturuyoruz. salih mirzabeyoğluna özgürlük dedim. ikisi de o kim dediler. güzelce açıkladım. haaa öyleyse s....et dedi milli görüşçü olan. entellektüel olansa uğraşacak daha önemli şeyler varken bununla uğraşmak gereksiz dedi. kaynar sular döküldü başımdan aşağı. cevap vermedim ama. oysa ki o iki densize denecek o kadar çok şey vardı ki, ama demedim. diyemedim. yapamadım. içimden hiç gelmedi sevgili defterim.
devamını gör...
2839.
kağıt kesiği diye bir gerçek var içimizde bir yerlerde. bir kez hafızada yer ederse, değil vaki olması, telaffuz edilmesi, akla düşmesi bile öyle yangınlı, öyle ucu tırtıklı, öyle ince, öyle gizli bir sızıya gark eder. acı hafızasının en güçlü enstrümanıdır bu kesik, cilde bıraktığı ince iz kaybolduktan yıllar sonra dahi anılsa adı, aynı yangınlı sızı yerinde durup durur. öyle kolaydan sezenler olmuş denecek cinsten değildir. memleketten, yıldızlardan ve dahi gençliğimizden daha uzakta bir yerlerde, merhem değil belki ama, bir unutmuşluk iyi eder belki. kim bilir daha derin bir kesik unutturur belki.
devamını gör...
2840.
zaman bazen, kendini en değersiz hissettiğin anlarda duruyor. ne bir dakika ileri, ne bir dakika geri. hiçbir şey diyemeden, ne olsa tamam diyorsun titrek bir sesle. kimse görmüyor, anlamıyor. işte o anlarda yaşamak çok zor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar