sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2881.
sol framede görmek istemediğim başlıklar var. olanı var olmayanı var. göndereni var, gönderemeyecek olanı var. isyan edeni, ağlayanı sızlayanı unutmamış olanı ormanın derinliklerindeki, terkedilmiş bir evde yaşamak zorunda kalanı var. var da var.
devamını gör...
2883.
# bir anlaşma yapma imkânım olsa insanın hiçbir işe yaramadığını düşünme ve benden bir dışkı olmaz deme eşiğinin periyodik aralıklarla gerçekleşmesini sağlardım. böylece neyin ne zaman olacağını bilir, plânımızı programımızı ona göre yapardık.

# söylediklerine kendi bile inanmıyor insan değil mi? ne kadar güzel. hep böyle kalmaya devam etmeli. hatta o derece ki, kendine yalan söylemediği gün insan şöyle bir durup düşünmeli. demeli ki, acaba ters giden bir şeyler mi var?

# hiç.
devamını gör...
2885.
en buyuk sapikliklarimdan olan, ikide bir kalemligimdeki kalemlerin hepsiyle bir kagidi karalama eylemimi gerceklestiremedigim karalama defteridir.

ne yapayim ben boyle defteri. ben kagitlarima donuyorum!

*mirildanarak ve dusunceli:*
(hmm dur bakayim, bak bunun mavisi biraz daha koyuymus. bu ne bicim kirmizi lan pembe gibi niye almisim bu kalemi?)

dinlemesenize olm!
devamını gör...
2888.
''erken ölümlerin, biten sevgilerin insanın kendini korumayı bilmemesinden kaynaklandığını sanırdım. ilişkilerde de böyle, birine tamamiyle güvendiğin anda her şeyin sonuna gelmişsin demek. insan kendini dostlarından, sevgisinden korumayı öğrenmediği sürece yalnız kalacak. giden dostlar daha uzağa gidemez. gitmeyenlere öyle çok hayat vereceğiz ki. hayatın içindeyken terk etme alışkanlığını asla kazanmayacağız. terk edilme konusunda çaylaklıktan terfi edeli, daha çok hayat yaşanmaya başlayacak.
“hayatın içinde” olduğun sürece yen veya yenil, terk et veya terk edil, aç kal veya mide fesadı geçir, 2,5 aylıkken öl veya 90 yaşına kadar yaşa, 14 yaşında evlen veya 25 yaşında dul kal, bir kadın yüzü sevgiyle okşansın veya gözü yumruktan morarsın… ne değişir değil mi?
ama yok, her gün aynı masalları dinlemesin çocuklar.''*
devamını gör...
2892.
vakitsiz bir zamandan kalan bir sigara paketi. belki eski bir komşu unuttu aralıkta yahut annesi yakalamasın diye bizim koltuğa sıkıştırdı kim bilir? bana kısmetmiş onu bulmak, başkasının garbı yüzüstü kalmış hasreti ile karışık mal bulanındır denizde.. şimdi kararsızlık içinde nefes çekip, öksürüğe tutulduğum sigarası bende işte. birazdan kapı çalacak içerisi duman ve ben izafiyetten uzak bir açıklamayı tebessüm halinde yapacağım sevenlere. o bunu bilmiyor ben ise dumanımda onu izliyorum. çal artık kapı "çalışını özledim.. "
devamını gör...
2895.
uykusuzlukla başım dertte yine. şu ferdi abinin bahsettiği sabahçı kahvesinin sahibi misali. ben ve sanrılarım başbaşayız. saat sabahın bilmem kaçı biz hala cin gibiyiz. sohbet muhabbet gırla desem de inanma! sessiziz hem de çok sessiz.
devamını gör...
2899.
+ bugün bir dizi karakterine benzetildim. şubat'taki şubat'a. haberler'e, yusuf'a, gelin'e değil de şubat'a.
tip olarak değil tabi karakter olarak. hani biraz saf ama iyi kalpli, yani bana göre şubat öyle. pek bi iyi hissettim. bu ikinci dizi karakterine benzetilişim. daha önce de avrupa yakası'ndaki kubilay'a benzetmişlerdi. yüz olarak ama. benzeten de var mısın yok musun ayhan idi. coğrafya hocam, ellerinden öperim. o da güzel bi duygu sayılabilirdi, kubilay kız olaydı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar