sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3083.
"allah" yazarken siz de "a" harfini küçük yazdığınızda hemen huzursuz olup tekrar düzeltip olması gerektiği gibi yazanlardansınız değil mi? şahsen "a" harfini küçük yazdığım zaman vicdanen rahatsız oluyorum nedense.
devamını gör...
3086.
- çok yorgunum ama gülecek kadar vaktim var.

- güzel gülüşleri hep takdir etmişimdir, kanaat notumu da yüksek tutmuşumdur.

- 4.5'tan 5'in samimiyetine inanacağıma sallama çayın samimiyetine inanırım daha iyi.

- her şeyi salla ama çayı demle derler.

- bir de derler ki insan eşref-i mahlukattır.

- "şerefsiz" artık bir sevgi sözcüğü hâline geldi, ne acayip.

- sevgi neydi?

- neydi bir arada tutan şey ikimizi, birleştiren neydi ellerimizi.

- ellerimizi her gün düzenli olarak bol sabunla yıkamalıyız.

- sabuncakis'te indirim varmış, fırsattan istifade hatundan özür dileyeyim bari.

- ayşe hatun önal da şarkı söylüyordu bir ara değil mi, bak aklıma geldi.

- ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.

- dinle bak, nihat hoca neler anlatıyor.

- hocam istediğimiz sorudan başl- tamam tamam sustum.

- bana soru sor artık, beni kurtarma, konuştur.

- konuşmuyor amirim, bi türlü laf alamadık ağzından.

- ağzında bakla ıslatıcam senin, yarın akşama da pişiririm beraber yeriz.

- akşamı kıldın mı, vakit daraldı çabuk.

- çok yorgunum ama gülecek kadar vaktim var.

-
devamını gör...
3088.
mcluhan ile cebelleşiyorum.ferhad'ın dağları delen sabrı yok üzerimde.biri omzuma elini koyup samimi cümleler ile beni teskin etmiyor.mcluhan kuramları ile gönlümü kırıyor.
devamını gör...
3089.
bir süredir ağlayamamaktan muzdariptim.burnumun direği sızlıyordu gözümden damla yaş gelmiyordu.kalbimin taşlaştığından bile şüphe etmeye başlamıştıhttp://m.meğerse sağlam darbeleri bekliyormuş akmak için göz yaşlarım.şimdiyse durduramıyorum açtım muslukları.acının şiddeti azalınca o da yavaş yavaş toparlanacak çekecek sularını terk edecek beni biliyorum.neyse beterin nihayeti yok ben gideyim biraz şükredeyim.
devamını gör...
3090.
oldum olası telefon kılıf ve koruyucularından hoşlanmıyorum. yine de bulunsun diye beğenmeyerek bir tane edindim. hatta deneme amaçlı takılanı değil de sırf satıcının parmak izi olmasın diye paketliyi istedim ve takmayacağımı söyledim. ekranı hohlamaktan nefes yetmezliği çekerken bir de kılıfa hohlama işi çıkmıştı. dışarı çıkmadan pişman olup kendi kendime boşuna aldığım düşüncesiyle söylene söylene ilerlerken sektirilmiş taş edasıyla fırladı elimden telefon. ikimizde sol yanımızdan yaralandık -benim çektiğim acı onunkinden kat be kat büyüktü elbette-. yerden alır almaz parlak silikon kılıfı taktım, ıslak mendille silip takarken yaptığım izlerden kurtulayım derken daha beter hale getirdim, yine hohlara muhtaçtım. bunun kalabalık bir caddede olması da cabası.
neticede onların da benden hoşlanmadığı acı bir tecrübe ile sabitlendi ve o gün bugündür kılıfı çıkarmaya yüzüm yok.
devamını gör...
3091.
hergün gelsem sana yazsam.
yazacak şeyler de bulamıyorum çoğu zaman.
başlasam biliyorum, gelecek sonu.
en az her başlangıcın sonu olduğu kadar.

yazamayışım hep şu ilhamdan.
kaçırdım. kaçtı. kaçırıyorum.
bunca yıllık adamım. yaşıyorum; öğrendim ki kaçıran şey şu ilhamı;
insanlardan...:

günahlar...

devamını gör...
3092.
sonbahar neden sarı bilir misin? sus. cevap verme istersen, hatta hiç konuşma. dinle ve gülümse. hem geldiğinden beri konuşuyorsun. sana susmak yakışıyor, hüzünlü bir tebessümle birlikte. sonbahar demiştim, sarı renkli. sararmış yapraklardan (mı) almıştır rengini dersin? bence öyle. sakın. açma ağzını, aralanmasın gül kurusu dudakların. sözcüklerime üzülürsen şayet, yine de açma ağzını. bakışların konuşur, telaş etme. sessizlikte bir ses. hem çeyrek asırdır, konuşuyoruz. yarım ağızla. sonbahar demiştim, sarı renklidir bilir misin? sarı hüznün rengidir... rengim'dir.
devamını gör...
3093.
kayıp bir şehre uğruyor gönlüm. bildiğim gördüğüm gibi değil burası. burası farklı. batık bir gemi ya da eski zamanlardan kalmış tarihi bir kenti izliyorum sanki. kah viraneler çıkıyor karşıma yaşanmışlıklar gibi. kah tertemiz sular çıkıyor, sanki kana kana bir kez içilmemiş gibi.
kayıp bir şehir, eskiden kalma ihtişamla, tütün gibi ziftler karışmış birbirine. yeşilliği, kıskançlığı ve güzelliği simgeliyor, bembeyaz gökyüzü tebessüm kadar masumiyeti.
kırmızı güllere dikkat! onlarda masumiyet eline alana kadar, yoksa dikenleri kalbe batar. beyaz gül masumiyeti anlatır ve gönül beyaz mı kırmızı mı bilemez bazen. kayıp bir şehir insana neler anlatır, neler yaşatır bilinmez...
devamını gör...
3094.
bütsüz daha mutluydum yemin ederim.hiç değilse kaldım der evime giderdim tin tin.şimdi bir de vizeyi finalle birlikte açıklayan (çok af edersiniz ama hak ediyorlar) hepsi birbirinden dallama hocalarımın keyiflerini bekleyeceğim.peki alttan aldığım derste 90 lık kağıt verip 30 verilmesine ne http://demeli.geçmek için illa ölmeni mi bekleyelim.emekliliğin gelmiş çatmış daha olayı uzatmanın alemi ne?bu adam o kadar bedduayla hala ayakta kalabiliyorsa ben nasıl bir beddua aldım ki uzayan okulumla,somurtuk yaşamaya devam ediyorum.çocuğum olsun 4-4-4 te bırakırım yeter gari derim artık.yıvrım ben çekiyorum o çekmesin.
devamını gör...
3095.
rüyamda kapı çaldı, kapıyı açtım bir baktım adriana lima. sana kaçtım yiğidim! sana kaçtım pehlivanım deyip atıldı boynuma. tövbe bismillah.
devamını gör...
3096.
dün akşam arkadaşların evindeyim. hep erkek muhabbet ne olabilir ki erkek öğrenci evinde? evet sizin tahmin ettiğiniz şey. şimdi 2 arkadaş yeni bir kızla tanışmış onu anlatıyorlar şöyle tanıştık bu vesile oldu şu falan. şimdi sevgilisi olmayan arkadaş bir arkadaşını da bana ayarla la diyor. arkadaşda yok olm sordum sormaz olur muyum ''arkadaşlarımın hepsinin sevgilisi var'' dedi diyerek arkadaşın umutlarını yıktı. şimdi ana meseleye gelelim bu muhbbet her zaman döner erkekler arasında. hepde aynı şeyi der kızlar arkadaşlarımın hepsinin sevgilisi var. ben bunu demeyen kız duymadım. şimdi burdan yola çıkarsak herkesin sevgilisi var o zaman bu kadar abaza nasıl oluşuyor lan? kafamda deli sorular.
devamını gör...
3098.
--- alıntı ---

topuklu ayakkabılara da asansör yapsınlar!
ruhsuz binalara yaptıkları gibi…
aşırı göz makyajlı sarışın bir bayana;
yemek ısmarlamadığımız için özür dileyelim.
pişman olalım tertemiz duran çatal, bıçak için.
bu güzel kızın derdini de anlayalım birazcık.
üstüne telafi edelim lanet hatalarımızı.
öyle kuru kuru özür dilemeyelim ama sadece.
acaba bu kızcağıza kuru fasulye ısmarlasak!
pilavüstü, cacıkla bir de salata yanında…
özrümüz kabul olunur mu?
önce onun, sonra Allah’ın katında?
canı sıkılmış bir kızdan özür dilemek sevap değil mi yoksa?

--- alıntı ---
devamını gör...
3099.
az evvel evimize arıtma cihazının hem tanıtımını hem de montajını yapmak için iki erkek bir kadın geldi. babaannem malum yatıyor hasta bu aralar. kız kardeşim evde yok. ilgilenmek bana düştü. çocuk elinde koca kitapçıkla başladı su bilgisi dersi vermeye. mikro organizmalardan girdi e coli basilinden çıktı. tabi bunu biliyor muydunuz diye de soru soru soruyor bana. evet diyorum kısa kes gibilerinden. içimden neler geçiyor Allah bilir. en son tutamadım kendimi suyun ph ından girdim türkiyede 13 ün üstünde suyun bulunmadığından vs. bahsettim en son çıktığım yer, suyun elektroliz edilmesiydi. çocuk şaştı kaldı afalladı. sonra oha! der gibi siz nereden biliyorsunuz tüm bunları, bana dedi. o an ne diyeceğimi bilemedim. yalnızlık bazen insanları, gereksiz demiycem tabi ama üzerinde doktora yapacak kadar bilgi edinmeye itiyor. kötü mü iyi mi bilemedim ben bunu. diyebildiğim tek şey ''sadece merak'' oldu. hayırlısıyla şu montaj bitseydi bi...
devamını gör...
3100.
ben artık kanaat getirdim. bende "yoldan geçerken veya hazır karşılaşmışken bir evlenme teklifi edin, kesinlikle kabul ederim" mesajı veren bir tip var. ya da karşı tarafın dilinden anlatmam gerekirse "ya gelmişken şuna bir evlenme teklifi yapayım, kesin kabul eder bu salak" gibisinden bir tipim var. yoksa en abuk tipler, en olmadık zamanlarda yolumu kesip, bu kadar ciddi bir konu hakkında böyle pervasızca davranabilir miydi? işin en garip tarafı da "görüştüğüm biri var" dediğim halde, "ben yine de numaramı vereyim" diyecek kadar pişkin olmaları. zaten hastaneden çıkmışım, bir sonraki terapiye randevu almışım, ilaçlarımın dozunu artırmışım, evlilikten, insanların ciddiyetsizliğinden iyice midem bulanmış, bir de bu tiplerle karşılaşıyorum.

not: okuyanların samimiyetime inanmasına fena ihtiyacım var şu an. burada "ben her gün evlilik teklifi alıyorum" mesajı vermek istemiyorum. ihanete uğrayacak kadar çirkin biriyim en nihayetinde.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar