sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3001.
"pek çok sağlam hasleti bünyesinde barındıran, varlığına çokça şükrettiğim insanlar yok hayatımda" neden yok bilmiyorum, neden birisini sevemiyoruz, bir kişiyi sevsen kaygılar kaygılar kaygılar, şu hayatta neden heyacan verecek bir şey yakalayamıyorum bilmiyorum, her serüven ardında sıkıntısını beraber getirebiliyor, bir yere gitmeden önceden sıkıntısını yaşıyorum ama vardır bir hikmet umutluyum... sıkıntısız yaşamak bir hayat gayesi değil belki, mutlu mu olmak neye kime göre ?, ama hiç mi heyecan olmayacak, hiç mi huşu vs vs. hep mi kaygılar. ağlamak istemek.
devamını gör...
3002.
şimdi bir takım yazarlar var. başkasının yaptığını iddaa ettiği şeyin merkezinde bulunduğunu fark etmeyen.
ben bu yazdıklarımı onun anlayacabileceği hissiyatına kapılmıyorum zaten öyle bir zekâya sahip olsaydı bu tanım yazılıyor olmazdı.

bir adam var. yaptıkları, yaşayış şekli islama aykırı. çok sevilen, çok takipçisi olan bir adam.
40 küsür yaşında. son on yıldır haftada ortalama 30.000 tl kazanan bir adam. hiç sevgilisi olmamış. hiç ilişkiye girmemiş. şeyh çocuğu.
bir takım filmlerde inancına aykırı sahnelerde rol almış. ama evlenirken bismillah demiş adam şimdi üzerine varmayın. ha evlendiği kadın da 21 yaş küçük.
evet evet baya göğüs dekolteli bir şeyh gelini. o da muhafazakâr. aman canım olur mu öyle demeyin hangimiz düzgün müslümanız ki.
yani ne var bunda. sonuçta müslüman yazıyor kimliğimizde.

ulan islamın başına ne geliyorsa sizin gibiler yüzünden geliyor. yaptığınız her türlü çelişkiyi bünyede göğüs kontrol yapıp ayağınıza indiriyorsunuz
vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. ve ben bunları koyu bir muhafazakar olarak söylemiyorum.
sırf sevdiği bir kul yüzünden fetva çıkarıp şirke girdiğinin bile farkında olmayan cahiliyet. ne demek hangimiz dört dörtlüğüz ki?
yapılan günahtan daha büyük bir şey varsa o günahı küçümsemektir.

sözlükten soğuyanlar varsa lütfen çekip gitsinler. zaten "çayı bile ben demleyeceksem karıyı neden alıyorum" fikrine ve söylemine sahip birinin sözlükte yazması mantıksız bence.
sözlük onların soğuk, mantıksız tanımlarına maruz kalmasın.

bu yaptıkların şakaysa komik değil, gerçekse hiç komik değil.

edit: aslında 21 yaş küçük olması mesele değil. var olan bir şeyi olmamış gibi göstermek mesele. bahaneler uydurmak mesele.
devamını gör...
3004.
yaşamak için kötü bir başlangıçtı bunun adı. çekilen acılar öne sürüldüğünde intihar olurdu belki adı. belkide acı çekerken, intikam alma isteğidir tüm bu yalnızlık. giden gitmiştir. ölmüştür. ölen geri gelmez. ölenden intikam alınmaz. ölene hiçbir şey yapılmaz.
böyle yalnız bırakanlara, söyleyecek söz bulamamak ne kötü. bulsan da dinleyemeyecek, dinlese de cevap veremeyecek. suç var, suçlu yok. hayat hep böyle anladım.
devamını gör...
3005.
bir yaşadıklarıma bakıyorum, bir de bunu bana yaşatanlara. yaşadıklarımın verdiği acı ne kadar büyükse, bana bu acıyı yaşatanlar o kadar küçük. öyle bir küçüklük ki, yaptıkları hatayı görüp, özür dilemeyi akledecek kadar bir beyin kırıntısı, o küçücük bünyelerinde yer bulamıyor maalesef. bir insanın hayatını mahvedip, geri dönüp "özür dilerim" derseniz, insanlar güler ve uzaklaştırırlardı. ama ben gülmeyecektim. bir özür bekledim. hatalarını anlamalarını bekledim. fırsat verdim. upuzun bir mail yazıp, "bana öyle bir şey söyle ki, seni affedeyim" dedim. aldığım cevap duyarsızlığın doruğundaki kişiye pek bir yakışmıştı. şaşırdım yine de yalan değil. bir kız, 20 yaşındaki bir kız nasıl bu kadar vicdansız olabilir, anlamıyorum. yanındaki pişkine herşey yakışır da, o gencecik kıza kondurulmuyor işte. utanmadan laf yetiştirmeye çalıştıklarını göreli beri, bıraktım kızmayı. ineceğim seviyenin de bir sınırı var.

bir söz var, "yükselirken kırarak çıkarsan, düşerken tutunacak dal bulamazsın.." diye. ben yine bana yakışanı yapıyor ve düşmemelerini diliyorum...

devamını gör...
3006.
geçen gün dolmuşta, arkamdaki koltukta oturan amcanın telefon konuşmasını dinledim ister istemez. ses tonundan anladığım kadarıyla 40lı yaşların sonunda ve bozuk bir türkçe ile konuşuyordu. karşısındakine dedi ki "benim de geçmişim karanlık aşkum(!), ben senin karanlığında kaybolurum." henüz o ilerleyen yaşına ve bozuk şivesine rağmen kullandığı "aşkım" kelimesinin şokunu atlatamamışken, ben senin karanlığında kaybolurum tarzında bir deyime hiç hazır değildim. devamında "leyladan bana karı olmaz, bana senden karı olur. karı kime denir bilir misin? namuslu olan herkese denir." dedi. ardından böyle öğretici ve kıro edebiyatının dibine vuran konuşması devam etti. nasıl bir sohbetin içine düşmüştüm bilemedim. nedense kendimi çok kötü hissettim bu duyduklarımdan ötürü, çok şükür ki amca az sonra indi de o ne idüğü belirsiz sohbeti daha fazla dinleme mecburiyetinde kalmadım.
devamını gör...
3008.
bu gün arabanın ruhsatına bakarken, araç muayene bitiş tarihinin , 21 aralık olduğunu farkettim. 21aralık a tuv de gireceğim anlaşılan.
devamını gör...
3009.
mutluluk mavi bir çocuk, oynardı bahçemizde. http://www.cogitosozluk.net...

pencereleri ve kapıları kitleyip kendimize eve hapsettiğimizden beri, buğulu camların ardından izliyoruz o çocuğu hep. evde arbede, karmaşa, yalnızlık ve kaostan başka bir şey yok halbuki. hangi odaya girsek, hangi eşyaya dokunsak, hangi surete baksak daha da artıyor mutsuzluğumuz, yalnızlığımız. oysa biliriz, o çocuk oynar durur bahçede. salıncakta sallanır, elma ağacına çıkar, yaseminleri koparır ve gülmekten başka maske yoktur yüzünde. bize bakar ne vakit pencerede görse, el eder ve masumluğunu saklamayan mahzun bir diğergâmlıkla çağırır durur bizi. ama biz çıkmayız bahçeye, korkarız, utanırız, çekiniriz. kendisini güneşe çıkaracak deliği büyük kaya parçalarıyla kapatıp içe kapanan bir mağara kuşu gibi. kanat çırptıkça mutluluğun o mavi göğüne çıkmaktansa mutsuzluğa uçar durur.

oysa o çocukla bir olup göğe yükselsek ya! bir uçan balon gibi semaya doğru akıp Allah'a ve arşa daha da yaklaşsak ya! http://www.cogitosozluk.net...

fakat biz korkuyoruz, kaçıyoruz mutluluktan. o çocuğun bahçeden göz kırpıp durmasına rağmen pencerelere inat.. http://www.cogitosozluk.net...

mutlu olmak varken bu dünyada
geceler geldi dayandı kapımıza
olduk acımızla sarmaş dolaş
bekledik düşümüzle koyun koyuna
devamını gör...
3010.
''dermansız derde düştüm gel kurtar beni'' cümlesi ne saçma bir cümledir.bu cümleyi muhattabı olan kişiye söyleyebiliyorsan dermansız değildir derdin bilmezmisin???
devamını gör...
3011.
dürüst olana, dürüst kalana alkış tutar ve fazilet atfederiz hep. neden? bunu bir düşünmek lazım. "kanatları kara fücur çiçekleri açmış" ve yalanlar, iftiralar, kandırılmışlıklar üzerinden dönmeye devam eden dünya yüzünden mi? yoksa rolümüze iyi çalıştığımızdan mı?

çok fazla şeyi görmezden gelerek, danışıklı dövüş diye gördüğümüz düzmeceleri zorla üç maymunculuk oynamak suretiyle atlayarak, farklı tonlarda ve dozajlarda yalanlara maruz kalarak geçip gidiyor günlerimiz. hep demezler mi insan en büyük yalanı kendine söyler diye? ve çingeneler zamanı filminde demiyor muydu "kendime yalan söylemeye başladığım günden beri hiçkimseye inanmıyorum" diye? bu bir farkındalık eşiğidir. kendi kendine yalan söylediğini fark etmek, fark etmekten de öte kabullenebilmek de alternatif bir dürüstlük göstergesi hâlini alıyor. çünkü bunu öylesine kanıksamışız, bununla yaşamaya öylesine alışmışız ki, "normallik" ihtiva eden bir düzene istemsiz olarak müdahil olduğumuzun ayrımına dahi varamıyoruz.

bu yüzden hiçkimse "sen her gün kendi kendine yalan söylüyorsun" denmesini, 'kimse yoğurdum ekşi demez' basitinden daha ileri bir keskinlikle reddeder. vaziyetin trajik yönü ise, bu reddediş reddedileni aslında bizatihi desteklediğinde ortaya çıkar..
devamını gör...
3012.
bugün o lanetli günün üzerinden yetmiş gün geçti. ve ben hala toparlanabilmiş değilim. neydi başıma gelen? bunu hak etmiş miydim? sevdim ama hiç mi sevilmedim? babam böyle past...
devamını gör...
3013.
mesela benim için pazar gecesinin bir önemi yok normal bir gün gibi, hatta bugün ayın kaçı onu bile zor hatırlıyorum, evdeyken işi, işteykende evi pek özlemeyen bir insanım böylede garip, herkes mesai biter çıkar, ben mesainin bittiğini bile bilmem.
devamını gör...
3014.
yaşım ilerledikce neden böyle iradesiz oldum ki ben...yapmam gerekenleri erteliyorum ki erteleyenlerin sonlarını bilerek...nefsim beni parmağında oynatıyor bazen. artık bir " dur " demenin vakti gelmedi mi? daha ne bekliyorum bir mucize mi? yoksa bir felaket mi? ahir zaman ümmeti olmam dehşete düsmem için yeterli bir sebep olmalı...zaman kısıtlı, zaman silkelenme vakti benim için...
devamını gör...
3017.
öğle arası arkadaşlarla bir avm’ye gittik. alışveriş yapacaktık, yaptıkta, ama ama bir çizme vardı ki istediğim onun hep büyük numaraları kalmıştı, alamadım, üzüldüm. kasadaki adam tüm mağaza stoklarını sorgulattı, ama bitmişti. tüh hay Allah diyip üzülürken, aklıma şu hadis geldi: ''bir şeyi istediğiniz ve alamadığınız zaman sizin için ecir (sevab) yazılır. sen ne büyüksün Allah’ım diyip üzülmekten bir anda vazgeçtim.
devamını gör...
3018.
beş tane onluk verecekmiş gibi para sayma sesi çıkartıp, şovunu yapıyorsun, laps diye tek 50 lik veriyosun ya, yatacak yerin yok senin bankamatik.
devamını gör...
3020.
#hıncal uluç'un kardeşinin adı öcal'mış. hani demek ki 4-5 kardeş olsalar gidecekmiş öyle, kankustur, vurkırparçala deyu...

#şansal büyüka'nın soyadı da aslında nufüs memuruna başka bir soyad söylenirken a harfi büyük manasında büyük a denmiş ama o maldonado öyle yazmış gibi geliyor bana.

#ziyad bin ebihi ile de haşmet babaoğlu aslında aynı şey.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar