sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2902.
omuzlarıma aldım dünyanın en ağır yükünü çıktım yola...bazen gözüm korkmuyor değil. ama bu yoldan dönüş yok.. minik adımlarla da olsa ulaşacağım varılması gereken yere. eminim karşılayan en güzel hediyelerini sunacak. yalnızca biraz sabır gerek ve biraz gayret...
devamını gör...
2904.
şimdi bu kardeşiniz ile bahtsızlıkta yarışabilen var mı onu aktaracağım size. bugün dumur aşamasına ulaşmış olan bahtsızlıktan bahsedeceğim.
askerlik sonrasından bir kaç kesit vereceğim.

olay 1

askerde beni gemiye verdiler. gemi dediğim fırkateyn beklemeyin. 31 metrelik sahil güvenlik botu. gemiye fazla asker olarak gittim. gitmemem gereken bir dönemde gönderildim.
gemilerde doktor, revir, terzi, berber, kantin gibi şeyler yok. limanda iken hastanelere ya da esnafa uğruyorsunuz her şey için. ben hayatımda gemide yaşamadım. 30 metrekare alan.
en son ve zamansız gelen asker benim. pencere yok. güverte çıkamıyorum. fazla asker olarak gittiğim için 3 ay yemek kamarasında yerde uyudum. yastıksız battaniyesiz.

gemilerde ki askerleri kontrole 3 ayda bir psikolog gönderip denetleme yaptırılıyormuş. bu olayı 14. ayımda öğrendim. firar ettikten, kavga ettikten, hapse girdikten sonra.
askerliğimin bitmesine bir ay kala psikolog bir abla geldi. ikiye beş. psikanaliz yaramış heralde. neyse. p= psikolog, b= ben.

p - sen ne zaman geldin gemiye yeni asker misin?
b - yeni mi? 1 ay sonra tezkere alıyorum?
p - nasıl ben kaçıncıya geliyorum hiç görmedim seni?
b - valla ben de seni görmedim. ilk ne zaman geldin?
p - 5 şubat.
b - 5 şubat benim gemiye geldiğim gün ama gece geldim ben.
p - ikinciye geldiğimide yolda kaza geçirdim gelemedim.
b - üçüncüye ne zaman geldin?
p - 12 ağustos.
b - 12 ağustos benim izinden döndüğüm gün gece geldim gemiye.
p - yani en sonunda karşılaşabildik.
b - evet.
p - ilk geldiğimde karşılaşsaydık seni karaya transfer ederdik.
b - ....

olay 2

bursa'da çeşitli yemek mekanları. b= ben, g= garson.

tostçu vol. 1

b - ben de ayvalık alacağım ama içerisinde sadece kaşar ve domates olsun başka bir şey istemiyorum.
g - anlaşıldı efendim yanında da fincan çay.
b - bakar mısınız ben normal ayvalık istememiştim.
g - özür dileriz verin çıkaralım içindekileri.

aynı tostçu vol. 2

b - ben sadece kaşar ve domates istiyorum yalnız geçen yanlış geldi. bu sefer dikkat edelim.
g - peki efendim yanında da fincan çay.
b - bakar mısınız dalgamı geçiyorsunuz? yine yanlış geldi!?
g - çok özür dileriz hep size denk geliyor verin çıkaralım fazlalıkları.

makarnacı vol. 1

b - ben penne bolognese istiyorum. ama içinde süt mısır olmasın.
g - peki yanında da vişne suyu.
b - ben mısırsız istemiştim?
g - bu seferlik idare edin arkadaş unutmuş.

aynı makarnacı vol. 2

b - ben yine penne bolognese alayım. yalnız geçen yanlış geldi bu sefer tekrarlanmasın. içerisinde mısır istemiyorum.
g - peki yanında da vişne suyu.
b - arkadaşım bilerek mi yapıyorsunuz yine mısır var bunun içerisinde?
g - arkadaşa söyledim ama unutmuş efendim özür dileriz.

çay bahçesi vol 1.

b - ben sucuk ekmek istiyorum yalnız içerisinde mayonez ve turşu olmasın. yanına da vişne suyu alayım.
g - peki efendim.
b - dostum ben turşusuz istedim ve yanında ayran söylemedim. bunları çıkaralım bi zahmet.
g - kusura bakmayın efendim.

çay bahçesi vol. 2

b - fincan çay var mı?
g - var arkadaşım.
b - ben bi fincan çay alayım.
g - peki efendim.
b - pardon ben fincan çay istedim siz seramik kupa getirdiniz?
g - biz de fincan yok.
b - ....

olay 3

pc masam küçüktü ve maaşı bekliyordum yenisi için. kurban arefesi geldi. maaş alamadım. belli bir miktar avans verdiler. neyse deyip gregor samsa'ya telefon açtım.

- abi senin arabaya mazot atayım da bi ikeaya gidelim. bana masa lazım masa alalım.
- tamam kardeşim 6 gibi müsaitim çıkarız.

ben ikeanın en ucuz dört ayak huş renkli masasına göz dikmiştim. gittik bulamadık.
teşhir ürünü alsak orada da yok. ne zaman gelir 1 haftadan önce gelmez. e arabayı getirdik mazot attık.
o zaman teşhir ürünlerinden bi tane kullanılmış alayım. üzeri çizik bir beyaz tabla dört adette ayak aldık.
neyse geldim eve kurayım rahat edeyim uzun süredir bekliyorum.
masanın tablası, ayaklar ve ayaklar ile masa arasında ki profilden oluşan parçalar. her bir ayağın masaya baglanan prfilinde 5 cıvata var.
ben o 20 civatayı önce tablasına monte ettim tornavida ile. sonra ayakları takmak istedim iki tanesi direndi. zorladım yalama oldu saplamaları.
ikeaya geri götüremem araç, mazot falan. e önümüzdeki 5 gün bayram. kaynakçılar kapalı. off.

eniştem;

- bizim evin altında kaynakçı var 3. günü açar ben onları kaynattırırım.
- valla enişte çok makbule geçer. sağolasın.

3. gün eniştemin babası vefat etti. kaynakçıya küçük kardeşim götürmüş. kaynatmış o da. ama gözünde bilumum astigmat, hipermetrop, katarakt vb hastalıklar var olmalı ki çünkü öyle kaynağı çocuk bile yapmaz. ayaklar geldiğinde leyla gibi sallanıyordu. o gün başka bir kaynakçı bulamadığım için ve evde iş yaptıgım için tekrar o cıvataları sıktım. 3 gün daha bekleyip tekrar söktüm hepsini. kendim işten izin alarak kaynakçıya götürdüm. başında tarif ettim. tekrar oraya para ödedim. ve tekrar geri sıktım 20 cıvatayı.

hepsinin bir seferde hazemedemezsiniz diyerekten sadeleştirerek yazdım.
çölde ki kutup ayısıyla romantizm yaşayan arkadaş benim.
welcome to my world.
devamını gör...
2906.
insanları değiştirilebileceğini farketmek dünyanın en sancılı doğumudur. hani şu dali'nin çatlayan yumurtanın içinden çıkan insan tablosu gibi, kara karıncalar da beynini ısırmak için gruplar halinde gezerler.

geçenlerde bir çocuğun "anne, beynimiz cevize benziyor diyorlar ya, ben onlara inanmıyorum. benim beynimde bir ağaç var" deyişini duydum. benim beynimde de bir ağaç varsa karıncalar durmadan tırmanıyordur, tıtıtıt, tıt, tıt, tıt. beynimi yiyor şerefsizler.
devamını gör...
2908.
yolculuk etmek gerek "güzel bir söz"ün peşinden. en önemlisi sürekli yolda olmak gerek. biz iman ederiz ki Allah kendisi için güzel olana yolculuk edenleri sever.
devamını gör...
2909.
sıkıyı görünce yine kaçmaya başladım. bu kadar kafa karışık olursa tabi çizeceğin yol iyi olmayabiliyor. bazı konularda çok duygusalım bazı konularda çok acımasız. bazı konularda rörörörör. hayır anama babama yazık, şimdilik kalsın dedim artık işin iiçinden çıkılmıyor, rabbim hayreyleye.
devamını gör...
2910.
kimi insanların hayatlarının tüm anları çok kıymetli. tüm anları ama. mesela, bilgisayarı bozulmuştur ve dünya durmuştur. artık dünya çünkü onun ve bozulmuş bilgisayarının etrafında dönecektir. sizin hiç bir sıkıntınız, hayatınızda hiç bir aksiyonunuz yoktur. çünkü onun bilgisayarı bozulmuştur. anlatacaktır. nasıl bozulduğunu, neden bozulmuş olabileceği ihtimallerini, nerede yaptıracağını, tüm herşeyin artı ve eksi yönlerini. anlatır. dineleyceksin. ve yorum da yapacaksın. ama senin hayatının neleri bozulmuş, ne alemlerdesin, önemli değil. çünkü onun bilgisayarı bozulmuş. anlatmalı. anlatmalı. sen de dinlemelisin. dilemelisin.
benim hayatta bilgisayarım hiç bozulmuyor çok şükür, bozulsa da bunu kendi içimde yaşıyorum ya da.
garip insanlar, vapurlar filan değil garip olan..
devamını gör...
2912.
bir an olsun zihnimi çıkarıp, bir tekme darbesiyle fırlatmak istiyorum. etrafımdaki insanlardan sık sık "şu kafanı bana ver" cümlesini duyarım. zekamı övmek için söylerler. doğru zekiyim. zeka= daha fazla düşünce, daha fazla gam, daha fazla keder. keşke elimde olsa da bir günlüğüne de olsa, o çok isteyenlere kafamı çıkarıp verebilsem.

manik depresifliğin bir getirisidir zeki olmak. beynim kafamı iki elimin arasına alıp, çığlık çığlığa ağlamama sebebiyet verecek derecede hızlı çalışıyor.
"senin kalp kafesin, kalbini almayacak kadar dar yaratılmış" demişti bir arkadaşım. hayatımda duyup duyabileceğim en yerinde tespitti doğrusu. kaç kişi her gece kalbinin coşkunluğuna, gözünün yaşına tahammül edemeyip, kendini camdan aşağı bıraktığını hayal ederek rahatlar şu dünyada? ya da anca bileklerini kesip, fışkıran kanı hayal ederek uykuya dalabilen kaç kişi var aranızda?

çığlıklarımı bastırmaktan yoruldum. yumruklarımı sıkmaktan yoruldum. aldığım yasal uyuşturuculardan usandım. normal bir insan olmak istiyorum artık. bir gün olsun, bir gün olsun ağlamadan, tertemiz çarşaf kokusunu huzurla içime çekerek uyumak istiyorum. bir gün olsun uyanınca geri uyumaya çalışmamak istiyorum. annem yabaniliğime bakıp; "kızım sen dağda mı büyüdün" der küçüklüğümden beri. keşke dağda büyüseydim. hiçbir insanla tanışmasaydım. ve keşke sevmeseydim. bağlanmasaydım bu kadar. ihanete uğramasaydım. güneşim çalınmasaydı keşke. o olmasaydı, bu olmasaydı, şu olmasaydı... ama oldu işte. oldu ve ben bu lanet olası insanlar yüzünden karanlıklar içinde kaldım. başım çatlayacak gibi, kalbim acıyor, boğazım düğüm düğüm, hayat sustu, yeter artık, konuşuversin ölüm...

devamını gör...
2914.
toplumdaki çoğu insan hayat hakkında aynı şeyleri tekrarlıyor, şunu yap bunu yap, şunu yaparsan rahat edersin şöyle yapma diye ama neden ters orantılı olarak huzur bulmak zorlaşıyor, neden insanlar yalnız olduğundan dem vuruyor, ya da hayatın monoton olduğu yönünde konuşuyorlar, yöntem yanlış olabilir mi ? hayat algımız mı farklılaştı? belkide maddi unsurlara çok fazla tutunuyoruzdur. yanlış yöntemle doğruyamı ulaştırmaya çalışıyorlar bizi. ha şu da olabilir bizi aynı kalıba sokup siz böyle bir millet olacaksınız diyenler başarmış olabilir.
devamını gör...
2915.
şimdi ben nerelere gideyim. gitsem diyorum hala gidemedim. istanbul a üsküdar a çivilendim. bırakamıyorum burayı. annemin evini. annemin hatıralarını. annemin yadigarı ablamı bırakıp gidemiyorum. herkes neyi bekliyorsun diyor da burada çürüme körelme diyor da yapacak hiçbir şeyim yok. buradan gittiğimde sanki anneme ihanet edecek gibiyim.
şimdi içimdeki bütün acıları çıkarıp atasım var. çöpe. ama yok ona kıyamıyorum. onlar değerli diyorum. olmaz yapamam. sevincimi, kızgınlığımı, kırgınlığımı. en büyük acıyı kendimce yaşadım. insan dediğin nedir ki en büyük acıyı yaşayana kadar vardır. sonra kendimden de sıkılıyorum atasım geliyor kendimi. of diyorum yine mi çenen düştü. yine mi içine kapandın. yine mi aklında. yine mi korkuyorsun. korkma, üzülme. nasıl olsa teksin bu hayatta. hamd et. dua et.
devamını gör...
2916.
geldik kasımın sonuna neredeyse, hala daha kaloriferlerimiz yakmadılar. apartman görevlisi teyzeme soruyorum: ne zaman yakacaksınız yahu donduk ofiste.
teyze: yöneticeye sordum. dedim açayım mı?
ben: ee o ne dedi.
teyze: doğal gaza zam geldi dedi.

vay arkadaş.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar