sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2921.
benim yârim güzellerin güzeli
kâdir mevlâm bu sevdâdan kes beni anam
götür yârin kapısına as beni
desinler ki yâr için can verdi anam.


bir mektup yazdırdım ucunu yaktım
bir merak geldi de kapıya baktım anam
çok güller kokladım koynuma soktum
hiçbirisi yârim gibi kokmuyor anam.



"biraz da biz ölelim."
devamını gör...
2922.
ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara
sokaklara köprülere kiremitsiz damlara
taşlara sopalara amanvermez silahlara
şehir haritasına trafik lambasına kan içinde adamlara
kan içinde adamlara
kan umutsuzluktur
ona kendini hazırla
ne kadar yalnız olduğumuzu hep hatırla
açlıkları yoklukları kırımları
bir bölgeden birine giden orduları uçaklarla
yalanlar ihanetler karmakarışık limanlar
iki şeyin apansız karşı karşıya geldiği dünyada

ben şimdi diyorum ki
buna inanmak gerek
bir susam gibi boyuna sulamak umutsuzluğu
ve direnmek
hep direnmek devam etmek adına

diyorum ki acılığı eksilmesin ağzımızdan
boyuna tükürmek için
boyuna

acının tarihi ve buna benzer şeyler bu kadının (benim yani) dua nın yanısıra karalama niyetine defter tuttuğu aklından geçen - değil aslında aklına gelen- yaşamanın yanında iğreti duruyor her kelime bunu biliyorum görüyorum ve karşısında susulabilir de, konuşulabilir de, ölünebilir de diyorum, dedim.
devamını gör...
2924.
ve gerçek samimiyet bir çocuğun uçan balonu ile uzaya kadar uçup gitti. bir başkasına uygun olmayan bir sıfatı yapıştırırken buna özgürlük, eleştiri ya da yorum diyenler, bu eleştiriye gelen reddiyeyi ahlaksızlık olarak görebilir. gözlükler türk milletinin en güzel aksesuarlarındandı.

balonlardan hep korkmuşumdur.
devamını gör...
2926.
bir insanın daha önceleri çok şeyler yazıp da şimdi yazamamasının sebebi ya parmakları yok ya da fikri. parmaklarım burada da ya diğeri?
devamını gör...
2927.
söylenecek bir şey yok. şimdi bu lacivert gecede bana yıldızlar henüz düşmemiş birer kaltak gibi göz kırparken, bir yerlerde yetim bir çocuğu annesi de terkediyor. yatağında sahanlı yumurtasını ekmeğe katık eden çocuğun hiçbir şeyden haberi yok. oysa yine bir yerlerde masum bir kızı otobüste yakanlar açlık grevi yapıyor. gökyüzüne bakıyorum, yıldızlar "gel bana gel, gel gel bana gel" derken güneşin sahanda yumurtaya dönüşmesini istiyorum.


devamını gör...
2929.
saçlarını 3 cm kestirip sevgilisinin fark etmesini bekleyen kadının çektiği duygusal yoksunluğu bilin ve o saçı fark edin beyler.
devamını gör...
2930.
aslında gelip gelip sana yazmaktan bıktım. sana yazılmıyorum merak etme sana yazıyorum.
insan gitgide terakki edecekken tedenni ediyor. daha çok yazacağımıza daha az yazmaya başlamışız. içimizde yok ki sızdıralım kalemimizden.
yok yok bu böyle olmayacak. her şey hakkında yazacak şey bulanlara en başta kendime kızardım. şimdi her şey hakkında hiç bir şey yazamayan kendime kızıyorum. sence hangisi güzel?
devamını gör...
2931.
bu birkaç gündür üstümde bir gaflet var. canım hiçbir şey yapmak istemiyor. ders çalışmak daha zor geliyor. iş güç ders olmasa öyle sessizce otursam diyorum... içimden tanım yazmak dahi gelmiyor. neden ki acaba?
devamını gör...
2933.
güneş tutulmasından sonra toplu hezeyanlar başlar. bunların nedeni güneş tutulması değildir, her şey bir kehanetin başlangıcıdır. güneş tutulması olacakların önlenemeyeceğini gösterir. ve olacaklar hiç iyi şeyler değildir.
devamını gör...
2934.
insan kapasitesinin üzerine çıkmaya çabalamamalı. yoksa kafanın içinde ışıklar bir anda sönebilir, impulslar beyinde körebe oynamaya başlayıp düşebilir, çarpışabilir. hatalı işlem yürütebilir.

az uyuyarak yaşayabiliyorum zannederken, insan bir anda, ne zaman uykuda ne zaman uyanık olduğu konusunda tereddütlere düşebilir, gerçek ve rüya arasındaki çizgiyi kaybedebilir. zaman mefhumunu kaybedip, her namazda yanında referans alacağı biri namaz kılmıyorsa, kaçıncı rekatta olduğunu unutabilir.

ben gerçekten biraz önce peynir ekmek yedim mi, yoksa servisçi memleketten getirdiği kaşarı anlatırken rüyamda mı yedim günlük çözülmesi gereken gizemlerden biri haline dönebilir mesela.

kübranın kınasına geliyor musun sorusunu üçüncü tekrarlatışta kübabankın sınavına giriyor musun şeklinde algılayıp kübabank fibabanka gönderme olsun diye kurulmuşsa demek çıkarımları falan yapıp yok ya ben girmiyorum şeklinde cevaplanabilir.

otobüse elde akbil binip, akbili okutmadan arkada gözüne kestirdiği ebedi olmayan istirahatgaha doğru yol alıp oturmuşken, şoförün bağrışlarının kendine olduğunu neden sona fark edip, tüm otobüse akbil hırsızı olarak reklam olunabilir.

bu çaba, bu dünya hırsı niye, bildiğin tek dahi, modanın dahi çocuğu hakan akkaya ise akademik yollarda harcamamalı insan kendini. teknik konulardan anlıyor olmanın iticiliğini, daha büyüğü anlamıdığın konularda çalışma ısrarını üzerinden çıkarmalı, pijamayı terliği giyip bu gün ne giysem izlemeli. taşıyamıyorsan laptop çantasını zavallı kaslara bu eziyet niye... emre aydından alıntılar yapacak kadar kendine zulüm niye... ne halim varsa gördüm çok koştum çok yorumdum ve şimdi ben de düştüm.

bohemizmin öncüsü teoman ağbimizin dediği gibi, koşma, yorulduysan anaforda boğulduysan sende sıkıldıysan yalanlarımızdan...

bu çark, bu koşuturmaca, bu yalanlar, hep düşünmekten kaçma çabası, neciyim nereden gelip nereye gidiyorum diye düşünecek bir an olmasın diye
devamını gör...
2935.
ve bazen atlattığını sanırsın güçlüsündür ya da öyle olduğunu sanıyorsundur bilemem tek bildiğim öyle olmadığım. bazen de gerçekten keşke tanımasaydım dersin bazılarını ya da iyi ki tanıdım. sonra birileri senin hayatına müdahale etmeye çalışır arkandan konuşur, konuşulur yalan yanlış sadece sen bilirsin öyle olmadığını... ve aniden tek bişey söylemek gelir içinden tek bir kelime kendi başına bir nida cümlesi.
sanane!!!
devamını gör...
2939.
sonra oturup günlerce kendimi tarttım, durumumu düşündüm, geleceğimi, davayı. herhalde yüreksizin biriydim. fetanetin güvercin kanadı sıcak ve yumuşak elleri, kemallettin beyin köşkü. hay Allah "güvercin kanadı", utanmalıydım. yolu yarıladığımdan, kimselere çaktırmamaya çalışmamdan, kendimden ve herkesten. ruhumdaki alçaklığı düşündüm. tabansızlığımı. aç kaldım. kendime eziyet ettim. ağladım. günlerce ne kimseyi gördüm ne konuştum. fukara geçmişimi düşündüm, zaaflarımı. fetanetin kıvrık kirpikli yeşil gözleri. içimi kemiren alçalma duygusu. elbet bir gün attığım adımların hesabını vereceğim. saklandım.

mutlaka güçsüz ve yeteneksiz olmalıydım. boynumdan büyük işlere kalkmış, kaldıramayacağım sözler söylemiştim. birileri bana "...evet sensin, beklenen gençliğin bir unsuru da sensin, senin omuzların üzerinde yüreyecek bu dava" falan demiş olmalıydı. beni tanımıyorlardı. geçmişimi ve halimi bilmiyorlardı. ne yiyip ne içtiğimi sormuyorlardı. azla yetinme ve çileye yatkınlığıma güvenerek, alçak gönüllü duruşuma aldanarak, içimde kopan fırtınalardan bihaber. aksekiden gelmiş, bir medrese odasına sığınmış, yamalı pantolonunu henüz çıkarmış, bıyıkları yeni terlemiş, dünyaya pembe lacivert beken bir garip asım...


*
devamını gör...
2940.
bugün ses tellerimi gördüm. etkilendim.
eklembik: evet, küçük dilimi de gördüm, ondan da etkilendim. rabbimin sanatına bak dedim, iki tane incecik perdeden ne güzel sesler yükseliyor dedim. biz bu cinsten etkileniyoruz, tahrik babında değil yani.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar