sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

2961.
artı vermek için illa entryle aynı görüşe sahip olmayı beklemiyorum. aynı başlık altındaki iki uç görüşü de beğenmek çelişik bir hal gibi görünüyor bazılarınca ancak güzel bir dille ifade edildikten sonra artıyı hakettiğini düşünerek yapıyorum oylamamı. her zaman değil zaten, o kadar engin gönüllü olamıyoruz. itiraf olacak bir yanı yok bari karalanmış olsun.
devamını gör...
2962.
mağazaya dün bir çift geldi. çok kıskandım bu insanları.

beğendiği avizeye bakan hatun gözünü avizeden ayırmıyor. arada bir de kocasına bakıyor.

adam "sevdin mi?" dedi. "hı hı." dedi başını salladı. adam pazarlık falan etmedi. trink sar dedi bunu sar sar. *

demek ki itaat, şefkat, sevgi ve aşk böyle bir şey dedim. elektrik çarptı sonra beni.
devamını gör...
2963.
şakaklarım çöktü yine. alnımdan bir damar fışkırdı ve müthiş bir baş ağrısı esir aldı bünyeyi tek başına.

patronum bile üzüldü bana. istersen git dedi adam. ama gitmek istemedim. mağazada kaldım. acınacak bir adam mıyım yoksa takdir edilecek biri mi bilmiyorum.

okuduğum bölüm, takıldığım mekanlar, çevremdeki insanlar falan göz önüne alındığında parlak bir yaşantım olduğu söylenemez. ait olduğum bir yüzyıl değil bu. sıkıldım. her şeyden sıkıldım.

gözünü para bürümüş arkadaşlardan, hocalardan, okuldan, kafelerden, çaydan, avizeden, elektrikten, evden her an kovacak peder beyden vs. vs.

bu sıkıntılı yaşamda hayatıma renk veren tek bir güzellik mevcuttu. meğersem bunu da kendim çizmişim bir kağıda. güzel çizmişim ama keyif aldım, mutlu oldum. bir kere bile muhabbet sıkıntısı çekmedim kendisiyle. şimdi düşünüyorum: bu senaryoyu hangi kafayla yazdım ?

akıl sağlığımı sorgulamak durumunda kalmak yordu beni. sürekli ondan nefret ettiğimi düşünen, ona hakaret ettiğimi sanan, bana onca zamandır sadece bir tek kez güvenmiş olan onda da iflahımı çatır çatır seven bir sevgilim vardı. hayatımı neden onun mutluluğuna adadım bilmiyorum. zor adamım ben. kolay kandırılmam. ama nasıl kandım bilemiyorum. kalpleri ısındıran Allah'tır dedim ve çıktım işin içinden hakikaten öyledir fakat. o hayatımdayken hayatımdaki bütün kadınlara mesafeli oldum. ve bu süre içerisinde ondan başka hiçbir şey düşünmedim. ama olmadı. olduramadım. açık açık gelen teklifleri bile reddettim. tevazu göstermeyeceğim, delikanlılığın kitabını tek elle yazarım ! kim iki elle kalem tutar ki zaten. çekerim ilgiyi yani. ama yok beğendiremedim kendimi ben sevgilime. el oldum bu süre içerisinde. iki sevgilinin kendilerinden bir kere bile biz diye bahsedemediği bir ortam düşünün. Allah'ım güç ver bana aklımı yitirecem.

"sevgilim, yoksa sen sevgilim olmayabilir misin ?"

şimdi buzdağında mangal yapıyorum. mangal keyfim bittiğinde sulara gömülüp donmak üzere olacağımı bile bile. soğuk su içmekten iyidir. bir varmış bir yokmuş. senin için ölürüm demiştim. al ölüyorum defalarca umarım mutlusundur ve egon tavan yapmıştır. Allah kabul etsin beni. çay koyayım kendime de can gelir belki hücrelerime.

yeni tekliflere açığım. fakat reddedeceğim. siz yine de teklif edin. çekinmeyin.
devamını gör...
2964.
karmaşık duygular içerinde düştüğü duruma sebepler arıyordu. kendi derinliğinde kaybolmuştu. birden bir silüet belirdi kapıda. irkilerek uyandı. bu durum sıklıkla başına gelmiyordu. doğru kelimeleri seçemeyeceğinden korkarken, bir anda gözgöze geldiler. o anda yapmak istediği tek şey açık bir çay içip içinde bulunduğu anı demlenmeye bırakmaktı.
devamını gör...
2965.
ağızları istanbul kokan çocukların
ellerindeki elifbayı göğsüne sıkıştırıp
berrak bir duaya adanışı gibi
sana yaslamak tüm gülüşleri
devamını gör...
2966.
geçmişi peşini hiç bırakmıyordu. sigara üstüne sigara yakıp, bu durumdan kurtulmanın çaresini arıyordu. sonra o seslendi. '' neredeyiz biz?'' durdu düşündü. nerede olduğunu bilmiyordu. neredeydi sahiden?
devamını gör...
2968.
bir lafına da kulağımla şahit olmak istediğim adamlar var. aklı aklıma yoldaş olan adamlar. ölmüş olmaları başlı başına keder.. bi de yaşayanlar var.. onlara gitmek gerek. konuşmadan sadece dinlemek gerek. bazen ne çok şeyi ıskalıyoruz..
devamını gör...
2969.
yeryüzünde hep sürgündük biz. aşklarımız da oldu; acılarımız da. hiçbir vatan, vatan olmadı bize. çünkü hz. adem’den beri, kovulduğumuz yeri arıyor, kovulduğumuz yere döndürülmenin hasretini çekiyoruz. mevlana’nın ney kamışı metaforu gibi, koparıldığımız sazlığa gitmenin özlemiyle yanıp tutuşuyoruz. dışarıya adımımızı attığımız an ötelere gideceğimizi, hızlı adımlarla yol alıp ilerleyeceğimizi sanıyoruz ama akşam döndüğümüz yer yine evimiz oluyor. dönüp dolaşıp aynı çilehaneye geliyoruz. koşu bandında koşan bir adam gibi, koşuyoruz ama ilerleyen sadece zannımız...
devamını gör...
2970.
neşet baba...
gitmeyeydin be.
yok tamam. bilirim babam... candır. bilirim... azrail'e dur geçmez de. gitmeden bi tanısaydım be. hani, bi elinden öpseydim şöyle. hani sanatçı felan diye değil. gönül adamısın diye. gönül dağı'nın değişmez ev sahibisin diye. hani bi büyüğümün elini, hani böyle adet diye değilde... böyle içten gele gele. eline böyle sarılarak. öpeydim be... nolurdu. hani gözüme yaş düşürüyorsun ya, o gözümün yaşına da 2 kelam edeydin. evlad diyeydin, ekleyeydin bişeyler. nolurdu?..

hani gitmeyeydin... nolurdu?

rabbim ahiret mekanını gönül dağı eylesin...
devamını gör...
2972.
''ben seni hep sevgilim ben seni hep
yüzünden geçen dalgalardan okudum.
gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum
annen seni inkar etmişti
aldım etime dokudum."*
devamını gör...
2973.
ben bir değilim ki senai dökülerek cümleler ağzımdan bir araya gelsin..

duy hayat beni ey..

yitirdim hevesimi tümüyle an be an doluyken umutlarımla.karalama gidiyor ağrıma yazmak desek ya sana .. ne güzel değil mi olurdu ?

bugün ;

kırasım var hay ..

ırasım var bağ..
devamını gör...
2974.
"bi keresinde sigarayı bıraktıydım." dedi babam.
"neden?" dedim.
"hep bitiyor." dedi. "çok saçma sürekli bitmesi." dedi. "sence de saçma değil mi?" dedi.
"saçma tabi." dedim. "çok saçma."
"peki..." dedim, "neden şimdi içiyorsun?"
"bitmemesi de saçma" dedi. "hem dedi artık bir güne yaymaya çalışıyorum, bitmesi doğalmış gibi davranıyorum, su da bitiyor diyorum kendime" dedi.
"iyiymiş." dedim.

pek iyi değiliz.
devamını gör...
2975.
otobüste yan koltukta unutulmuş, durmadan çalıp duran o telefonu cevaplamadan önce tüm hayatımın işte tam bu andan itibaren iyimser anlamda değişeceğini zannetmiştim. o filmlerde ve kitaplarda olduğu gibi. kitaplar filmler hepsi yalanmış lan. hiçbir şey olmadı. şöyle oldu aynen girizgah: -buyurun. -alööö o benim gıızımın telefonuu nerdesizz sizz.
devamını gör...
2976.
siz hiç bir gün boyunca gülümsediniz mi?
ben gülümsedim. bir kere. değişikti.
gün doğmamış bir gündü halbuki. inadına somurtkandı istanbul. ama benim için öyle mi? ah...
sizin kulağınız bir gün boyunca kuş cıvıltısı duydu mu?
benim duydu. sadece bir kere. halbuki istanbul'dan kuşlar göçeli çok olmuştu. hiç kuşun olmadığı, yağmurun bile sessiz yağdığı o soğuk günlerden bahsediyorum size.
ama öyle miydi benim için? ah ki ne ah...
dolmuşçu abiye gülümsedim. o teyzeye gülümsedim. gri istanbul'un her kaldırımına, her apartmanına gülümsedim.
çünkü her yer yeşildi anlatabiliyor muyum? her yerde alabildiğine uzanan çimenler vardı, ağaç vardı, kuşlar vardı. kuşlar? o mevsimde? ne arar? eyvah..

ben bu hayatta çok yanılırım. seçimlerim hep yanlış olur, anlatabiliyor muyum?
size de oluyor mu? yani.. demek istediğim siz de yanlış tercihler yapıyor musunuz?
keşkeleriniz benimki kadar çok mu?
inşallah çoktur. kusura bakmayın ama yalnızlık oldum olası korkutur beni. bencilliğimi mazur görün.

ah... şimdi yine çirkin istanbul. tıpkı o gün gibi. ve yeşil yok. ses yok.
yaptığım şey doğru mu yanlış mı bilemiyorum ama...
bildiğim bir şey var, gülümseyemiyorum. ve istanbul bana hiç yardımcı olmuyor.
Allah'ım yardım et.

devamını gör...
2977.
bir canım var feda etsem sevdamı bilemezsin
bir acım var anlatsam önünü göremezsin..

güzel demiş şair. sevmek, sevdalanmak güzel aslında. kötü olan maşukun bunu anlayamaması, bilememesi.
acılar sonra.. acılar var çeşit çeşit. herkesin acısı kendince belli derecede büyük. çünkü herkesin dağı başka boyda ve o dağların ölçüsünde kar var herkeste.

ne garip..
devamını gör...
2979.
bugün akşam dolmuşta eve gelirken önümde ortaokul* yaşlarında bir kız çocuğu ve babası vardı.kulağımda kulaklık gayet keyfim yerinde evime gidiyo olmanın huzuru içindeydim.sonra baba kolunu kaldırdı kızı babanın omzuna başını koydu bir baktım ki benim başım sadece dolmuşun camları arasındaki metale yaslıydı.işte o an babamı özlediğimi farkettim, resmen burnumun direği sızladı.sonra farkettim ki kulağımda çalan şarkı yaşar kurt'dan ver bana düşlerimi idi.işte o an daha iyi bir hissettim o şarkıyı...
devamını gör...
2980.
lektotif ısınma bence tepcintonik davranışları artırır ve en önemlisi de konzoik retalik bence zolistik koratiğe göre daha yanıcıdır ve içten içe yanar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar